İç Mimar Cansel Yavuz

İÇ MİMARLIKTA DİPLOMA YETMEZ

İç Mimar Cansel Yavuz

Geçen haftaki yazımda iç mimarlığın dışarıdan görünen yüzüyle, işin içinde olanların bildiği tarafı arasındaki farktan söz etmiştim. Bu hafta biraz da bu mesleğe hazırlanma sürecine, yani üniversite yıllarına bakalım. İç mimarlık okumayı düşünen ya da şu anda bu bölümde eğitim alan gençlere söyleyeceğim ilk şey şu olurdu:
Diploma önemli. Ama tek başına yeterli değil.
Üniversite size mesleğin temelini verir. Proje yapmayı, çizim üretmeyi, mekânı kurgulamayı, malzeme ve teknik konularla tanışmayı öğrenirsiniz. Fakat mezun olduğunuzda elinizde yalnızca diploma varsa, mesleğin asıl dünyasıyla henüz tam olarak karşılaşmamış olursunuz.
Bugün yeniden üniversiteye başlayacak olsaydım, derslerimi elbette önemserdim. Ama kendimi sadece okulda öğrendiklerimle sınırlamazdım.
Şantiyeye daha çok giderdim.
Çünkü bir detayın nasıl çizildiğini okulda öğrenebilirsiniz. Ama o detayın sahada neden değiştiğini, hangi malzemenin neden tercih edilmediğini ya da ustanın neden başka bir çözüm önerdiğini ancak uygulamanın içinde görürsünüz.
Malzemeye de daha fazla zaman ayırırdım.
Bir seramiği katalogdan görmek başka, elinize almak bambaşka. Ahşabın dokusunu, doğal taşın farklılığını, bir malzemenin ışık altındaki davranışını görmek ve hissetmek; zamanla oluşan mesleki birikimin önemli bir parçası.
Portföy hazırlamaya da mezuniyeti beklemezdim.
Üniversitede yaptığınız her proje, her çizim ve her modelleme çalışması aslında kendi gelişiminizin bir kaydıdır. Bugün beğenmediğiniz bir çalışmaya birkaç yıl sonra baktığınızda bile nereden nereye geldiğinizi görebilirsiniz. Bu da size hem mesleki gelişiminizi hem de kendi yolculuğunuzu değerlendirme fırsatı verir.
Bilgisayar programlarını da sadece bir dersi geçmek için öğrenmezdim.
AutoCAD, 3D modelleme programları ve bugün hızla gelişen yapay zekâ araçları, iç mimarın işini kolaylaştıran ve üretim gücünü artıran araçlar. Ama hiçbir araç tek başına iyi bir tasarımcı yapmaz. Önce ne yapmak istediğinizi bilmeniz, sonra bunu doğru araçla ifade edebilmeniz gerekir.
Yabancı dile de mutlaka zaman ayırırdım.
Çünkü bugün malzeme üreticilerinin teknik dokümanlarından uluslararası yayınlara, fuarlardan eğitimlere kadar çok geniş bir bilgi kaynağına ulaşabiliyorsunuz. Bu kaynakların önemli bir bölümü Türkçe değil. Yabancı dil bildiğinizde yalnızca bir dili değil, mesleğinizle ilgili çok daha geniş bir bilgi dünyasını da kullanabilir hâle geliyorsunuz.
Ve belki de üniversitedeyken en çok yapacağım şeylerden biri soru sormak olurdu.
Hocaya, ustaya, üreticiye, ofiste çalışan bir meslektaşa…
Çünkü bazı şeyler kitaplarda yazmıyor.
Bir malzemenin neden tercih edilmediğini, bir detayın neden başka türlü çözüldüğünü ya da bir uygulamanın neden beklediğiniz gibi sonuçlanmadığını çoğu zaman yaşayarak öğreniyorsunuz.
Ben bugün geriye dönüp baktığımda şunu daha net görüyorum:
Üniversite size mesleğin temelini verir. Mesleği ise biraz da siz öğrenirsiniz.
Diploma kapıyı açar. Ama o kapıdan içeri girdikten sonra ne kadar ilerleyeceğinizi; merakınız, çalışmanız, gözlem yapmanız ve kendinize kattıklarınız belirler.
Bugün yeniden öğrenci olsaydım, not ortalamam kadar biriktirdiğim deneyimlere de önem verirdim.
Çünkü iyi bir iç mimarı yalnızca bildikleri değil, bildiklerini doğru yerde ve doğru zamanda kullanabilmesi farklılaştırır.
Ve bunun için mezun olmayı beklemeye hiç gerek yok.
Mesleğe hazırlık, diploma aldığınız gün değil, öğrenciyken başlıyor.

Yorumlar 1
Meriç Armağan 01 Eylül 2026 13:14

Tecrübenin, Deneyimin, vede fuar bilgileeinin hayat almış hali. Okul neyi nasıl öğreneceğimizi öğretir. Mesleğin özeti. Bana göre. Mimarlık, İç mimarlık. Peyzaj mimarlığı. Aynı temel eğitimin, tecrübenin. Malzeme incelemenin neticesinde. Bu mesleklerde başarılı olunabilir. Sayın hocam Cansel hanımın Makalesi gençlerin masa başı notu olmalı. Ağzına sağlık. Ayağına taş deymesin. Saygı ve sevgilerimle. İyiki sizi tanıdı. İyiki genç dostum oldunuz.

Yazarın Diğer Yazıları