PSİKOLOG SAADET ELEVLİ

TOURETTE SENDROMU

PSİKOLOG SAADET ELEVLİ

  • 972

Çocukluk döneminde başlayan, istem dışı gerçekleşen, sürekli tekrarlanan ani hareketler veya seslerden meydana gelen tikler olarak ifade edilen nörolojik bir hastalıktır. Tourette sendromu, Fransız Doktor Gerard Gillies de La Tourette tarafından ilk kez 1985’te tanımlanmıştır. Halk arasında kendini tutamama, aniden bağırma ve tik hastalığı olarak da adlandırılmaktadır. 
Tourette sendromu gözlenen bireylerde göz kırpma, omuz silkme gibi vücut hareketleri ve değişik sesler çıkarılması gibi tekrarlayan davranışlar görülmektedir. Belirtiler kişide zaman zaman azalıp, zaman zaman artan bir seyir izleyebilmektedir. Bireyse gözlenen tikler, kişi tarafından kontrol edilemeyen dürtülerdir. Göz kırpma, omuz silkme gibi istemsiz tikleirn yanı sıra, farklı sesler çıkarma, kötü söz söyleme, küfür etme gibi belirtiler de gözlenmektedir. 
Motor ve vokal olmak üzere iki tür tik çeşidi bulunmaktadır. 
Motor Tikler:  Motor tikler vücudun hareketleridir. Motor tiklerin örneklere örnek olarak göz kırpma ve devirme, omuz silkme, baş sallama, kaş kaldırma, başı ya da boynu çevirme, havaya üfleme, nesneleri elleme ve koklama, dili dışarı çıkarma veya bir kolu sarsma gibi hareketler sayılabilir…
Vokal Tikler: Vokal tikler, bir kişinin sesiyle yaptığı tiklerdir. Vokal tiklerin örnekleri arasında mırıldanma, boğazı temizleme, öksürme, burun çekme, esneme veya bir kelime veya cümleyi bağırma sayılabilir…
Tourette sendromu, çoğunlukla çocuklarda görülmektedir. 4-6 yaş arasında ilk belirtiler gözlenmekte, 10-12 yaş aralığında önemli oranda artış gözlenmekte, ergenlik sonrasında dörtte üç oranında belirtilerin şiddetinin azaldığı, yetişkinlikte de oldukça nadir görüldüğü gözlenmektedir. Nörolojik ve kalıtsal bir rahatsızlık olan tourette sendromu erkeklerde daha sık görülmektedir. 
Tourette sendromunun nedeni henüz tam olarak bilinememekle birlikte, beyin motor hareketlerin düzenlendiği bazal ganglion denilen kısımdaki nörokimyasal bir düzensizlikten kaynaklandığı düşünülmektedir. Araştırmalar rahatsızlığın kalıtsal olduğunu, bireyin çocuğunda tourette görülme sıklığının %50, birinci derecede akrabalarda %5-10 oranında olduğunu göstermektedir. Genetik faktörlere ek olarak, sınav kaygısı, yorgunluk, olumsuz yaşam olayları gibi strese neden olan faktörlerin de tikleri tetiklediği gözlenmektedir. Çevre tarafından bireye tikleri yüzünden yapılan baskı, kısıtlama ve uyarıların tikleri arttırdığı bilinmektedir. 
Hafif-orta ve ağır şiddetli olarak gözlenebilen, bireyden bireye farklılık gösterebilen tourette sendromu, bireyin duygularını ve sosyal hayatını olumsuz etkilemesi durumunda tedavi edilmesi gerekmektedir. Uygulanan tedavi yöntemi bireyin yaşına, belirtilerine, şiddetine ve bireyin hayatında oluşturduğu işlevsellik kayıplarına göre farklılık gösterilebilmektedir. Bireye öngörü kazandırmayı hedefleyen, dürtüyü tanımlamayı ve tik yerine başka bir davranışı yerleştirmeyi hedefleyen bilişsel davranışçı terapiler tourette senromunun tedavisinde en sık kullanılan psikoterapi yöntemdir. Buna ek olarak bireyin çevresindekilere, ebeveynlere yönelik psiko-eğitim, doğru yaklaşım becerileri kazandırmak da tedavi sürecinin önemli bir parçasını oluşturmaktadır.
 

Yazarın Diğer Yazıları