TELEKOM'DAN BİR TELEFON NAKİL HİKAYESİ
Coşkun Karabulut / Kültür Sanat
VE İYİ Kİ VARSIN AHMET ALİ!
Ölüdeniz Sanatevi’ndeki telefon kendi üzerimeydi. Yaz aylarında sanatevi genelde kapalı olduğu için telefonu kapatmak için Telekom’a başvurdum. Tüm borçları tahsil ettiler ve kapatma dilekçesi aldılar. Herhangi bir şikayetim yoktu. Sadece gereksiz olduğu için kapatmak istediğimi söyledim. “Tamam” dediler ve hafta içinde genel merkezden aranarak işlem yapılacağını söylediler.
1 hafta kadar sonra genel merkezlerinden bir bayan arayarak kapatma nedenini sordu. Onu sordu bunu sordu ve sonunda “telefonunuzun numarasını değiştirmeden evinize nakledelim” dediler. Evde de sabit telefon olmayınca kabul ettim kendi kendime “ Allah Allah, Allah Allaaaaah!” diyerek.
2 gün sonra bağlanır dediler 15 gün sonra Telekom görevlileri aradılar evin adresini istediler yeniden. Ev, Telekom’un hemen iki sokak ötesinde. Tarif edene kadar öldüm. Neyse iki arkadaş geldi. Ev site içinde 3 katlı . Zaten İngilizler ağırlıkta olduğu için sürekli oturan 3-4 aile var. Sadece 3 adet sabit telefon var binada. Görevli arkadaş hattı binanın girişine kadar getirdiklerini söyleyerek kağıda imza atmamı söyledi. Binanın girişinden evin içine olan hattı da elektrikçi halledecekmiş. Evde daha önce telefon vardı ve iptal ettirmiştik. Bu nedenle telefon kablosu hazır, telefon hazır ama bunun için illaki elektrikçiye de para ödememiz gerekiyormuş. Telekomdan gelen arkadaşın yetkisi yokmuş.” İyi o zaman” dedim ve kağıda hizmeti tam teslim almadığımı belirttim ve imzaladım. Zaten zar zor kabul ettirip telefonu kapatmıyorlar şimdi de bana elektrikçi parası ödetecekler. Kabul etmediğimi söyleyince görevli arkadaşlar bağlantıyı iptal etti ve gitti. Ben de ayrıca Telekom’a gidip yeniden iptal dilekçesi verecekmişim. Yani işimiz gücümüz yok durmadan Telekom’a gidip dilekçe vereceğiz, alacağız, vereceğiz bu arada her ay konuşmadığımız telefona dünya para ödeyeceğiz.
Neyse yine 2 gün sonra Fethiye Telekom’dan aradılar ve neden bağlantıyı iptal ettirdiğimi sordular. Ben de durumu bir kez daha anlattım. Arayan arkadaş gelip ilgileneceğini söyledi. Ertesi gün geldi. Yarım saat içinde binanın girişine kadar getirilen hattı eve bağladı. Telefonu hizmete soktu ve gitti. Ben de “Allah razı olsun! Dünyada böyle güzel insanlar olmazsa çekilecek gibi değil doğrusu” dedim İnsanlık ne güzel bir şey. Paylaşmak, yardımcı olmak , yaşamı kolaylaştırmak ne güzel!
Önce gelip “yetkim yok “ diyerek alelacele hattı iptal edip giden arkadaş adını vermiyorum ama tam bir “ klasik hantal devlet memuru “ tipi. İnsanlık yapmanın yetkisi mi olurmuş! Yararlı olmak, insanlık yapmak, yaşamı kolaylaştırmak, sorunları çözmek için emir mi gerekirmiş!
Gelip sorunu halleden arkadaşın ismi sanırım Ahmet Ali Topçu’ydu. Hem telefonu bağlayarak bana yardım etmiş oldu. Hem de kurumunun çıkarlarını koruyarak telefonun iptal edilmesini önlemiş oldu. Üstelik de dondurmuş olduğum internet hattımı da Kasım ayında bu telefona bağlatarak yeniden kullanıma açtıracağım. Ahmet Ali kurumuna da büyük fayda sağlamış oldu ve aldığı maaşı anasının ak sütü gibi helal etmiş oldu..
Aslında kurumlardaki bu olaylar sıradan olaylar. Alıştık yani iş erteleyen, “bugün git yarın gel” diyen, somurtan, neredeyse adamı dövecek gibi hitap eden görevliler yaşamımızın bir parçası. Onun için Ahmet Ali gibiler hep yaşasın, çoğalsın istiyorum. Öyle azlar ki. Onları koruyalım, çoğaltalım ki biz de çoğalalım mutlu olalım.
Ne diyeyim Ahmet Ali! “ Allah razı olsun senden!”