Psikolog  Saadet ELEVLİ

AŞK'IN HUZURSUZ HALİ

Psikolog Saadet ELEVLİ

“Travmaya Bağlı Uyarılma Bağımlılığı Perspektifinden İlişkiler”

Bazı ilişkiler neden baştan itibaren zor olur? Neden bazı insanlar için aşk; huzur, güven ve sakinlik değil de sürekli bir bekleyiş, kaygı ve belirsizliktir?

Daha da önemlisi:

Neden bizi en çok yoran ilişkilerden kopmak bu kadar güçtür?
Bu soruların yanıtı çoğu zaman “yanlış insan seçimi”nde değil, travmaya bağlı uyarılma bağımlılığı denen görünmez bir döngüde saklıdır. 
Travmayla şekillenmiş bir sinir sistemi için ilişki, yalnızca duygusal bir bağ değildir; aynı zamanda bir hayatta kalma alanıdır.
Belirsizlik, mesafe, ulaşılmazlık ve duygusal iniş çıkışlar; beden için tanıdıktır.

Bu yüzden:
Uzak duran partnerler daha çekici gelir
Netlik boğucu hissedilebilir
Sürekli düşünmek, beklemek, çözmeye çalışmak “bağlanma” sanılabilir.
Oysa burada yaşanan şey çoğu zaman aşk değil, yüksek uyarılma hâlidir.
Duygusal olarak tutarlı, ilgili ve erişilebilir bir ilişki; travma yaşamış biri için şaşırtıcı biçimde rahatsız edici olabilir.
Çünkü beden şunu sorar: “Bu kadar sakinse, tehlike nerede?”
Sessizlikte kaygı artar. Sorun yokken iç sıkıntısı başlar. Ve kişi farkında olmadan ilişkiye bir gerilim ekler ya da gerilimin olduğu yere çekilir.
Huzur, herkes için tanıdık değildir.
“Ben neden hep aynı tip insanlara çekiliyorum?”
“Niye başı zor, sonu belirsiz ilişkilerin içindeyim?”
Bu sorular ahlaki ya da karakterle ilgili değildir. Bu bir beden hafızası meselesidir.
Travmatik deneyimler sinir sistemine şunu öğretir:
“Sevgi, belirsizlikle birlikte gelir.”
“Bağlanmak için tetikte olmalıyım.”
Bu yüzden kişi bilinçli olarak acıyı seçmez; sadece bildiği duygusal dili tekrar eder.
Travmaya bağlı uyarılma bağımlılığı olan ilişkilerde kopmak çok zordur.
Çünkü o ilişki:
Yoğun duygular üretir
Kişiye “canlı” hissettirir
Tanıdık bir kaos sunar
Kişi çoğu zaman şunu sanır: “Bu kadar zor geliyorsa, demek ki çok seviyorum.”
Oysa bazen zor gelen şey sevgi değil, bedenin onsuz kaldığında boşluğa düşmesidir.
İyileşmek, “hiç zorlanmamak” değildir, sakin bir ilişkide kalabilme cesaretidir.
Bu süreçte:
Tutarlılık başta sıkıcı gelir
Duygusal boşluk hissi oluşabilir
“Bir şey eksik” duygusu yükselir
Bu bir hata değil, sinir sisteminin yeniden öğrenme sürecidir.
Aşk her zaman fırtına olmak zorunda değildir. Bazen aşk, ilk kez huzurda kalabilmektir.
Eğer ilişkilerinde hep yoruluyorsan, belki de sorun yanlış sevmen değil; çok uzun süre tetikte sevmek zorunda kalmış olmandır.
Ve belki de en derin iyileşme, seni heyecanlandıranla sana iyi gelen arasındaki farkı fark ettiğin yerde başlar.

 

 

 

Yazarın Diğer Yazıları