Fethiye'de eğitimcilerden sert tepki: 'Bu bir çöküştür'
Eğitim-İş ve Eğitim Sen, Fethiye Belediyesi Kültür Merkezi önünde yaptıkları açıklamada Şanlıurfa Siverek'teki okul saldırısının münferit olmadığını vurgulayarak, eğitimdeki güvensizlik ve sistemsel sorunlara dikkat çekti.
Fethiye’de Eğitim-İş ve Eğitim Sen üyeleri, Fethiye Belediyesi Kültür Merkezi önünde bir araya gelerek basın açıklaması gerçekleştirdi. Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde Ahmet Koyuncu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde bir öğrencinin gerçekleştirdiği silahlı saldırıda öğretmen ve öğrencilerin de aralarında bulunduğu 16 kişinin yaralanmasına tepki gösteren eğitimciler, “Susma, haykır, şiddete hayır”, “Öğretmene saygı, geleceğe saygı” ve “Okullarda ölmek istemiyoruz” sloganları attı.
Basın açıklaması, Eğitim-İş Fethiye İlçe Sekreteri Aslı Girgin tarafından yapıldı. Yapılan açıklamada, Siverek’te yaşanan saldırının ne bir kaza ne de münferit bir olay olduğu vurgulanarak, “Bu saldırı eğitimin ve öğretmenin yıllardır sistemli biçimde değersizleştirildiğinin, gençliğin geleceksizleştirildiğinin ve okulların sahipsiz bırakıldığının açık ilanıdır” denildi. Açıklamada, bugün eğitimin çocuklara umut vermediği, gençlerin gelecek kuramadığı ve hayal dahi kuramaz hale geldiği ifade edilerek, bu durumun gençleri çaresizlik, öfke ve çıkışsızlığa sürüklediği kaydedildi.
Eğitimciler, bu birikmiş öfkenin artık okul koridorlarında silah sesi olarak yankılandığını belirterek, “En güvenli olması gereken okullar nasıl oldu da en güvensiz alanlara dönüştü? Bilimin, aklın ve aydınlanmanın mekanı olması gereken okullar nasıl oldu da çocukların camdan atlayarak canını kurtarmaya çalıştığı yerlere dönüştü?” sorularını yöneltti.
Açıklamada yaşananların bir çöküş olduğuna dikkat çekilerek, “Bu eğitimde güvenlik politikasının iflasıdır. Bu öğretmeni yalnız bırakan, okulu kaderine terk eden anlayışın eseridir” ifadelerine yer verildi. Eğitim-İş temsilcileri, daha önce de benzer olaylara karşı uyarılarda bulunduklarını hatırlatarak, öğretmen Fatma Durmuş Çelik’in hayatını kaybettiği olayın ardından da gerekli önlemlerin alınmadığını dile getirdi. Bugün öğretmenlerin ders anlatırken can güvenliğini düşündüğü, öğrencilerin ise okula giderken sağ salim eve dönüp dönemeyeceğini hesapladığı ifade edilen açıklamada, bu tablonun sorumlularının eğitimi bilimsellikten, laiklikten ve kamusal sorumluluktan koparan anlayış olduğu belirtildi. Eğitim sendikaları, öğretmen ve öğrencilerin can güvenliğini sağlayamayan hiçbir yönetimin bu sorumluluktan kaçamayacağını vurgulayarak, “Eğer bir öğretmenin ya da bir öğrencinin saçının teline zarar gelirse bunun siyasi ve idari sorumluları bellidir. İşte bu yüzden buradayız. Artık yeter diyoruz. Okullarda ölmek istemiyoruz” dedi.
Açıklamada çözüm önerilerine de yer verilerek, rehber öğretmen raporlarının dikkate alınması, sosyal hizmetler sisteminin güçlendirilmesi ve okullarla entegre edilmesi gerektiği ifade edildi. Ayrıca öğretmenler üzerinde CİMER üzerinden kurulan baskıya son verilmesi, kalabalık sınıfların azaltılması, yeni okul ve dersliklerin yapılması, sanat ve spor faaliyetlerinin yaygınlaştırılması çağrısında bulunuldu. Tüm okulların güvenlik ve fiziki koşullar açısından standartlara uygun hale getirilmesi gerektiği vurgulanan açıklamada, “Bu talepler lütuf değil, en temel haktır. Ertelenemez, görmezden gelinemez” denildi.