MEMLEKETİMDEN ESNAF MANZARALARI
Coşkun Karabulut / Kültür Sanat
“YARDIMCI OLALIM!” Geçenlerde ayakkabı almak için yıllardır alışveriş yaptığım bir arkadaşımın mağazasına gittim. Kendime göre uygun ayakkabılara bakarken bir kız ile erkek kardeşi girdi mağazaya. Mağaza sahibi arkadaşım “ Buyurun yardımcı olayım.” dedi. Kız dün buradan aldığı ayakkabıları annesinin beğenmediğini söyleyerek geri vermek istediğini söyledi. Mağaza sahibi arkadaşım yine babacan bir edayla “ Elbette yardımcı oluruz. Buyrun başka ayakkabı seçin” dedi. Kız şu an mağazada istediği ayakkabı modelini bulamadığını söyleyerek paranın iadesini istedi. Mağaza sahibi arkadaşım yine yardımsever bir edayla “ Yardımcı oluruz. Ayakkabıları bırakın. 2 ay sonra yeni modeller geldiğinde gelir yeni ayakkabılara bakar beğenir alırsınız” dedi. Kız “ Ama ben şimdi paramın iadesini istiyorum lütfen” dedi. Mağaza sahibi “ Para iade etmiyoruz. Başka yardımcı olacağımız bir şey var mı?” deyince “ Hay senin yardımseverliğine!” deyip ayakkabı falan almadan sessizce mağazadan dışarı attım kendimi… “HALLEDERİZ “ İnsanlar kandırılmaya gelemiyor artık. Neyse o artık. Sattığın pahalıysa yazacaksın açık açık. Ucuz satıyorsan da öyle. Kapına yazacaksın kocaman kocaman harflerle. Herkes kendi karar verecek ve ona göre alacak ya da almayacak. Bizim işyerlerinin çoğunda adettir. Girersin içeri, bir kazak alacaksın. Fiyatı sorarsın. “Siz beğenin. Hallederiz.” Neyi hallediyorsun kardeşim? Halledilecek ne var? (Bizizdir aslında halledilen de sonradan anlarız halledildiğimizi.) Hin gülücükler, ticari tebessümler. Nefret ediyorum. Sonunda hallediyorlar. Eve gelince anlıyoruz. Ya da aynı kazağı başka yerde daha ucuza satıldığını gördüğümüzde anlıyoruz halledilmenin ne anlama geldiğini. “ NE VERİRSEN VER!” Berbere gidiyorsun ya da ayakkabı tamircisine Traş oluyorsun, ayakkabını tamir ettiriyorsun. “Borcumuz ne kadar? “At işte bir şeyler” ya da “Ne verirsen” Yani bu demektir ki” fiyatı söylersem kurtarmaz sen normal fiyatın üzerinde bir şeyler ver yoksa arkandan dümdüz giderim.” Başka bir anlamı yok bunun. Bir mağazanın kapısında tabela gördüm. İngilizce yazıyor. “t-shirt 7 pound only for you.” “Tişört 7 pounda sadece senin için.” Yalana bak. Demezler mi “kardeşim ben kimim, hem niye benim için?” Herkese aynı yalan:” Senin için abi. Yoksa kesin olmaz. “ Hele bir de turizm yöresinde bunu yapıp, neden turizmin kötüye gittiğini sormaya gerek var mı? Dürüst olmayı hayatın her alanına yaymak zorundayız. Birbirimizi kandıra kandıra tuhaf bir kültür yaratmadayız farkında olmadan.