Kapitalizm, insanlığı bir zamanlar tanımlayan pek çok şeyden mahrum bırakan çok yıllık bir anlaşmazlığı sona erdirdi. Hem de tek bir düşünceyi davranış biçimine dönüştürerek…
"biz öleceğimize onlar ölsün." bu düşünce biçiminin kalıtsal bir varoluş davranışına dönüşmesi kötü oldu.
Çünkü insan zenginleştikçe insan olduğunu unutur ve ayrıcalıklı olduğunu zanneder.
böyle bir ruh hali içinde savaşta, kargaşada, fabrikada, eylemde kendini muhafaza edip piyon diye tabir edilen daha az kazanan insanları harcamaktan çekinmez.
Çokça ve değişikce birçok motivasyon kaynağı görerek bunu bir seleksiyon olarak nitelendirmeye başlar. Kader,talih, ya da seçim olduğu belirsizliğini bir netlik olarak sunar,önce kendine sonra çevresindekine ilginçtir ki tereddütsüz kabul görür bu düşünce….ve etrafındaki dönen ve insan tüketen bu değirmene müdahale etmediği gibi bunda bir abeste iştigal görmez ve kafaya takılacak bir durum olmadığını içselleştirir.
Buraya bir parantez açarak meseleyi genişletmeden kendi namıma bir durum tespiti yapmak isterim.Bu “kafaya takmama” meselesini ben bir türlü aşamadığım gibi üstüne bir de beni oldukça aşındırmıştır zihinsel ve ruhsal olarak… O yüzden bu”kafaya takmamak” benim bir türlü başaramadığım eylemdir. Yapan nasıl yapıyor çözemedim. Sonradan kazanılan bi yetenek olması mümkün değil bence.
Kapitalizm gibi sistemlerin kusur ve hataları da doğal olarak insanın iyi ve kötü olmasına bağlı olarak ilerliyor zaman çizelgesinde…İyi insana geçmeden önce kötü insanı zihnimde ki yargı sandalyesine oturtmak isterim.
İnsan olmanın çok kusurlu ve komplike bir şey olduğunu düşünüyorum, bu yüzden de insanları ''kötü'' yapan bir şey varsa o da merhametsizlikleridir. Bir insan vicdansızsa ve diğerinin acısından zevk alıyorsa kötü bir insandır ve bunun daha ötesi yoktur. Mesela birini kötü olarak tanımlayabilmem için masum bir hayvanı öldürdüğünü, acı çeken biri için sinsice şeyler düşündüğünü, bir insanı iftiralarla işinden ettiğini, bir insanı gözünü kırpmadan öldürdüğünü görmem gerekir. Kıskançlık, bencillik, psikolojik rahatsızlıklara bağlı yanlış davranışlar vs... insanın insanı kötü olarak tanımladığı milyon tane şey var. ama bunların hepsi herkesin içinde olabilecek, anlık olarak görünüp kaybolabilecek, hatta belki kişinin farkında bile olmadan yaptığı şeyler olabilir. tabii burada yine bir sürü kıstas da devreye girebilir; yani zarar verip vermediği, ne kadar zarar verdiği gibi şeyler. Aslında elbette ki önemli olan zaten o zararı vermemektir. Fakat merhametsizlik ise kötülüğün gerçek yüzüdür, çünkü bir insan herhangi bir canlıya karşı merhametsizlik gösterebiliyorsa bilinçli hareket ediyordur ve bunun açıklaması yoktur. kötü insanlar ve kapitalizm bir nokta da adil olmayı değil, kazanan olmayı tercih ederler. Bu da bir insanı, kötü insan yapmaya gerektiği kadar malzemeyi sisteme sağlar. Benim yaş gurubunda ki akranlarımın raf ömrü pek kalmadı sayılır. Ama gençlerimiz için Kapitalizmin yarattığı kötü insanlar ile baş edebilmeleri için bir kaç öğüt verebilirim sanırım.
Nihayetinde şu dünyada varoluşumun zannettiğim kadar müstesnâ bir yer işgâl etmediğinin idrâkine vardığım yaşlardayım. Kaldırımlarda pinekleyen gençlerin nazarında yalnız eski bir budala, ihtiyarlarca haytanın biri, mahalle bakkalına meçhûlûm. Sevdiğim kadının yaşantısındaysa bir ihtimal, hayatın ince zevkleriyle karşılaştırıldığında vazgeçilmesi; icâp ederse yok edilmesi lazım gelenim. Esâsen
ben etten ve kemikten, kayda değer bir yahut bir kaç fikirden ibaret bir âdemoğlundan başkası değilim. Sözümüzün kıymetlenmesi için gereken sunuşu yaptıktan sonra gelelim gençlere ve bizlere olan sözüme….
Kötü insanlar
alavere dalavere,
ketenpere,
hepsini bilirler.
O yüzden çocuklarımıza pasif direnişi değil, karşılıklı caydırıcılık doktrinini öğretmek gerekir. En azından bu kötü sistemin çarkları arasında ezilmeden insan olarak kalablilsinler…derim ve herkese keyifli haftalar dilerim.
biraz peynir, biraz dünden kalanlar, birkaç dal umut….
her gün,
her akşam,
ve hep aynı saatte.
sağlığınıza …
Sevgiyle kalın,sağlıcakla kalın…
Hamurabi’nin mekanından bildireceklerim bu kadar,