Fethiye'de kahvenin 10 yıllık emek hikayesi: Çekirdekten fincana uzanan titiz yolculuk
Ankara'dan tayinle geldiği Fethiye'de 2016 yılında bölgenin ilk kahve dükkanını açan Dilek Mete, özel sektörde edindiği disiplinli çalışma anlayışını girişimcilik yolculuğuna taşıdı. Doğru tedarik, sürekli eğitim ve butik kavurma prensibiyle kahvenin çekirdekten fincana uzanan serüvenini adım adım takip ediyor.
Fethiye’de 2016 yılında açılan ve bölgenin ilk kahve dükkanlarından biri olma özelliğini taşıyan işletme, aradan geçen 10 yılda nitelikli kahve anlayışının yerleşmesine katkı sundu. Aslen Ankara doğumlu olan ve beyaz yakalı olarak çalışma hayatına başlayan Dilek Mete, tayinle geldiği Fethiye’de özel sektörde görevini sürdürürken girişimcilik kararı aldı.
Sektöre adım atma sürecini anlatan Mete, kahveye duyduğu ilginin belirleyici olduğunu ifade ederek, “Aslen Ankara doğumluyum. Beyaz yakalıyım. Fethiye’ye gelmeme de bu vesile oldu aslında. Tayinim çıktı. Kurumda üç yıl daha hizmet verdikten sonra 2016 yılında bölgedeki ilk kahve dükkanını açtık. Aslında sektöre girmeme ilham olan şey kahveyi çok sevmemdi” dedi.
Kahve sektöründe en kritik başlıkların başında lojistik ve doğru tedarik sürecinin geldiğine dikkat çeken Mete, sürdürülebilirliğin bu noktada başladığını vurgulayarak, “İlk başta lojistik çok önemli. Kahveyi doğru tedarikçiden tedarik etmek çok önemli. Çünkü işimiz sürekliliği olan bir iş. O yüzden doğru lojistiği ve doğru tedarikçiyi tercih etmemiz gerekiyor. Bu konuda çok hassas davrandık” ifadelerini kullandı.
Beyaz yakalı geçmişinin getirdiği disiplinin işine doğrudan yansıdığını belirten Mete, sektöre eğitim alarak başladıklarını ve hala eğitim sürecini sürdürdüklerini belirterek, “İşe başlarken eski beyaz yakalı olmamın verdiği kuralcılık bu sektöre de sirayet etti. İşe çok eğitim alarak başladım. Hala da eğitimler alıyoruz. Hem kavurma konusunda hem baristalık konusunda birçok eğitim aldık. 10 yıldır hala bu eğitimleri almaya devam ediyoruz. Bu iş için en önemli kısımlardan bir tanesi bu” dedi.
İşletmede yöresel çekirdeklerin tercih edildiğini belirten Mete, çekirdeğin yetiştiği coğrafyanın lezzet üzerindeki etkisine dikkat çekerek, “Çekirdeğin yetiştiği rakım, aldığı yağış, aldığı rüzgar çok önemli. Paketleme yaparken çekirdeklerde tadım notalarını yazıyorum. Çikolata, narenciye, kırmızı meyveler gibi notalar oluyor” şeklinde konuştu.
Paketlerin üzerindeki aromatik ifadelerin yanlış anlaşıldığını belirten Mete, bu notaların doğal süreçten kaynaklandığını vurgulayarak, “Bana en çok sorulan sorulardan biri şu; ‘Kavururken içine çikolata mı koyuyorsunuz?’ ya da ‘Narenciye mi koyuyorsunuz?’ diye. Biz içine çikolata ya da narenciye koymuyoruz. Kahve ağacı, yetiştiği bölgede etrafındaki bitki ve ağaçlardan aromatik anlamda etkileniyor. Bu nedenle içinde bu tadım notaları doğal olarak oluyor” dedi.
Çekirdeklerin hasat sonrası künye bilgisiyle kendilerine ulaştığını ifade eden Mete, en önemli aşamanın doğru kavurma profili olduğunu belirterek, “Çekirdekler toplandıktan sonra bir künye belirleniyor ve o künye ile bize ulaşıyor. En önemli kısım da tadım notalarını doğru profille kavurup doğru aromayı ortaya çıkartmak. Bize kalan kısım bu oluyor” ifadelerini kullandı.
Fabrikasyon üretim yerine butik kavurma yöntemini tercih ettiklerini dile getiren Mete, izlenebilirliği olan çekirdeklerle çalıştıklarını belirterek, “Biz butik kavurma işlemi yapıyoruz. Fabrikasyon bir kavurma yapmıyoruz. Künyesi yazılı kahveleri tercih ediyoruz. Yöresel çekirdekler kullanıyoruz” dedi.
Kahvenin birkaç dakikalık bir anlatımla özetlenemeyecek kadar geniş bir alan olduğuna dikkat çeken Mete, sürecin bütüncül bir takip gerektirdiğini vurgulayarak, “Bu işin serüveni aslında birkaç dakikaya sığacak bir konu değil. Çünkü çok geniş bir yelpaze. Yetiştirildiği bölge, lojistiği, lojistikten sonra bize ulaşımı, doğru profilde kavrulması, paketlenmesi, hijyeni, işletmelere ulaşımı ve en son tüketiciye ulaşımı. Hepsini doğru periyotlarda takip ettiğimiz için sanırım daha doğru işler çıkarıyoruz” diye konuştu.