Psikolog  Saadet ELEVLİ

Algoritmaların Değil Emeğin İnsanı Olabilmek

Psikolog Saadet ELEVLİ

Modern dünyanın en büyük yanılsamalarından biri, insan zihninin kalitenin değil, görünürlüğün peşinden gitmesidir. Artık birçok alanda insanların ne kadar bildiğinden, ne kadar ürettiğinden ya da ne kadar donanımlı olduğundan önce ne kadar görünür olduğu konuşuluyor. Sosyal medyada, iş hayatında, akademide, eğitimde, hatta uzmanlık gerektiren mesleklerde bile bazen gerçek değer ile algılanan değer arasındaki mesafe hiç olmadığı kadar açılmış durumda.
Bugün birçok insan vitrinle içeriği karıştırıyor. Oysa vitrin, mağazanın kendisi değildir.
Psikolojide "aşinalık etkisi" (mere exposure effect) olarak bilinen olguda raştırmalar, insanların sık gördükleri kişi, fikir veya ürünleri daha güvenilir ve daha değerli algılamaya eğilimli olduklarını göstermektedir.
Bir şeyi ne kadar çok görürsek, onu o kadar iyi sanmaya başlarız. Bu durumun ilginç yanı, gördüğümüz şey gerçekten iyi olduğu için değil, yalnızca sık gördüğümüz için ona olumlu duygular geliştirmemizde yatmaktadır. 
Başka bir deyişle, tekrar eden görünürlük çoğu zaman kalite yanılsaması yaratır. İşte bu yüzden bazı insanlar uzman oldukları için ünlü olmazlar; ünlü oldukları için uzman sanılırlar.
Ormanda en uzun ağaçlar uzaktan hemen fark edilir. Ancak ormanı ayakta tutan şey çoğu zaman gözle görünmeyen kök sistemidir. Toprağın altında sessizce varlığını sürdüren kökler görünmezdir. Bu yüzden kimse onları konuşmaz.
Ama fırtına geldiğinde ağacı ayakta tutan şey gösterişli dallar değil, görünmeyen köklerdir.
Bugünün dünyasında da benzer bir durum yaşanıyor. Sürekli görünür olan insanlar dallara benziyor. Sürekli karşımıza çıkıyorlar. Sürekli konuşuyorlar. Sürekli kendilerini anlatıyorlar.
Fakat bazen derinlik, sessizliğin içinde saklıdır.
Bir köşede çalışan, araştıran, üreten, yıllarını bir alanda uzmanlaşmaya veren insanlar çoğu zaman algoritmaların değil, emeğin içinde yaşıyor.
Bu nedenle görünmüyorlar.
Görünmedikleri için de yeterince değerli sanılmıyorlar.
Sosyal psikolojide "halo etkisi" adı verilen başka bir bilişsel yanlılık daha vardır.
Bir kişinin tek bir olumlu özelliğini gördüğümüzde, diğer özelliklerini de olumlu varsayma eğilimine gireriz.
Güzel konuşan birini bilgili sanırız.
Takipçi sayısı yüksek olan birini başarılı sanırız.
Kendinden emin görünen birini yetkin sanırız.
Oysa özgüven ile yetkinlik aynı şey değildir.
Görünürlük ile kalite de aynı şey değildir.
Mikrofonu elinde tutan kişi en bilgili kişi olmayabilir.
Sadece mikrofonu elinde tutan kişi olabilir.
Aslında tarih bunun örnekleriyle doludur. Bazı insanlar yaşarken neredeyse hiç tanınmadılar.
Bazıları eserleri öldükten sonra keşfedildi.
Bazıları ise dönemlerinin en çok konuşulan isimleri olmalarına rağmen bugün hatırlanmıyor.
Çünkü görünürlük geçicidir.
Değer ise kalıcıdır.
Bir havai fişek geceyi birkaç saniyeliğine aydınlatabilir. Ama bir deniz feneri yıllarca yol gösterir.
Sorun şu ki modern insan çoğu zaman havai fişeklere bakıyor.
Deniz fenerlerini fark etmiyor.
Bu nedenle kendimize şu soruyu sormamız gerekiyor:
Bir insanı gerçekten neye göre değerlendiriyoruz?
Takipçi sayısına mı?
Sürekli karşımıza çıkmasına mı?
Kendini pazarlama becerisine mi?
Yoksa ürettiği değere, bilgisinin derinliğine ve yaptığı işin niteliğine mi?
Çünkü günümüzde bilgi ile reklam arasındaki çizgi giderek silikleşiyor. Ve bazen en yüksek ses, en doğru ses sanılıyor.
Oysa dağların içindeki kaynak suları sessiz akar.
Gürültü çıkaran ise çoğu zaman şelalenin kendisi değil, düştüğü boşluktur.
Belki de artık insanları değerlendirirken kendimize küçük bir hatırlatma yapmalıyız:
Sürekli karşıma çıkıyor olması, onun en iyi olduğu anlamına gelmez.
Çok görünmesi, çok bilmesi demek değildir.
Çok konuşması, çok üretmesi demek değildir.
Ve sessiz olması da değersiz olduğu anlamına gelmez.
Çünkü bazı hazineler vitrinde sergilenir. Bazıları ise toprağın altında saklıdır.
Vitrin gözümüzü çeker. Ama gerçek değer çoğu zaman kazmayı vurduğumuz yerde bulunur.
Belki de çağımızın en önemli becerilerinden biri, ışığa değil kaynağa bakabilmektir.

Yazarın Diğer Yazıları