Prof.Dr.Ercan BALDEMİR

ALT YAŞINDA EVLİLİK

Prof.Dr.Ercan BALDEMİR

Çoklarımızın kız çocukları oldu ya da en azından kız kardeşleri.
14 yaşında ya da 15 yaşında evleneni duyduk, hatta 12 yaşında evlenenini de duyduk. Ama 6 yaşında evlenenini hiç duymamıştım. 
Aslında evlenen diye tabi ki yanlış söylüyorum.
Doğru olanı evlendirilen, daha doğrusu evlendirilenler.
Bunların hepsi çocuk. Ama altı yaş. Daha okul çağı bile değil. İlk okula bile kabul edilmiyor.
Böyle bir çocuk nasıl evlendirilir? Hangi anne, hangi baba vicdanı buna müsaade eder?
Bırakın altı yaşında, şu yaşında benim kızıma zarar verildiğini bilsem, karşılığı ne olursa olsun bunu yapanın yanına bırakmam. 
Hayatını hiç gözünü kırpmadan çocukları için feda edebilecek bir baba olarak söylüyorum bunu.
Anlayamıyorum, aklım da almıyor, bu çocuğun anne babasının nasıl böyle bir vicdansızlığı yapabildiklerini.
Ama yapıldığına ilişkin çok güçlü deliller var. “Olur mu böyle bir şey, tarikatlara, cemaatlere vurmak için uyduruyorlar bunu” diyen köşe yazarlarından bir kısmının itiraf ve özürlerini görünce yapıldığına kani oldum. Belki inanmak istemediğim için, yalan haber olması umuduyla zorlandım ikna olmaya.
Daha mahkeme aşamasında. İlerde ne çıkar bilmiyorum. 
Ama ne çıkarsa çıksın bu bir realitedir maalesef. Özellikle de kendisini dindar olarak tanımlayan kesim içerisinde.
Peki nasıl razı olabiliyorlar buna anne ve babalar? Bunlar kötü ve vicdansız insanlar mı?
Ne kadar iyiler ya da ne kadar kötüler bilmiyorum. Ama iyi bildiğim ve çok yazımda da bahsettiğim gibi, yanlış öğretilen din bir esrar gibi insanın beynini ve ruhunu esir aldığıdır.
Yanlış öğretilen din diyorum, din demiyorum. Lütfen bu ayırıma dikkat edin.
Ben de kendimi muhafazakar bir insan olarak tanımlarım ama böyle bir şeyi asla yapmam.
Çünkü ben dinin mantık ve ahlak olduğunu, vicdan ve sevgi olduğunu öğrendim. Bu kriterlere uymayan hiçbir öğretiyi din olarak kabul etmedim.
Dindar olmak sorgulamaya engel değildir, aslında dindar olmak tam tersi sorgulamakla başlar.
“Bir saat tefekkür bir sene nafile ibadete bedeldir.”
Günümüzün en zor işi de maalesef tefekkür yani düşünmektir.
İnsanları da hayvanlardan ayıran en önemli özelliktir tefekkür.
“Düşünüyorum o halde varım” demiş Descardes.
Düşünmüyorsan yoksun demek diğer bir ifade ile.
Bunun suçlusu dini yanlış öğreten kadar, hiç sorgulamadan kabul edendir de aynı zamanda.
Yazık oluyor, çocuk yaşta günahsız, saf tertemiz çocuklarımıza. Akıllı, merhametli, zehir gibi zeki gençlerimize. 
Ve yazıklar olsun hala ders çıkaramayıp, bunu din gibi yorumlayanlara, savunanlara.
Geçen haftaki yazımı tekrar okuyun derim. Nedeni budur işte.
 

Yazarın Diğer Yazıları