Afi Can

Çağın insanı

Afi Can

  • 381

21. Yüzyıl insanı  ..    Değersizleştirilmiş, umutsuzlaştırılmiş, güvensiz

"ben napıyorum ya"
kafamda sürekli bu soru dolaşıp duruyor.
sahi; ben napıyorum ya?

Nuh'un gemisine yalnız olduğu için alınmayan bir hayvan gibi hissediyorum. Tufan değil tekbaşınalık koyuyor.

Günlerin çok boşa geçtiğini hissediyorum. Her gün aynı ve bomboş…

Biraz drama yapmak istiyorum. Çünkü hüzün Türkiye'de yaşayan birinin hissi mi? Yoksa git gide alıştık mı anlamıyorum. Hep daha fazlasını görmek istediğimden mi açıyorum haberleri yoksa bir umut mu düşlediğim. Saçma sebeplerden öldüren- öldürülen insanlara gülsem mi ağlasam mı /kendi akli dengemden şüphe ediyorum.

Özet geçsek hafif aptal hissediyorum.

Birinin yalan söylediğini hissetmek,ne berbat bir his…İnanma duygusundan nefret ettirir.

Konuşmayalı bir yıldan biraz daha fazla geçti. yanından ayrılırken son kez sarıldım ya hani sana sarılmayı bıraktığım dakikadan beri seni özlüyorum. Dün tüm cesaretimi toplayıp aradım seni , yıllar önce kaydedilmiş ses karşıma çıktı"aradığınız numara kullanılmamaktadır" Sana bu kadar uzak olmak canımı yakıyor . Hayatım çok şükür iyi gidiyor ama sen yoksun mutsuzum . Keşkelere yer kalmadı sensizlik kalbimi acıtıyor.Umarım her nerdeysen mutlusundur..

Asil yalnızlığım kendime aşık olmak üzere…

Tek başınalıktan öte…

Yalnızlığın az ilerisinde…
 
Mutsuzluğun berisinde…

Kayıp olmanın gerisinde ..

Arafta bir yerlerdeyim ..

Kısacası…

Kadroya alınmamış topçu gibiyim…

Küskün ama kırgın değil…

Yorgun ama yılgın değil…

Cennetten kovulmamış, cehenneme kabul edilmemiş gibiyim…

Yaklasik 7 gun sonra evimi boşaltıyorum. Yani anlayacağınız 1+1 evde oturan adamın asil amacı beni asacak artık.

Neyse... Bugün bakkal, marketlerden koli kovalamaıi bırakıp, delikanlı gibi gidip koli aldım nalburdan. Bir de koli bandı. Eve geldim, bir süre oturdum. İşin aslı duygulanmış falan değildim. Sadece daha sonra ne yapacağım ve ne olacağı ile ilgili çeşitli endişeler taşıdığımı fark ettim.
Kolay uyum sağlarım durumlara. Bugun burası evim olur, yarın başka bir yer...
Üç koli yaptım. Bardak, çanak ne varsa topladım. Her şeyi tek tek kağıt havluya sarıp koliye koyarken "acaba bunlari ne zaman, hangi koşullarda açacağımı" düşündüm.
işte galiba o andan beri hafif bir hüzün var üzerimde. Hafif ama…

O mesajı atmamalıyım, atmamalıyım, atmamalıyım, atmayacağım!

İrademi güçlendirmem gerek, kaybedişlerimi tekrarlamaktan sıkıldım.

Boşluk. Biri ölmüş gibi ama değil, oysa sadece biri gitmiş içimden. vedalaşmamışım. Görmemişim. Sadece gitmiş. Yalnız da gitmemiş üstelik. Duygularımı da almış yanına,hissizleştirmiş. Boşluk biri ölmüş gibi ama değil.

Biraz önce iyiydim. Komik bir dizi açıp izlerken gülüyordum. 

Ama an itibariyle hocamın hayatını kaybettiğini öğrenince o kadar üzüldüm ki... 

Çok üzüldüm be büyük usta.. Keşke dayanabilseydin... Daha ne öyküler yazardın kimbilir…

Trende biletsiz sevdalar vardı, vagonlar kaçaklara göz yumarlardı.  


Cüretkarlık…

Ancak bedelini ödeyebileceklere özgü bir nitelik….

Dokunursan ellerin yanabilir….

Ancak cüret edilemeyecek şeyler bizi ileri götürür.. kurguların ya da olguların birikimi değil…

bugün bir yaşımı daha dolduruyorum. yeni yaş bir bakıma check point. yaşamda save alınamadığından replay'leri kontrol edip pozisyonlara bakılan dönemlerden biri.

hayatımdaki yol ayrımlarını ve kırılmaları düşünüyorum. ne zaman o nitelikli işi yapamayacağım, o afet kadınla beraber olamayacağım, o çuvaldızı başkasına batırmamam telkin edildi orada monotonluk ve yaşamaya değer bir hayat arasındaki seçim gizliydi ve ne zaman cüretkar davranmayı seçtiysem, o zaman yaşamaya değer(hem neşe hem hüzün) şeyler deneyimledim. şimdi geriye dönüp baktığımda en çok onları hatırlıyorum ve iyi ki diyorum.

Sadece doğduğu için, bedel ödemeden, her şeye hakkı olduğunu sanan post-truth bebesi ukalalığından bahsetmiyorum. Fakat öz farkındalıkla birleşmiş cüretkarlık yaşamın katalizörlerinden biri.

Günümüzde ki cüret ve ücret ilişkisi korkaklık derecesinde yığılmış vaziyette..

 Sevildiğinden emin biri nasılda cüretkar olabiliyor…

Ah be kadın…

Küstahlık onun nazarında biraz içi boşaltımış bir kavram gibi kalıyor. Sadece davranışlarda değil, düşünceler de de nezafet ve nezaket uçup gitmişti… Kabalığın dışına çıkarak,çirkinlik olmuştu .bu sapma bile tek başına onun neyi arzuladığına  ışık tutuyor…

Hafif öfkeli hissediyorum.. hafif ama…

Neyse nakliye geldi gitmem gerek …

Kalon sağlıcakla, sevgiyle…

Herkese keyifli haftalar dilerim.

Dünya üzerinde zorunlu göç etmek zorunda kalan,ülkemiz de aşkın bile kiracısı olan kimselere ithafen….


 

Yazarın Diğer Yazıları