- Haberler
- Kültür Sanat
- İnlice'nin Kayalara Kazınan Tarihi: Daedala Kral Kaya Mezarı Yüzyıllara Meydan Okuyor
İnlice'nin Kayalara Kazınan Tarihi: Daedala Kral Kaya Mezarı Yüzyıllara Meydan Okuyor
Fethiye'nin İnlice Mahallesi'nde bulunan Daedala Antik Kenti ve kentin en dikkat çekici kalıntılarından biri olan anıtsal kaya mezarı, bölgenin binlerce yıllık geçmişine ışık tutuyor.
Antik dönemde Likya ile Karya dünyasının kesişme noktasında stratejik bir konuma sahip Daedala’nın kayaya oyulmuş mezar yapısı, bugün çam ormanlarının arasında Fethiye’nin az bilinen arkeolojik değerlerinden biri olarak varlığını sürdürüyor.
Muğla’nın Fethiye ilçesi, yalnızca Telmessos, Amintas Kaya Mezarları ve Kayaköy gibi bilinen tarihi değerleriyle değil, kırsal mahallelerinde sakladığı antik yerleşimlerle de Anadolu’nun zengin kültürel mirasını günümüze taşıyor. Bu yerleşimlerden biri de İnlice Mahallesi çevresinde bulunan Daedala, diğer yazılışlarıyla Daidala veya Daedala Antik Kenti.
İnlice’deki Deadala Kaya Mezarı, antik yerleşimden günümüze ulaşan en belirgin yapılardan biri olarak dikkati çekiyor. Kültür Envanteri kayıtlarında anıt mezar ve kaya mezarı olarak sınıflandırılan yapı; Antik Yunan, Karya ve Likya kültür çevresiyle ilişkilendiriliyor.
DAEDALA, LİKYA İLE KARYA ARASINDA STRATEJİK BİR NOKTAYDI
Daedala’nın önemi yalnızca günümüze ulaşan mezarlarından kaynaklanmıyor. Antik kaynaklar ve arkeolojik değerlendirmeler, yerleşimin Likya’nın batı sınırında önemli bir noktada bulunduğuna işaret ediyor.
Princeton Antik Yerleşimler Ansiklopedisi’nde yer alan G. E. Bean’in değerlendirmelerine göre Daedala’nın ana akropol tepesinde düzgün kesme taşlardan yapılmış bir çevre duvarı, küçük bir savunma yapısı, dairesel bir sarnıç, konut temelleri ve kayaya işlenmiş çeşitli mimari izler bulunuyor. Aynı alanda Likya tipi kaya mezarları, lahitler ve kayalık yüzeylere açılmış çok sayıda küçük mezarın bulunduğu belirtiliyor.
Daedala’nın bulunduğu coğrafya da kentin neden burada kurulduğunu açık biçimde ortaya koyuyor. Fethiye Körfezi ve çevresindeki ulaşım güzergâhlarına hâkim konumdaki yükseltiler, antik çağda hem yerleşim hem de savunma bakımından önemli avantaj sağlıyordu.
YOL KENARINDAKİ ANITSAL MEZAR DİKKAT ÇEKİYOR
Daedala’nın en çarpıcı kalıntılarından biri ise antik yerleşimin aşağı bölümünde bulunan anıtsal kaya mezarı. Bilimsel çalışmalarda, günümüzde D400 kara yolunun ve İnlice yerleşiminin bulunduğu düzlükte de çok sayıda antik kalıntıya rastlandığı, ayrıca bugünkü Fethiye Körfezi kıyısına kadar uzanan alanda arkeolojik izlerin bulunduğu belirtiliyor. Araştırmalarda özellikle yol yakınındaki tapınak cepheli anıtsal kaya mezarına dikkat çekiliyor.
Princeton kaynaklarında ise bu yapı, ana Fethiye yolu yakınında bulunan Dor düzenindeki kayaya oyulmuş tapınak mezarı şeklinde tanımlanıyor.
Kayalık kütlenin doğrudan oyulmasıyla meydana getirilen mezar, uzaktan bakıldığında bir yapı cephesi izlenimi veriyor. Antik çağ insanının taşı yalnızca mezar odasına dönüştürmediği, aynı zamanda mimari bir cephe meydana getirdiği bu gelenek, bölgedeki kaya mezarı mimarisinin karakteristik özelliklerini yansıtıyor.
KAYALARIN ARASINDA BİR NEKROPOL
Daedala’daki mezar geleneği yalnızca bugün yol çevresinden görülebilen anıtsal yapıyla sınırlı değil.
Araştırmalar, yerleşim tepesinin çevresinde geniş bir nekropol alanının bulunduğunu gösteriyor. Akropol çevresindeki kayalıklarda farklı mezar tiplerinin yanı sıra bir mezar sütununun da bulunduğu bilimsel yayınlarda aktarılıyor.
Akropolün batı eteklerinde kayaya açılmış küçük mezarlar, Likya tipi mezar yapıları ve lahitlerin bulunduğu; yerleşimin yüksek kesimlerinde ise kaya mezarlarının devam ettiği belirtiliyor. Böylece Daedala’nın yalnızca küçük bir savunma veya gözetleme yerleşimi olmadığı, çevresinde gelişmiş bir ölü gömme alanına da sahip olduğu anlaşılıyor.
ANTİK KENTTEN BUGÜNE NELER KALDI?
Daedala’da günümüzde büyük ve bütünlüğünü koruyan kamu yapılarından oluşan görkemli bir kent dokusu görmek mümkün değil. Ancak araziye dağılan kalıntılar antik yerleşimin karakteri hakkında önemli ipuçları sunuyor.
Akropol çevresinde sur izleri, küçük savunma yapısı, sarnıç, konut temelleri ve kayaya oyulmuş bölümler tespit edilmiş durumda. Nekropol alanındaki kaya mezarları ve lahitler ise Daedala’nın günümüze ulaşan en dikkat çekici arkeolojik unsurlarını oluşturuyor.
Kültür Envanteri de Daedala Kaya Mezarı’nı antik kentte bugün görülebilen en belirgin kalıntılardan biri olarak gösteriyor.
YERLEŞİM GEÇ ANTİK ÇAĞA KADAR DEVAM ETMİŞ OLABİLİR
Daedala çevresindeki arkeolojik bulgular, bölgedeki yaşamın yalnızca Likya ve Karya dönemleriyle sınırlı kalmadığını da ortaya koyuyor.
İnlice’nin bugünkü yerleşim merkezine yakın bir noktada tespit edilen ve iyi korunamamış bir bazilika kalıntısının, yerleşimin Geç Antik Çağ’a kadar devam ettiğine ilişkin önemli kanıtlardan biri olduğu değerlendiriliyor.
Bu durum, Daedala ve çevresinin farklı dönemlerde değişen siyasi ve kültürel koşullara rağmen uzun süre yaşam alanı olarak kullanılmaya devam ettiğini gösteriyor.
İNLİCE’NİN DENİZİ KADAR TARİHİ DE DİKKAT ÇEKİYOR
Bugün İnlice denildiğinde akla ilk olarak koyu, plajı, çam ormanları ve Göcek’e yakınlığı geliyor. Ancak bölgenin kayalık yükseltileri arasında bulunan Daedala kalıntıları, İnlice’nin turizm değerinin yalnızca deniz ve doğayla sınırlı olmadığını ortaya koyuyor.
Fethiye’nin dünyaca tanınan Telmessos ve Amintas gibi tarihi değerlerinin gölgesinde kalan Daedala, özellikle kaya mezarı, nekropol alanı ve akropol kalıntılarıyla ilçenin arkeolojik zenginliğinin önemli parçalarından birini oluşturuyor.
Çamların arasında ve kayalık arazi üzerinde sessizliğini koruyan Daedala, bugün ziyaretçilerine binlerce yıl önce aynı coğrafyada yaşamış toplumların izlerini sunuyor. İnlice’nin hemen yanı başındaki antik miras, Fethiye’nin her köşesinde farklı bir tarih katmanının saklı olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor.
Daedala’nın kayalara işlenen mezarı ise aradan geçen yüzyıllara rağmen İnlice’de geçmişin sessiz tanığı olarak ayakta kalmaya devam ediyor.
Bakmadan Geçme