Polis teşkilatımızın kuruluşunun 181.yılının sosyolojik değerlendirmesi
Prof. Dr. Nihat Aycan
Prof. Dr. Nihat Aycan
Karayolu Trafik ve Yol Güvenliği Derneği Muğla ve İzmir İl Temsilcisi
Fahri Trafik Müfettişleri Derneği İzmir İl Temsilcisi
Kentin dirlik ve düzenin sağlamak kadar savaş zamanına asker hazırlamakla görevli subaşı, polis; Osmanlı Devleti’nin daha kuruluşundaki Osman bey zamanında askeri kuruluşlar içerisinde yer alırken, Modern Türk Polis Teşkilatı, Sultam Abdülmecit zamanında 10 Nisan 1845 tarihinde “zaptiye” adıyla İstanbul’da kurulmuştur. Bugünkü yapısına 1937 tarihli ve 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu’na dayanarak örgütlendiğinden kuruluş tarihi, her yıl polis haftası olarak kutlanır. Kurumsal kimliğine 1934 tarihli 2559 sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu ile yetkilendirilerek kavuşan polisimiz, İçişleri Bakanlığı’mıza bağlı bir genel müdürlük şeklinde örgütlenmiştir. Toplum yapımızın dönüşümü yönünde polisimiz de yeni gereksinimlere göre yine Osmanlı’dan beri var olan Bekçilik sistemini 1966, özellikle 2007’den itibaren yeni kimliğine kavuştururken; 1981’den itibaren özel güvenlik birimini oluşturmuş ve kritik güvenlik operasyonlarını yürütmek için Özel Harekât Daire Başkanlığı şeklinde örgütlenmiştir. Türk Polis Teşkilatının kurumsal örgütlenmesi ise merkezde Daire Başkanlıkları, taşrada da İl ve İlçe Emniyet Müdürlükleri şeklindedir. Polisimizin kurumsal kimliğe kavuştuğu tarih dikkate alındığında, Cumhuriyet ile birlikte toplumumuzda sosyal bir kurum şeklinde şehirlerimizde hizmet vermek için oluşturulmuş sosyal bir güvenlik kurumudur. 10 Nisan 1845 tarihinden günümüze dek, hem ülkemizin huzur ve güvenliğini sağlamayı, hem vatandaşımızın can ve mal güvenliği ile devletimizin bölünmez bütünlüğünü korumayı amaçlayan Türk Polis Teşkilatımızın bu kuruluş gününde de polisimizi anmak ve anlamak için bu kez onu sosyolojik bakımdan ele alarak polisimizin durumunu geliniz hep birlikte gözden geçirelim.
Polisimizin toplumsal düzeni sağlama, devlet-vatandaş ilişkilerinde “otorite figürü” olarak algılanışı önemlidir. Gözlemlediğim kadarıyla Türk insanın polis otoritesi anlayışı ile Avrupa ülkelerindeki polis otorite anlayışı çok farklıdır. Bizdeki toplum düzenini sağlayan kurallar, Avrupa ülkelerinin polisleri kadar katı uygulanmaz, insan merkeze alan bir yaklaşım sergilenir. Mahallemdeki polisim uygulamasıyla polis vatandaş ilişkisi ikincil ilişkilerden birincil ilişkilere evrilmesi istenir. Aslında çok önemli bir uygulamadır mahalle polisi. Çünkü basit bazı sorunlar daha hukuk düzeyine gelmeden kültür içerisinde çözümlenip suç önlendiği gibi kişi etiketlenerek profesyonel suçlu haline gelmesi önlenir.
Türk Polis Teşkilatı'nın kuruluşundan bu yana polisin toplum içindeki rolü, modernleşme ve merkezi devlet yapısının güçlenmesinde katkı yapacak şekilde düzenlenmiştir. Toplum yapısındaki değişim, dönüşümüne uygun polis de daha profesyonel, yapılandırılmış ve bekçi ve özel harekât örneklerinde olduğu gibi, toplumun yeni ihtiyaçlarına uygun hale gelerek halkla olan ilişkisine yeni bir yön verdirmek istenmiştir. Bu durum özel harekât polisi, polis, bekçi ve özel güvenlik gibi güvenlik güçlerinin sıralamasına bakıldığında; söz konusu güç birimlerin her birisi hem güvenlik sağlayıcı hem toplumsal bir düzenin temsilcisi olarak farklı şekillerde konumlanmasına yol açmıştır. Bunlardan her birinin toplumsal rolü, yetki alanı ve vatandaşla kurduğu ilişkiler farklıdır. Halkın günlük yaşamındaki huzurunu sağlamak için güvenlik güçleri de farklı rollerini farklı şekilde uygulayarak sağlar. Bu konu polis ve bekçinin kamusal alandaki otorite temsiliyle özel güvenliğin daha spesifik ve sınırlı yetki alanları arasında farka bakıldığında daha somut anlaşılır.
Her koşulda “özveriyle” görevinin başında olan Polis Teşkilatımızın, kuruluş yıl dönümünü kutluyor; “kahraman şehitlerimizi” rahmet ve minnetle anıyorum. Bir süreliğine de olsa polisimizle yakın çalışan bir kamu görelisi olarak, ben de bütün polislerimizin polis gün ve haftasını biraz gecikmeli olsa da kutlar, sevgi, saygı ve minnettarlığımı iletirim.