- Haberler
- Kültür Sanat
- Anadolu'nun sesi: Aşık Veysel Şatıroğlu
Anadolu'nun sesi: Aşık Veysel Şatıroğlu
'Uzun ince bir yoldayım/Gidiyorum gündüz gece/Bilmiyorum ne haldeyim/Gidiyorum gündüz gece' dizeleriyle hafızalara kazınan halk ozanı Aşık Veysel Şatıroğlu'nun vefatının üzerinden 53 yıl geçti.
"Anadolu'nun sesi" olarak kabul edilen usta ozan, yaşamı boyunca yoksulluk ve mücadeleyi sazına ve sözlerine yansıttı.
Unutulmaz sanatçı, Gülizar ve Ahmet Şatıroğlu çiftinin çocuğu olarak, 25 Ekim 1894'te Sivas'ın Şarkışla ilçesi Sivrialan köyünde dünyaya geldi.
Aşıklık geleneğinin önemli temsilcilerinden biri olan ve soyu Horasan Türkmenlerine dayanan Şatıroğlu, hayatının büyük bölümünü Sivrialan'da, zorlu yaşam koşullarında geçirdi.
İki kardeşi çocuk yaşta öldü
İki kız kardeşi çiçek hastalığına yakalanarak yaşamını yitiren Aşık Veysel, aynı hastalık nedeniyle 7 yaşında sol gözünü kaybetti.
Bir gün inek sağan babasının yanına giden halk ozanı, ters bir hareketten ürken öküzün boynuzunun sağ gözüne girmesiyle tamamen görme engelli oldu. Geçimini güçlükle sağlayan ailesi, Aşık Veysel'in gözlerini tedavi ettiremedi.
Unutulmaz sanatçı, 1969'da Erdoğan Alkan ile hayatı hakkında yaptığı röportajda, "Kendi dünyanda eşyaya ve insana bir şekil veriyor musun?" sorusuna şöyle yanıt vermişti:
"Veremiyorum. Sebebi ise? Aşık Hüseyin şöyle demiş, 'İnsan kısım kısım, yer damar damar. İnsanların hepsi bir renkte, bir ölçüde değil ki ona göre bir karara varayım'."
Ahmet Şatıroğlu, Aşık Veysel'e özel bağlama yaptırdı
Sanatçı, doğaya ve insana bakışını da şu sözlerle dile getirmişti:
"Ben öldükten sonra üzerimde otlar bitsin, çiçekler açsın, taş kapatır, çimento kapatır, hiç kimse istifade edemez. Yalnız benim toprağım da milletime hizmet etsin. Oradaki biten otlardan koyun yesin, et olsun. Kuzu yesin, süt olsun. Arı yesin, arı götürsün, bal olsun. Ben orada taşın altında yatmakla bir istifadem yok. Düşüncem bu."
Halk ozanları ve aşıklık geleneğiyle tanınan Emlek yöresindeki Sivrialan'a sık sık aşıklar gelir, sohbet, muhabbet eder ve cem yapardı. Henüz çocukken bu toplantılara katılan Şatıroğlu, aşıklardan deyişler dinleyip onların paylaştığı bilgilerden faydalandı.
Oğlunun şiire, saza ve söze merakını fark eden Ahmet Şatıroğlu, Aşık Veysel'e özel bir bağlama yaptırdı.
Aşık Veysel, babasının da teşvikiyle ilk saz derslerini köyün saz ustalarından Çamşıhlı Ali ve Molla Hüseyin'den aldı. Gittikçe daha iyi bağlama çalan sanatçı, Pir Sultan Abdal, Karacaoğlan, Yunus Emre ve Aşık Agahi gibi birçok usta ismin eserlerini yorumladı.
Türk müziğine unutulmaz eserleri miras bıraktı
İlk evliliğini 1919'da Esma Hanım ile yapan Aşık Veysel'in bu evlilikten bir kızı, bir de oğlu oldu. Oğlu henüz 10 günlükken, kızı da 2 yaşındayken hayatını kaybetti. Usta sanatçı, kızı henüz 6 aylıkken, eşi Esma Hanım tarafından terk edildi. Aşık Veysel'in annesi Gülizar Hanım, Şubat 1921'de, babası ise annesinden 8 ay sonra yaşamını yitirdi.
Unutulmaz halk ozanı, bir dönem Sivas Zara çevresindeki köylerde 3 ay kadar kaldı. O süreçte Hafik ilçesi Karayaprak köyündeki Yalıncak Baba Tekkesi'ne uğrayan Şatıroğlu, tekkenin temizliğini yapan Gülizar Hanım ile 1928'de evlendi.
Usta ozanın bu evlilikten de Zöhre, Ahmet, Hüseyin, Menekşe, Bahri, Zekine ve Hayriye adlarını verdiği 7 çocuğu dünyaya geldi. Çocuklarından Hüseyin birkaç aylıkken hayatını kaybetti. Ozanın büyük oğlu Ahmet Şatıroğlu, 2018'de 84 yaşındayken, büyük kızı Zöhre Başer 2020'de 85 yaşında, Bahri Şatıroğlu ise 2021'de yaşama veda etti.
Aşıklık geleneğinin önemli temsilcilerinden olan sanatçı, "Uzun İnce Bir Yoldayım", "Dostlar Beni Hatırlasın", "Güzelliğin On Para Etmez", "Atatürk'e Ağıt", "Beni Hor Görme", "Beş Günlük Dünya", "Derdimi Dökersem Derin Dereye", "Kahpe Felek" ve "Kara Toprak" gibi eserleri Türk müziğine miras bıraktı.
İstanbul'da plak doldurdu, radyo konserleri verdi
Sivas'ta öğretmenlik ve Milli Eğitim Müdürlüğü görevlerinde bulunan şair ve oyun yazarı Ahmet Kutsi Tecer'in 1931'de organize ettiği "Sivas Halk Şairleri Bayramı"na katılan Aşık Veysel, etkinlikte gerçekleşen yarışmada birinci geldi.
Sanatçı, 1933'e kadar usta ozanların şiirlerini seslendirdi, bu tarihten sonra ise kaleme aldığı şiirleri besteleyerek müzikseverlerin beğenisine sundu.
Bakmadan Geçme