Fethiye Aktif Yaşlanmayı Yeterince Biliyor mu?
Prof. Dr. Nihat Aycan
Bilindiği gibi yaşlılık, her canlının yaşama evrelerinden biridir. Bu evreyi sağlıklı şekilde tamamlamak için eğitim gerekir. Öncelikle yaşlılık nedir, diyerek yazıma başlayacak olursam;Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) yaşlılık tanımını belirtmem gerekir. Buna göre yaşlılık; özürlülüklerin artması ve başkalarına daha çok bağımlı olma şeklinde tanımlanmış ve yaşlılık sınırı 65 yaş olarak belirlenmiştir. Birçok batılı ülke yaşlılığın genel başlangıç noktası olarak emeklilik yaşı olan 65 yaşı belirlemiştir. DSÖ’de de yaşlılık dönemini 65 yaş ve üzeri olarak kabul ederken, Birleşmiş Milletler yaşlılık ile ilgili çalışmalarında 60 ve üzeri yaş grubunu temel alır. Dünya nüfusunun 2018 yılında %9,1'ini yaşlı nüfus oluşturmuştur. En yüksek yaşlı nüfus oranına sahip ilk üç ülke sırasıyla %33,2 ile Monako, %28,4 ile Japonya ve %22,4 ile Almanya’dır. Türkiye bu sıralamada 167 ülke arasında 66. sıradadır Dünyada yaşlı nüfusun artış hızı genel nüfus artış hızından daha fazladır. Yaşlılıkla uğraşan Gerontolojistler, yaşlılığı 65-74 yaş arasını genç yaşlı, 75-84 yaş arasını orta yaşlı ve 85 yaş üzerini de ileri yaşlılık (ihtiyarlık) devri olarak tanımlarlar. Türkiye’de beklenen yaşam süresi, erkeklerde 75,3, kadınlarda 80,7 olup; ortalama 78 yıldır. Bir toplum, yaşlı nüfusun toplam nüfus içindeki oranı %4’ ten az ise ‘genç nüfus’; %4-%6,9 arasında ise ‘olgun nüfus’; %7 ile %10 arasında ise ‘yaşlı nüfus’; %10’ un üzerinde ise ‘çok yaşlı nüfus’ olarak tanımlanmaktadır. Ülkemizin yaşlı nüfus oranı % 10’u geçmiş durumumdadır. Sosyo ekonomik refaha sahip gelişmiş ülkeler, uzun zaman diliminde, yani zaman içinde kademeli olarak yaşlanmış iken; bizim gibi gelişmekte olan ülkeler hızlı bir yaşlanma süreci yaşamışlardır. Dünya genelinde 65 yaş ve üzeri nüfus son 20 yılda beklenenden daha hızlı bir artış göstermiştir, bu artışın sağlık bakım hizmetleri, ekonomi, toplumsal sistemler dâhil olmak üzere pek çok alanda ve boyutta yansımaları olmuştur. Bu kapsamda yaşlılık ile ilgili politikaların ve planlanan hizmetlerin niteliğinin; yaşlıların yaşam kalitesini artırmaya, bağımlılık oranını azaltmaya, tüketici, ekonomiye zarar veren, atıl bir nüfusa dönüşmesini önlemeye yönelik olması gerektiği birçok bilim insanınca belirtilir. Bu bakış açısıyla üretken, aktif ve sağlıklı yaşlanma olgusu, gelişmiş ülkelerde bir politika haline gelmiştir. Üretken yaşlanma yaklaşımı politikacılar için de yaşlanan nüfusun sosyal güvenlik üzerindeki artan yükün azaltılması için bir çıkış yolu olmuştur. Böylece aktif yaşlanma 1997 yılında G8 zirvesinde ilk kez gündeme gelmiş ve iş gücüne katılımı engelleyen politikaların ve yarı zamanlı istihdam önündeki engellerin kaldırılmasının yolları tartışılmıştır. Bu durum, “Yaşama yıllar katıldı, şimdi biz bu yıllara yaşam katmalıyız” sloganıyla mükemmel bir şekilde ifade edilmiştir. Bu düşünce, insanlar yaşlandıkça onları daha uzun süre çalıştırmaktan ziyade fiziksel ve ruhsal sağlıklarının korunmasını hedefleyen genel bir yaşam tarzı stratejisi önerir. DSÖ aktif yaşlanmayı yaşlı insanların sağlığı, bağımsızlığı ve üretkenliği bağlamında ele almakta ve bu kavramın yaşlı insanların yaşam kalitesini artırmak için sağlık, katılım ve güvenlik imkânlarının iyileştirilmesi sürecini öne çıkarır. Aktif yaşlanmaya dair bir stratejinin hem etkin hem de tutarlı olabilmesi için yedi temel prensip öne sürülmüştür.
1. Bireyin ailenin, yerel topluluğun ve toplumun geri kalanının iyiliğine katkıda bulunan tüm anlamlı uğraşları kapsamalı ve sadece ücretli çalışmayı ya da üretimi kapsamamalıdır. Gönüllülüğe ücretli istihdam kadar değer verilmelidir.
2. Aktif yaşlanma koruyucu bir kavram olmalıdır. Yaşlanma ile birlikte fonksiyonel kapasitede ve bilişsel süreçlerde genel bir azalma gözlemlenir. Aktif yaşlanmanın amacı bu azalmayı önlemek ve mümkün olduğunca fiziksel ve bilişsel kapasiteyi uzun süre korumaktır.
3. Aktif yaşlanma zayıflık ve bağımlılık durumuna bakılmaksızın tüm yaşlı insanları kapsamalıdır.
4. Nesiller arası dayanışma, iletişim, etkileşim sağlamalıdır.
5. Hem hakları hem de yükümlülükleri bünyesinde barındırmalıdır.
6. Katılımı sağlamalı ve güçlendirici olmalıdır.
7. Ulusal ve kültürel çeşitliliğe saygı duymalıdır.
Dünya Sağlık Örgütü de aktif yaşlanmayı; kişiler yaşlandıkça yaşam kalitelerinin düşmemesi için sağlık, topluma katılım ve güvenlik fırsatlarının en iyi düzeyde sağlanması süreci olarak tanımlamakta ve tüm bireyler için bir hak olarak savunmaktadır. Aktif yaşlanma sağlıklı olma halinin korunmasıyla birlikte yeterli beslenme, fiziksel ve zihinsel olarak aktif olma, güvenli bir çevrede yaşama, çalışma ve sosyal çevre içinde yer alma koşullarını yerine getirebilen bireylerin yaş alma süreçlerine verilen isimdir. Aktif yaşlanma terimi yaşlanma döneminde kişinin kayıplarından daha çok güçlü yanlarına odaklanılarak onları kullanmayı sürdürdüğü ve hatta geliştirdiği süreci anlatır. Aktif yaşlanma; beklenen yaşam süresinin uzamasıyla birlikte hayatlarımıza eklenmiş gibi olan bu “fazladan” yılların olabilecek en yüksek nitelikte yaşanabilmesi sürecidir. Yaş alma ile beraber hastalık ya da maluliyetlerin olmaması, fiziksel ve bilişsel kapasitenin korunmuş olması ve kişinin toplum içinde etkin biçimde yer almaya devam etmesi (kişiler arası ilişkilerinin ve sosyal rollerinin sürmesi) aktif yaşlanma için temel gereklilikler olarak sıralanır. Bunun için Sosyal hayat içinde yer almak, var olan ilişkilerin ve rollerin korunması, bilişsel becerilerin sürdürülmesi ve hatta korunmasını gerektirir. Aktif yaşlanma; bireyin kendi tercihlerine ve kurallarına göre günlük yaşamının nasıl olacağı hakkında kontrol sahibi olması, kararlar verebilmesi ve bu süreçle başa çıkabilmesi için otonomi sahibi olmasıdır. Bağımsızlık, günlük yaşamda fonksiyonel olma, toplumda başkalarından yardım almadan ya da az yardım alarak bağımsız bir şekilde yaşama kapasitesidir. Aktif yaşlanmanın birçok belirleyicisi bulunmaktadır. Bunlar; fiziksel çevre, sağlık ve sosyal hizmetler, ekonomik, sosyal, kişisel ve davranışsal belirleyicilerdir. Aktif yaşlanmada hem biyolojik ve çevresel hem de psikolojik, sosyal ve ekonomik faktörlerin bütüncül etkisi öne çıkar. Aktif yaşlanmanın fiziksel, ruhsal, işlevsel ve sosyal yönleri vardır. Eğitim etkinlikleri de aktif yaşlanmanın fiziksel hariç diğer tüm alanlarını canlanmak için yapılır. Uygun planlanmış bir eğitimin; kişileri kendilerini idare edebilecekleri şekilde güçlendirmesi ve yaşam boyu öğrenme prensibi edinmelerini katkı sağlayacaktır. Eğitim sırasında bilgi alma, işleme, hafızada tutma gibi bilişsel fonksiyonlar kullanılacaktır. Bilişsel alanda etkin olarak yaşlanmanın bir diğer olmazsa olmazı, izole kalmamaktır. Sosyal alanda rol almanın bilişsel işlevlerin kullanılmasına yol açarak aktif yaşlanmaya yardım ettiği belirtilmektedir. Aktif yaşlanmanın, üretken çağdaki erken ölümleri, yaşlılık döneminde sakatlıkları ve hastalıkları azalttığı, daha fazla insanın yaşlandıkça pozitif bir yaşamın keyfini çıkarmasını sağladığı düşünüldüğü gibi yaşlılıkta mutlu olma, sürdürülebilir çevrenin parçası olma, hayat boyu öğrenme ve çalışabilme kavramlarının da önemli olduğunu da vurgulanır.
Buraya kadar anlattıklarımızdan aktif yaşlanmayı dört boyutta belirtebiliriz. Bunlar;
1.Sağlık, 2.Katılım, 3.Yaşam boyu öğrenme ve 4.Güvenlik.
Yukarıdakilerden aktif yaşlanmanın sağlanmasında önemli bir yeri olan yaşam boyu öğrenme, zorunlu eğitim öncesinden sonrasına kadar tüm zamandaki yaşları ve bütün öğrenme şekillerini içerir. Hayat boyu öğrenme; yaygın öğrenmeyi, örgün öğrenmeyi, teknik eğitim ve becerileri, edinim kurslarını, iş ortamında elde edilen mesleki beceriler ile bunlar haricindeki becerilerin edinimine sebep olan öğrenmeleri kapsar. Dolayısıyla hayat boyu öğrenme, statü, yaş veya eğitim seviyesi fark etmeksizin işte, evde, üniversitelerde, okullarda veya toplumun her alanında gerçekleşir.
Hayat boyu öğrenmede temel felsefe, insan potansiyelini en üst noktaya kadar geliştirmektir. Yaşam boyu öğrenme, yaşlı bireylerin toplum içinde aktif katılımını destekler. Bilgi ve becerilerin diğer nesillere aktarırken karşılıklı etkileşime imkân verir.
Hayat boyu öğrenme kurs ve etkinliklerine katılmak, yaşlıların üretime devam edebileceklerini, yeniden işe yarayabileceklerini keşfetmelerini ve kendilerine güven duymalarını, böylece de yaşam doyumuna ulaşmalarını sağlar. Hayat boyu öğrenme kurs ve etkinliklerine devam eden yaşlılar, topluma aktif bir şekilde katılmakta ve sosyal izolasyondan korunurlar. Ayrıca kuşaklararası dayanışma ve etkileşim yoluyla da kültürel aktarım sağlanır. Tüm bunların sonucunda yaşlı bireyler, her yönden daha sağlıklı, aktif ve kaliteli bir yaşlılık dönemi geçirirler. Bütün bu olumlu niteliklerin yaşlıya kazandırılması Tazelenme Üniversiteleri ya da 3. Yaş Üniversitelerince sağlanır. Böyle bir eğitim Fethiye’de de verilmektedir. Önümüzdeki dönem için kayıtların başlamakta olduğu bu günlerde tüm Fethiyelilerin böyle bir fırsatı değerlendirmelerini diler, herkese sağlıklı, huzurlu ve mutlu bir hayat dilerim.