Afi Can

Hammurabi'nin Mekanı- Uyum Haftası

Afi Can

Merhabalar sevgili okurlar, sağlık sebeplerimden dolayı iki hafta ara vermek zorunda kaldım. Hızla çalışarak aradaki boşluğu kaliteli yazılar üreterek kapatma gayreti içinde olacağım.
Fethiye’de birçok okul birden yenilenme sürecine girdi. Çalıca’da minik öğrenciler uyum haftasına katılamadı. Bir diğer karaçulha’da ki okulun öğrencilerinin ise nerede eğitim göreceği belirsizliğini koruyor. Atatürk İlkokulu velilerini ise daha büyük bir kaos bekliyor…
"Hammurabi Kanunları, iki yüz yirmi dokuzuncu madde," dedi Hammur Abi, bardağı o hiç değişmeyen dairesel hareketle silerken. "Bir yapı ustası bir adama ev yapar ve yapıyı sağlam yapmazsa, yaptığı ev çökerse ve ev sahibinin ölümüne sebep olursa, o yapı ustası öldürülür."
Bardağı ışığa tuttu, devam etti.
"İki yüz otuzuncu madde: Eğer ev sahibinin oğlunun ölümüne sebep olursa, o yapı ustasının oğlu öldürülür."
Sessizce güldü, ama gülmesi neşeden değildi.
"Dört bin yıl önce bir çocuğun canına bir çocuğun canıyla karşılık verilirmiş. Bugün bir çocuğun canı, bir imzayla karşılanıyor."
Eylülün ilk haftasıydı, Kayaköy'de akşam artık erken iniyordu. Kapı gıcırdadı, birileri girdi, kimse başını çevirmedi. On numara Vedat defterinden başını kaldırmadı; kalemi yine kapalıydı. Hammurabi bardağı önüme koydu, altlıksız, ve başka bir şey söylemedi. Söyleyeceği asıl şey biraz sonra gelecekti.

Fethiye'de yıkılan Atatürk İlköğretim Okulu'nun öğrencileri için yeni adres belli oldu: Turizm Okulu binası. Kağıt üzerinde sıradan bir "geçici çözüm" gibi duran bu karar, sahaya inildiğinde koca bir kentin gündelik hayatını sarsacak bir kaosun kapısını aralıyor. Üstelik bu, yeni eğitim-öğretim yılının daha ilk haftasında karşımıza çıkan bir tablo.
Eski ve kullanım ömrünü tamamlamış bir binanın yerine öğrencileri geçici de olsa başka bir çatı altına almak, başlı başına yanlış bir adım değil. Sorun, binanın yıkılmasında değil; yerine konan çözümün, sahadaki gerçekleri hiç hesaba katmadan masa başında üretilmiş olmasında.
İlk kırılma eğitim saatlerinde yaşandı. Öğrenciler artık sabahçı ve öğlenci diye ikiye bölündü. Ama asıl mesele, bu ikili düzenin nerede uygulandığında saklı. Turizm Okulu, kentin en dar, buna karşılık en yoğun kullanılan ana arterlerinden birinin tam ortasında duruyor. Zaten sabah ve öğle saatlerinde kilitlenen bu güzergaha, şimdi yüzlerce öğrencinin araç trafiğiyle omuz omuza yürüdüğü bir tablo daha ekleniyor. Yaya güvenliği için tek bir önlem alınmadan hayata geçirilen bu karar, önümüzdeki eğitim-öğretim yılı boyunca bölgeyi adeta bir kaos alanına çevirme riski taşıyor. Ne bir kaldırım düzenlemesi, ne geçici bir yaya geçidi, ne de trafik yönlendirmesi var ortada. Var olan tek şey, "taşıdık, iş bitti" mantığı.
Sorun burada da bitmiyor. Kış aylarında toplu taşımaya ihtiyaç duyan ailelerin başına bambaşka bir dert açılıyor. Kayaköy, Çiftlik, Faralya gibi kentin uzak yerleşim yerlerinde oturan öğrenciler, servis ya da toplu taşıma olmadan okula ulaşamıyor. Ne var ki kış tarifesinde bu hatlar saat 19.00'da sona eriyor; öğlenci grubundaki öğrencilerin çıkış saati de yine aynı vakte denk geliyor. Bu çocuklar evlerine nasıl gidecek? Otobüsü kaçıran bir öğrenci, yağmurda çamurda kilometrelerce yolu yürüyerek mi tamamlayacak? Bu sorunun cevabını verebilen tek bir yetkili yok.
Oysa bunu öngörmek hiç de zor değildi. Bir okul taşınmadan önce; yeni binanın konumu, çevresindeki trafik yoğunluğu, öğrenci profili ve ulaşım imkânları masaya yatırılır, veliler ve okul yönetimiyle görüşülür, olası riskler için bir önlem planı hazırlanır. Bunların hiçbiri yapılmamışa benziyor. İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü, sanki bu ilçede yaşamıyormuş gibi davranıyor; sahadaki gerçeklerden bağımsız kararlar alıyor, sonra da "yaptım oldu" diyerek işin içinden sıyrılmaya çalışıyor. Bu, sorumluluğun değil, sorumluluktan kaçmanın adıdır.
Çünkü bu, sadece bir bina değişikliği değil. Her sabah ve her akşam yüzlerce çocuğun güvenliğiyle, yüzlerce ailenin huzuruyla ilgili bir karar. Trafik kazası riskini görmezden gelmek, kış şartlarında çocukları sokakta bırakma ihtimalini yok saymak; bunun adı planlama hatası değil, ilgisizliktir.
Fethiye halkından beklenen, bu kararların sonuçlarına sessizce katlanmak. Ama bu sefer sessiz kalmamalı. İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü'nü, belediyeyi ve toplu taşıma işletmecilerini aynı masaya oturtacak acil bir toplantı şart. Yaya güvenliği için geçici düzenlemeler bugünden konuşulmalı; kış aylarında öğrenci taşımacılığı için ek sefer ya da esnek saat uygulaması derhal masaya yatırılmalı. Gerekirse kış ayları boyunca Kayaköy, Çiftlik ve Faralya hattına özel bir ek sefer konulmalı; bu, ne belediye bütçesini zorlayacak dev bir yatırım, ne de aylarca sürecek bir bürokratik süreç gerektirir.
Bir okulu taşımak kolaydır, imza yeter. Asıl zor olan, o taşınmanın bedelini çocuklara ve ailelere ödetmemektir.
Hammurabi bardağı bıraktı. Onu tanıyanlar bilir: bardağını bıraktıysa, söyleyecek bir şeyi var demektir.
"İki yüz yirmi dokuzuncu madde ustayı sorumlu tutmuş," dedi. "Bizim maddemiz kimseyi tutmuyor. Ne ustayı, ne kararı verdiği yolu, ne de o yoldan geçen çocuğu."
Kimse cevap vermedi. Kapı yeniden gıcırdadı, biri çıktı.
Fethiye bu sınavdan alnının akıyla çıkmak istiyorsa, önce sorunu görmeli, sonra çözmeli. Şimdilik ortada olan, ikisinin de eksikliği.
Sevgiyle kalın, sağlıcakla kalın…

Yazarın Diğer Yazıları