Fethiye kuzugöbeği tescillendi, şimdi gözler sürdürülebilirlikte
Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hakan Allı, Fethiye kuzugöbeğinin yalnızca ekonomik bir ürün değil, bölgenin biyolojik zenginliğinin önemli bir parçası olduğuna vurgu yaptı. Allı, coğrafi işaretle tescillenen Fethiye kuzugöbeğinin geleceği için bilinçli toplayıcılık ve sürdürülebilir koruma çalışmalarının şart olduğunu belirterek, 'Altın yumurtlayan tavuğu kesmememiz lazım, korumamız lazım' dedi.
Fethiye kuzugöbeği mantarının coğrafi işaretle tescillenmesinin ardından gözler, bölgenin bu değerinin nasıl korunacağına çevrildi. Fethiye Ticaret ve Sanayi Odası’nın başvuru sürecinde hazırlanan bilimsel dosyalara katkı sunan Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hakan Allı, kuzugöbeğinin Fethiye açısından taşıdığı bilimsel, ekolojik ve ekonomik önemi anlattı.
Kuzugöbeğinin Türkiye’nin farklı bölgelerinde yetiştiğini belirten Allı, Fethiye kuzugöbeğinin özellikle erken dönemde ortaya çıkması, doğal ortamda yetişmesi ve ihracata konu olacak miktarlarda toplanmasıyla öne çıktığını söyledi. Allı, “Ülkemizin birçok yerinde kuzugöbeği var. Ancak Fethiye’deki kuzugöbeği, erkenci olması, Türkiye’de ilk çıkan bölgelerden biri olması ve bol miktarda bulunmasıyla ön plana çıkıyor. Özellikle yurt dışına ihraç edilmesi de bu mantarı ekonomik açıdan önemli hale getiriyor” ifadelerini kullandı.
Coğrafi işaret için uzun ve titiz süreç
Fethiye kuzugöbeğinin coğrafi işaret başvurusunun kolay ilerleyen bir süreç olmadığını aktaran Allı, başvuru dosyalarının hazırlanmasının ardından belge ve itiraz aşamalarının da tamamlandığını belirtti. Sürecin bir yıldan uzun, hatta iki yıla yaklaşan bir zaman dilimine yayıldığını ifade eden Allı, gerekli değerlendirmelerin ve ilan sürecinin tamamlanmasının ardından Fethiye kuzugöbeğinin coğrafi işaret tescilinin kabul edildiğini söyledi. Allı, tescilin ardından asıl önemli konulardan birinin ise bu değerin gelecek nesillere aktarılması olduğunu vurguladı.
Toprağın görünmeyen destekçisi
Kuzugöbeğinin yalnızca sofraya ve ekonomiye katkı sağlayan bir ürün olmadığını belirten Allı, mantarların orman ekosistemindeki rolüne de dikkat çekti. Kuzugöbeğinin özellikle kireçli ve ormanlık toprakları sevdiğini anlatan Allı, bazı türlerin ağaç kökleriyle karşılıklı ilişki içerisinde yaşadığını belirterek, “Mikoriza dediğimiz yapı içerisinde ormandaki ağaçların kökleriyle birlikte yaşıyorlar. Bu açıdan mantarların ekosistem içerisinde önemli bir rolü var” dedi.
Mantarların miselleri aracılığıyla toprağın yapısına ve nem dengesine katkı sağlayabildiğini ifade eden Allı, mantarların organik madde döngüsü açısından da önemli olduğunu söyledi. Türkiye’de kuzugöbeği çeşitliliği üzerine de çalışmalar yürütüldüğünü aktaran Allı, Muğla’da bilim dünyasına kazandırılan türlerden birinin de Morchella anatolica olduğunu hatırlattı.
Kilosu 4 bin liraya kadar çıkabiliyor
Doğadan toplanan kuzugöbeğinin ekonomik değerinin de oldukça yüksek olduğunu belirten Hakan Allı, fiyatların sezonun verimliliğine göre değiştiğini söyledi. Yağışın bol olduğu dönemlerde ürün miktarının arttığını ve buna bağlı olarak fiyatların gerileyebildiğini ifade eden Allı, buna rağmen kuzugöbeğinin yüksek ekonomik değerini koruduğunu belirtti. Allı, “Doğadan toplandığı için üretim maliyeti açısından farklı bir konumda. Esas maliyet, insanların araziye giderek verdiği emek. Buna rağmen kilosu 1.500-2.000 liranın altına pek düşmüyor. Ürünün az olduğu dönemlerde ise fiyat 4 bin liraya kadar çıkabiliyor. Özellikle ilk çıktığı dönemlerde oldukça yüksek değer buluyor” diye konuştu.
Taze kuzugöbeğinin yurt dışına ihraç edildiğini belirten Allı, Türkiye’nin doğal kuzugöbeği ihracatında önemli ülkeler arasında yer aldığını kaydetti.
“Altın yumurtlayan tavuğu kesmemeliyiz”
Ancak ekonomik değer arttıkça doğal kaynak üzerindeki baskının da arttığına dikkat çeken Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hakan Allı, bilinçsiz toplama konusunda uyarıda bulundu. Son yıllarda doğal kuzugöbeği miktarında düşüşler gözlemlendiğini belirten Allı, bunun nedenleri arasında bilinçsiz toplama ve tüketimin de bulunduğunu ifade etti. Allı, “Altın yumurtlayan tavuğu kesmememiz lazım. Bunu korumamız gerekiyor. İnsanları bilinçlendirmemiz şart. Nasıl toplanacağı, nasıl korunacağı ve nasıl tüketileceği konusunda mutlaka bilgi vermeliyiz” dedi. Kuzugöbeğinin son derece hassas bir mantar olduğunu vurgulayan Allı, yanlış toplama yöntemlerinin doğal popülasyonlar açısından sorun oluşturabileceğine dikkat çekti.
Tescil tek başına yeterli değil
Fethiye kuzugöbeğinin coğrafi işaret almasının önemli bir kazanım olduğunu ancak bunun son nokta olarak görülmemesi gerektiğini belirten Allı, koruma çalışmalarının tescilden sonra da devam etmesi gerektiğini söyledi. Ticaret odaları, yerel yönetimler, üniversiteler ve bölgedeki toplayıcıların birlikte hareket edebileceğine işaret eden Allı, özellikle sezon öncesinde yerel halkı ve toplayıcıları bilinçlendirecek eğitim çalışmalarının yararlı olacağını ifade etti.
“Coğrafi işaret aldık, tamam, yetti dememek lazım” diyen Allı, “Bunu nasıl koruruz, nasıl devam ettiririz, buna bakmamız gerekiyor. Çünkü bundan beş on sene sonra kuzugöbeği kalmazsa aldığımız tescilin de coğrafi işaretin de bir anlamı olmaz” sözleriyle açıklamasını sürdürdü.
“Mantarlar geleceğin gıdaları”
Kuzugöbeğinin besin değerine de değinen Allı, mantarların geleceğin önemli gıda kaynaklarından biri olabileceğini söyledi. Mantarların protein, aminoasit ve düşük karbonhidrat içeriği açısından beslenmede önemli bir yere sahip olduğunu belirten Allı, mantarların tokluk hissi sağlaması nedeniyle de dikkat çekici bir gıda olduğunu ifade etti. “Mantarlar geleceğin gıdaları” diyen Allı, doğal mantarların insan beslenmesinde daha fazla değerlendirilebileceğini kaydetti.
Ancak yabani mantarların tüketiminde doğru tür teşhisinin büyük önem taşıdığına da dikkat çeken Allı, kuzugöbeği gibi ekonomik değeri yüksek türlerin geleceğinin, doğadaki varlıklarının korunmasına bağlı olduğunu vurguladı.
Bakmadan Geçme

