Fethiye'nin duvarlarına hayat veren usta: Ahmet İlker Kaya
33 yıllık resim yolculuğunu 'Hala öğrenciyim' diyerek anlatan usta sanatçı Ahmet İlker Kaya, devasa duvarlara küçük fırçalarla işlediği eserleri, kendine has sabrı ve teknik bilgisiyle yıllardır Fethiye'nin hafızasında yer ediyor.
1970 Ankara doğumlu olan ve 26 yıldır Fethiye’de yaşayan Ahmet İlker Kaya, sanatla tanışma hikayesini dövme üzerine kurarak başladı. Gençlik yıllarında attığı bu ilk adım, zamanla daha büyük yüzeylere taşındı; motosikletlerden arabalara, gemilere, ardından devasa duvarlara uzanan bir resim yolculuğu.
“Hala öğrenciyim”
Kaya, yıllar içerisinde İstanbul’un büyük alışveriş merkezlerinden ünlü restoran zincirlerine kadar pek çok markaya yüksek ölçekli duvar resimleri hazırladığını belirtti. Bunun yanında farklı ölçekteki tekne ve araçlara yaptığı özel tasarım çalışmaların da kendisine ayrı bir deneyim kattığını vurguladı. Kış aylarını büyük şehirlerde projelerde geçirirken, yazları Fethiye’de kendisinden çalışma talep edenlere üretmeye devam ettiğini söyledi.
“Hala öğrenciyim. 33 yıldır resim yapmayı öğreniyorum” diyen Kaya, sanatın kendisi için bitmeyen bir eğitim süreci olduğunu vurgulayarak, resim yapmanın nedenini tarif etmeye çalışırken ise; “Evet resim yapıyorum ama sebebini bilmiyorum. Kendimi bildiğimden beri bu dünyanın içinde oradan oraya savruluyorum. Belki bir gün yaptığım bir resmin içine kendimi çizerim. İşte o zaman emekli olurum” sözleriyle anlattı.
“600 metrelik duvarı yarım santimlik fırçayla boyadığım oluyor”
Ahmet İlker Kaya, büyük duvarları küçük fırçalarla boyamasıyla da tanınıyor. Bu teknik hakkında esprili ama samimi bir açıklama yapıyor: “Sahra çölündeki Buda’nın 10 kilo pirinçle resim yapması gibi bir sabırım var” diyerek başlıyor söze…Bazen kompresörle, bazen sprey tabancasıyla, bazen de sadece küçük bir fırçayla çalıştığını anlatan Kaya, şartların ve yüzeyin kendisine ne yapılması gerektiğini söylediğini belirterek, “Biz resmi yapmıyoruz, duvar bize ne yapacağımızı söylüyor” diye konuştu.
Ekipman bozulsa da, boya azalsa da, çalışmanın hiçbir zaman yarım bırakılmadığını sözlerine ekleyen Ahmet İlker Kaya, “Bazen beni fırçayla çalışırken gördüğünüzde bilin ki ya üşenmişimdir ya doğru boya yoktur. Ama resim asla bitmez” ifadelerini kullandı.
“Duvarın ömrünü boya belirler, boyayı ise coğrafya”
Fethiye’de yıllardır canlılığını koruyan dış cephe çalışmalarının sırrını paylaşan Kaya, yine kendine özgü mizahıyla, “Endonezya pirinci kullanıyorum” dedi ve ardından teknik detaylara geçti. Kullanılan boyanın; duvarın yapısı, nem, güneş ve coğrafi koşullara göre seçilmesi gerektiğini vurgulayan Kaya, uzun yıllar dayanabilen sanatsal dış cephe çalışmalarının ancak doğru kimyasal bileşimlerle yapılabileceğini anlattı.
Akrilik boyayla tanışmasının geç olduğunu söyleyen usta sanatçı, bugün çalışmalarının çoğunu 2K akrilik oto boyalarıyla yaptığını belirterek, “Selülozik, solvent bazlı ve 2K akrilik boyalarla çalışıyorum. Bu yüzden resimler yıllarca solmuyor. Eğer su bazlı çalışsaydım bugün o duvarlardan geriye bir şey kalmazdı” dedi. Özellikle Çalış bölgesindeki tuzlu rüzgarın resimlere büyük zarar verdiğini söyleyen Kaya, bu nedenle dış cepheleri akrilik esaslı, daha dayanıklı malzemelerle yaptığını ifade etti.
Ahmet İlker Kaya, 34 yılı aşan resim yolculuğunu hala “Her gün derse giriyormuş gibi” sürdürmeye devam ediyor. Fethiye’nin duvarlarında, araçlarında ve teknelerinde imzası bulunan usta sanatçı, çalışmalarını yine kendi sözleriyle özetliyor: “Biz duvar sıvacısı değiliz. Amacımız kimseyi kandırmadan, her gün mutlu bir öğrencinin heyecanıyla resim yapmak.”