MERSİN'DEN BİR ŞAİR: AFET KIRAT
Coşkun Karabulut / Kültür Sanat
Geçen ay Mersin’e gittiğimde Mersin Şairler ve Yazarlar Derneği’ni de ziyaret etmiştim. Orada şair ve yazar arkadaşlarımla şiir üzerine güzel bir söyleşi yapmıştım. Derneğe üye olan hemen her arkadaşın bir ya da birkaç kitabı var. Şiire emek veren çok değerli arkadaşlar var içlerinde. Şimdi elimde bu arkadaşlardan Afet KIRAt’ın “ Denizin Gözyaşları” adlı kitabı var. Afet Kırat kendini tanıttığı bölümde şunları yazıyor:” Bu kitap çokluğunda neden kitap yayınladım? Çocuklarıma, torunlarıma miras bırakabileceğim hiçbir şey yoktu. Belki gururla anacakları bir ismim olur diye düşündüm.” İyi düşünmüş Afet Kırat. Hem de çok iyi! Geleceğce bundan güzel bir şey bırakılır mı? Torunlarının gurur ve onur duyacaklarından eminim. Afet Kırat 7+7 ölçüsünde yazıyor şiirlerini. Yaşamı sorgulayan, kendini sorgulayan, evreni sorgulayan ve bu sorgulamalardan çıkardığı tespitlerle oluşmuş derinlikli şiirler. Afet Kırat2ın şiirlerini çok beğendim. Hem biçim anlamında hem de içerik anlamında kendine özgü bir tarzı tutturmayı başarmış. Şiire ciddi olarak eğildiğini hemen belli eden şiirler çünkü. Şiire gerçekten emek veren şairleri çok beğenirim. Ve onları tanıtmak da boynumun borcudur derim. Afet Kırat’ı da bir şiirini aktararak tanıtmaya çalışacağım. Yalnız beklentim şudur. Bir şaire iyi denildiği zaman daha çok çalışmasını beklerim. Beğeni kazanmak bir mevzi kazanmaktır. Hemen yeni keşiflere çıkmanın başlangıç noktasıdır. Bunu unutmamak gerekir. Afet Kırat’dan da mütevaziliğini kaybetmemesini dilerim her zaman. YAŞAMAK BUYSA İçimde mevsim üşür, titrer güçsüz gölgeler Kağıt kesmez kamalar parçalarken bağrımı Çelik bir ızgaradan ruhum elemi eler Rüzgarlar süpürür mü yüreğimden ağrımı? Başım önüme eğik omzumda tonlarca yük Etekleri sürünen üç beden daha büyük Hesaplanıp işlenmiş, yalnızlık taşıyorum Yaşamak buysa şayet işte hep yaşıyorum. Özgür uçan bülbüldüm, hapsedildim kafese Dut döktüler önüme o yüzden susuyorum. İhtiyacım var belki ensemde tek nefese Hissettiğim öfkeydi sevgiye susuyorum Vicdansız yıllar yıktı her gün suratım dökük Toparladım dertleri dermansız boynum bükük Çıkarttım anıları bugüne taşıyorum Nasıl unuttum diye kendim de şaşıyorum. Doldurdum umudumla sırtımdaki heybemi Uçsuz bucaksız ömre mahmuzladım atımı Yarıştım fırtınayla alıp azıya gemi Çalıştım düşünmeden kaybolan rahatımı Hak aşkından sarhoşum hem de nasıl körkütük Almıyor birçoğunu cepken büyük cep küçük Fazlasını derleyip yuvama taşıyorum, Engelleri yok sayıp inatla aşıyorum.