YANGIN GÜVENLİĞİ- İTFAİYE RAPORU (2. Bölüm)
İç Mimar Cansel Yavuz
Otellerden işletmelere, eski yapılardan denetimlere: Gözden kaçırdıklarımız
2. Bölüm | Bir bina ne zaman gerçekten güvenlidir?
Geçen hafta, bulunduğumuz yapılarda yangın çıkmadan önce neleri fark etmediğimizi konuştuk. Bir otel odasına girdiğimizde konforu düşünürken, acil bir durumda binadan nasıl çıkacağımızı çoğu zaman aklımıza getirmediğimizden söz ettik. Bu hafta ise soruyu biraz daha ileri götürelim: Bir yapının güvenli olduğunu nasıl anlayacağız?
Dışarıdan baktığımızda bir yangın merdiveni görüyoruz. “Burada gerekli önlem alınmış” diye düşünüyoruz. Ancak bir merdivenin bulunması tek başına yeterli mi? Önemli olan yalnızca merdivenin varlığı değil, acil durumda gerçekten kullanılabilir bir kaçış yolu oluşturup oluşturmadığı.
Merdivenin konumu, ulaşılabilirliği, kaçış yollarının durumu, kapıların özellikleri ve binadaki insanların bu yolu nasıl kullanacağı birlikte düşünülmesi gereken konular. Yangın sırasında birkaç saniyenin bile önem taşıdığı bir ortamda, normal zamanda önemsiz görünen bir ayrıntı bir anda hayati hâle gelebiliyor.
Bu nedenle “Yangın merdiveni var mı?” sorusunun yanında “Nerede, nasıl ve gerçekten kullanılabilir mi?” sorusunu da sormak gerekiyor.
Yangın Danışmanı Kürşat Adıgüzel'in sahadaki deneyimleri, eski yapılarda bu konunun neden daha karmaşık olduğunu gösteriyor. Yeni bir yapı tasarlanırken kaçış yolları ve gerekli sistemler projenin başından itibaren düşünülüyor. Yıllar önce yapılmış bir binada ise mevcut planın içine sonradan çözüm yerleştirmek gerekiyor. Kolonlar, kirişler, odalar, koridorlar ve kullanım alanları yeni bir düzenleme yapılmasını zorlaştırabiliyor.
Örneğin mevcut bir yapıya yangın merdiveni eklemek gerektiğinde uygun yer bulunamayabiliyor. Merdivenin yerleştirilebilmesi için odaların veya kullanım alanlarının değiştirilmesi gerekebiliyor. Bazı durumlarda oda sayısının azaltılması dahi gündeme gelebiliyor. Kâğıt üzerinde oldukça basit görünen bir şart, mevcut binada ciddi bir mimari ve teknik probleme dönüşebiliyor.
Burada iki gerçeği birlikte kabul etmek gerekiyor. Bir yapının eski olması, eksikliklerin görmezden gelinmesi için gerekçe olamaz. Fakat eski bir yapıyı bugünün şartlarına uyarlamak da yeni bir yapı tasarlamak kadar kolay değildir. Bu nedenle her yapıya yalnızca aynı kalıpla bakmak yerine, mevcut durumunun ve taşıdığı tehlikenin birlikte değerlendirilmesi gerekiyor.
Denetim meselesi de tam burada önem kazanıyor. Bir binada gerekli ekipmanların bulunması elbette önemli. Ancak ekipmanın bulunması ile kullanılabilir durumda olması arasında fark var. Bir çıkışın projede gösterilmesi ile o çıkışa acil durumda gerçekten ulaşılabilmesi de aynı şey değil.
Dolayısıyla denetimin yalnızca belgeler üzerinden yürütülmesi yeterli olmayabilir. Yapının gerçek koşullarının görülmesi, sistemlerin çalışır durumda olup olmadığının değerlendirilmesi ve tespit edilen eksikliklerin giderilmesinin takip edilmesi gerekiyor.
Bu noktada işletme sahibinin de sorumluluğu var. Bir denetimin yapılmış olması, işletmenin kendi kontrolünü bırakabileceği anlamına gelmiyor. Cihazların bakımının yapılması, kaçış yollarının kapatılmaması, çalışanların acil durumda ne yapacağını bilmesi yangın güvenlik ve tatbikat eğitimi alınması gibi konular günlük kullanımın bir parçası.
Aynı durum oteller için de geçerli. Özellikle Fethiye gibi turizmin yoğun olduğu bölgelerde bir işletmenin güvenliği yalnızca işletmeciyi ilgilendirmiyor. O binada kalan misafirler, çalışanlar ve zaman zaman yapıyı kullanan herkes bundan doğrudan etkileniyor.
Burada önemli olan korku yaratmak değil, doğru bir alışkanlık oluşturmak. Bir otele girdiğimizde çıkışın yerini bilmek, bir işletmede çalışıyorsak acil durumda hangi yolu kullanacağımızı öğrenmek, gördüğümüz belirgin bir sorunu normal kabul etmemek… Bunlar küçük gibi görünen ama ihtiyaç anında önem kazanan davranışlar.
Bütün bunlar bizi başka bir soruya getiriyor: Bir binanın güvenliğini kim belirliyor? Yönetmelikler hangi şartları ortaya koyuyor? Denetimi yapan kurum neye göre karar veriyor? Aynı özellikteki iki yapı farklı yerlerde farklı şekilde değerlendirilebilir mi?
Yangın Danışmanı Kürşat Adıgüzel'le yaptığımız görüşmede, sahada yalnızca yapıların değil, uygulamadaki farklılıkların da önemli bir konu olduğu ortaya çıktı. Bazı yönetmeliklerin yorumlanmasi , hangi işletmeden hangi belgelerin istendiği ve mevcut yapıların nasıl değerlendirildiği konusunda daha açık ve tutarlı bir sisteme ihtiyaç var. Bu da bizi serinin üçüncü bölümüne götürüyor.
Çünkü bir yapının güvenli olması için yalnızca doğru ekipmana sahip olması yetmiyor. Doğru şartların belirlenmesi, bunların anlaşılması, uygulanması ve düzenli olarak kontrol edilmesi gerekiyor.
Peki bütün bunların çerçevesini belirleyen yönetmelikler ve denetim sistemi gerçekten yeterli mi? Gerçek tehlike ile kâğıt üzerindeki sınıflandırma her zaman örtüşüyor mu? Eski yapılarda karşımıza çıkan sorunlar için yeterli ve uygulanabilir çözümler var mı?
Üçüncü bölümde bu kez binadan biraz uzaklaşıp, kuralların ve uygulamanın kendisine bakacağız.