
Sonbahar
Sevim Tutar Arıcak
- 1147
Bu sonbaharda sararan yalnız yapraklar mıydı?
Ölü bedenler sarardı çoğalarak
Gülümsemeler dondu sararan yüzlerde
Bu sonbaharda kaç kişi ölüme razı oldu?
Üzüntüden kuşlar sarardı soldu
Dilsiz duvarlarda kireç sarardı
Kaç ev öksüz kaldı?
Kaç hayvan?
Kaç çocuk aç uydu bu sonbaharda?
Yalnız yapraklar mı dalından ayrılan
Kaç sevgili bir birinden ayrıldı?
Kaç nefes bedenden ayrılıp,
Kaç kalp kırıldı bu mevsim?
Yalnız gökyüzü mü ağlayan?
Yalnız çimler mi sabanla devrilip,
Toprağın altında kalan?
Vicdanlar kaldı arsız duyguların altında
Yoksullar ağladı damların altında
Yalnız sonbahar mı gelen?
Soğuk ayrılıklar, vedalar boynumuzu büken
Üşüyen gönlümüzün dumanıdır bu tüten
Camsız pençelerden tütüp giden
Yalnız yaprak mı vefasız ayrılıp dalından giderken
Vedalar taşındı içi boş valizlerle
Nice ölümler geldi erken erken
Ve de duymadılar ağlayanları gülenler
Yalnız sonbahar yaprakları mı ayaklar altında ezilen?
Yalnız yollar mı ayaklar altında ezilen?
Yalnız ömür mü zamanın altında ezilen?
Onur hasiyet ve hayâdır insanlığın altında ezilen