Fethiye'de 'Adalet, Demokrasi ve Laiklik' için bir araya geldiler
Atatürkçü Düşünce Derneği Fethiye Şubesi tarafından 24–31 Ocak Adalet ve Demokrasi Haftası kapsamında düzenlenen anma programında, demokrasi ve devrim şehitleri saygıyla anıldı. Programda yapılan konuşmalarda adalet, laiklik ve Cumhuriyet vurgusu öne çıktı.
24–31 Ocak Adalet ve Demokrasi Haftası kapsamında Atatürkçü Düşünce Derneği Fethiye Şubesi tarafından dernek binası önünde anma programı düzenlendi. Programa ADD üyeleri, CHP Milletvekili ve Parti Meclisi Üyesi Mahmut Tanal ile çok sayıda vatandaş katıldı.
“Demokrasi şehitlerinin düşüncelerine sahip çıkmak tarihsel bir sorumluluktur”
Programda konuşan ADD Fethiye Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Burcu Bülbül, Prof. Dr. Muammer Aksoy ve Uğur Mumcu’nun katledilmesinin 1990’lı yıllarda Türkiye’de aydınlara yönelik gerçekleştirilen karanlık cinayetlerin başlangıcı olduğunu belirterek, bu cinayetlerin emperyalist güçlerin ve işbirlikçilerinin ürünü olduğunu ifade etti. Bülbül, “Bu aydınlar yalnızca anılmak için değil, savundukları düşünceler yaşatılmak için vardır” dedi.
ADD’nin kuruluş sürecine de değinen Bülbül, Prof. Dr. Muammer Aksoy’un Atatürk ilke ve devrimlerine sahip çıkan duruşu nedeniyle hedef alındığını vurguladı. Demokrasi şehitlerinin düşüncelerine sahip çıkmanın tarihsel bir sorumluluk olduğunu dile getirdi.
“Bu hafta Cumhuriyet'e yönelik saldırılarla yüzleşme haftasıdır”
ADD Fethiye Şubesi Başkanı Filiz Topçu ise yaptığı konuşmada, Adalet ve Demokrasi Haftası’nın yalnızca bir anma değil, aynı zamanda Cumhuriyet’e yönelik saldırılarla yüzleşme haftası olduğunu söyledi. Türk bayrağına yönelik son dönemde yaşanan saygısızlıklara da değinen Topçu, “Türk bayrağımıza uzanan her kirli el; bu ülkenin bağımsızlığına, Cumhuriyetimize ve bu vatan için can veren şehitlerimizin aziz hatırasına uzanmıştır. Bu alçaklığı kabul etmiyoruz. Sessiz kalmayacağız, geri adım atmayacağız. Prof. Dr. Muammer Aksoy’u, Uğur Mumcu’yu, Bahriye Üçok’u, Ali Gaffar Okkan’ı, Benice Devrim’i ve tüm demokrasi şehitlerimizi saygı, minnet ve özlemle anıyoruz. Onların bıraktığı yerden Cumhuriyet’i savunmaya, laikliği korumaya ve bağımsız Türkiye Cumhuriyeti’nin değerlerini sonuna kadar yaşatmaya devam edeceğiz” diye konuştu.
“Bugün hala aynı anlayış sürüyor”
Programda konuşan CHP Milletvekili ve Parti Meclisi Üyesi Mahmut Tanal da Uğur Mumcu’nun planlı bir şekilde katledildiğini belirterek, aradan geçen yıllara rağmen gerçek faillerin ortaya çıkarılmamasının adalet duygusunu zedelediğini söyledi. Tanal, “Bazı dosyalar Türkiye’de kapanmıyor; adeta kapatılıyor. Bazı failler bulunamıyor değil, bulunmak istenmiyor. İşte en büyük yıkım da budur. Bir ülkede aydınlar öldürülür, gazeteciler susturulur, dosyalar karartılırsa; devlet hukuka göre değil, güç ilişkilerine göre yönetiliyorsa orada adalet yoktur” şeklinde konuştu.
Uğur Mumcu'nun sözlerini hatırlatarak açıklamasına devam eden Tanal, “Uğur Mumcu, 'Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olunmaz' diyordu. O yıllarda bu ülkenin karanlık ilişkilerini yazdı. Ne ile yazdı? Daktilosuyla yazdı. Mafya–siyaset–tarikat ilişkilerini yazdı. Silah kaçakçılığını, uyuşturucu ağlarını yazdı. Devletin içine sızdırılan yapıları, işbirlikçilerini yazdı. Ve tam da bu yüzden Uğur Mumcu hedef alındı. Çünkü Uğur Mumcu’nun yazdıkları, kimin korktuğunu, kimin saklandığını, kimin kirli ellerle, kirli ilişkiler içinde olduğunu tek tek ortaya koyuyordu.
Bugün de aynı anlayış sürüyor, aynı düşünce devam ediyor” dedi
Milletvekili Tanal, “Bugün Türkiye’de gazetecilik suç gibi gösteriliyor. Gerçeği yazana dava açılıyor, soru sorana gözdağı veriliyor, konuşana soruşturma açılıyor. Tweet atana ceza yağıyor, haber yapana terör yaftası yapıştırılıyor. Bu mudur demokrasi, bu mudur hukuk devleti, bu mudur Cumhuriyet? Hayır. Olsa olsa bu bir korku rejimidir, bir baskı rejimidir. Olsa olsa bu bir tek adam düzenidir” dedi.
Milletvekili Tanal sözlerini, “Bugün Türkiye’de adaletin terazisi bozulmuştur. Yargı, bağımsız ve tarafsız olması gerekirken siyasetin gölgesinde karar verir hale gelmiştir. İktidara yakın olana hukuk başka, muhalefete başka çalışmaktadır. Gazeteciye başka, yandaşa başka; çiftçiye başka, rantçıya başka. İşte bu tablo, Uğur Mumcu’nun yıllar önce uyardığı tablonun ta kendisidir” diyerek noktaladı.