PSİKOLOG SAADET ELEVLİ

TRAVMA SONRASI BÜYÜME

PSİKOLOG SAADET ELEVLİ

  • 228

Travma sonrası büyüme, travmatik olay sonucunda, bireyin hayatında daha iyi işlevsellik göstermesi ve kendini gerçekleştirmesi adına adımlar atması şeklinde ifade edilmektedir. Tedeschi ve Calhoun (1996) tarafından travma sonrası büyüme, özellikle kanser gibi terminal hastalık yaşayan bireylerde araştırılmış olup; büyüme terimi, kişinin önceki uyum seviyesinin, psikolojik işlevselliğinin ve hayata dair farkındalığının gelişmesine vurgu yapmaktadır. 

Travma sonrası büyüme kavramı literatürde yeni olmasına karşın, aslında insanın zorluklardan geçerek bilgeliğe, doğruluğa ulaştığı, acıların insanı olgunlaştırdığı inancı eskiden beri bilinmektedir. İnsanların yaşadığı acı yaşantıların, onları bilime, gerçekliğe yakınlaştırdığı yüzyıllardır edebiyat ve sanatta sık sık vurgulanmıştır. Örneğin Budizm’de olduğu gibi pek çok dini öğretide acının bireyi olgunlaştırdığı, pişirdiği belirtilmiştir. Benzer şekilde varoluşçu felsefede Kierkegaard ve Nietzsche gibi düşünürlerin fikirlerinden yola çıkılarak travmatik yaşantının kişilerin yaşamın anlamını sorguladığı bir deneyim olabileceği vurgulanmaktadır. 

Bireyin hayatında gerçekleşen travmatik olaylar onun içsel dünyasına darbe vurarak, dünyanın iyi bir yer olduğu ve hayatın anlamlı olduğu ve kendisinin biricik ve değerli olduğu, dünyanın güvenli bir yer olduğu, kendisinin bu dünyada güvende olduğu gibi inançlarını sarsmaktadır. Travma mağduru bireyler çoğunlukla, yaşadıkları şeyin kendi başlarına gelebileceğini hiç düşünmediklerini, olaydan sonra güvensiz ve korunmasız hissettiklerini belirtirler. Travmaya maruz kalana kadar birey, bir “incinmezlik yanılsaması” temeline dayanarak yaşamını sürdürür. Her insan, bilişsel düzeyde hastalıkların yaygın olduğunu, trafik kazalarında çok sayıda insanın zarar gördüğünü bilir, ancak böylesi bir olayla kendisinin karşılaşacağına dair bilinçli bir farkındalığı yoktur. Olay gerçekleştiğinde ise, temel varsayımlar sarsılır ve bireyin gözünde dünya anlamsız ve kötü bir yer olarak görülmeye başlar. Birey yaşadığı olumsuz deneyime bir anlam verme uğraşına girer ve kendini suçlama ve gerçeği değiştirme çabalarına girer. Böylece kişi kendi davranışlarıyla olay arasında bir bağlantı kurmaya ve dünyanın anlamsız olduğuna ilişkin yeni bilgiyi etkisiz hale getirmeye çalışır. Birey travmatik olayla dehşet duygusunu deneyimlemiş ve hayata dair anlamsızlıkla yüzleşmiştir. İşte travma sonrasında yaşanan bu süreçte birey, bilişsel işlemeyi etkin tutarak travma sonrası büyümenin gerçekleşebilmesini sağlar.

Travmatik bir olay yaşayan bireyler, kişilerarası ilişkilerinde düzelmeler olduğunu, kendileriyle ilgili düşüncelerinin kendilerini daha dayanıklı ve güçlü görmekle birlikte kırılganlıkları ve sınırlarının da kabul edildiği şekilde değiştiğini, yaşama bakışlarının farklılaştığı belirtilmektedirler. Aynı zamanda yaşadıkları anın değerini fark ettiklerini, küçük şeylerden de keyif alabildiklerini ve yaşamı daha basit ele aldıklarını belirtmektedirler. Çin’de Sichuan depreminin 1 ay sonrasında ergenlerle yapılan bir çalışmada deprem öncesi özkıyım düşüncesi olanların %57.4’ünün özkıyım düşüncelerde azalma olduğu gözlenmiştir (Yu XN ve ark. 2010).
Travma sonrası büyümenin 5 ana bileşeni olduğu belirtilmektedir: 

1) Kişilerarası ilişkilerde olumlu değişimler: Kişilerarası ilişkilerde yakınlık duygusunda artma, kendini daha rahat açma ve duygularını paylaşma, empatik davranışlarda artma 

2) Kendiliğin algılanmasında değişiklikler: Daha incinebilir olsa da daha güçlü bir kendilik algısı, zor bir olayla baş edebilmenin getirdiği kendine güvende artış, o zamana kadar denenmemiş yeni rollerin benimsenmesi, 

3) Yaşamın değerinin farkına varma: Yaşamdaki önceliklerin gözden geçirilerek yeniden belirlenmesi, sıradan, günlük şeylerin de değerini anlama,

 4) Yeni seçeneklerin fark edilmesi: Amaçların da yeniden gözden geçirilmesi ve ulaşılabilir amaçlar ile ulaşılamayacak amaçlar arasında tercih yapılması, 

5)İnanç sistemindeki gelişim: Dini inançların yeniden gözden geçirilerek şekillendirilmesi, yaşanan tehdit sonrasında varoluşsal deneyimin derinleşmesi. 
Travmaların birey üzerindeki olumlu ve gelişimi destekleyici yönüne vurgu yapan travma sonrası büyüme kavramı; bireyin kendisi ve dünyaya dair çıkarımlarını, inançlarını derinden etkileyen olaylar sonucunda bu varsayımlarını, kendi incinmezliklerini, varoluşlarını, insanlarla olan ilişkilerini yeniden gözden geçirip, travmatik olayı bir sıçrama tahtası olarak kullanarak daha ileriye doğru yol alabilmesine vurgu yapmaktadır. Travmatik olay sonrasında büyüme gösterebilen bireylerin sosyal desteklerinin daha iyi olduğu, kendilerini iyi ifade edebilen, duygularını dışavurabilen, uyum sağlayan baş etme becerilerini kullanabilen, iyimser ve dışadönük bireyler olduğu, travmatik olayı kendi büyümelerine hizmet edebilecek şekilde algılayabilen bireyler olduğu görülmektedir.
Eğer bakmasını ve yorumlamasını bilirsek, her olay bir öğreti, her yaşantı ve deneyim bir ders… 

Hayat, en iyi öğretmen, öldürmediği canlıyı güçlendiren… 
 

Yazarın Diğer Yazıları