ŞİİRİ, YAŞAMIN HER ALANINDA YAZMAK
Coşkun Karabulut / Kültür Sanat
Esas olan, yaşamı şiir gibi yaşamaktır. Şair, şiiri yazar, okur,
kitabına koyar ve okura sunar. Sadece okusun diye değil.
Okusun ve şairin sunduğu güzellikleri, yaşamın her alanında
uygulasın diye. Dokunduğu her olaya, her şeye estetik
kaygıyla yaklaşsın, yaşamı güzel kılsın diye.
Güzellik derken, sadece biçimsel güzellik değil, içsel olarak
da işlevsel bir görevi yerine getirir. Yaşama sevinci verir okuruna.
Kendindeki enerjiyi, şiir yoluyla, okura da aktarmış olur. Zaten
şiir de , okura ulaşan enerjiyle yazılmış olur. Akım tamamlanmış
olur.
Hem biçim, hem öz birlikte var eder şiiri. Biçimin görevi, sadece
ne güzel sanat yapmış, imgeler üretmiş falan şairi övdürmekten
ziyade; yaşamsal bir görevdir. Özü en güzel şekliyle ortaya koymak,
ama mutlaka ortaya koymak, ifade etmektir. Süslü puslu kıyafetlerle
olduğu gibi, gerekli hallerde, en sade kıyafetle de. Yaşamsal bir
durum sözkonusu olduğunda özellikle de.
Yaşamsal bir görev denilince, şu örnek geldi aklıma. Kendi şiir anla-
yışıma da uygun bir örnek: Denizde yüzme teknikleri öğretiyor hoca.
Durgun havada, seyredenler için artistik yüzme teknikleri. Bir diğer
hoca da, yine yüzme teknikleri öğretiyor ama, artistik değil de;
kimselerin olmadığı bir anda, fırtına da koptuğunda denizde boğulma-
mayı önleyen teknikleri öğretiyor. Çok artistik değil ama, yaşam kurtaran
teknikler. Bu da yaşama dokunan bir işlevidir şiirin ve bence daha elzemdir.
Olmazsa olmazıdır.
Ben şairaneliğe hiç özenmedim . Süslü püslü dizelerden hep uzak durdum.
Günlük yaşantım nasılsa, şiirim de öyle. Şiir, kendi sıcaklığıyla sariyorsa
insanları, enerji veriyorsa, yaşama sevinci veriyorsa, şiir olmuştur ve tam
da gerektiği gibi akım tamamlanmış ve şiir yazılmıştır diyorum .