Fethiye'de Köy Enstitüleri vurgusu: 'Eğitimde devrim niteliğindeydi'
Yeni Kuşak Köy Enstitüleri Derneği Fethiye Şube Başkanı Av. Ali Gönen, Köy Enstitüleri'nin Türkiye'nin eğitim tarihinde 'bir aydınlanma devrimi' olduğunu söyledi. Gönen, bu okulların üretimle eğitimi birleştiren yapısıyla toplumu dönüştürdüğünü belirterek, 'Bu okullar açılması, kurulması, devam ettirilmesi ve yeni kuşaklara, yeni yetişen nesillere örnek olarak gösterilmesi gereken birer müze olmayı hak eden okullardır' dedi.
Yeni Kuşak Köy Enstitüleri Derneği Fethiye Şube Başkanı Av. Ali Gönen, Köy Enstitüleri’nin Türkiye’nin eğitim tarihindeki yeri ve önemine ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulundu. Köy Enstitüleri’nin yokluk ve yoksulluk koşullarının hakim olduğu II. Dünya Savaşı yıllarında kurulduğunu hatırlatan Gönen, bu okulların Anadolu’nun 21 ayrı bölgesinde dengeli bir şekilde açıldığını ifade etti. Gönen, sistemin temel amacının köy çocuklarını eğitmek, onları öğretmen olarak yetiştirmek ve yeniden kendi köylerine hizmet vermelerini sağlamak olduğunu vurguladı. Gönen, Köy Enstitüleri için yaptığı değerlendirmede, “Bu okullar bizi okuryazar hale getiren, bizi ulus bilincine taşıyan en önemli eğitim kurumlarıdır” dedi.
Konuşmasında Köy Enstitüleri’nin çalışma modeline de değinen Gönen, bu okullarda öğrencilerin sadece teorik eğitim almadığını, aynı zamanda üretim içinde öğrenme modeliyle yetiştirildiğini belirtti. Köylerden gelen çocukların “çıplak ayakla, yırtık kıyafetlerle” bu okullara geldiğini ifade eden Gönen, eğitim sürecinin ardından bu öğrencilerin birer üretken öğretmen olarak Anadolu’nun dört bir yanına döndüğünü söyledi. “40 bin köye 40 bin öğretmen yetiştirme hedefiyle kurulan bu sistem, Türkiye’ye çağ atlatan bir projedir” diyen Gönen, Köy Enstitüleri mezunlarının yalnızca öğretmen değil, aynı zamanda yazar, ressam, müzisyen ve spor insanı olarak da topluma katkı sunduğunu dile getirdi.
Köy Enstitüleri’nin bugün müze niteliğinde yaşatılması gerektiğini savunan Gönen, “Bu okullar kendi haline terk edilecek yapılar değildir. Aksine yeni nesillere örnek olacak eğitim müzeleri olmalıdır” ifadelerini kullandı.
17 Nisan 1940 tarihinde çıkarılan yasa ile kurulan sistemin Türkiye’de büyük bir aydınlanma hareketi başlattığını belirten Gönen, Köy Enstitüleri’nin aynı zamanda laik Cumhuriyet’in eğitim temelini oluşturduğunu söyledi. Gönen, “Laik bir toplum yapısı olmadan ne modernlikten ne de özgürlükten söz edebiliriz” diyerek eğitim ile toplumsal yapı arasındaki bağa dikkat çekti.
Gönen, günümüzdeki eğitim sistemini de eleştirerek taşımalı eğitim uygulamasına değindi. Öğrencilerin ve öğretmenlerin günlerinin büyük kısmını araçlarda geçirdiğini belirten Gönen, bu sistemin sağlıklı bir model olmadığını ifade etti. “Taşımalı eğitim bir model değil, modelsizliktir” diyen Gönen, köy okullarının yeniden açılması gerektiğini savundu. Öğretmenlerin görev yaptıkları yerleşimlerde yaşaması gerektiğini belirterek, öğrencilerle daha güçlü bağ kurulmasının önemine dikkat çekti.
Eğitimde bir diğer önemli sorunun yabancı dille eğitim olduğunu söyleyen Gönen, tüm eğitim süreçlerinin Türkçe yürütülmesi gerektiğini vurguladı. Türkçenin korunmasının ulusal kültür açısından hayati önem taşıdığını belirten Gönen, “Türkçemizi kaybedersek kültürümüzü de kaybederiz” dedi.
Konuşmasının sonunda öğretmenlere de seslenen Gönen, Türkçenin doğru ve kurallı kullanımına dikkat edilmesi gerektiğini ifade ederek, eğitimcilerin bu konuda duyarlı olması çağrısında bulundu.