Geleceğin ziraatçıları Fethiye'de sahada eğitim aldı, modern seracılığı yerinde öğrendi
Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi öğrencileri, Fethiye'de 38 dönümlük modern domates serasında üretimi yerinde inceledi. Biyolojik ve biyoteknik mücadeleyle gerçekleştirilen sıfır kalıntılı üretim sürecine yakından tanıklık etti.
Fethiye’de modern seracılık uygulamalarının örneklerinden biri olan 38 dönümlük domates serası, Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi öğrencilerine ev sahipliği yaptı. Bahçe Bitkileri Bölümü’nden 32 öğrenci ve 5 öğretim üyesinin katıldığı teknik gezide, öğrenciler üretimi yerinde görme fırsatı buldu.
Sıfır kalıntı üretim ihracatta kapıları açıyor
Sera sahibi Yüksek Ziraat Mühendisi Ali Rıza Günal, örtü altı üretimin kapsamına dikkat çekerek seracılığın yalnızca bir yapıdan ibaret olmadığını anlattı. Günal, “Örtü altı dediğimiz şey sadece bir örtü değil. Sera dediğimiz yapının içinde iklimlendirme, sulama, ısıtma, nem kontrolü gibi birçok sistem var. Seralar yüksek, orta ve düşük teknolojili olarak ayrılıyor. Türkiye’de maalesef seraların yüzde 90’ı düşük teknolojili” dedi.
Kendi seralarının orta-yüksek teknolojili olduğunu belirten Günal, “Burada hidroponik yani topraksız tarım sistemi yok. Topraklı üretim yapıyoruz. Çünkü hidroponik sistemin maliyeti ve kontrolü çok yüksek. Fethiye’nin doğal iklimi bize avantaj sağlıyor. Biz de riski azaltmak adına toprağı tercih ettik ama yine de iklimlendirme, ısıtma ve sulama sistemlerimizle kontrollü üretim yapıyoruz” diye konuştu.
Üretim kapasitesine ilişkin detayları da paylaşan Günal, “Metrekareden yıllık yaklaşık 30 kilogram domates alıyoruz. Bunun 25 kilogramını ihracata gönderiyoruz. Biz burada biyolojik ve biyoteknik mücadele yöntemleri kullanıyoruz. Yani sıfır pestisit, sıfır kalıntı üretim yapıyoruz. Bu sayede İngiltere’ye kadar ürün gönderebiliyoruz. Artık sadece kaliteli üretim yetmiyor, kalıntısız üretim de şart” ifadelerini kullandı.
Gıda güvenliği konusunda yaşanan değişime de değinen Günal, zincir marketlerin denetim süreçlerine dikkat çekerek, “Eskiden bu konuda yeterli hassasiyet yoktu. Ama artık zincir marketler kendi laboratuvarlarını kuruyor, pestisit kalıntı testleri yapıyor. Önümüzdeki yıllarda bu daha da yaygınlaşacak. Bu da üreticileri daha dikkatli olmaya yönlendirecek” şeklinde konuştu.
Bu gençler tarımın geleceği
Teknik gezinin organizasyonunu üstlenen Ziraat Mühendisi Muhittin Kayabaş ise öğrencilerin sahada eğitim almasının önemini vurgulayarak, “Bu gençler bizim geleceğimiz. İçlerinden bilim insanı da çıkacak, üretici de, işletmeci de. Ama hepsi bu ülkeye katkı sağlayacak. Kitapta gördükleriyle yetinmesinler, gelsinler burada görsünler, dokunsunlar istedik” dedi.
Gün boyu süren program hakkında bilgi veren Kayabaş, “ Bu gençler bizim geleceğimiz ve bizim Fethiye'mizin de turizm elçileri aynı zamanda. Çünkü bölgemizdeki güzellikleri gördüler. Fethiye'mizi anlattık, Fethiye'mizi tanıttık. Seydikemer'i tanıttık, Dalaman'ı. Yani bu bölgenin hem turizm elçisi oldular, hem de tarımla ilgili bilgiler edindiler. Onları mutlu edebilirsek ne mutlu bize. Çünkü bu ülkede En önemli şey silah, sanayi ve tarımdır. Tarımın ne kadar önemli olduğunu pandemi döneminde özellikle gördük. Onun için nasıl silah sanayi ülkemizin güvenliği açısından nasıl önemliyse, tarım da gıda temini açısından çok önemli bir sektör. Geleceğimizin teminatı olan bu gençlere burada bu imkanları bize sağlatan profesör arkadaşlarımıza ve buradaki gönüllü sponsorluk yapan bütün arkadaşlara çok teşekkür ediyorum” açıklamasında bulundu.
Yerinde görmek öğrencinin ufkunu açıyor
Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Köksal Demir ise teknik gezilerin eğitimdeki yerini vurgulayarak, “Fakültede uygulamalı derslerimiz var ama burada yapılan üretimi yerinde görmek çok daha etkili. Öğrenciler modern seracılığı, biyolojik mücadeleyi ve kalıntısız üretimi burada birebir gözlemliyor. Bu onların ufkunu açıyor” dedi.
Fethiye’nin seracılık potansiyeline de dikkat çeken Demir, bölgenin önemini anlatarak, “1983 yılında da buraya gelmiştim. O zaman da domates üretiminde öndeydi, şimdi de öyle. Ekolojisi çok güçlü. Bu yapıyı korumak çok önemli. Çünkü sadece serayı kurmak yetmez, dış çevre de üretimi doğrudan etkiler” diye konuştu.
Topraklı üretimde biyolojik mücadelenin önemine vurgu yapan Demir, “Bugün burada gördüğümüz sistem çok kıymetli. İlaç kullanmadan üretim yapılabildiğini görmek öğrenciler için çok önemli bir deneyim” diyerek sözlerini sürdürdü.
Sahada eğitim öğrenciler için büyük kazanım
Öğretim Üyesi Dr. Mücahit Taha Özkaya ise gezinin ders kapsamında düzenlendiğini belirterek programın içeriğine vurgu yaptı. Özkaya, “Bu geziyi ders kapsamında planladık. Milas’tan başladık, zeytin ve turunçgilleri inceledik. Şimdi domates üretimini görüyoruz. Ardından muz ve çilek seralarını ziyaret edeceğiz. Öğrenciler için çok değerli bir deneyim oldu” dedi.