Afi Can

İstiflemek… Acaba neyi istifliyoruz ?

Afi Can

"Sen ki ağır yürüdüğün için değil, belli ki saygı duyduğun için ötekilerin peşinden gitmektesin, susuzluktan, ateşten kavrulan bana yanıt vermelisin."
                                                                                                             Dante Alighieri
Bazı yazarlar kalabalığın çılgın korosunda tepinmeyi reddederler. Onlardan biri olmayı
kendilerine yediremezler. Pek ırak sayılmayacak bir mesafede inzivaya çekilip olanı biteni
seyretmeyi yeğlerler. Masalda ki çikolatalı evin kendilerini cezbetmesine müsaade etmezler.

Çevresinde dolanır, eve girmeye meyledenlere “ev tuzak, içeride cadı var “ diye uyarmayı
vazife edinirler kendilerine... Tabii ki insanların bir çoğu bu delilerin sözlerine kulak asmazlar;
ta ki kazanda kaynayanın kendi yaşamları olduğunu anlayana dek.

Ben onlara yazar değil uyarıcılar diyorum. İşte Dante de medeniyetlerinin artık toplumları
zehirleyen bir çökelti haline geldiği batıdan, bizlere seslenen bir yazardır. Kitaplarında çağlar ötesinden gelen bir sesle seslenir. Sanki gaipten geliyordur bu ses, duyamadığımız,
göremediğimiz bir yerden. Hem bugünü kapsar hem dünü çığlık çığlığa anlatır bizlere, insan olmanın sefaletinin insan kalabilmekten daha mühim olmadığı yanılgısını yüreklerimize bir terzi gibi iğne batırırcasına nokta nokta tane tane işler kitaplarında...

Peki o vakitler eğitim sadece belirli bir kesim ve para bakımından fazlalığı olanlara tanınmış bir lüks iken şimdi neden bizleri daha iyi insan yapması gerekirken daha kötü insanlar haline getiriyor. Ve son gelişmeler gösteriyor ki ilim ve bilimi birbirimizi katletme aracı olarak inanılmaz derecede geliştiriyoruz. Peki acaba eğitim pek sanıldığı kadar iyi bişey değil mi?  Ya da bizler mi yanlış anladık olayı ve çocuklarımıza özgün eğitim vermek yerine onların belirli kesimlerin amacına hizmet edecek biçimde eğitilmelerine mi göz yumuyoruz?

Çünkü;

"Eğitimin insanı bilgili yapması yetmez daha iyiye doğru değiştirmesi gerekir ve sonun da kişiyi bireyselleşebileceği bir alanda özgürlüğüne kavuşturabilmelidir."

Okullarda öğretilen didaktik kitapların bu hususta yetersiz hatta çoğu yerde yanlış olduğu ortadadır. Kimseye bir faydası olmayan bu eğitim sisteminden vazgeçmek insanlık namına mühim bir meseledir. Birbirine benzeyen, yerlerine ikame edebileceğimiz kimseler yetiştirmenin patronlar, devletler ve dinlerin dışında kimseye fayda sağlamadığını tarih bize defaten göstermiştir. Müsaade ederseniz kendimden yola çıkarak izah etmek istiyorum.
Kenara para yığma konusunda becerikli bir kimse değilim. İş hayatında tutunamamın en belirgin sebeplerinden birisi budur sanırım. Para kazanmak isteğinin bende tam olarak  gelişmemiş olması... Kazansam bile onu kontrol edebilme, biriktirme ya da değerlendirme gibi hususlarda zayıf kalıyor olmam. Bu durum beni rahatsız eden birşey değil. Ama gelin görün ki ben hariç herkesin muzdarip olduğu bir konu. 
Tutumlu ol! 
Çalışkan ol! 
Akıllı ol! 
İnanın bu öğütlerden gına geldi. Çevremdeki kimseye anlatamadım. Aslında tam olarak onların istediği kişiyim sadece farklı konularda bu irademi ortaya koymayı seviyorum. Parasal olmayan konularda..

Gerçekten ihtiyacımdan fazlasına hiç gerek duymadan yaşamayı bu yaşıma kadar bir şekilde sürdürebildim. Bu alanda ki yoksunluğum yaşamın diğer alanlarında bana inanılmaz çeşitlilikte zenginlikler kattı. Bu dünya da bana tahsil edilmiş olan zamanı gönlümce kullanabilme  olanağı tanıdı.  Bu sadece parasal bakımdan güçlü olanlara tanınmış bir imtiyaz değildir. Pekala insan maddi yoksunluk içerisinde de vaktinin efendisi olabilir. İlgili alanlarımı ve sınırlarını belirleyebilme özgürlüğü tanıdı. İnsan tanıma olanaklarımı zorunluluklara göre değil tercihlerime göre yapabilme özgürlüğü tanıdı. Doğayla, sanatla ve en önemlisi kendimle bolca ve kaliteli zaman geçirebilme özgürlüğü tanıdı. Dünyayı ve yanında getirdiklerini keşfedebilme şansı tanıdı. Başkalarının düşüncelerini geliştirme ya da savunma sorumluluğu değil,kendi düşüncelerimi, inançlarımı geliştirme olanağı tanıdı. Birçoğu eksikte olsa.  Demem o ki eğitim sisteminde radikal değişiklikler yapmalıyız. Çocuklarımıza kendilerini olmaları için bir şans tanımalıyız. Onları para kazanmaları gerektiği yönünde baskılamamalıyız. Sistemin, devletin ya da dinlerin köleleri olmaları yerine bu tercihleri kendi hür iradeleri ile yapabilmelerini sağlamalıyız. 
Kayaköy’ün çürümüş harabelerinin içinde, duvarlara yansıyan insan çığlıkları eşliğinde, Hammurabi’nin mekanında…
biraz peynir, biraz dünden kalanlar, birkaç dal geleceğe dair umut….
her gün,
her akşam,
ve hep aynı saatte.
sağlığınıza …
Sevgiyle kalın,sağlıcakla kalın sevgli okurlarım. Keyifli Haftalar dilerim…

 

Yazarın Diğer Yazıları