Merhaba sevgili okurlarım bu hafta yönetici sınıfımızın taş yürekliliği ve seçkinlerimizin
ikiyüzlülüğünden bahsetmeyeceğim.Daha basit ama genel bir şeyden bahsedeceğim. Dünya
genelinde hızla çoğalan "öfkeli adamlardan" söz açacağım.
İnanın son zamanlarda öfkeli adamların arasında yaşamanın zorluklarını iliklerime kadar
hissediyorum. Bu durumu anlamaya çalışıyorum. Bunu söylemesi güç ama şu sonuçlara
varıyorum.
Bu adamların bir çoğu alışık oldukları saygınlıklarını kaybettikleri için kızgınlar.
Ve mutsuzlukları için kendilerini mahkum ediyorlar.
Kendi üzerimdeki uzun araştırmalardan sonra vardım bu kanıya.
Daha vurucu bir tespitimi söylemek istiyorum.
Kurmaca bile olmayan düzmece bir yaşam sürdüğümüz için öfkeli bu adamlar desem fazla
ileri gitmiş olur muyum?
Gerçeğin düzmece ile yer değiştirmesi...
Evet evet yanlış duymadınız!
İnsanların bir çoğunun öfkesi, gerçeklikten yoksun düzmece hayatlarına sorgusuzca
katlanmaları istenmesinden ileri geliyor olabilir.. Köşeye sıkıştırılmış olmanın verdiği
yılgınlığın dışavurumu diyebilirim.
Yoksa ideolojik ayrıştırmalar ya da teolojik kışkırtmalar, ekonomik açmazlar, toplumlarda
hakim olan bu öfkenin ve mutsuzluğun ancak mazereti olabilirler.
İnsanlık olarak hileli bir masada oturuyoruz. Ve ilizyonistin gösterisine sorgusuz sualsiz
inanmamızı bekliyorlar.
Yakınabileceğimiz kimse yok, çünkü kartlar eşit derecede dengesiz dağıtılmış vaziyette.
Böyle bir masada insan kaybetmeye ya da kazanmaya oynama, daha çok kurtulmaya oynar.
"İhale bana kalmasında" mantığıyla hareket eder.Kimde kaldığıyla pek ilgilenmez.
Halbuki masayı kuran güç, kimlerin kaybedeceğini çoktan belirlemiştir.
Sizin de bu dönen dolabın farkında olmanıza rağmen sessizce kabul etmek ve yasası
olmayan bu masanın kuralsızlığına çaresizce boyuneğmenizi beklemeleri canınızı
yakar.Ama yine de ses çıkaramazsınız.Nihayetinde masadaki diğer herkes sizinle aynı
kadere tabidir.
Ve ağlamıyorlardır, sizin ağlamanız bir zayıflıktan çok, oyunbozancılık olarak
algılanacaktır.Kayıtsız kalmanız en sağlıklısıdır böyle ortamlarda.Yaşamak için ölü taklidi
yapmalısınız.
Toplumlar acı çekerek bir şeyler keşfediyor. Şöyle böyle tanıdıkları ya da hiç tanımadıkları
insanlar arasında bilinçlice ve gizliden kendilerine düşman bir kesim var, bu seyreltici gerçek
canlarını yakıyor.
Aynı türden insanların yığıldığı bu dünyada öfkeli bu kadar çok adamın olmasının başka
izahati olamaz sevgili okurlarım. Hepinize iyi haftalar diliyorum. Sevgiyle kalın, sağlıcakla
kalın. Cambaza bakmayın.