YANGIN GÜVENLİĞİ -İTFAİYE RAPORU
İç Mimar Cansel Yavuz
Otellerden işletmelere, eski yapılardan denetimlere: Gözden kaçırdıklarımız
1. Bölüm | Yangın çıkmadan önce neyi görmüyoruz?
Bir otele girdiğimizde çoğumuzun dikkat ettiği şeyler bellidir. Odanın manzarası, yatağın konforu, banyonun temizliği, kahvaltının kalitesi… Tatil planlarken bunlara bakarız. Fakat aynı binanın içinde, ihtiyaç duyduğumuz anda hayat kurtarabilecek bazı ayrıntıları çoğu zaman fark etmeyiz. Yangın çıkarsa nereden çıkacağımızı, acil durumda hangi yolu izleyeceğimiz bunların başında gelir.
Aslında bu yalnızca oteller için geçerli değil. Gün içinde bulunduğumuz restoranlardan iş yerlerine, alışveriş alanlarından kamu binalarına, hatta kendi apartmanımıza kadar aynı soruyla karşı karşıyayız: Bir acil durumda ne yapacağımızı gerçekten biliyor muyuz?
BKA Yangın ve Güvenlik Sistemleri Yetkilisi: Yangın Danışmanı Kürşat Adıgüzel'le yaptığımız görüşmede anlattığı iki olay, bu konudaki yaklaşımımızı oldukça iyi özetliyor.
Yirmi yıldır aynı dükkânda çalışan bir esnaf, emeklilik nedeni ile iş yerini kapatmaya karar verdiğinde yangın söndürme cihazına artık ihtiyacı olmayacağını düşünüyor ve cihazı hurdacıya veriyor. Aradan çok geçmeden dükkânda yangın çıkıyor. Bir başka işletmede ise yangın söndürme cihazlarının dolum zamanı geliyor ve iş sahibi erteliyor. Bir hafta sonra karar değişiyor ve ekip çağrılıyor. Cihazlar alınırken yerlerine yedekleri bırakılıyor. Tam da o gün işletmede yangın çıkıyor.
İki farklı olayın ortak noktası aslında hepimizin bildiği bir düşünce: “Bize bir şey olmaz.” Uzun süre herhangi bir sorun yaşamayınca önlem almak gereksiz görünmeye başlayabiliyor. Oysa geçmişte bir olay yaşanmamış olması, bundan sonra da yaşanmayacağının garantisi değil.
Üstelik tehlike belirli bir yere veya işletme türüne bağlı değil. Bir mutfakta, elektrik tesisatında, depoda ya da üretim alanında başlayabilir. Otel, restoran, hastane, okul, ofis veya konut olması bu gerçeği değiştirmiyor. Yapıların özellikleri ve taşıdıkları tehlikeler farklı olsa da acil durumda insanların güvenli biçimde dışarı çıkabilmesi her yerde temel meselelerden biri.
Yangın Danışmanı Kürşat Adıgüzel'in sahadaki deneyimlerinden aktardığı en önemli noktalardan biri de şu, önlemlerin çoğu zaman yaşanan bir olayın ardından hatırlanması. Özellikle bir otel yangınından sonra işletmelerin denetlenmesi gündeme geliyor. Oysa tehlike olaydan sonra ortaya çıkmıyor; yalnızca o zaman herkesin dikkatini çekiyor. Yapılması gereken, bir olay yaşandıktan sonra eksikleri aramak yerine önceden gerekli kontrolleri yapmak ve önlemleri almak.
Bu kontrollerin yalnızca yangın söndürme ekipmanlarının bulunup bulunmadığıyla sınırlı kalmaması gerekiyor. Duman algılama ve ihbar sistemlerinin bulunması ve çalışır durumda olması da önemli. Bu sistemler Yangın başlamadan önce oluşan dumanı algıladığı anda alarm vererek erken uyarı sağlar. Böylece tahliye ve söndürme sürecine daha erken başlanmasına yardımcı olur ve yangının büyümeden kontrol altına alınması açısından önemli bir rol oynar.
Bunu yalnızca yangın açısından düşünmek de mümkün değil. Depremden sonra yapı güvenliğini, selden sonra altyapıyı, büyük bir kazadan sonra yol güvenliğini konuşuyoruz.
Belki de burada değiştirmemiz gereken şey, tehlikeyi tamamen ortadan kaldırabileceğimizi düşünmek değil; hazırlıklı olmayı günlük hayatın bir parçası hâline getirmek.
Fethiye gibi turizmin önemli bir yer tuttuğu bir bölgede bunun ayrıca düşünülmesi gerekiyor. Her sezon binlerce insan otellerde, pansiyonlarda, restoranlarda ve farklı işletmelerde zaman geçiriyor. Bir misafirin kaldığı yapının bütün teknik özelliklerini bilmesi beklenemez. Ancak acil çıkışların nerede olduğunu bilmek, yangın söndürme ekipmanları-ihbar sistemlerini tanımak ve tahliye planına göz atmak veya fark ettiği bir eksikliği ilgili kişilere bildirmek herkesin yapabileceği şeyler.
Bilinçlenmek için uzman olmaya da gerek yok. Yangın yönetmeliğini baştan sona bilmek veya bir yapının bütün teknik sistemlerini değerlendirmek elbette uzmanlık gerektiriyor. Fakat “Acil durumda buradan nasıl çıkacağım?” sorusunu sormak için uzman olmaya gerek yok.
Son dönemde yaşanan otel yangınlarının ardından insanların kaldıkları yerlerde çıkışların nerede olduğunu, tahliye planını ve alınan önlemleri daha fazla merak etmeye başlaması bu açıdan önemli. Bu soruların yalnızca korkunun etkisiyle değil, günlük hayatımızın bir parçası hâline gelmesi gerekiyor.
Çünkü güvenlik konusunda herkesin teknik bilgi sahibi olması mümkün değil. Fakat herkes bulunduğu yerde neyin önemli olduğunu öğrenebilir, gördüğü bir eksikliği sorabilir ve “Nasıl olsa bir şey olmaz” düşüncesinin yerine “Olursa ne yapacağız?” sorusunu koyabilir. Unutulmamalıdır ki yangını tedbir söndürür.
Belki bundan sonra bir otel odasına girdiğimizde manzaraya bakmadan önce bir kez koridora da bakmakta fayda var. Acil çıkışın nerede olduğunu bilmek yangın önlemlerinin olup olmadığını öğrenmek veya itfaiye raporu var mı diye sormak tatilin en keyifli ayrıntısı olmayabilir; ancak ihtiyaç duyduğumuz anda bilmemiz gereken ilk şeylerden biri olabilir.
İlk bölümde günlük alışkanlıklarımızı ele aldık. Peki bir yapının gerçekten güvenli olup olmadığını dışarıdan bakarak anlayabilir miyiz? Gördüğümüz bir yangın merdiveni gerçekten kullanılabilir durumda mı? Bir rapor neyi gösteriyor? Yıllar önce yapılmış bir binayı bugün geçerli şartlara uygun hâle getirmek ne kadar mümkün?
İkinci bölümde bu soruların peşine düşeceğiz. Bu kez binanın kendisine ve dışarıdan fark edilmeyen ayrıntılara bakacağız.
Çünkü bazen bir eksik gözümüzün önündedir; onu fark edebilmek için neye bakacağımızı bilmek gerekir.