Prof. Dr. Osman Genç - Fizyoloji uzmanı

Gökkuşağı Gibi

Prof. Dr. Osman Genç - Fizyoloji uzmanı

Hayatımız boyunca edindiğimiz tecrübeler, yaşadığımız olaylar, kendi yaptıklarımız-ettiklerimiz, bunlardan çıkardığımız dersler, gördüğümüz muameleler, hareketler, tavırlar, davranışlar; haklı ya da haksız yaşadığımız tüm olayların hepsi birer renk olsa ya da rengin birer tonu olsa ve bunlar bizde görünse, rengarenk olurduk değil mi?
Aynı veya benzer deneyimler aynı renk olsa veya aynı rengin tonu olsa, o deneyimi yaşayan herkeste aynı şekilde o renk görülse nasıl olurdu? 
Normal günlük hayatta belli deneyimler ediniyoruz. Sizi yakından tanıyanlar bu deneyimleri yaşadığınızı biliyorlar veya halden anlayanlar sizi biliyorlar, ama diğerleri sizi, dıştan gördüğü kadar sığ bir değerlendirmeye tabi tutuyorlar.
Hayatımız boyunca yaşadığımız deneyimlerle yeni yeni renkler edinsek ve her gördüğümüz kişide bu renklerden veya farklı renkler gördüğümüzde “Bak bu kişi şu deneyimleri edinmiş” diyebilsek nasıl olurdu sizce?
Yaşadığımız acıyı, sevinci, mutluluğu, yediğimiz kazıkları, attığımız kazıkları saklayamazdık değil mi? Çünkü her birisi bir renk veya o rengin tonuyla bizde görülmüş olacaktı.
Empati yapabilmek daha mı kolay olurdu? Yoksa hayat daha mı zorlaşırdı?
Şiddetli sağanakta ıslanmayanlar ile hafif bir esintide fırtına meydana gelmiş gibi davrananlar, hissettiklerine göre renk değiştirecekler ve bu kişilerin hassasiyetleri daha rahat ortaya çıkardı zannediyorum. Böyle kişilere karşı herkesin tavrı da ona göre şekillenirdi herhalde.
İnsanoğlu hayatı boyunca deneyim kazandıkça, esasında, renkleri belli olmayan gökkuşağı gibi oluyor. 
Halden anlayanlar sizi anlayabiliyor. Yakınınızda olabilirler, sizin yaşadığınız şeylere şahit de olabilirler ama farklı yorumlarla sizi hiç anlamayabilirler, halden anlıyorlarsa anlayabilirler.
Eşekten düşen Nasrettin Hoca “Bana eşekten düşeni getirin, o anlar beni” demiş. Anlayana çok şeyler ifade ediyor. 
Rengarenk bir kişi olmak ve renk değişimlerini görebilmek yani halden anlayabilmek sorumluluk gerektirir. 
Kuru ekmeğe ihtiyacı olan izzetinden yardım talebinde bulunmazken, savurgan, cazgır birisi pasta yiyemediği için çok muhtaç olduğunu söyleyerek yardım talebinde bulunabilir.
İşte, bu iki durumun farkına varmak ve farkındalığını oluşturmak ve bu durumlarda yapılması gerekenleri yapabilmek en büyük sorumluluklardan birisidir.
Tavırlarını ona göre değiştirmelisin. Davranışların ona göre şekillenmeli. Sözlerin, sesinin tonu; hangi renge hitap ediyorsa ona göre olmalı.
Makineleşen, robotik, siyah-beyaz bir hayata koşuyoruz adeta. 
“Hal”den anlayan kişilerden olalım.
Selamlar Saygılar Sevgiler

Yazarın Diğer Yazıları