<?xml version="1.0" encoding="utf-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/">
   <channel>
      <title>Fethiye Haber | FRT Televizyonu Haberleri - Gerçek Fethiye - Muğla Haberleri</title>
      <link>https://www.gercekfethiye.com/haberler/saglik/</link>
      <language>tr</language>
      <description>Fethiye son dakika kaza haberleri, Fethiye yangın ve fethiye deprem haberleri. Fethiye haber bülteni ile günlük fethiye haberleri, güncel köşe yazılarını takip edin.</description>
      <category>Newspaper - Sağlık</category>
      <lastBuildDate>Sun, 23 Aug 2026 12:41:20 +0300</lastBuildDate>
      <ttl>1</ttl>
      <sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	  <sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
      <atom:link href="https://www.gercekfethiye.com/rss/haberler/saglik/" rel="self" type="application/rss+xml"/>
      <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com"/><atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.superfeedr.com"/>
        <item>
            <title><![CDATA[Diyabet, vücuttaki birçok organı etkileyebilen multisistemik bir hastalık]]></title>
            <link>https://www.gercekfethiye.com/diyabet-vucuttaki-bircok-organi-etkileyebilen-multisistemik-bir-hastalik/127982/</link>
            <description><![CDATA[İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Cemal Ergin, diyabetin yalnızca kan şekeri yüksekliğiyle sınırlı olmayan, vücudun farklı sistemlerini etkileyebilen kronik bir hastalık olduğuna dikkat çekti.]]></description>
            <guid>https://www.gercekfethiye.com/diyabet-vucuttaki-bircok-organi-etkileyebilen-multisistemik-bir-hastalik/127982/</guid>
            <category domain="https://www.gercekfethiye.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Sun, 23 Aug 2026 12:27:28 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Diyabet hastalığı, insülin kullanımı ve günümüzde uygulanan tedavi yöntemleri hakkında önemli bilgiler veren İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Cemal Ergin, 'Pankreasta insülin üretilmemesi ve insülin etkisinin yetersiz olması veya vücutta insülinin etkin şekilde kullanılamamasın kan şekeri seviyesinin yükselmesine ve diyabet hastalığına neden olabiliyor. İnsülin pankreasta üretilen ve başta şeker, yağ ve protein metabolizmaları olmak üzere vücudun enerji dengesinde önemli rol oynayan bir hormondur. Diyabet vücuttaki birçok organı etkileyebilen multisistemik bir hastalıktır. Diyabetin temel olarak Tip 1 ve Tip 2 olmak üzere iki ana türde değerlendirilmektedir. Özellikle Tip 2 diyabette insülin üretimi devam etmesine rağmen dokularda insüline karşı direnç geliştiğini ve bunun sonucunda kan şekeri düzeylerinin yükselmektedir. Geçmişte Tip 2 diyabet hastalarında belirli durumlarda insülin tedavisine daha sık başvurulurdu. Günümüzde diyabet tedavisinde önemli gelişmeler yaşanıylor.</p><p>Günümüzde diyabet tedavisinde hastanın genel sağlık durumu, kan şekeri düzeyleri, insülin üretimi ve eşlik eden diğer durumlar değerlendirilerek farklı tedavi seçenekleri uygulanabiliyor. Uygun hastalarda insülin tedavisi yerine ağızdan kullanılan ilaçlar tedavi seçenekleri arasında ilk sırada tercih ediliyor. Burada önemli olan, her hasta için bireysel değerlendirme yapılarak en uygun tedavi yönteminin belirlenmesidir' dedi.</p><p>Diyabet yönetiminde yalnızca ilaç tedavisinin yeterli olmadığını vurgulayan Dr. Ergin, sağlıklı beslenme, düzenli fiziksel aktivite ve yaşam tarzı değişikliklerinin de tedavi sürecinin önemli bir parçası olduğunu belirtti. Dr. Ergin, 'Diyabet tedavisinde amaç yalnızca kan şekerini kontrol altında tutmak değil, aynı zamanda hastalığın uzun vadede oluşturabileceği komplikasyonların önüne geçebilmektir. Bu nedenle düzenli doktor kontrolü, kan şekeri takibi ve kişiye uygun tedavi planının uygulanması büyük önem taşımaktadır' ifadelerini kullandı.</p><p>Diyabet farkındalığının artırılması gerektiğine dikkat çeken Dr. Ergin, özellikle risk grubunda bulunan kişilerin düzenli sağlık kontrollerini ihmal etmemesi gerektiğini söyledi. Diyabetin erken dönemde fark edilmesinin ve uygun şekilde yönetilmesinin hastalığın ilerlemesi ve uzun vadeli komplikasyonların önlenmesi açısından önemli olduğunu belirten Dr. Ergin, sağlıklı yaşam alışkanlıklarının benimsenmesinin de diyabet yönetimine katkı sağladığını ifade etti.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.gercekfethiye.com/c/80/1280x720/s/dosya/haber/diyabet-vucuttaki-bircok-organ_1787477245_2ZaC8B.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Diyabet, vücuttaki birçok organı etkileyebilen multisistemik bir hastalık ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.gercekfethiye.com/c/80/370x208/s/dosya/haber/diyabet-vucuttaki-bircok-organ_1787477245_2ZaC8B.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Gerçek Fethiye Gazetesi ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Gerçek Fethiye Gazetesi</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Sık hastalanan her çocuğun bağışıklığı zayıf değildir]]></title>
            <link>https://www.gercekfethiye.com/sik-hastalanan-her-cocugun-bagisikligi-zayif-degildir/127966/</link>
            <description><![CDATA[Çocukların sık hastalanmasının pek çok ebeveyni 'düşük bağışıklık' korkusu ile endişelendirdiğini, ancak sık hastalanmanın her zaman bağışıklık sisteminin zayıf olduğu anlamına gelmediğini belirten Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Cansu Yılmaz, "Özellikle kreş ve okul çağındaki çocuklar yılda 6 ila 10 kez üst solunum yolu enfeksiyonu geçirebilir. Her enfeksiyon aslında bağışıklık sisteminin yeni mikropları tanıdığı bir öğrenme sürecidir. Bu nedenle sık hastalanan her çocuk bağışıklığı düşük bir çocuk değildir" dedi.]]></description>
            <guid>https://www.gercekfethiye.com/sik-hastalanan-her-cocugun-bagisikligi-zayif-degildir/127966/</guid>
            <category domain="https://www.gercekfethiye.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Sun, 23 Aug 2026 08:48:02 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Bağışıklık sisteminin çocukluk döneminde gelişimini sürdürdüğünü belirten Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Cansu Yılmaz, 'Özellikle kreş ve okul döneminde çocuklar birçok yeni virüsle ilk kez karşılaşıyor. Bu nedenle yılda 6-10 kez üst solunum yolu enfeksiyonu geçirmeleri çoğu zaman normal kabul edilir. Her hastalık bağışıklık sisteminin yeni bir mikropla tanışması ve kendini geliştirmesi anlamına gelir' diye konuştu.</p><strong>'Bazı belirtiler varsa mutlaka değerlendirilmeli'</strong><p>Ancak her sık hastalanmanın da normal kabul edilmemesi gerektiğinin altını çizen Yılmaz, 'Enfeksiyonların çok ağır seyretmesi, sürekli antibiyotik gerektirmesi, uzun sürmesi ya da çocuğun büyüme ve gelişmesinin etkilenmesi gibi durumlarda mutlaka bir çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanına başvurulmalıdır' ifadelerini kullandı.</p><strong>'Bağışıklığı tek bir vitamin ya da şurup güçlendirmez'</strong><p>Toplumda bağışıklığın takviyelerle güçlendirilebileceğine yönelik yanlış bir inanış bulunduğunu söyleyen Yılmaz, 'Sağlıklı ve dengeli beslenen bir çocukta rutin vitamin veya takviye kullanımı her zaman gerekli değildir. Ayrıca her enfeksiyonda antibiyotik kullanılması da doğru değildir. Antibiyotikler virüslere karşı etkili değildir ve gereksiz kullanımları faydadan çok zarar verebilir' dedi.</p><strong>'Bağışıklığın en güçlü destekçisi sağlıklı yaşamdır'</strong><p>Bağışıklık sistemini destekleyen en önemli etkenlerin günlük yaşam alışkanlıkları olduğunu belirten Yılmaz, 'Yeterli ve dengeli beslenme, düzenli uyku, açık havada fiziksel aktivite ve aşıların eksiksiz yapılması çocukların bağışıklık sisteminin sağlıklı gelişmesinde temel rol oynar' diye konuştu.</p><p>Bağışıklık sisteminin zamanla olgunlaştığına dikkat çeken Yılmaz, 'Sabırlı olmak ve doğru alışkanlıklar kazandırmak, çocukların sağlıklı büyümesi için en önemli adımdır. Gereksiz ilaç ve takviyeler yerine çocukların uyku düzenine dikkat etmek, doğal ve dengeli beslenmeyi teşvik etmek, ulusal aşı takvimini aksatmamak yeterlidir' ifadelerini kullandı.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.gercekfethiye.com/c/80/1280x720/s/dosya/haber/sik-hastalanan-her-cocugun-bag_1787406575_vlx6HG.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Sık hastalanan her çocuğun bağışıklığı zayıf değildir ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.gercekfethiye.com/c/80/370x208/s/dosya/haber/sik-hastalanan-her-cocugun-bag_1787406575_vlx6HG.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Gerçek Fethiye Gazetesi ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Gerçek Fethiye Gazetesi</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Uzun yolculuklarda hareketsizlik pıhtılaşma riskini artırıyor]]></title>
            <link>https://www.gercekfethiye.com/uzun-yolculuklarda-hareketsizlik-pihtilasma-riskini-artiriyor/127960/</link>
            <description><![CDATA[Yaz aylarında artan uzun süreli kara ve hava yolu seyahatlerinde hareketsiz kalmak, özellikle risk grubundaki kişilerde bacak toplardamarlarında pıhtı oluşmasına ve hayati tehlikeye yol açabilen akciğer embolisine neden olabiliyor.]]></description>
            <guid>https://www.gercekfethiye.com/uzun-yolculuklarda-hareketsizlik-pihtilasma-riskini-artiriyor/127960/</guid>
            <category domain="https://www.gercekfethiye.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Sat, 22 Aug 2026 20:32:01 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Servet Altay, yaz döneminde turistik hareketliliğin artmasıyla otobüs ve uçak yolculuklarının yoğunlaştığını söyledi.</p><p>Uzun süre hareketsiz kalmanın bacak toplardamarlarında kan dolaşımını yavaşlatabildiğini belirten Altay, bu durumun özellikle risk grubundaki kişilerde derin ven trombozu gelişmesine zemin hazırlayabildiğini ifade etti.</p><p>Bacaklarda oluşan pıhtıların dolaşımla kalbe, oradan da akciğere ulaşabileceğini anlatan Altay, bunun ciddi sonuçlara yol açabileceğini vurguladı.</p><p>Bacaklar hareketsiz kaldığı için bu bölgedeki toplardamarların dolaşım sorunu yaşayabildiğini ifade eden Altay, 'Hareketsiz kalan bacaklarda oluşan bu pıhtılar kalbe, oradan da akciğere ulaşarak akciğer embolisi dediğimiz, önemli ölçüde ölümlere neden olabilecek bir hastalığa yol açabiliyor.' dedi.</p><p>Derin ven trombozu açısından kesin bir süre vermenin doğru olmayacağını dile getiren Altay, genel kabulün 4 saat ve üzerindeki yolculukların risk faktörü oluşturduğu yönünde olduğunu söyledi.</p><p>Kişinin sağlık durumuna göre bu sürenin değişebileceğine işaret eden Altay, 'Riskli grup için çok daha kısa süreler de etkili olabilir. Genç bir bireyde daha uzun süreler herhangi bir sorun oluşturmayabilir. Ancak genel kabul, 4 saat ve üzerindeki yolculukların bacaklarda derin ven trombozu gelişmesi açısından risk faktörü kabul edilmesi yönündedir.' diye konuştu.</p><p>Son yıllarda turistik amaçlı uzun yolculukların arttığını belirten Altay, buna paralel olarak yolculukla ilişkili pıhtılaşma bozuklukları ve akciğer embolisi vakalarında da artış gözlemlediklerini ifade etti.</p><p>Akciğer embolisinin hastanede yatan hastalarda önemli ölüm nedenlerinden biri olduğunu aktaran Altay, bölgeye ilişkin epidemiyolojik veri bulunmamasına rağmen Trakya&#39;nın özellikle yaz aylarında gurbetçilerin yoğun kullandığı güzergahlardan biri olması nedeniyle uzun yolculuk yapan kişilerde bu vakalarla karşılaştıklarını kaydetti.</p><strong>Yaşlılar, kronik hastalar ve hamileler risk grubunda</strong><p>Altay; yaşlılar, hamileler, kalp yetersizliği, böbrek yetersizliği ve KOAH gibi kronik hastalığı bulunanların uzun yolculuklarda daha dikkatli olması gerektiğini söyledi.</p><p>Yakın zamanda kalça ameliyatı geçirenler, hareket kısıtlılığı bulunanlar, kanser hastaları, daha önce pıhtılaşma bozukluğu veya akciğer embolisi geçirenler ile genetik pıhtılaşma bozukluğu bulunan kişilerin de risk grubunda yer aldığını anlatan Altay, genç kadınlarda doğum kontrol hapı kullanımının da pıhtılaşmaya yatkınlığı artırabileceğini belirtti.</p><strong>Uzun yolculuklarda su tüketimi ihmal edilmemeli</strong><p>Yolculuklarda hareketsizliğin yanı sıra yetersiz sıvı tüketiminin de pıhtılaşma riskini artırabildiğine dikkati çeken Altay, bazı kişilerin tuvalet ihtiyacını azaltmak için daha az su içtiğini söyledi.</p><p>Kanın akışkanlığının korunması açısından yeterli sıvı tüketiminin önemli olduğunu vurgulayan Altay, şunları kaydetti:</p><p>'Riskli gruplar, özellikle yaşlılar ve kronik hastalığı bulunanlar, uzun yolculuklarda hareketsiz kalıp aynı zamanda yeterli sıvı tüketmezse pıhtılaşmaya yatkınlık artıyor. Özellikle alkol tüketimi vücutta su kaybına neden olabiliyor. Çay ve kahve de idrar söktürücü etkileri nedeniyle sıvı ihtiyacını karşılamak için yeterli olmuyor. Bu nedenle yolculuklarda sıvı ihtiyacının ağırlıklı olarak suyla karşılanması daha doğru olacaktır.'</p><strong>Tek taraflı bacak şişliğine dikkat</strong><p>Derin ven trombozunun önemli belirtilerinden birinin ani gelişen tek taraflı bacak şişliği olduğunu belirten Altay, buna ağrı ve kızarıklığın da eşlik edebileceğini ifade etti.</p><p>Bu belirtilerin özellikle risk grubundaki kişiler tarafından ihmal edilmemesi gerektiğini vurgulayan Altay, nefes darlığı, göğüs ağrısı ve ani gelişen solunum sıkıntısı halinde vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini söyledi.</p><p>Altay, bacak şişliğinin yalnızca pıhtılaşmaya bağlı gelişmediğini, kalp ve böbrek yetersizliği, karaciğer hastalıkları, protein kaybettiren bağırsak hastalıkları, hipotiroidi, lenf dolaşım bozuklukları, toplardamar hastalıkları ve bazı ilaçların yan etkilerinin de şişliğe yol açabileceğini sözlerine ekledi.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.gercekfethiye.com/c/80/1280x720/s/dosya/haber/uzun-yolculuklarda-hareketsizl_1787405798_vmTxeJ.webp" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Uzun yolculuklarda hareketsizlik pıhtılaşma riskini artırıyor ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.gercekfethiye.com/c/80/370x208/s/dosya/haber/uzun-yolculuklarda-hareketsizl_1787405798_vmTxeJ.webp"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Gerçek Fethiye Gazetesi ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Gerçek Fethiye Gazetesi</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Fethiye'de uzmanından çocuklarda obezite uyarısı: 'Yasak değil, denge']]></title>
            <link>https://www.gercekfethiye.com/fethiye-de-uzmanindan-cocuklarda-obezite-uyarisi-yasak-degil-denge/127930/</link>
            <description><![CDATA[6-12 yaş arasındaki çocuklarda hazır gıda tüketiminin artmasıyla birlikte obezite riskinin de gündeme geldiğini belirten Diyetisyen Gizem Bal, çocuklara kesinlikle kilo verme diyeti uygulanmaması gerektiğini söyledi. Bal, bu yaş grubunda doğru beslenme alışkanlıkları, porsiyon kontrolü ve hareketli yaşamın önemine dikkat çekti.]]></description>
            <guid>https://www.gercekfethiye.com/fethiye-de-uzmanindan-cocuklarda-obezite-uyarisi-yasak-degil-denge/127930/</guid>
            <category domain="https://www.gercekfethiye.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Sat, 22 Aug 2026 11:46:10 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Son yıllarda çocuklarda hazır ve paketli gıda tüketiminin artması, beraberinde çocukluk çağı obezitesini de gündeme getiriyor. Özellikle 6-12 yaş grubundaki çocukların beslenmesinde ailelere önemli sorumluluklar düşerken, uzmanlar bu dönemde uygulanacak yanlış diyetlerin büyüme ve gelişme sürecini olumsuz etkileyebileceği konusunda uyarıyor.</p><p>Diyetisyen Gizem Bal, çocukların beslenmesinde temel yaklaşımın herhangi bir besini tamamen yasaklamak değil, dengeli beslenme ve porsiyon kontrolünü sağlamak olduğunu belirtti. Çocukların büyüme ve gelişme döneminde farklı besin gruplarına ihtiyaç duyduğunu belirten Bal, karbonhidrat içeren pilav, makarna ve ekmeğin de çocukların beslenmesinde yer alması gerektiğini söyledi. Bal, 'Kesinlikle çocuklara &#39;yasak&#39; diye bir şey yoktur. Onların her şeyi tüketmesi gerekiyor. Pilav, makarna, ekmek dahil. Ancak bu porsiyonları biraz azaltıp sebzeyi onların sevebileceği biçimde, kızartma olmadan fırınlamayla, şekillerle ve sunumlarla daha ön plana çıkarabiliriz' dedi.</p><p>Çocukların günlük beslenmesinde sebze, yumurta ve süt ürünlerinin önemine dikkat çeken Bal, 'Her gün bir porsiyon sebze tüketimi çok önemli. Her gün bir adet yumurta çok önemli. Dört yemek kaşığı yoğurt mutlaka tüketmeleri gerekiyor. Bunları yaptığımız zaman bir problem olacağını düşünmüyorum' ifadelerini kullandı.</p><p>Çocuklarda obezite konusunda en sık yapılan hatalardan birinin, yetişkinlerde uygulanan kilo verme diyetlerinin çocuklara da uygulanması olduğunu belirten Bal, özellikle büyüme ve gelişme çağındaki çocuklarda bunun doğru olmadığını vurguladı. Bal, 'Büyüme ve gelişme çağındaki 6-12 yaş çocuklarına hiçbir zaman kilo verme diyeti verilmez. Bunlar büyüme ve gelişmeyi yavaşlatır, hatta durdurabilir. Sonrasında yeme bozuklukları ortaya çıkabilir. Küçük yaşlardaki çocuklar için diyet diye bir şey yoktur. Onlara sadece beslenme planı ve farklı besinleri denemeleri amacıyla bir liste hazırlayabiliriz' diye konuştu.</p><p>Bu dönemde hedefin doğrudan çocuğa kilo verdirmek yerine, büyüme sürecini destekleyen sağlıklı beslenme alışkanlıkları kazandırmak olduğunu belirten Bal, ailelerin çocukların beslenme düzenini doğru şekilde takip etmesi gerektiğini söyledi.</p><strong>Bağırsak sağlığı için probiyotik besinler önemli</strong><p>Çocukların bağırsak florasının korunmasında beslenmenin önemli bir rolü bulunduğunu belirten Bal, özellikle probiyotik içeren besinlerin tüketilmesini önerdi. Gizem Bal, 'Probiyotik gıdaları önerebilirim. Turşu, kefir ve yoğurt tüketebilirler. Çocuk oldukları için bağırsak floraları da daha hızlı toparlanacaktır. Bol su tüketmeleri çok önemli. Paketli gıdaları çok fazla tüketmedikleri sürece bağırsak floraları düzgün olacaktır' dedi.</p><strong>Aşırı yağlanma erken ergenlik riskini artırabilir</strong><p>Özellikle kız çocuklarında aşırı yağlanmanın erken ergenlik açısından da dikkate alınması gerektiğini ifade eden Bal, vücuttaki yağ oranının hormonal süreçlerle ilişkili olduğunu söyledi. Bal, 'Erken ergenliğe giriş sağlayabilir. Kadınların vücudundaki hormonlar yağla çalıştığı için vücutta erken yağlanma olduğunda, obezite durumundaki çocuklarda vücut ergenliğe hazır olduğunu zannedip daha erken ergenliğe girebilir' ifadelerini kullandı. Bu noktada çocuklara kilo verme baskısı oluşturulmaması gerektiğinin altını çizen Bal, amaçlarının vücut yağ oranını sağlıklı seviyelere çekmek ve hareketli yaşamı desteklemek olması gerektiğini belirtti.<br>Bal, 'Kilo vermeye yönelik değil, vücuttaki yağ oranını azaltıp bunu kasa çevirmeye yönelik bir süreç olmalı. Çocuk oyun oynasın, hareket etsin. Pilav ve makarna gibi besinlerde porsiyon kontrolü yaptığımız sürece bu şekilde devam edebiliriz' dedi.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.gercekfethiye.com/c/80/1280x720/s/dosya/haber/fethiye-de-uzmanindan-cocuklar_1787388368_wfYniE.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Fethiye'de uzmanından çocuklarda obezite uyarısı: 'Yasak değil, denge' ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.gercekfethiye.com/c/80/370x208/s/dosya/haber/fethiye-de-uzmanindan-cocuklar_1787388368_wfYniE.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Gerçek Fethiye Gazetesi ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Gerçek Fethiye Gazetesi</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Milas Akyol'daki kireçli su çilesi sona eriyor]]></title>
            <link>https://www.gercekfethiye.com/milas-akyol-daki-kirecli-su-cilesi-sona-eriyor/127920/</link>
            <description><![CDATA[MUSKİ Genel Müdürlüğü, Milas ilçesi Akyol Mahallesi’nde yaz aylarında yaşanan su kesintilerini azaltmak amacıyla 4 bin 500 metrelik içme suyu hattı çalışmalarını sürdürüyor. Çalışmanın tamamlanmasıyla birlikte kireç ve eski hat kaynaklı sorunların önüne geçilecek.]]></description>
            <guid>https://www.gercekfethiye.com/milas-akyol-daki-kirecli-su-cilesi-sona-eriyor/127920/</guid>
            <category domain="https://www.gercekfethiye.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Sat, 22 Aug 2026 10:38:44 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras&#39;ın vatandaşların kesintisiz içme suyuna erişimini önceleyen talimatları doğrultusunda MUSKİ Genel Müdürlüğü, Milas ilçesi Akyol Mahallesi&#39;nde içme suyu altyapısını iyileştirmeye yönelik çalışmalarını sürdürüyor. Bu kapsamda, bölgeye kazandırılan yeni sondajın yanı sıra 2 bin 500 metre terfi hattı ve 2 bin metre şebeke hattı imalatı gerçekleştiriliyor. Çalışmaların tamamlanmasıyla birlikte kireç kaynaklı sorunların önüne geçilmesi hedefleniyor.</p><strong>Kireç kaynaklı sorunlara son veriliyor</strong><p>Milas&#39;ın Akyol Mahallesi&#39;nde eski kuyu ve yüksek kireç oranı nedeniyle şebeke ile evlerde kullanılan cihazlarda sık sık arızalar yaşanıyor, hayvancılıkla uğraşan vatandaşların sağım ekipmanlarında oluşan arızalar ise ek maliyet oluşturuyordu. Sorunun giderilmesi amacıyla bölgeye yeni bir sondajla ilave su kaynağı kazandırılırken, ekonomik ömrünü tamamlayan ve vatandaşların arazilerinden geçen hattın yerine 2 bin 500 metresi terfi hattı olmak üzere toplam 4 bin 500 metre uzunluğunda içme suyu hattı imalatı gerçekleştiriliyor. Çalışmaların tamamlanmasıyla birlikte kireç kaynaklı arızaların vatandaşlara oluşturduğu ek maliyetlerin önüne geçilecek, yaz aylarında artan su ihtiyacı kesintisiz şekilde karşılanacak.</p><p>Akyol Mahallesi Muhtarı Durmuş Akyol yüksek kireç oranının yıllardır vatandaşlara ciddi sorunlar ve ek maliyetler oluşturduğunu ifade ederek, 'Akyol&#39;da su sorunu vardı. Vatandaş maalesef her yıl bir tane makine değiştiriyordu. MUSKİ şu anda bir çalışma yaptı. Mahallemize suyumuz geliyor, çalışmalar devam ediyor. Vatandaşı ekstra bir maliyetten kurtaracak. Ahmet Başkanıma, bütün MUSKİ çalışanlarına çok teşekkür ediyorum.</p><p>MUSKİ Milas Bölge Şefi, Emin Ekin, 'Akyol mahallemizde sürekli su kesintisi yaşanıyordu. Bu kesintiyi gidermek amaçlı mahallemize yeni bir sondaj çalışması yaptık. İki buçuk kilometre su terfi hattı çalışması yapıyoruz. 2 bin metre de yeni şebeke hattı imalatı yapıyoruz şu an. Amacımız vatandaşımızın her zaman yanında olmak' dedi.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.gercekfethiye.com/c/80/1280x720/s/dosya/haber/milas-akyol-daki-kirecli-su-ci_1787384321_jI1q4x.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Milas Akyol'daki kireçli su çilesi sona eriyor ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.gercekfethiye.com/c/80/370x208/s/dosya/haber/milas-akyol-daki-kirecli-su-ci_1787384321_jI1q4x.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Gerçek Fethiye Gazetesi ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Gerçek Fethiye Gazetesi</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Kaldırım çizgisine basmamak sadece bir oyun olmayabilir]]></title>
            <link>https://www.gercekfethiye.com/kaldirim-cizgisine-basmamak-sadece-bir-oyun-olmayabilir/127916/</link>
            <description><![CDATA[Gündelik yaşamda zaman zaman içgüdüsel bir oyun gibi görülen kaldırım çizgilerine basmama davranışı, belirli şartlar altında obsesif kompulsif bozukluk belirtisi olabiliyor. Psikiyatri Bölümü'nden Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, "Yolda yürürken çizgilere basmamak masum ve sıradan bir oyun gibi görünebilir. Ancak bu durum, kişinin gününün önemli bir kısmını almaya başladığında, çizgiye bastığı an yoğun bir huzursuzluk hissettiğinde, işine, okuluna veya sosyal hayatına gecikmesine yol açtığında klinik bir tabloya dönüşebilir" diye konuştu.]]></description>
            <guid>https://www.gercekfethiye.com/kaldirim-cizgisine-basmamak-sadece-bir-oyun-olmayabilir/127916/</guid>
            <category domain="https://www.gercekfethiye.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Sat, 22 Aug 2026 08:28:01 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Günlük hayatta pek çok insanın farkında olmadan ya da eğlenceli bir oyun olarak sergilediği kaldırım çizgilerine basmama davranışı, bazı bireylerde derin bir kaygının ve zihinsel alarm sisteminin dışavurumu haline gelebiliyor.</p><p>Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, davranışın masum bir alışkanlık olmaktan çıkıp bir bozukluğa dönüşme durumunu değerlendirerek, 'Psikiyatride bir durumun hastalık sayılabilmesi için kişinin günlük işlevselliğini bozması ve belirgin bir ruhsal sıkıntı oluşturması temel kriterdir. Başlarda basit bir yürüyüş olan eylem, zamanla adeta bir mayın tarlasında ilerlemeye dönüşebilir' sözlerini kaydetti.</p><strong>Zihniniz belirsizlikle baş etmeye çalışıyor olabilir</strong><p>Dışarıdan bakıldığında basit bir adımlama oyunu gibi duran bu eylemin temelinde aslında zihindeki içsel bir alarm sistemini susturma çabası yatabileceğini dikkat çeken Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, sözlerini şöyle sürdürdü:<br>'Zihin, baş edemediği belirsizliklerle savaşabilmek için tamamen ilgisiz bir eyleme tutunur, &#39;Bunu kurallara uygun yaparsam o kötü şey olmayacak&#39; şeklinde hatalı bir güvenlik ve kontrol algısı oluşturur. Büyüsel düşünce, özünde birbiriyle hiçbir nedensellik bağı olmayan iki olay arasında köprü kurmaktır. Bilimsel ve mantıksal açıdan bir kaldırım taşıyla bir insanın sağlığı arasında bağ yoktur; ancak kişi kaygısını o kadar yoğun yaşar ki, zihin ona sahte bir kontrol hissi vererek rahatlamaya çalışır.'</p><strong>Beyin yanlış alarm veriyor</strong><p>Obsesif kompulsif bozukluk yaşayan kişilerin büyük bir kısmının sergiledikleri ritüellerin mantıksız olabileceğini belirten Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, 'Buradaki temel sorun mantık eksikliği değil, beynin tehlike algılayan bölgesinin yanlış alarm vermesidir. Kişi çizgiye bastığında beyni ona gerçek ve ölümcül bir tehditle karşılaşmış gibi fiziksel ve ruhsal bir panik yaşatır. Bu tahammül edilemez korkuyu o an dindirebilmenin tek kısa yolu olarak dürtüye boyun eğmeyi görür' açıklamasını yaptı.</p><p>Sürecin zamanla kişiyi yalnızlaştırabildiğine değinen Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, 'Kişi çevresindeki insanların bakışlarından veya sorularından kaçınmak için dışarı çıkmak istememeye başlar. İzolasyon devreye girer ve kişinin yaşam alanı sadece güvenli sayılan ritüellerin uygulanabildiği dar bir çembere hapsolabilir' uyarısında bulundu.</p><strong>Tedavinin ilk adımı çizgiye basmak</strong><p>Bu tür vakalarda uygulanan 'maruz bırakma ve tepki önleme' terapisinin beyindeki hatalı alarm sistemini yeniden kalibre ettiğini açıklayan Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, sözlerini şöyle tamamladı:<br>'Asıl amaç beyne &#39;Çizgiye bastın, korktuğun o felaket gerçekleşmedi ve o dayanılamaz sandığın kaygın bir süre sonra kendiliğinden azaldı&#39; deneyimini yaşatmaktır. Öte yandan hastalık geçici bir durum gibi görülüp tedavi ertelenmemeli. Ailelere en net uyarım, hastanın bu ritüellerine kesinlikle ortak olmamaları ve hayatını bu ritüellere göre organize etmemeleridir. Zira bu durum şefkatli bir yaklaşım gibi görünse de hastalığı besler ve kronikleştirir. Zaman kaybetmeden kanıta dayalı tedaviler için bir ruh sağlığı uzmanına başvurmaları, süreci kalıcı olarak yönetebilmenin tek gerçekçi yoludur.'</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.gercekfethiye.com/c/80/1280x720/s/dosya/haber/kaldirim-cizgisine-basmamak-sa_1787318279_b4ax1S.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Kaldırım çizgisine basmamak sadece bir oyun olmayabilir ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.gercekfethiye.com/c/80/370x208/s/dosya/haber/kaldirim-cizgisine-basmamak-sa_1787318279_b4ax1S.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Gerçek Fethiye Gazetesi ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Gerçek Fethiye Gazetesi</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Milas Akyol’daki Kireçli Su Çilesi Sona Eriyor]]></title>
            <link>https://www.gercekfethiye.com/milas-akyol-daki-kirecli-su-cilesi-sona-eriyor/127887/</link>
            <description><![CDATA[MUSKİ Genel Müdürlüğü, Milas ilçesi Akyol Mahallesi’nde yaz aylarında yaşanan su kesintilerini azaltmak amacıyla 4 bin 500 metrelik içme suyu hattı çalışmalarını sürdürüyor. Çalışmanın tamamlanmasıyla birlikte kireç ve eski hat kaynaklı sorunların önüne geçilecek.]]></description>
            <guid>https://www.gercekfethiye.com/milas-akyol-daki-kirecli-su-cilesi-sona-eriyor/127887/</guid>
            <category domain="https://www.gercekfethiye.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Fri, 21 Aug 2026 15:29:53 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras&#39;ın vatandaşların kesintisiz içme suyuna erişimini önceleyen talimatları doğrultusunda MUSKİ Genel Müdürlüğü, Milas ilçesi Akyol Mahallesi&#39;nde içme suyu altyapısını iyileştirmeye yönelik çalışmalarını sürdürüyor. Bu kapsamda, bölgeye kazandırılan yeni sondajın yanı sıra 2 bin 500 metre terfi hattı ve 2 bin metre şebeke hattı imalatı gerçekleştiriliyor. Çalışmaların tamamlanmasıyla birlikte kireç kaynaklı sorunların önüne geçilmesi hedefleniyor.</p><strong>Kireç Kaynaklı Sorunlara Son Veriliyor</strong><p>Milas&#39;ın Akyol Mahallesi&#39;nde eski kuyu ve yüksek kireç oranı nedeniyle şebeke ile evlerde kullanılan cihazlarda sık sık arızalar yaşanıyor, hayvancılıkla uğraşan vatandaşların sağım ekipmanlarında oluşan arızalar ise ek maliyet oluşturuyordu. Sorunun giderilmesi amacıyla bölgeye yeni bir sondajla ilave su kaynağı kazandırılırken, ekonomik ömrünü tamamlayan ve vatandaşların arazilerinden geçen hattın yerine 2 bin 500 metresi terfi hattı olmak üzere toplam 4 bin 500 metre uzunluğunda içme suyu hattı imalatı gerçekleştiriliyor. Çalışmaların tamamlanmasıyla birlikte kireç kaynaklı arızaların vatandaşlara oluşturduğu ek maliyetlerin önüne geçilecek, yaz aylarında artan su ihtiyacı kesintisiz şekilde karşılanacak.</p><strong>'Maliyetlerimiz Azalacak'</strong><p>Mahalle esnafı Mehmet Çelikkol, yüksek kireç oranı nedeniyle özellikle arıtma sistemlerinde ciddi sorunlar yaşadıklarını belirterek, 'Arıtma filtrelerini normalde altı ayda bir değiştirmem gerekirken iki ayda bir değiştirmek zorunda kalıyordum. Yeni suyla birlikte arıtma sistemlerinin kullanım süresinin uzayacağına ve maliyetlerimizin azalacağına inanıyorum. Başta Büyükşehir Belediye Başkanımız Ahmet Aras olmak üzere emeği geçen herkese teşekkür ediyorum.' dedi.</p><p>Akyol Mahallesi Muhtarı Durmuş Akyol ise yüksek kireç oranının yıllardır vatandaşlara ciddi sorunlar ve ek maliyetler oluşturduğunu ifade ederek, 'Çamaşır ve bulaşık makinelerinden güneş enerjisi sistemlerine kadar birçok ekipmanda kireç nedeniyle sorun yaşanıyordu. Vatandaşlarımız sık sık tesisat ve cihazlarını yenilemek zorunda kalıyordu. Yeni su kaynağının mahallemize kazandırılması bizim için çok önemli. İçme suyu hat çalışmaları da tamamlandığında vatandaşlarımız mevcut sorunlardan tamamen kurtulacak. Büyükşehir Belediye Başkanımız Ahmet Aras&#39;a, MUSKİ Genel Müdürümüz Yılmaz Şengül&#39;e ve tüm MUSKİ çalışanlarına teşekkür ediyorum.' dedi.<br> </p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.gercekfethiye.com/c/80/1280x720/s/dosya/haber/milas-akyol-daki-kirecli-su-ci_1787315391_w2ipDG.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Milas Akyol’daki Kireçli Su Çilesi Sona Eriyor ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.gercekfethiye.com/c/80/370x208/s/dosya/haber/milas-akyol-daki-kirecli-su-ci_1787315391_w2ipDG.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Gerçek Fethiye Gazetesi ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Gerçek Fethiye Gazetesi</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Uzmanından uyarı: 'Tansiyonunuz normal olsa bile fazla tuzu hafife almayın']]></title>
            <link>https://www.gercekfethiye.com/uzmanindan-uyari-tansiyonunuz-normal-olsa-bile-fazla-tuzu-hafife-almayin/127849/</link>
            <description><![CDATA[Fazla tuz tüketiminin yalnızca hipertansiyonla ilişkilendirilmemesi gerektiğini belirten Beslenme ve Diyet Uzmanı Sena Nur Doğan, "Tansiyonunuz normal olsa bile uzun yıllar yüksek miktarda tuz tüketmek kalp-damar sistemi açısından göz ardı edilmemesi gereken bir risk oluşturabilir" dedi.]]></description>
            <guid>https://www.gercekfethiye.com/uzmanindan-uyari-tansiyonunuz-normal-olsa-bile-fazla-tuzu-hafife-almayin/127849/</guid>
            <category domain="https://www.gercekfethiye.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Fri, 21 Aug 2026 08:18:01 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Günlük beslenme alışkanlıklarımızın önemli bir parçası olan tuz, vücudun sağlıklı işleyişi için gerekli olsa da fazla tüketildiğinde başta kalp-damar ve böbrek sağlığı olmak üzere kemik ve mide sağlığı üzerinde de olumsuz etkilere yol açabiliyor. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), yetişkinlerin günlük tuz tüketimini 5 gramın altında tutmasını öneriyor.</p><p>Beslenme ve Diyet Uzmanı Sena Nur Doğan, tuz tüketiminin yalnızca hipertansiyon açısından değerlendirilmemesi gerektiğine dikkati çekerek, 'Tuz, sinir iletimi, kas kasılması ve vücuttaki sıvı dengesinin korunması gibi yaşamsal işlevlerde rol oynayan sodyumu içerir. Ancak burada belirleyici olan sodyumun varlığı değil, miktarıdır. Fazla sodyum tüketimi uzun vadede farklı organ ve sistemler üzerinde olumsuz etkiler oluşturabilir' ifadelerini kullandı.</p><strong>Günde 1 çay kaşığından az tuz</strong><p>Günlük tuz tüketim miktarı olan 5 gramın yaklaşık bir silme çay kaşığına karşılık geldiğini ifade eden Diyetisyen Sena Nur Doğan, bunun gün içerisinde tüketilen tüm besinlerden alınan toplam tuzu kapsadığını vurguladı. Türkiye&#39;de tuz tüketiminin önerilen seviyelerin üzerinde olduğunun altını çizen Diyetisyen Sena Nur Doğan, 'Fazla tuz tüketiminin önemli bir bölümü sofrada eklenen tuzdan değil; ekmek, peynir, zeytin, şarküteri ürünleri, hazır çorbalar, konserveler, turşular, hazır soslar, cips, kraker ve fast food gibi işlenmiş gıdalardan kaynaklanabiliyor. Bu yüzden ürünlerin etiketlerini okumak ve bu ürünlerin tüketimini sınırlandırmak çok önemlidir' şeklinde konuştu.</p><strong>Tuz tüketimi sadece tansiyon meselesi değil</strong><p>Yüksek tuz tüketiminin yalnızca tansiyon üzerinde etkili olmadığını belirten Doğan, uzun süreli ve yüksek miktarda sodyum alımının damar sağlığını da olumsuz etkileyebileceğini belirterek, 'Tansiyonunuz normal olsa bile uzun yıllar yüksek miktarda tuz tüketmek kalp-damar sistemi açısından göz ardı edilmemesi gereken bir risk oluşturabilir. Bu nedenle tuz tüketimini yalnızca hipertansiyonu olan bireylerin dikkat etmesi gereken bir konu olarak görmemek gerekir. Uzun süre yüksek miktarda tuz tüketimi idrarla kalsiyum atılımını artırabilir. Özellikle kalsiyum alımı yetersiz olan, D vitamini eksikliği bulunan veya menopoz sonrası dönemdeki bireylerde bu durum kemik sağlığı açısından dikkate alınmalıdır. Elbette osteoporozun tek nedeni tuz değildir; hormonal değişiklikler, genetik faktörler, fiziksel aktivite ve beslenme gibi pek çok unsur birlikte değerlendirilmelidir. Tuz tüketimini azaltmak, mide sağlığını korumaya yönelik genel yaşam tarzı düzenlemelerinin de bir parçası olmalıdır' açıklamasında bulundu.</p><strong>Sabahları oluşan şişliklerin nedeni tuz olabilir</strong><p>Özellikle sabah saatlerinde ellerde, yüzde veya ayaklarda görülen şişliklerin her zaman fazla su tüketimine bağlı olmadığını aktaran Doğan, yüksek sodyum alımının vücutta su tutulmasına neden olabileceğini söyledi. Doğan 'Sodyumun fazla alınması dokularda su tutulmasına yol açarak ödem ve şişlik hissini artırabilir. Ancak özellikle tekrarlayan veya belirgin ödem şikyeti bulunan kişilerin bunu yalnızca tuz tüketimine bağlamaması ve altta yatan neden açısından hekim değerlendirmesi alması önemlidir' diye konuştu.</p><strong>'Tuzluğu kaldırmak tek başına yeterli değil'</strong><p>Günlük tuz tüketimini azaltmak isteyen kişilerin yalnızca sofrada yemeğe tuz eklemeyi bırakmasının yeterli olmayacağını belirten Diyetisyen Sena Nur Doğan, gıda etiketlerinin okunmasının önemine dikkati çekerek şunları kaydetti:<br>'Tuz tüketimini azaltmanın en etkili yollarından biri işlenmiş ve paketli gıdaları sınırlandırmak, ürünlerin etiketlerini okumak ve daha fazla taze, doğal besin tercih etmektir. Tuz yerine kekik, biberiye, fesleğen, kimyon, sumak, sarımsak, limon suyu ve sirke gibi doğal aromalardan yararlanılabilir. Tuzu azaltırken başlangıçta yemekler daha tatsız gelebilir. Ancak damak tadı zamanla daha düşük tuz düzeyine uyum sağlayabilir. Bu nedenle tuz miktarını kademeli olarak azaltmak ve yemekleri farklı baharatlarla lezzetlendirmek sürdürülebilir bir yöntemdir.'</p><strong>'Sağlıklı beslenme, sodyumu da yönetebilmeyi gerektiriyor'</strong><p>Sağlıklı beslenmenin yalnızca kalori hesabından ibaret olmadığını vurgulayan Diyetisyen Sena Nur Doğan, sözlerini şöyle tamamladı:<br>'Sağlıklı beslenme; yeterli ve dengeli beslenmenin yanı sıra tuz ve sodyum alımını doğru yönetmeyi gerektiriyor. Tuzluğu sofradan kaldırmak önemli bir başlangıç ancak asıl farkı işlenmiş gıdaları azaltmak, etiket okumayı alışkanlık haline getirmek ve doğal besinleri daha sık tercih etmek oluşturuyor. Sağlığımızı korumaya yönelik büyük değişiklikler, günlük hayatımızdaki küçük tercihlerle başlıyor.'</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.gercekfethiye.com/c/80/1280x720/s/dosya/haber/uzmanindan-uyari-tansiyonunuz-_1787232295_s9H561.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Uzmanından uyarı: 'Tansiyonunuz normal olsa bile fazla tuzu hafife almayın' ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.gercekfethiye.com/c/80/370x208/s/dosya/haber/uzmanindan-uyari-tansiyonunuz-_1787232295_s9H561.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Gerçek Fethiye Gazetesi ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Gerçek Fethiye Gazetesi</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Sıcak çarpması uyarısı: Aşırı sıcaklarda bu belirtilere dikkat]]></title>
            <link>https://www.gercekfethiye.com/sicak-carpmasi-uyarisi-asiri-sicaklarda-bu-belirtilere-dikkat/127793/</link>
            <description><![CDATA[İstanbul'da hem Afrika hem de Basra kökenli sıcak hava dalgasının etkili olması tahmin edilirken hava sıcaklığının perşembe günü 35 dereceyi aşması bekleniyor. Dr. Öğretim Üyesi Özcan Sönmez, sıcak çarpmasına karşı alınması gereken önlemlere dikkat çekti. Dr. Öğr. Üyesi Sönmez, yaşlıların, çocukların, kronik hastalığı bulunanların ve uzun süre açık havada çalışanların sıcak günlerde daha dikkatli olması gerektiğini vurguluyor.]]></description>
            <guid>https://www.gercekfethiye.com/sicak-carpmasi-uyarisi-asiri-sicaklarda-bu-belirtilere-dikkat/127793/</guid>
            <category domain="https://www.gercekfethiye.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Thu, 20 Aug 2026 08:50:02 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>İç Hastalıkları Anabilim Dalı Dr. Öğretim Üyesi Özcan Sönmez, önümüzdeki günlerde etkili olması beklenen aşırı sıcak havayla ilgili uyarılarda bulundu.</p><strong>Sıcak çarpması nedir</strong><p>Sıcak havalarda karşılaşılabilecek en ciddi sağlık sorunlarından birinin sıcak çarpması olduğunu kaydeden Dr. Öğretim Üyesi Özcan Sönmez, 'Sıcak çarpması, vücudun aşırı sıcak nedeniyle kendi ısısını kontrol edememesi sonucu ortaya çıkar. Normal şartlarda vücut terleme yoluyla kendini soğutur. Ancak hava sıcaklığının ve nem oranının çok yüksek olduğu durumlarda bu mekanizma yetersiz kalabilir. Bunun sonucunda vücut sıcaklığı tehlikeli seviyelere ulaşabilir' dedi.</p><strong>Ağır tablolarda bilinç kaybı görülebilir</strong><p>Sıcak çarpmasının belirtilerine işaret eden Sönmez, 'Baş ağrısı, baş dönmesi, halsizlik, bulantı, hızlı kalp atışı ve bilinç durumunda değişiklik sıcak çarpmasının önemli belirtileri arasında yer alıyor. Daha ağır durumlarda ise bilinç kaybı görülebiliyor. Bu nedenle özellikle bilinç değişikliğinin ortaya çıkması durumunda vakit kaybetmeden tıbbi yardım alınması gerekiyor' uyarısında bulundu.</p><strong>Yüksek sıcaklıklar en çok bu kişiler için risk oluşturuyor</strong><p>Aşırı sıcakların herkesi etkileyebilse de bazı kişiler için riskin daha yüksek olduğunu vurgulayan Dr. Öğretim Üyesi Özcan Sönmez, 'Özellikle 65 yaş üzerindeki kişiler, bebekler ve küçük çocuklar, kalp ve böbrek hastalığı gibi kronik rahatsızlıkları bulunanlar ile açık havada çalışanlar sıcaklığın olumsuz etkilerine karşı daha hassastır' dedi.</p><strong>Halsizlik, baş dönmesi ve tansiyon düşüklüğüne dikkat</strong><p>Yeterli miktarda sıvı tüketmemenin de riski artırdığını kaydeden Sönmez, 'Aşırı terlemeyle birlikte vücut hem su hem de elektrolit kaybetmektedir. Bu durum halsizlik, baş dönmesi ve tansiyon düşüklüğü gibi şikyetlere neden olabilir. Özellikle yaşlılarda susama hissinin azalabileceği de unutulmamalıdır' diye konuştu.</p><strong>Vücudun soğumasına yardımcı olunmalı</strong><p>Sıcak çarpmasından şüphelenilen bir kişinin öncelikle sıcak ortamdan uzaklaştırılarak serin ve gölgeli bir yere alınması gerektiğini söyleyen Sönmez, 'Fazla kıyafetleri çıkarılmalı ve vücudun soğumasına yardımcı olunmalı. Serin suyla vücudu ıslatmak veya soğuk uygulamalar yapmak vücut sıcaklığının düşürülmesine yardımcı olabilir' dedi.</p><strong>Bilincin bozulması halinde acil sağlık yardımı istenmeli</strong><p>Bilincin bozulması halinde yapılması gerekenlere dikkat çeken Sönmez, 'Kişinin bilinci bozulmuşsa ağızdan su veya başka bir sıvı verilmemelidir. Böyle bir durumda acil sağlık yardımı istenmeli. Çünkü sıcak çarpması, zamanında müdahale edilmediğinde hayati tehlikeye yol açabilen ciddi bir durumdur' uyarısında bulundu.</p><strong>Sıcaktan korunmak için bu önerilere uyulmalı</strong><p>Dr. Öğretim Üyesi Özcan Sönmez, özellikle günün en sıcak saatleri olan 11.00-16.00 arasında mümkün olduğunca doğrudan güneş altında kalınmaması gerektiğini söyledi.</p><p>Sönmez diğer uyarılarını şöyle sıraladı:</p><p>'Gün boyunca yeterli su içilmelidir.<br>Sıvı tüketmek için susamayı beklememek gerekmektedir. Özellikle çocukların ve yaşlıların gün içinde yeterli miktarda su içip içmediğinin takip edilmesi önem taşıyor.<br>Açık renkli ve ince kıyafetler tercih edilmeli, dışarı çıkarken şapka kullanılmalıdır.<br>Sıcak saatlerde ağır fiziksel aktivitelerden kaçınmak alınabilecek temel önlemler arasında yer almaktadır.'</p><strong>Belirtileri erken fark etmek önemli</strong><p>Dr. Öğretim Üyesi Özcan Sönmez, sözlerini şöyle tamamladı:</p><p>'Aşırı sıcaklar yalnızca rahatsız edici bir yaz sorunu değildir. Gerekli önlemler alınmadığında sıvı kaybından sıcak çarpmasına kadar ciddi sağlık sorunlarına yol açabilmektedir. Bu nedenle sıcak hava dalgalarının yaşandığı günlerde hem korunma önlemlerine dikkat etmek hem de sıcak çarpmasının belirtilerini erken fark etmek büyük önem taşımaktadır.'</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.gercekfethiye.com/c/80/1280x720/s/dosya/haber/sicak-carpmasi-uyarisi-asiri-s_1787149756_gAUyLF.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Sıcak çarpması uyarısı: Aşırı sıcaklarda bu belirtilere dikkat ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.gercekfethiye.com/c/80/370x208/s/dosya/haber/sicak-carpmasi-uyarisi-asiri-s_1787149756_gAUyLF.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Gerçek Fethiye Gazetesi ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Gerçek Fethiye Gazetesi</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Geçmeyen ayak şişliği kalp yetersizliğinin habercisi olabilir]]></title>
            <link>https://www.gercekfethiye.com/gecmeyen-ayak-sisligi-kalp-yetersizliginin-habercisi-olabilir/127739/</link>
            <description><![CDATA[Yaz aylarında sıcak havanın etkisiyle sık görülen ayak ve ayak bileği şişlikleri, her zaman geçici bir durum olmayabiliyor.]]></description>
            <guid>https://www.gercekfethiye.com/gecmeyen-ayak-sisligi-kalp-yetersizliginin-habercisi-olabilir/127739/</guid>
            <category domain="https://www.gercekfethiye.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Wed, 19 Aug 2026 08:46:02 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Uzun süre devam eden, iki bacakta birden görülen ve parmakla bastırıldığında çukur bırakan ödemler, kalp yetersizliği başta olmak üzere çeşitli sistemik hastalıkların habercisi olabiliyor.</p><p>Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Servet Altay, AA muhabirine, özellikle yaz aylarında görülen ayak ve ayak bileği şişliklerinin sıcak havaya bağlanarak ihmal edilmemesi gerektiğini söyledi.</p><p>Kalp kaynaklı ödemlerin bazı özellikleriyle diğer şişliklerden ayrıldığını anlatan Altay, 'Uzun süre geçmeyen, iki bacakta birden ortaya çıkan ve parmakla bastırıldığında çukur bırakan ödemler kalp yetersizliğinin bir bulgusu olabilir. Kalp yetersizliği sistemik bir hastalık olduğu için genellikle tek tarafta değil, iki tarafta ödem yapar. Bu ödemler gün içinde artar, gece yatarken azalır ve parmakla bastırıldığında çukur bırakır.' dedi.</p><p>Kalp yetersizliğinin her zaman nefes darlığıyla ortaya çıkmadığını vurgulayan Altay, 'Kalp yetersizlikleri sağ ve sol kalp yetersizliği olarak ikiye ayrılır. Sol kalp yetersizliğinde daha çok nefes darlığı görülürken, sağ kalp yetersizliğinde karın şişliği ve bacak ödemleri ön planda olabilir. Dolayısıyla nefes darlığı olmayan bir kişide de kalp yetersizliği görülebilir.' ifadelerini kullandı.</p><p>Ayak ve bacaklardaki şişliğin yalnızca kalp hastalıklarından kaynaklanmadığını belirten Altay, böbrek ve karaciğer hastalıkları, tiroid bozuklukları, toplardamar ve lenf dolaşımı sorunları, protein kaybına yol açan hastalıklar ile aşırı tuz tüketimi ve bazı tansiyon ilaçlarının da ödem oluşturabileceğini söyledi.</p><p>Tek bacakta görülen şişlik ile iki bacakta görülen şişliğin farklı nedenleri düşündürdüğünü ifade eden Altay, 'Tek taraflı ödemler daha çok toplardamar, lenf dolaşımı veya atardamar hastalıklarını, iki taraflı ödemler ise kalp, böbrek, karaciğer ve hormonal hastalıklar gibi sistemik sorunları akla getirir.' diye konuştu.</p><p>Geçmeyen ayak şişliği bulunan kişilerin mutlaka hekim tarafından değerlendirilmesi gerektiğini belirten Altay, fizik muayenenin ardından hastanın durumuna göre ekokardiyografi, kan tetkikleri, böbrek ve karaciğer fonksiyon testleri, hormonal incelemeler ile gerekli görüldüğünde damar ultrasonografisinin uygulanabileceğini anlattı.</p><p>Bacak şişliğiyle birlikte nefes darlığı, göğüs ağrısı, çarpıntı veya bayılma gibi belirtilerin görülmesi halinde vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini vurgulayan Altay, tek taraflı şişliğe ağrı ve kızarıklığın eşlik etmesi durumunda ise damar içinde pıhtı oluşumunun söz konusu olabileceğini ve acil değerlendirme gerektiğini ifade etti.</p><p>Uzun süre devam eden veya tekrarlayan ayak bileği şişliklerinin ihmal edilmemesi gerektiğini dile getiren Altay, 'Ayak bileği şişlikleri sistemik hastalıkların bir göstergesi olabilir. Bunu ciddiye almak ve mutlaka hekime başvurmak gerekir. Çok kısa süreli ödemlerde sorun olmayabilir ancak tekrarlayan ve uzun süre devam eden bacak ödemlerinde mutlaka kardiyoloji başta olmak üzere gerekli değerlendirmeler yapılmalıdır.' dedi.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.gercekfethiye.com/c/80/1280x720/s/dosya/haber/gecmeyen-ayak-sisligi-kalp-yet_1787062808_Y7BcPf.webp" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Geçmeyen ayak şişliği kalp yetersizliğinin habercisi olabilir ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.gercekfethiye.com/c/80/370x208/s/dosya/haber/gecmeyen-ayak-sisligi-kalp-yet_1787062808_Y7BcPf.webp"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Gerçek Fethiye Gazetesi ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Gerçek Fethiye Gazetesi</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA['Nişasta bazlı şekerden uzak durulmalı' uyarısı]]></title>
            <link>https://www.gercekfethiye.com/nisasta-bazli-sekerden-uzak-durulmali-uyarisi/127729/</link>
            <description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı Ulusal Beslenme Konseyi Şeker Bilim Komisyonu Başkanı Prof. Dr. İlhan Satman, dünyada ve Türkiye'de aşırı nişasta bazlı şeker tüketiminin obezite başta olmak üzere birçok sağlık sorunuyla ilişkili olduğunu belirtti.]]></description>
            <guid>https://www.gercekfethiye.com/nisasta-bazli-sekerden-uzak-durulmali-uyarisi/127729/</guid>
            <category domain="https://www.gercekfethiye.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Tue, 18 Aug 2026 20:04:02 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Sofra şekeri olarak bilinen sakkarozun, birbirine bağlı ve yüzde 50&#39;şer oranda glukoz ile fruktoz moleküllerinden oluştuğunu ifade eden Satman, 'Nişasta bazlı şeker üretiminde ham madde olarak genelde mısır kullanılır ve farklı oranlarda glukoz ve fruktoz içerebilir. Mısırın yanı sıra buğday, patates, pirinç ve cassava (manyok) da ham madde olarak kullanılabilir.' dedi.</p><p>Türkiye&#39;de uygulanan pancar şekeri ve nişasta bazlı şeker kotaları birlikte değerlendirildiğinde, yurt içinde piyasaya sunulan şekerlerdeki fruktozun çok büyük bölümünün pancar şekerinden kaynaklandığına işaret eden Satman, 'Öyleyse nişasta bazlı şekerle ilgili sağlık endişeleri nereden kaynaklanmaktadır? Biyokimya açısından bakıldığında, sakkaroz ve nişasta bazlı şekerin kalori değerleri arasında bir fark yoktur, 1 gramı tüketildiğinde 4 kilokalori verir. Şeker içeriklerinin de genelde benzer olduğu kabul edilse de özellikle yüksek fruktozlu mısır şurubuyla tatlandırılmış popüler birçok içeceğin beklenenden daha fazla fruktoz içerdiği bilinmektedir.' diye konuştu.</p><p>Satman, sofra şekeri tüketildiğinde glukoz ve fruktozun açığa çıkması ve emiliminin belirli bir süreç gerektirdiğini, bu nedenle kan şekeri seviyesinin hızla yükselmediğini belirterek, nişasta bazlı şeker tüketiminde ise bu sürece gerek olmadığı için kandaki glukoz seviyesinin çok hızlı yükseldiğini anlattı.</p><p>Yüksek miktarda fruktoz tüketiminin karaciğerin insüline duyarlılığını azalttığını vurgulayan Satman, yüksek fruktozlu mısır şurubunun sakkaroza kıyasla daha fazla fruktoz maruziyetine ve farklı metabolik etkilere yol açabileceğine dikkati çekti.</p><p>Satman, aşırı şeker tüketiminin depresyon, kalp-damar hastalıkları, hipertansiyon, tip 2 diyabet, obezite, metabolik sendrom, yağlı karaciğer hastalığı ve diş çürükleri başta olmak üzere birçok sağlık sorunuyla ilişkilendirildiğini belirterek, uluslararası sağlık ve gıda otoritelerinin serbest şeker tüketiminin sınırlandırılmasını önerdiğini kaydetti.</p><p>Nişasta bazlı şekerin içeceklerden şekerleme ve unlu mamullere, süt ürünlerinden paketlenmiş gıdalara kadar birçok üründe kullanıldığını dile getiren Satman, sakkaroza göre daha kararlı, raf ömrünü uzatıcı ve maliyet açısından avantajlı olması nedeniyle gıda sektöründe tercih edildiğini söyledi.</p><p>Nişasta bazlı şekerin tüketimi güvenli veya zararsız kabul edilen ayrı bir masum türünün bulunmadığını ifade eden Satman, fruktoz oranları farklı olsa da tüm nişasta bazlı şeker türlerinin benzer metabolik riskler taşıdığını belirtti.</p><p>Satman, halk sağlığı otoritelerinin günlük ilave şeker alımının azaltılmasını önerdiğine işaret ederek, toplum sağlığının korunması için özellikle şekerli içecek tüketiminin azaltılması ve fiziksel aktivitenin artırılmasının önem taşıdığını vurguladı.</p><strong>Aşırı işlenmiş gıda tüketimiyle obezite ilişkili kanser riski arasında bağlantı</strong><p>Araştırmaların fruktozun bazı tümörlerin büyümesinde yakıt görevi görebileceğine işaret ettiğini belirten Satman, yüksek miktarda fruktoz tüketiminin özellikle meme yağ dokusunda metabolik değişikliklere yol açarak meme kanseri gelişimine katkı sağlayabileceğinin ileri sürüldüğünü anlattı.</p><p>Aşırı fruktoz tüketimi ile pankreas kanseri arasında ilişki olduğunu ortaya koyan çalışmaların mevcut olduğunun altını çizen Satman, 'Artan kanıtlar, aşırı işlenmiş gıda tüketimiyle obezite ilişkili kanser riski arasında önemli bir bağlantı olduğunu göstermektedir. Aşırı miktarda tüketilen işlenmiş gıdalardaki ilave şekerler, sağlıksız yağlar ve kimyasal katkı maddeleri ile birlikte metabolik ve endokrin işlev bozukluklarına ve bağırsak mikrobiyom dengesizliğine katkıda bulunur. Bu sorunların hemen hepsinin obezite ve inflamasyonu tetiklediği bilinmektedir.' ifadelerini kullandı.</p><p>Satman, 'Her yaş ve cinsiyetteki bireyler, özellikle 2 yaşından küçük bebekler, çocuklar, metabolik hastalığı bulunanlar veya bu hastalıklara yakalanma riski yüksek olanlar şekerden, özellikle nişasta bazlı şekerden kesinlikle uzak durmalıdır. Nişasta bazlı şeker türleri arasında yüksek fruktoz içeriğine sahip yüksek fruktozlu mısır şurubunun tüketimi, bu gruplarda kalıcı sağlık sorunları riskini artırabilir. Bebeklere yaşamın ilk 2 yılında kesinlikle ilave şeker verilmemelidir.' değerlendirmesinde bulundu.</p><p>Çocuklarla metabolik hastalığı bulunan veya risk taşıyan bireylerde aşırı şeker ve özellikle nişasta bazlı şeker tüketiminin mevcut sağlık sorunlarını ağırlaştırabileceğine ve hastalıkların kontrolünü güçleştirebileceğine dikkati çeken Satman, 'Türk toplumunda obezite, karaciğer yağlanması, insülin direnci ve tip 2 diyabet gibi ciddi sağlık sorunları oldukça yaygın görüldüğü için işlenmiş gıdalarda ve hazır içeceklerde yaygın olarak kullanılan nişasta bazlı şeker, özellikle çocuklar ve gençlerde kronik hastalık riskini artırır. Tip 2 diyabetli bireylerde ise hastalığın kontrolünü güçleştirir.' ifadelerini kullandı.</p><strong>Avrupa&#39;da yüksek fruktozlu mısır şurubu kullanımının en yüksek olduğu 5 ülkeden biri Türkiye</strong><p>Tüm dünyada şeker ve nişasta bazlı şeker kullanımının giderek artması nedeniyle birçok ülkenin, bu ürünlerin üretimine kota getirdiğine işaret eden Satman, 'Türkiye&#39;de 2001 yılından beri şeker ve nişasta bazlı şeker üretimi sınırlandırılmaktadır. Önceleri yüzde 10 olan nişasta bazlı şeker üretim kotası, 2018&#39;de yüzde 5&#39;e ve 2024&#39;ten itibaren de yüzde 2,5&#39;e indirilmiştir. Bir nişasta bazlı şeker türü olan yüksek fruktozlu mısır şurubunun küresel kullanımına ilişkin yapılan bir araştırmada, Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) verilerine dayalı olarak 43 ülkede yüksek fruktozlu mısır şurubu tüketimi incelenmiştir. Avrupa&#39;da yüksek fruktozlu mısır şurubu kullanımının en yüksek olduğu 5 ülke Macaristan, Slovakya, Bulgaristan, Belçika ve Türkiye&#39;dir.' dedi.</p><p>Satman, Avrupa Birliği (AB) ülkelerinde olduğu gibi Türkiye&#39;de de tüketicilerin farkındalığının ve sağlık okuryazarlığının yükseltilmesi, etiket okuma ve yorumlama alışkanlığının kazandırılmasının şeker ve nişasta bazlı şeker ürünlerinin tüketimini sınırlayabileceği yönünde görüş bildirdi.</p><p>AB mevzuatına göre hazır gıda ve içeceklerde kullanılan şeker türlerinin ürün etiketinde belirtilmesinin zorunlu olduğuna değinen Satman, şunları söyledi:</p><p>'Bir ürüne şeker, nişasta bazlı şeker veya tatlandırıcı eklenmişse, şeker türlerinin açık adlarının ürün etiketindeki &#39;içindekiler&#39; listesinde miktarlarına göre en yüksekten en düşüğe doğru sıralanarak yazılması zorunlu olmalıdır. Ek olarak &#39;besin değerleri&#39; tablosunda da ürünün içerdiği toplam karbonhidrat miktarının belirtilmesi zorunlu tutulmalıdır. Mümkünse, üründeki şeker türlerinin miktarlarının etikette ayrı ayrı belirtilmesi sağlanmalıdır. Özellikle şekerli ürünün adında veya vurgusunda belirli bir şeker türü öne çıkarılıyorsa, örneğin &#39;fruktozlu içecek&#39;, &#39;bal ilaveli bisküvi&#39; bileşenin yüzdesi belirtilmelidir. Bir üründeki &#39;şekersiz&#39;, &#39;ilave şeker içermez&#39; gibi ifadeler sıkı bir şekilde denetlenmelidir.'</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.gercekfethiye.com/c/80/1280x720/s/dosya/haber/nisasta-bazli-sekerden-uzak-du_1787058369_eFKyp4.webp" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ 'Nişasta bazlı şekerden uzak durulmalı' uyarısı ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.gercekfethiye.com/c/80/370x208/s/dosya/haber/nisasta-bazli-sekerden-uzak-du_1787058369_eFKyp4.webp"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Gerçek Fethiye Gazetesi ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Gerçek Fethiye Gazetesi</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Köyceğiz Devlet Hastanesi’nde Dr. Dilek, görevine başladı]]></title>
            <link>https://www.gercekfethiye.com/koycegiz-devlet-hastanesi-nde-dr-dilek-gorevine-basladi/127694/</link>
            <description><![CDATA[Muğla’nın Köyceğiz ilçesi Devlet Hastanesi’ne atanan Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. İlknur Dilek görevine başladı.]]></description>
            <guid>https://www.gercekfethiye.com/koycegiz-devlet-hastanesi-nde-dr-dilek-gorevine-basladi/127694/</guid>
            <category domain="https://www.gercekfethiye.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Tue, 18 Aug 2026 11:45:46 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Köyceğiz Devlet Hastanesi&#39;nin uzman doktor kadrosu her geçen gün güçlenmeye devam ediyor. Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. İlknur Dilek, Köyceğiz Devlet Hastanesi&#39;ne atanmasının ardından hasta kabulüne başladı. 1993 yılında Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi&#39;nden mezun olan Uzman Dr. İlknur Dilek, uzmanlık eğitimini S.B. Süreyyapaşa Göğüs Hastalıkları ve Göğüs Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi&#39;nde tamamladı. Köyceğiz&#39;de vatandaşlara sağlık hizmeti sunmaya başlayan Uzman Dr. İlknur Dilek&#39;in göreve başlaması, ilçedeki sağlık hizmetleri açısından önemli bir kazanım olarak değerlendiriliyor.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.gercekfethiye.com/c/80/1280x720/s/dosya/haber/koycegiz-devlet-hastanesi-nde-_1787042744_TnJAFV.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Köyceğiz Devlet Hastanesi’nde Dr. Dilek, görevine başladı ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.gercekfethiye.com/c/80/370x208/s/dosya/haber/koycegiz-devlet-hastanesi-nde-_1787042744_TnJAFV.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Gerçek Fethiye Gazetesi ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Gerçek Fethiye Gazetesi</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Nişasta bazlı şekerlerdeki yüksek fruktoz çocukların sağlığını tehdit ediyor]]></title>
            <link>https://www.gercekfethiye.com/nisasta-bazli-sekerlerdeki-yuksek-fruktoz-cocuklarin-sagligini-tehdit-ediyor/127672/</link>
            <description><![CDATA[Nişasta bazlı şekerlerin (NBŞ) yüksek fruktoz içeriği nedeniyle hastalık oluşturma riskinin daha yüksek olduğu, çocukluk çağında fazla şeker tüketiminin obezite, hipertansiyon başta olmak üzere birçok sağlık sorunuyla ilişkilendirildiği bildirildi.]]></description>
            <guid>https://www.gercekfethiye.com/nisasta-bazli-sekerlerdeki-yuksek-fruktoz-cocuklarin-sagligini-tehdit-ediyor/127672/</guid>
            <category domain="https://www.gercekfethiye.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Mon, 17 Aug 2026 21:04:01 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Nişasta içeren bitkilerden elde edilen ve temel olarak glukoz ve fruktoz içeren şeker türü olarak tanımlanan nişasta bazlı şeker (NBŞ), dünyada yiyecek ve içeceklerde sofra şekerinden sonra ikinci büyük kullanım payına sahip.</p><p>NBŞ, şekerleme, unlu mamuller, helva, reçel, marmelat, dondurma, geleneksel tatlılar ile alkollü ve alkolsüz içeceklerin üretiminde sıklıkla kullanılıyor.</p><p>Üreticilerin, ürünlere kolay karışması, tatlılık ve kıvam sağlaması, ürünün raf ömrünü uzatması gibi nedenlerle tercih ettiği NBŞ, Türkiye&#39;de kota uygulamasına tabi tutuluyor. Bu kapsamda halihazırda ülke genelinde üretilen toplam şekerin en fazla yüzde 2,5&#39;i nişasta bazlı şekerden olabiliyor. Üreticilerin bu konudaki faaliyetleri, Tarım ve Orman Bakanlığınca düzenli denetleniyor.</p><p>NBŞ içeren ürünlerin tüketimi ve ortaya çıkabilecek sağlık risklerine ilişkin AA muhabirine açıklamalarda bulunan Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Elif Özmert, nişasta bazlı şekerdeki yoğun fruktoz oranına dikkati çekti.</p><p>Şeker pancarından elde edilen sofra şekerinin glukoz ve fruktozu eşit oranda içerdiğini belirten Özmert, glukoz-fruktoz şurubu olarak adlandırılan NBŞ&#39;de ise bu iki şekerin monomer halinde bulunduğunu ve fruktoz oranının yüzde 42 ile 90 arasında değişebildiğini anlattı.</p><strong>'Karaciğerde hızla yağa dönüşüyor'</strong><p>Özmert, NBŞ&#39;nin şeker pancarından elde edilen şekere göre daha basit ve ucuz yöntemlerle üretilebildiğine dikkati çekerek, 'NBŞ&#39;nin hastalık oluşturma riski, yüksek fruktoz içeriği nedeniyle daha yüksek. Fruktoz, diğer şekerlerden farklı bir metabolizmaya sahip. Fruktoz, karaciğerde hızla yağa dönüşüyor, tokluk hissi oluşmadığı için tüketim devam ediyor.' dedi.</p><p>NBŞ&#39;nin taşıdığı riskin yanı sıra hangi türden olursa olsun fazla şeker tüketiminin sınırlandırılması gerektiğini vurgulayan Özmert, çocukluk çağındaki yüksek şeker tüketiminin obeziteden insülin direncine kadar birçok sağlık sorunuyla ilişkili olduğunu belirtti.</p><strong>Şekerli içecek tüketimi yüzde 42,3&#39;e çıktı</strong><p>Özmert, çocukluk çağı obezitesinin temelinde ihtiyaçtan ve harcanandan daha fazla kalori alınmasının bulunduğunun, şekerin kolay, hızlı ve ucuz bir kalori kaynağı olduğunun, şekerli içeceklerin de bu özellikleri taşıyan en önemli gıda grubunu oluşturduğunun altını çizdi.</p><p>Yüksek şeker tüketiminin çocuk sağlığı üzerindeki etkilerinin yalnızca obeziteyle sınırlı olmadığını vurgulayan Özmert, çocukluk dönemindeki fazla şeker tüketiminin obezite, insülin direnci, hipertansiyon, yağlı karaciğer ve diş çürüklerinin yanı sıra kardiyometabolik hastalıklar, alerjiler, bağırsak hastalıkları ve davranış sorunlarıyla da ilişkilendirildiğini anlattı.</p><p>Türkiye&#39;de çocukların şekerli içecek tüketimine ilişkin yapılan çalışmaların sonuçlarını paylaşan Özmert, 'Türkiye&#39;de 2013, 2016 ve 2022&#39;de ilkokul 7-8 yaş grubu çocuklarında yapılmış olan çalışma her gün/sıklıkla şekerli içecek tüketen çocuk sıklığının sırasıyla yüzde 12,7, yüzde 18,4 ve en son yüzde 42,3 olduğunu bildirmektedir. Bu durum obezite riski açısından hemen önlem alınması gerektiğini vurguluyor.' diye konuştu.</p><strong>'Tüketimi artıran bir davranışa dönüşmektedir'</strong><p>Şekerli ve yağlı gıdaların çocukların yeme davranışları üzerindeki etkisini değerlendiren Özmert, şöyle konuştu:</p><p>'Şekerli ürünlerin kullanılmasının beyindeki haz ve ödül merkezlerine etkisi söz konusudur. Adeta bir tür bağımlılık yapabilir ama henüz &#39;bağımlılık&#39; ifadesi tıp literatürü tarafından tümüyle kabul edilmiş değildir ama kesinlikle tüketimi artıran bir davranışa dönüşmektedir. Bunu sadece NBŞ için değil tüm şekerli ve yağlı gıdalar için söyleyebiliriz.'</p><p>Ailelerin kendi tüketim alışkanlıklarının da çocukların bu gıdalara yönelmesinde rol model oluşturduğuna işaret eden Özmert, okul kantinlerine yönelik düzenlemelerin tüm bileşenleriyle hayata geçirilmesi ve eş zamanlı olarak okullarda bir öğün sağlıklı yemek hizmeti verilmesi gerektiğini dile getirdi.</p><p>Özmert, bu uygulamaların çocukların sağlıklı büyüme ve gelişmesi ile hastalıklardan korunması açısından etkili girişimler olduğunu vurguladı.</p><strong>'Doğumdan sonra ilk 2 yılda ilave şeker önerilmiyor'</strong><p>Prof. Dr. Özmert, iyi sağlık sonuçları için yaşamın ilk 2 yılında hiç ilave şeker tüketilmemesi, sonraki dönemde ise ilave şeker tüketiminin günlük kalorinin yüzde 5&#39;ini aşmamasının tercih edildiğini belirtti.</p><p>Çocukların yalnızca şeker içeren, besleyici özelliği bulunmayan gıdalardan uzak tutulması gerektiğini ifade eden Özmert, özellikle gazlı içecekler ve doğal olmayan meyve sularının bu ürünlerin başında geldiğini söyledi.</p><p>Amerikan Kalp Derneğinin 2 yaşın altındaki çocukların hiç serbest şeker tüketmemesini, daha büyük çocukların ise yaşlarına göre günde en fazla 26 gram, yaklaşık 6 çay kaşığı şeker tüketmesini tavsiye ettiğini aktaran Özmert, hazır ürünlerin mümkün olduğunca az tüketilmesi gerektiğini belirtti.</p><p>Bunların yerine evde hazırlanacak sağlıklı atıştırmalıklar ve meyvelerin tercih edilmesinin önemine dikkati çeken Özmert, hazır ürün tüketilecekse etiketlerde toplam kalori ve şeker kaynağının yanı sıra doymuş yağ ve tuz miktarına da bakılması gerektiğini söyledi.</p><p>Ürünlerin protein, vitamin ve mineral gibi besleyici bileşenler içerip içermediğinin de değerlendirilmesi, en az zarar ve en yüksek yarar potansiyeli taşıyan ürünlerin tercih edilmesi gerektiğini anlatan Özmert, hazır yiyecek ve içeceklerdeki şeker miktarının üreticiler tarafından da kademeli olarak azaltılması gerektiğini vurguladı.</p><strong>'Çocukluktaki hiçbir olumsuzluk çocuklukta kalmaz'</strong><p>Çocukluk dönemindeki sağlık sorunlarının etkilerinin yetişkinlik dönemine de taşınabileceğinin altını çizen Özmert, 'Çocukluktaki hiçbir olumsuzluk çocuklukta kalmaz. O nedenle çocuk sağlığı, erişkin sağlığını belirleyen önemli bir bileşendir. Obez çocukların yüzde 55&#39;i obez ergen olur, obez ergenlerin de yüzde 80&#39;i obez erişkin olur.' dedi.</p><p>Çocuklukta başlayan obeziteyle ilişkili hastalık risklerinin erişkinliğe artarak geçtiğini belirten Özmert, insülin direnci, hipertansiyon, kalp damar hastalıkları, kanser ve felcin bu riskler arasında yer aldığını ifade etti.</p><p>Özmert, obez gebelerin yüksek kilolu bebek dünyaya getirme ihtimalinin bulunduğunu ve bunun da beraberinde çeşitli riskler getirebileceğini söyledi.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.gercekfethiye.com/c/80/1280x720/s/dosya/haber/nisasta-bazli-sekerlerdeki-yuk_1786973804_N6TIPf.webp" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Nişasta bazlı şekerlerdeki yüksek fruktoz çocukların sağlığını tehdit ediyor ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.gercekfethiye.com/c/80/370x208/s/dosya/haber/nisasta-bazli-sekerlerdeki-yuk_1786973804_N6TIPf.webp"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Gerçek Fethiye Gazetesi ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Gerçek Fethiye Gazetesi</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA['Mahalleden Kliniğe Gülüş Yolculuğu' Projesi İçin Üçlü İş Birliği]]></title>
            <link>https://www.gercekfethiye.com/mahalleden-klinige-gulus-yolculugu-projesi-icin-uclu-is-birligi/127666/</link>
            <description><![CDATA[MSKÜ, Menteşe Belediyesi ve Muğla Diş Hekimleri Odası ile çocukların ağız ve diş
sağlığını desteklemek amacıyla iş birliği protokolü imzaladı.]]></description>
            <guid>https://www.gercekfethiye.com/mahalleden-klinige-gulus-yolculugu-projesi-icin-uclu-is-birligi/127666/</guid>
            <category domain="https://www.gercekfethiye.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Mon, 17 Aug 2026 19:32:01 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi (MSKÜ), Menteşe Belediyesi ve Muğla Diş Hekimleri<br>Odası ile çocukların ağız ve diş sağlığını desteklemek amacıyla önemli bir iş birliğine imza<br>attı.</p><p>'Mahalleden Kliniğe Gülüş Yolculuğu' adı verilen proje ile Menteşe&amp;#39;nin kırsal ve<br>dezavantajlı mahallelerinde yaşayan çocukların ağız ve diş sağlığının korunması,<br>geliştirilmesi ve bu alandaki farkındalıklarının artırılması sağlanacak.</p><p>Protokol, Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Turhan Kaçar, Menteşe<br>Belediye Başkanı Gonca Köksal Aras ve Muğla Diş Hekimleri Odası Başkanı Zekeriya Doruk Alp tarafından imzalandı.</p><strong>Saha Çalışmaları Yapılacak</strong><p>Proje kapsamında çocuklara yönelik koruyucu ağız ve diş sağlığı uygulamaları, eğitimler ve<br>farkındalık çalışmaları doğrudan mahallelerde gerçekleştirilecek. Saha çalışmalarıyla<br>çocukların ağız ve diş sağlığı ihtiyaçları tek tek belirlenirken, ileri tetkik veya tedavi ihtiyacı<br>tespit edilen çocukların gerekli sağlık hizmetlerine erişimleri için de süreç yakından takip<br>edilecek. Ağız ve diş sağlığı eğitimlerinin yanı sıra çeşitli farkındalık etkinlikleri de gerçekleştirilecek. Çocukların ihtiyaç halinde gerekli sağlık hizmetlerine ulaştırılması ve tedavi süreçlerinin ilgili sağlık kuruluşlarıyla koordinasyon içerisinde yürütülmesi sağlanacak.</p><strong>Çocukların Sağlıklı Gülüşü İçin 3 Kurum El Ele</strong><p>Üç kurumun bilgi, deneyim ve imknlarını bir araya getireceği proje ile çocukların erken<br>yaşta doğru ağız ve diş sağlığı alışkanlıkları kazanmaları, düzenli ağız bakımının önemini<br>öğrenmeleri ve koruyucu sağlık hizmetlerine erişimlerinin desteklenmesi amaçlanacak.<br>Ağız ve diş sağlığı konusunda çocuklara yönelik farkındalığın artırılmasının yanı sıra,<br>ailelerin ve toplumun bu konudaki bilinç düzeyinin güçlendirilmesine de katkı sunması</p><p>hedeflenen proje, sağlık hizmetlerine erişimde fırsat eşitliğini destekleyen önemli bir sosyal sorumluluk çalışması olarak hayata geçirilecek.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.gercekfethiye.com/c/80/1280x720/s/dosya/haber/mahalleden-klinige-gulus-yolcu_1786972951_RLOS5N.JPG" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ 'Mahalleden Kliniğe Gülüş Yolculuğu' Projesi İçin Üçlü İş Birliği ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.gercekfethiye.com/c/80/370x208/s/dosya/haber/mahalleden-klinige-gulus-yolcu_1786972951_RLOS5N.JPG"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Gerçek Fethiye Gazetesi ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Gerçek Fethiye Gazetesi</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[MUSKİ Bodrum’a yüzde 25 ilave su sağladı]]></title>
            <link>https://www.gercekfethiye.com/muski-bodrum-a-yuzde-25-ilave-su-sagladi/127658/</link>
            <description><![CDATA[MUSKİ Genel Müdürlüğü, Bodrum’un su sorunlarını ortadan kaldırmak için yürüttüğü çalışmalarına bir yenisini ekledi. Ekipler, Güvercinlik İçme Suyu Arıtma Tesisi’nde yaptığı revizyonla Bodrum’a ilave olarak yüzde 25 su kazandırdı.]]></description>
            <guid>https://www.gercekfethiye.com/muski-bodrum-a-yuzde-25-ilave-su-sagladi/127658/</guid>
            <category domain="https://www.gercekfethiye.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Mon, 17 Aug 2026 17:34:51 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Bodrum&#39;da uzun yıllardır devam eden su sorunlarının giderilmesine yönelik çalışmalarına bu dönem hız veren Muğla Büyükşehir Belediyesi MUSKİ Genel Müdürlüğü mevcut su kaynaklarının daha verimli kullanılması, ana isale hatlarının yenilemesi, denizden su arıtma gibi dev projelerin yanı sıra şimdi de ilave su çalışmalarına hız verdi. </p><p>Bu kapsamda özellikle içme suyu arıtma tesislerinde yapılan iyileştirmeler Bodrum&#39;a verilen suyun artmasında önemli rol oynuyor. Yarımada&#39;ya su sağlayan önemli tesislerden biri olan Güvercinlik İçme Suyu Arıtma Tesisinde yürütülen verimlilik çalışmalarıyla tesis içi su kaybını yüzde 20&#39;den yüzde 2,29&#39;a düşürdü. İki aşamalı çalışmalar kapsamında günlük 21 bin 600 metreküp su yeniden sisteme kazandırılarak yaklaşık 110 bin ila 145 bin kişinin içme ve kullanma suyu ihtiyacına karşılık gelen bir katkı sağlandı. Bu şekilde Bodrum&#39;a verilen su miktarı yüzde 25 arttı.</p><strong>Milyonlarca metreküp su sisteme kazandırıldı</strong><p>MUSKİ Genel Müdürlüğü, Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras&#39;ın Bodrum&#39;un su sorunlarını çözmek için gösterdiği iradeye yönelik projelerini sürdürüyor. Ekipler Bodrum&#39;a içme suyu sağlayan Güvercinlik İçme Suyu Arıtma Tesisinde 2025 yılında başlattığı verimlilik çalışmalarının ikinci aşamasını 2026 yılında sürdürdü. Çalışmalar kapsamında çamur ve geri yıkama suları yeniden sisteme kazandırıldı, hatlarda bakım-onarım yapıldı ve ölçüm sistemleri iyileştirildi. 2026 yılında yürütülen ikinci aşama çalışmalarıyla birlikte kayıp oranı yüzde 2,29 seviyesine kadar geriledi. Tesiste sağlanan verimlilik artışıyla birlikte Bodrum içme suyu sistemine günlük 21 bin 600 metreküp ilave su kazandırıldı. Bu miktarla, yaklaşık 110 bin ila 145 bin kişinin günlük içme ve kullanma suyu ihtiyacı karşılanabiliyor.</p><strong>Yaz dönemindeki su ihtiyacına katkı sağlandı</strong><p>Özellikle yaz sezonunda artan su ihtiyacının karşılanmasına katkı sağlayan çalışmalar sayesinde arıtılan suyun daha büyük bölümü doğrudan şebekeye aktarılırken, mevcut su kaynaklarının daha verimli kullanılmasıyla sisteme yüzde 25 oranında ilave su kazandırıldı. Böylece yaz aylarında yükselen nüfus ve su talebine karşı Bodrum&#39;un içme suyu arzına önemli ölçüde destek sunuldu.</p><strong>Arıtma Tesisleri Daire Başkanı Sait Güller, 'Saniyede 250 litre suyu yeniden sisteme kazandırdık'</strong><p>Güvercinlik İçme Suyu Arıtma Tesisi&#39;nin Bodrum&#39;un içme suyunun önemli bölümünü karşıladığını belirten Arıtma Tesisleri Daire Başkanı Sait Güller, '2025 yılında tesisimizde çamur durultucu ve çamurun anlaşma kısımlarıyla ilgili ünitelerin revizyonunu gerçekleştirdik. Bu kısımlarda dekantörü ve çamur yoğunlaştırmanın mekanik ve elektriksel kısımlarının inşasının tamamını bitirdik. Bu 25 yıl içinde yaptığımız çalışmayla 50 litre saniye gibi bir katkımız oldu. Burada, Güvercinlik Tesiste esas amacımız, proses içinde tüm kaybettiğimiz suyu tamamını geri kazanmak ve sisteme su olarak katkı sağlamaktı. 2026 yılında durultucular ve filtrelerin hem betonarme kısımlarında hem mekanik kısımlarının tamamında izolasyonları, mekanik kısımlarda revizyonları ve tadilatların hepsini sezonun ortasına doğru bitirmiş bulunduk. Bu çalışma sonunda 2026 yılında totalde 200-250 litre saniye bir su kazanımımız oldu. Bu üretimimizin yüzde 25&#39;ine tekabül ediyor' dedi.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.gercekfethiye.com/c/80/1280x720/s/dosya/haber/muski-bodrum-a-yuzde-25-ilave-_1786977289_Yv4lSK.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ MUSKİ Bodrum’a yüzde 25 ilave su sağladı ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.gercekfethiye.com/c/80/370x208/s/dosya/haber/muski-bodrum-a-yuzde-25-ilave-_1786977289_Yv4lSK.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Gerçek Fethiye Gazetesi ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Gerçek Fethiye Gazetesi</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Yatağan Şeref Mahallesi’ndeki eski hatlar değiştiriliyor]]></title>
            <link>https://www.gercekfethiye.com/yatagan-seref-mahallesi-ndeki-eski-hatlar-degistiriliyor/127641/</link>
            <description><![CDATA[Muğla Büyükşehir Belediyesi MUSKİ Genel Müdürlüğü, Yatağan Şeref Mahallesi’nde kullanım ömrünü tamamlaması nedeniyle sık sık arızalara neden olan 2 bin 500 metrelik içme suyu hattını yenileme çalışmalarına başladı. Muğla Büyükşehir Belediyesi’nin yürüttüğü yol yapım çalışmalarıyla koordineli şekilde sürdürülen çalışmanın Bin 800 metrelik bölümü tamamlandı.]]></description>
            <guid>https://www.gercekfethiye.com/yatagan-seref-mahallesi-ndeki-eski-hatlar-degistiriliyor/127641/</guid>
            <category domain="https://www.gercekfethiye.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Mon, 17 Aug 2026 13:38:36 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <strong>Kesintisiz içme suyu sağlanacak</strong><p>Bölgedeki mevcut 2 bin 500 metrelik içme suyu hattının ekonomik ömrünü tamamlaması nedeniyle sık sık yaşanan arızaların önüne geçmek amacıyla MUSKİ ekipleri, hattı daha büyük çaplı yeni hatlarla yeniliyor. Muğla Büyükşehir Belediyesi ile koordineli yürütülen çalışmalarda çevresel mağduriyet ve kamusal zarar oluşmaması için eş zamanlı çalışma gerçekleştiriliyor. Şu ana kadar 1.800 metrelik bölüm tamamlanırken, çalışmaların kısa sürede tamamlanmasıyla birlikte bölgede daha sürdürülebilir ve kesintisiz bir içme suyu altyapısı sağlanacak.<br>Şeref Mahallesi Muhtarı Hakan Kibar yaklaşık 2 bin 500 metrelik içme suyu hattında sık sık arıza yaşandığını belirterek, yenileme çalışmasının tamamlanmasıyla mahalledeki su kesintilerinin sona ereceğini söyledi. Kibar, 'Şeref Mahallesi kediler, sokağa giden bir içme suyu şebekesi hattımız vardı. Sık sık arızalar yapıyordu. Haftalarca şebekeye su veremiyorduk. Şu anda onun yenilemesi yapılıyor. Başta Büyükşehir Belediye Başkanımız Ahmet Aras ve emeği geçen tüm personellerine çok teşekkür ederiz' dedi.</p><p>MUSKİ Yatağan-Kavaklıdere Bölge İşletme Şefi İmkan Gavcar, 'Yatağan ilçesi Şeref Mahallesi&#39;nde bulunan Büyükşehirimizin yol yapım çalışması kapsamında biz de Muğla Büyükşehir Belediyesi&#39;yle koordineli bir şekilde içme suyu şebeke hattının revize işlemine başlamış bulunmaktayız. Bu iş kapsamında yaklaşık 2 bin 500 metre şebeke hattı, revize işlemi yapılacaktır. Mevcut şebeke hattımızın ebatlarını da büyüterek vatandaşa daha sağlıklı, kesintisiz su hizmeti vereceğiz.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.gercekfethiye.com/c/80/1280x720/s/dosya/haber/yatagan-seref-mahallesi-ndeki-_1786963113_dlkR6q.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Yatağan Şeref Mahallesi’ndeki eski hatlar değiştiriliyor ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.gercekfethiye.com/c/80/370x208/s/dosya/haber/yatagan-seref-mahallesi-ndeki-_1786963113_dlkR6q.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Gerçek Fethiye Gazetesi ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Gerçek Fethiye Gazetesi</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Fethiye’de uzmanından çatlak topuk uyarısı: ‘Sadece estetik bir sorun değil’]]></title>
            <link>https://www.gercekfethiye.com/fethiye-de-uzmanindan-catlak-topuk-uyarisi-sadece-estetik-bir-sorun-degil/127623/</link>
            <description><![CDATA[Yaz aylarında açık ayakkabı ve terlik kullanımının artmasıyla birlikte topuk çatlakları da daha sık görülmeye başlandı. Fethiye’de 25 yıllık tecrübesiyle hizmet veren Uzman Podolog Serpil Özcan, çatlak topukların yalnızca estetik bir sorun olmadığını belirterek, düzenli ve bilinçli ayak bakımının önemine dikkat çekti.]]></description>
            <guid>https://www.gercekfethiye.com/fethiye-de-uzmanindan-catlak-topuk-uyarisi-sadece-estetik-bir-sorun-degil/127623/</guid>
            <category domain="https://www.gercekfethiye.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Mon, 17 Aug 2026 10:39:44 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Yaz mevsiminin gelmesiyle birlikte ayak sağlığı da daha fazla önem kazanıyor. Özellikle açık ayakkabı ve terlik kullanımının artması, uzun süre ayakta kalma ve cildin nemini kaybetmesi, topuk çatlaklarının oluşumunu artırabiliyor. </p><p>Fethiye&#39;de 25 yıllık tecrübesiyle hizmet veren Uzman Podolog Serpil Özcan, yaz aylarında sık karşılaşılan çatlak topuk problemi hakkında önemli bilgiler verdi. Topuk çatlaklarının çoğunlukla cildin kuruması, nem kaybetmesi ve zaman içerisinde kalınlaşması sonucunda ortaya çıktığını belirten Özcan, uzun süre ayakta kalmanın, yanlış ayakkabı seçiminin, açık ayakkabı ve terlik kullanımının ve düzenli ayak bakımının ihmal edilmesinin de çatlak oluşumunu tetikleyebildiğini söyledi.</p><strong>'Çatlak topuk yalnızca estetik bir sorun değil'</strong><p>Topuk çatlaklarının ilerlemesi halinde daha ciddi problemlere yol açabileceğine dikkat çeken Özcan, derinleşen çatlakların ağrı, hassasiyet ve kanamaya neden olabileceğini ifade etti. Özcan, bu nedenle çatlakların ilerlemesini beklemeden gerekli bakımın yapılmasının önemli olduğunu vurguladı.</p><strong>Bilinçsiz törpüleme ve kesici alet uyarısı</strong><p>Çatlak topukların önlenmesinde düzenli nemlendirmenin önemli olduğunu belirten Özcan, özellikle topuk bölgesinin kurumasına izin verilmemesi gerektiğini söyledi. Ayak bakımında aşırı törpüleme ve kesici aletlerle sertleşmiş deriyi bilinçsiz şekilde temizlemeye çalışmanın ise doğru bir uygulama olmadığını belirten Özcan, bu tür müdahalelerin cildin doğal yapısına zarar verebileceği konusunda uyardı.</p><strong>'Her ayağa aynı bakım uygulanmamalı'</strong><p>Profesyonel podolojik bakımın kişiye özel planlanması gerektiğini ifade eden Özcan, kliniğinde öncelikle kişinin ayak yapısını ve çatlağın seviyesini değerlendirdiklerini belirtti. Özcan, uygulanan profesyonel bakımda kalınlaşmış ve sertleşmiş dokuların kontrollü şekilde temizlendiğini, uygun bakım ürünleriyle cildin nem dengesinin desteklendiğini söyledi. Amaçlarının yalnızca mevcut çatlağı gidermek olmadığını belirten Özcan, doğru bakım önerileriyle çatlakların yeniden oluşmasının da önüne geçmeyi hedeflediklerini ifade etti.</p><strong>'Derin ve kanayan çatlaklarda uzmana başvurun'</strong><p>Sağlıklı ayaklar için düzenli ve bilinçli bakımın önemine dikkat çeken Uzman Podolog Serpil Özcan, özellikle derin, ağrılı veya kanayan topuk çatlaklarında evde bilinçsiz müdahaleden kaçınılması gerektiğini belirterek vatandaşlara uzman desteği alma çağrısında bulundu.</p><p>Özcan, detaylı bilgi ve ücretsiz ön görüşme için Fethiye Ayak Sağlığı Merkezi&#39;ne vatandaşları davet etti. Merkezin Tuzla Mahallesi&#39;nde, Esnaf Hastanesi karşısında bulunduğunu belirten Özcan, sağlıklı ayaklar için profesyonel bakım hizmeti sunduklarını ifade etti.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.gercekfethiye.com/c/80/1280x720/s/dosya/haber/fethiye-de-uzmanindan-catlak-t_1786952381_p60QBC.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Fethiye’de uzmanından çatlak topuk uyarısı: ‘Sadece estetik bir sorun değil’ ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.gercekfethiye.com/c/80/370x208/s/dosya/haber/fethiye-de-uzmanindan-catlak-t_1786952381_p60QBC.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Gerçek Fethiye Gazetesi ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Gerçek Fethiye Gazetesi</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA['Uyku vücudun en kapsamlı biyolojik onarım süreci']]></title>
            <link>https://www.gercekfethiye.com/uyku-vucudun-en-kapsamli-biyolojik-onarim-sureci/127617/</link>
            <description><![CDATA[Uzm. Dr. Elif Sarıönder Gencer, bilimsel verilerin uykunun vücudun en kapsamlı biyolojik onarım sürecini kapsadığını belirterek, "Yetişkin bir bireyin geceleri 7 ila 9 saat arasında kesintisiz ve kaliteli uyuması, tıbbi bir öneri değil; fizyolojik bir zorunluluktur" dedi.]]></description>
            <guid>https://www.gercekfethiye.com/uyku-vucudun-en-kapsamli-biyolojik-onarim-sureci/127617/</guid>
            <category domain="https://www.gercekfethiye.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Mon, 17 Aug 2026 08:48:01 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p> Nöroloji Bölümü&#39;nden Uzm. Dr. Elif Sarıönder Gencer, yetersiz ve kalitesiz uykunun baş ağrısı, bellek zayıflaması, dikkat dağınıklığı ve kronik yorgunluk gibi belirtilere neden olduğunu belirtti. Toplumda yaygın olan yanılgının aksine uykunun, beynin işlevlerini askıya aldığı pasif bir dinlenme hali olmadığını, bilimsel verilere göre uykunun vücudun en kapsamlı biyolojik onarım sürecini kapsadığını söyledi. Gencer, 'Yetişkin bir bireyin geceleri 7 ila 9 saat arasında kesintisiz ve kaliteli uyumasının tıbbi bir öneri değil; fizyolojik bir zorunluluktur. Bilimsel literatür, kronik uyku yetersizliğinin yalnızca yorgunlukla sınırlı kalmayıp pek çok ciddi sağlık sorunuyla doğrudan ilişkili olduğunu ortaya koymaktadır' dedi.</p><strong>'Uyku tüm organların kendini yenilediği bir dönem'</strong><p>Uykunun önemi hakkında bilinmesi gerekenleri anlatan Uzm. Dr. Elif Sarıönder Gencer, 'Derin uyku evrelerinde beyin; gün boyu biriken zararlı atık maddeleri; özellikle de Alzheimer hastalığıyla ilişkilendirilen proteinleri özel bir temizlik mekanizması aracılığıyla uzaklaştırır. Öğrenilen bilgiler kalıcı belleğe aktarılır, stres hormonları yeniden dengelenir ve bağışıklık sistemi güçlenir. Kısaca ifade etmek gerekirse: uyku, beynin ve tüm organların kendini yenilediği en kritik dönemdir. Uykusuzluğun neden olduğu rahatsızlıklar arasında kalp-damar hastalıkları riskinde belirgin artış, tip 2 diyabet ve obezite eğilimi, bağışıklık sisteminin zayıflaması, depresyon ve anksiyete bozukluklarının tetiklenmesi, zihinsel işlev kaybının hızlanması ve unutkanlık, trafik kazaları başta olmak üzere dikkat gerektiren alanlarda hata oranının yükselmesine neden olmaktadır' ifadelerini kullandı.</p><strong>Sıcak Havalarda Uyku Kalitesi Neden Düşer?</strong><p>Sağlıklı bir uyku başlayabilmesi için vücut iç sıcaklığının yaklaşık 1 ila 1,5 derece düşmesi gerektiğinin altını çizen Gencer, 'Bu düşüş, beyine 'uyku zamanı geldi' sinyalini veren en temel tetikleyicilerden biridir. Ortam sıcaklığı yüksek olduğunda vücut bu ısı düşüşünü gerçekleştiremez; dolayısıyla hem uykuya dalmak güçleşir hem de uyku yüzeysel kalır. Sıcak havalarda yaşanan uyku sorunlarının başlıca nedenleri ise vücut ısısının düşememesi, terleme ve sık uyanma, kalp hızının yükselmesi, gece neminin artması ve geç saatlere uzanan aydınlık gelmektedir. Vücut ısısının düşememesi nedeniyle yüksek ortam sıcaklığı derin uyku evresine geçişi doğrudan engeller. Beyin, vücut ısısı yeterince düşmeden derin uyku moduna geçemez. Gece boyunca aşırı terleme bireyi sık sık uyandırır; uyku bütünlüğünü bozarak sabah yorgun uyanılmasına zemin hazırlar. Sıcaklık arttıkça kalp, vücudu soğutmak için daha hızlı çalışır. Bu fizyolojik uyarılma hli, sinir sisteminin dinlenme moduna geçişini geciktirir. Yüksek nem oranı terlemenin buharlaşmasını engeller ve vücudun kendini soğutma kapasitesini daha da kısıtlar. Yaz aylarında günün uzaması, akşam saatlerinde güneş ışığına maruziyeti artırır. Bu durum melatonin salgısını geciktirir ve uyku başlangıç saatini olumsuz etkiler' şeklinde konuştu.</p><strong>Sağlıklı uyku için öneriler</strong><p>Sıcak havalarda uyku kalitesini korumak için önerilerde bulunan Uzm. Dr. Elif Sarıönder Gencer, 'Yatmadan 1 ila 2 saat önce odayı havalandırın. Klima kullanılıyorsa 18-20 derece arasında ayarlanmalı; doğrudan üzerinize üflemeyecek şekilde konumlandırılmalıdır. Sıcak havalarda soğuk duş cazip gelse de ılık duş tercih edilmelidir. Ilık su, vücut yüzey sıcaklığını düşürerek iç ısının azalmasına katkı sağlar ve uykuya geçişi kolaylaştırır. Pamuklu, keten veya bambu içerikli çarşaf ve yastık kılıfları ısıyı hapsetmez, nem yönetimini destekler. Sentetik malzemeler terlemeyi artırarak, uyku konforunu bozar. Sıcak havalarda yeterli sıvı tüketimi zorunludur. Bununla birlikte yatmadan 1-2 saat önce aşırı sıvı alımından kaçınılması, gece tuvalete kalkma ihtiyacını azaltarak uyku sürekliliğini korur. Sindirim süreci vücut ısısını yükseltir; sıcak havalarda bu etki çok daha belirgin hissedilir. Yatmadan en az 2-3 saat önce hafif ve sindirimi kolay besinler tercih edilmelidir. Yatmadan 2-3 saat öncesine kadar yapılan yoğun fiziksel aktivite hem vücut ısısını hem de kortizol düzeyini yükselterek uykuya geçişi geciktirir. Yaz aylarının uzayan aydınlığına karşı kalın perde veya karartma perdesi kullanın. Işık maruziyetinin azaltılması, melatonin salgısının zamanında başlamasını destekler' dedi.</p><strong>Mutlaka doktora başvurun</strong><p>Vatandaşların uykuya dalma veya uyku bozukluğu gibi durumlardan sağlık kuruluşun başvurmaları gerektiğini söyleyen Uzm. Dr. Elif Sarıönder Gencer 'Haftada üç veya daha fazla gece uykuya dalma ya da uykuyu sürdürme güçlüğü, yeterli süre uyunmasına rağmen gündüzleri aşırı uyku hali ve işlevsellikte azalma, uyku sırasında horlama veya nefes durması şikayeti, bacaklarda huzursuzluk ve hareket ettirme isteğiyle belirgin rahatsızlık, uyku sorunlarına eşlik eden depresyon, yoğun kaygı veya ruh hali değişiklikleri gibi durumlarda mutlaka sağlık kuruluşuna başvurun. Bu belirtiler, altta yatan ve tıbbi müdahale gerektiren bir uyku bozukluğuna işaret ediyor olabilir' şeklinde konuştu.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.gercekfethiye.com/c/80/1280x720/s/dosya/haber/uyku-vucudun-en-kapsamli-biyol_1786889026_slbgG3.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ 'Uyku vücudun en kapsamlı biyolojik onarım süreci' ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.gercekfethiye.com/c/80/370x208/s/dosya/haber/uyku-vucudun-en-kapsamli-biyol_1786889026_slbgG3.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Gerçek Fethiye Gazetesi ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Gerçek Fethiye Gazetesi</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Uzmanı uyardı: 'Çocuklarda yetersiz uyku aile ve akran ilişkilerini olumsuz etkileyebilir']]></title>
            <link>https://www.gercekfethiye.com/uzmani-uyardi-cocuklarda-yetersiz-uyku-aile-ve-akran-iliskilerini-olumsuz-etkileyebilir/127566/</link>
            <description><![CDATA[Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Pelin Aytaç Uras, "Uyku, çocuk gelişiminin temel unsurudur. Yetersiz uyku çocuğun sağlığını, aile-akran-öğretmen ilişkilerini, günlük yaşam aktivitelerini ve davranışlarını etkilemektedir" dedi.]]></description>
            <guid>https://www.gercekfethiye.com/uzmani-uyardi-cocuklarda-yetersiz-uyku-aile-ve-akran-iliskilerini-olumsuz-etkileyebilir/127566/</guid>
            <category domain="https://www.gercekfethiye.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Sun, 16 Aug 2026 08:34:01 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Kliniği&#39;nden Uzm. Dr. Pelin Aytaç Uras, süt çocuğunda uyku problemleri hakkında bilgilendirdi. Erken çocukluk döneminde beynin temel aktivitesinin uyku olduğunu söyleyen Uzm. Dr. Uras, 'Uyku çocuk gelişiminin temel unsurudur. Yetersiz uyku çocuğun sağlığını, aile-akran-öğretmen ilişkilerini, günlük yaşam aktivitelerini ve davranışlarını etkilemektedir. Çocukların uykusunun büyük bölümü REM uykusundan oluşmaktadır. REM ve Non REM uykuları gece boyunca döngüsel olarak yer alırlar, döngü zamanı bebeklikte 50-60 dakika iken, çocukluk ve erişkinlikte 90 dakikaya uzar' diye konuştu.</p><strong>'Uyku saati rutin olmalı'</strong><p>Çocuklar için uyku saatinin rutin olması gerektiğine değinen Uzm. Dr. Uras, 'Bebek ve çocuklar için uyku saati ile ilgili rutinler oluşturmalı, bu rutinler sevecenlikle uygulanmalıdır. Yatağa gitme zamanları anne-baba ile çocuk arasında çatışma ortamının oluşturulduğu zamanlar olmamalıdır. Çocuğun her gün ev dışında düzenli sportif faaliyetler yapması uyku düzeni açısından yararlıdır ancak yatmadan önceki iki-üç saat içinde ağır egzersizlerden kaçınmalıdır. Yatak odalarında hafif ışığı olan gece lambaları tercih edilebilir. Yatak odalarında televizyon bulundurulmamalıdır. İlk uyku belirtilerini gördüğünüzde bebeğinizi yatağına yatırın. En ideal olanı, bebeğin rahatlamasına ve uykuya geçmesine izin vermektir. Yatarken çocuğunuzun yanına sevdiği oyuncağını veya özel bir eşyasını almasına izin verin. Bunlar çocuğunuzun uyumasını kolaylaştıracaktır' şeklinde konuştu.</p><strong>'Uyku bozukluklarında hekime başvurulmalı'</strong><p>Çocukların pamuklu giysiler giymesine özen gösterilmesi ve oda ısısının ayarlanması gerektiğini belirten Uzm. Dr. Uras, 'Çocuklarda uykuya başlama davranışları ile ilgili olan uykuya dalma güçlüğü ve gece uyanmalar sıktır. Ebeveynlerin yardımı olmaksızın yatağa yerleşme ve uykuya dalma, çocuklarda öğrenilen davranışlardır. Eğer çocuk uykuya dalmak için annesinin yardımına ya da özel bir uygulamaya (oyuncakla oynama, müzik dinleme) alışmışsa, gece uykusu sürecinde uyku basamakları arasında görülen uyanmalarda da bu çevre şartların isteyecektir. Uykuya dalma güçlüğü olan çocuklarda, bu fizyolojik uyanışlarda ebeveynin müdahalesi ya da alışılmış özel davranışların yapılması gerekir. Uyku çocukların bedensel ve ruh sağlığı açısından çok önemli bir unsur olup bu konudaki bozukluklarda çocuk hekiminize başvurabilirsiniz' ifadelerini kullandı.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.gercekfethiye.com/c/80/1280x720/s/dosya/haber/uzmani-uyardi-cocuklarda-yeter_1786801708_qrnKOY.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Uzmanı uyardı: 'Çocuklarda yetersiz uyku aile ve akran ilişkilerini olumsuz etkileyebilir' ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.gercekfethiye.com/c/80/370x208/s/dosya/haber/uzmani-uyardi-cocuklarda-yeter_1786801708_qrnKOY.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Gerçek Fethiye Gazetesi ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Gerçek Fethiye Gazetesi</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Köyceğiz'de Ağız ve Diş Sağlığı Polikliniği hizmete girdi]]></title>
            <link>https://www.gercekfethiye.com/koycegiz-de-agiz-ve-dis-sagligi-poliklinigi-hizmete-girdi/127517/</link>
            <description><![CDATA[Muğla’nın Köyceğiz ilçesinde sağlık hizmetlerinin kapasitesinin artırılmasına yönelik çalışmalar devam ederken, Ağız ve Diş Sağlığı Polikliniği de hizmete girdi.]]></description>
            <guid>https://www.gercekfethiye.com/koycegiz-de-agiz-ve-dis-sagligi-poliklinigi-hizmete-girdi/127517/</guid>
            <category domain="https://www.gercekfethiye.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Sat, 15 Aug 2026 11:44:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Köyceğiz Gelişim Mahallesi&#39;nde bulunan İlçe Sağlık Müdürlüğü bahçesindeki binanın restore edilmesiyle hazırlanan yeni poliklinik, üç hekimle vatandaşlara hizmet vermeye başladı. Köyceğiz&#39;de uzun süredir ihtiyaç duyulan ağız ve diş sağlığı hizmetlerinin daha kapsamlı ve modern bir ortamda sunulması amacıyla hazırlanan poliklinikte hasta kabulüne başlanması vatandaşlar tarafından memnuniyetle karşılandı. Polikliniğin faaliyete geçmesiyle birlikte Köyceğiz&#39;de vatandaşların diş tedavileri için ilçe dışına gitme ihtiyacının azaltılması ve sağlık hizmetlerine daha kolay ulaşabilmeleri hedefleniyor.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.gercekfethiye.com/c/80/1280x720/s/dosya/haber/koycegiz-de-agiz-ve-dis-saglig_1786783438_Dok2F7.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Köyceğiz'de Ağız ve Diş Sağlığı Polikliniği hizmete girdi ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.gercekfethiye.com/c/80/370x208/s/dosya/haber/koycegiz-de-agiz-ve-dis-saglig_1786783438_Dok2F7.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Gerçek Fethiye Gazetesi ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Gerçek Fethiye Gazetesi</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Uzmanından güneş kremi uyarısı: 'Sadece yazın değil, dört mevsim kullanılmalı']]></title>
            <link>https://www.gercekfethiye.com/uzmanindan-gunes-kremi-uyarisi-sadece-yazin-degil-dort-mevsim-kullanilmali/127509/</link>
            <description><![CDATA[Dermatoloji Hekimi Uzm. Dr. İmge Durmaz, güneş kremi kullanımıyla ilgili dikkat edilmesi gereken konularda uyarılarda bulundu. Uzm. Dr. Durmaz, "Bulutlu havalarda da ultraviyolenin çoğu yeryüzüne ulaştığı için aslında yaz-kış güneş kremi kullanmalıyız" dedi.]]></description>
            <guid>https://www.gercekfethiye.com/uzmanindan-gunes-kremi-uyarisi-sadece-yazin-degil-dort-mevsim-kullanilmali/127509/</guid>
            <category domain="https://www.gercekfethiye.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Sat, 15 Aug 2026 08:32:01 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Dermatoloji Hekimi Uzm. Dr. İmge Durmaz, güneş kremi kullanırken dikkat edilmesi gereken hususlar hakkında önemli uyarılarda bulundu. Güneş koruyucu ürünlerin sadece yaz aylarında değil, her mevsim kullanılması gerektiğine dikkat çeken Uzm. Dr. Durmaz, 'Bulutlu havalarda da ultraviyolenin çoğu yeryüzüne ulaştığı için aslında yaz-kış güneş kremi kullanmalıyız. Burada 6 aydan büyük bebekler, çocuklar ve erişkinler için herkesin kullanması gerekiyor' dedi.</p><strong>'Ambalaj üzerindeki UVA ve SPF ibarelerine dikkat edilmeli'</strong><p>Güneş koruyucu ürünleri seçerken geniş spektrumlu ve suya dayanıklı olanların tercih edilmesi gerektiğini belirten Durmaz, 'Öncelikle güneş koruyucu ürünleri doğru seçmek lazım. Burada biz geniş spektrumlu, suya dayanıklı ürünleri kullanılmasını öneriyoruz. Geniş spektrumundan kastımız hem ultraviyole A, hem ultraviyole B&#39;ye karşı koruyuculuğu olan ürünler. Ultraviyole A, ultraviyole B ve görünür ışık komponentleri cildimizde farklı mekanizmalarla etki ediyor ve burada ultraviyole B ve ultraviyole A özellikle cilt kanseri gelişimi, güneşin ciltteki yaşlanma belirtilerinden ve güneş yanığından sorumlu. Görünür ışık daha çok lekeyi tetikliyor. Bu sebeple biz geniş spektrumlu yani hem ultraviyole B hem ultraviyole A&#39;ya karşı koruyuculuğu olan ürünleri öneriyoruz. Bir ürünün ultraviyole B&#39;ye karşı koruma kapasitesini bize SPF değeri gösteriyor. Biz SPF 30 veya 50 kullanımı günlük hayatta öneriyoruz. Yine ultraviyole A&#39;ya karşı koruduğunu gösteren de ambalaj üzerinde yine ultraviyole A logosu dediğimiz UVA kısaltması çevresinde bir daire işareti görebiliriz ya da PA kısaltması yanında artı işareti görebiliriz. Örneğin 4 tane artı yer alıyorsa bu ürünün ultraviyole A&#39;ya karşı çok güçlü bir koruması olduğunu bize gösterir' dedi.</p><strong>Cilt tipine göre güneş kremi seçimi</strong><p>Kullanılacak ürünün kişinin cilt yapısıyla uyumlu olmasının büyük önem taşıdığını vurgulayan Uzm. Dr. Durmaz, 'Bunun dışında yine ürün seçerken kişinin cilt yapısıyla uyumlu olması önemli. Örneğin yağlı ciltlerde, sivilcesi olan kişilerde daha hafif jel formunda, su bazlı ürünleri öneriyoruz. Hassas ciltlerde alkol gibi maddelerin daha az olduğu, parfüm gibi irritanların az olduğu, mineral filtreli ürünleri öneriyoruz. Yine lekeli ciltlerde de görünür ışığın lekeyi tetikleyici etkisinden korunması için renkli tinted dediğimiz demir oksit içeren renkli güneş koruyucuları öneriyoruz. Bunun dışında örneğin 6 aydan büyük bebeklerde, gebelerde, hassas cilt kişilerde bu tarz özel gruplarda da çinko oksit, titanyum dioksit içeren mineral filtreli güneş koruyucuların kullanılmasını öneriyoruz' diye konuştu.</p><strong>'Güneş maruziyeti devam ediyorsa 2 saatte bir yenilenmeli'</strong><p>Ürünlerin doğru zamanda, doğru miktarda ve doğru sıklıkta kullanılması gerektiğinin altını çizen Durmaz, 'Yine güneş koruyucu ürünlerin doğru seçilmesi kadar doğru kullanılması da çok önemli. Burada yeterli miktarda ürünü doğru zamanda kullanmak ve yeterli sıklıkta kullanmak gerekiyor. Yeterli miktar şöyle açıklayabiliriz. Erişkin bir bireyde iki parmak kuralı dediğimiz orta ve işaret parmağının uzunluğunu kaplayacak kadar bir miktar tüm yüz bölgesi için yeterli. Bunu güneşe çıkmadan 20 dakika önce sürmeliyiz ve eğer güneş maruziyeti devam ediyorsa 2 saatte bir tekrar sürülmeli. Eğer terleme, suya girme gibi durumlar söz konusuysa daha sık tekrarlanmalı' ifadelerini kullandı.</p><p>Sadece güneş kremi kullanmak değil şapka gibi diğer koruyucu unsurlarla da güneşten kaçınılması gerektiğini ifade eden Uzm. Dr. Durmaz, 'Yine güneş koruyucu ürün kullanırken yüz dışında, boyun, ense, kulak, eğer saç dökülmesi varsa saçlı deri, dudak, el sırtı gibi bölgeleri de kesinlikle ihmal etmemeliyiz. Ayrıca güneş koruyucu ürünlerin yüzde 100 güneş koruması olduğunu söyleyemeyiz. Bu sebeple güneş, direkt güneş maruziyetinden kaçınılması ve şapka, gözlük, kıyafet gibi fiziksel koruyucu önlemlerin kullanılması çok büyük önem taşımaktadır' dedi.</p><strong>Sahte ürün uyarısı</strong><p>Güneş kremlerinin mutlaka eczanelerden veya markaların yetkili satış kanallarından alınması gerektiği konusunda vatandaşları uyaran Uzm. Dr. Durmaz, 'Kesinlikle orijinal ürünleri güvenilir kaynaklardan almak durumu almamız gerekiyor. Bu da eczanelerden alabiliriz. Markaların kendi satış kanallarından ya da yetkili olarak nitelendirdikleri yetkili satıcılardan alabiliriz. Aksi takdirde aldığımız ürünün içeriğini, üretim şartlarını, kullanılan filtreleri ve oranlarını, konsantrasyonlarını bilmediğimiz için öncelikle güvenilirliğinden ve koruyuculuğundan emin olamayız. Bu sebeple kesinlikle güvenilir satış kanallarından orijinal ürünler almalıyız' diye konuştu.</p><p>Güneş kremlerinin de son kullanma tarihlerinin olduğunu ve kapağının açılmasından sonra da tüketim sürelerine dikkat edilmesi konusunda uyaran Uzm. Dr. Durmaz, 'Öncelikle güneş koruyucu ürünlerin son kullanma tarihi ambalaj üzerinde yazıyor. Ama son kullanma tarihi geçmemiş bile olsa üründe böyle bir açık kavanoz işaretiyle 12 M, 9 M, 6 M gibi belirtilen kaç ay kullanılabileceğini gösteren ibareler var. Son kullanma tarihi geçmemiş bile olsa ürünün üzerinde belirtilen süreyi aşmayacak şekilde kullanmamız gerekiyor. Yine bu süre aşıldığında ya da son kullanma tarihi geçtiğinde kullandığımız ürünün vaat ettiği koruyuculuğa sahip olduğunu garanti edemeyiz. Koruyuculuğu azalmış olabilir' dedi.</p><p>Uzm. Dr. Durmaz son olarak bebeklerdeki güneş korumasına da parantez açarak, '6 aydan küçük bebeklerde güneş koruyucu ürünler yerine direkt güneş maruziyetinden kaçınılmasını ve yine fiziksel koruyucu önlemleri, şapka, kıyafet gibi öneriyoruz. 6 ay 2 yaş arasında da mineral filtreli güneş koruyucuları öneriyoruz' diye konuştu.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.gercekfethiye.com/c/80/1280x720/s/dosya/haber/uzmanindan-gunes-kremi-uyarisi_1786714563_ByITwl.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Uzmanından güneş kremi uyarısı: 'Sadece yazın değil, dört mevsim kullanılmalı' ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.gercekfethiye.com/c/80/370x208/s/dosya/haber/uzmanindan-gunes-kremi-uyarisi_1786714563_ByITwl.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Gerçek Fethiye Gazetesi ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Gerçek Fethiye Gazetesi</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Menteşe Yerkesik’te 4 kilometrelik su isale hattı yenileniyor]]></title>
            <link>https://www.gercekfethiye.com/mentese-yerkesik-te-4-kilometrelik-su-isale-hatti-yenileniyor/127475/</link>
            <description><![CDATA[Muğla Büyükşehir Belediyesi MUSKİ Genel Müdürlüğü, Menteşe Yerkesik Mahallesi’nde yaşanan su kayıplarını önlemek ve bölgeye kesintisiz içme suyu sağlamak amacıyla başlattığı 4 bin metrelik içme suyu hattı yenileme çalışmalarını sürdürüyor. Bin metrelik kısmı tamamlanan içme suyu hattı yenileme çalışmaları sona erdiğinde mahalledeki basınç düşüklüğü ve su kesintileri ortadan kalkacak.]]></description>
            <guid>https://www.gercekfethiye.com/mentese-yerkesik-te-4-kilometrelik-su-isale-hatti-yenileniyor/127475/</guid>
            <category domain="https://www.gercekfethiye.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Fri, 14 Aug 2026 13:06:32 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras&#39;ın kesintisiz içme suyunun sağlanabilmesi için eski hatların yenilenmesi yönündeki talimatları doğrultusunda MUSKİ Genel Müdürlüğü, çalışmalarını Menteşe&#39;de sürdürüyor. Bu kapsamda, Yerkesik Mahallesi&#39;nde kullanım ömrünü tamamlayan, sık sık arızalara neden olan ve yoğun kullanım dönemlerinde basınç düşüklüğüne yol açan 4 bin metrelik içme suyu şebeke hattı yenileme işlemlerinin 1.000 metrelik kısmı tamamlandı.</p><strong>Yenilenen hatlarla basınç sorununa kalıcı çözüm</strong><p>MUSKİ Genel Müdürlüğü ekipleri, Menteşe ilçesi Yerkesik Mahallesi&#39;nde gerçekleştirdikleri incelemeler sonucunda ekonomik ömrünü tamamlayan, basınç düşüklüğü ve su kesintilerine neden olan içme suyu şebeke hattında yenileme çalışmalarını sürdürüyor. Çalışmalar kapsamında yaklaşık 4 bin metre uzunluğunda içme suyu şebeke hattı yenileniyor. İlk etapta bin metrelik bölümde imalat tamamlanırken, yaklaşık 250 abonenin bağlantı hattı revize edilerek sayaç yerleri yeniden düzenleniyor. Yenileme çalışmalarının tamamlanmasıyla birlikte mahallede yaşanan kayıp-kaçaklar önlenecek, basınç yetersizliğinden kaynaklanan su kesintilerinin önüne geçilecek.</p><strong>İkinci etapta 6 bin metrelik yenileme</strong><p>Çalışmaların ikinci etabında ise Yerkesik Mahallesi&#39;ne su sağlayan Yeşilyurt bölgesindeki cazibeli ve terfili içme suyu iletim hatlarında yaklaşık 6 bin metrelik yenileme gerçekleştirilecek. Mevcut hatların önemli bölümünün özel mülkiyet alanlarından geçmesi nedeniyle arıza durumlarında yaşanan müdahale gecikmelerinin önüne geçilmesi amacıyla hatlar kamusal alana taşınacak. Böylece muhtemel arızalara daha hızlı müdahale edilerek kayıp-kaçakların önüne geçilecek.</p><p>Yerkesik Mahalle Muhtarı Kemal Çamlıbel, 'Şebekemiz bundan önce iki defa yenilendi. Su kesintimiz bir türlü çözüm bulunmadı. Bu noktaya geldik. Şimdi de arkadaşlarla istişare ettik. Bazı hatların değişmesi gerektiğine, bu istişareler sonucunda karar verildi. İnşallah bu son olur. MUSKİ Genel Müdürümüze ve Büyükşehir Belediye Başkanımız Ahmet Aras&#39;a teşekkür ediyoruz' dedi.</p><p>MUSKİ Sorumlusu Serdar Aldemir, 'Yerkesik mahallemizde mevcut şebekemizde bir rehabilitasyona başladık. Burada fiziki anlamda çok kayıp kaçağımız bulunmaktaydı. Yaklaşık dört kilometre şebeke yenilemesine girdik. Bu kapsamda 250 tane de abonenin abone hattının revizyonunu ve sayaç yerinin düzenleyeceğiz. Başlangıç olarak bir bin metrelik imalatımız tamamlanmış durumda şu anda. Öncelikle mahallemizdeki basınç probleminden kaynaklı su kesintilerinin önüne geçeceğiz. Böylelikle vatandaşlarımız 24 saat kesintisiz su almış olacak' dedi.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.gercekfethiye.com/c/80/1280x720/s/dosya/haber/mentese-yerkesik-te-4-kilometr_1786701990_K1Unc9.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Menteşe Yerkesik’te 4 kilometrelik su isale hattı yenileniyor ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.gercekfethiye.com/c/80/370x208/s/dosya/haber/mentese-yerkesik-te-4-kilometr_1786701990_K1Unc9.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Gerçek Fethiye Gazetesi ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Gerçek Fethiye Gazetesi</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Uzmandan 'kemik erimesi' uyarısı: 'Sessiz ilerliyor, ilk kez kırıkla fark edilebiliyor']]></title>
            <link>https://www.gercekfethiye.com/uzmandan-kemik-erimesi-uyarisi-sessiz-ilerliyor-ilk-kez-kirikla-fark-edilebiliyor/127451/</link>
            <description><![CDATA[Kemik erimesinin uzun yıllar hiçbir belirti vermeden ilerleyebildiğini ve hatta çoğu kişide ilk kez bir kemik kırığıyla fark edildiğine dikkat çeken Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Şirin Atlığ, "Osteoporoz, özellikle menopoz sonrası kadınlarda ve ileri yaş erkeklerde daha sık görülüyor. Genetik yatkınlığı bulunanların ve menopoza giren kadınların düzenli kemik yoğunluğu ölçümü yaptırması erken tanıda büyük önem taşıyor" uyarısında bulundu.]]></description>
            <guid>https://www.gercekfethiye.com/uzmandan-kemik-erimesi-uyarisi-sessiz-ilerliyor-ilk-kez-kirikla-fark-edilebiliyor/127451/</guid>
            <category domain="https://www.gercekfethiye.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Fri, 14 Aug 2026 08:32:01 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Kemik erimesinin çoğu zaman belirtisiz ilerlediğini söyleyen Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Şirin Atlığ, 'Osteoporozun ilk belirtisi bazen bir kemik kırığı olabiliyor. Fiziksel olarak kişiyi ciddi anlamda engelleyebiliyor, günlük yaşantısını zorlaştırabiliyor. İleri yaşta gelişen kalça kırıkları ise yatağa bağımlılığa neden olabilecek kadar ciddi sonuçlara yol açabiliyor' dedi. Kemik sağlığının çocukluk döneminden itibaren şekillendiğini belirten Atlığ, 'Kişinin kemik kütlesi yaklaşık 25 yaşında en yüksek seviyeye ulaşıyor. Çocukluk ve gençlik dönemindeki beslenme alışkanlıkları, güneşten yararlanma, düzenli egzersiz ve genetik yapı bu kemik rezervini belirliyor. Bu nedenle yetersiz beslenme, hareketsizlik ve D vitamini eksikliği ilerleyen yıllarda kemik erimesi riskini artırabiliyor' diye konuştu.</p><strong>Hareketsizlik en önemli risklerden biri</strong><p>Kemik yapımını destekleyen en önemli faktörlerden birinin düzenli egzersiz olduğunu söyleyen Atlığ, 'Uzun süre hareketsiz kalmak, menopozla birlikte hormon düzeylerinin azalması, sigara, alkol ve aşırı kahve tüketimi kemik yıkımını hızlandırıyor' ifadelerini kullandı.</p><strong>'İp atlama ve yerçekimine karşı yapılan egzersizler de kemik yapımını destekliyor'</strong><p>Kemik erimesinden korunmanın yaşam boyu sürdürülen alışkanlıklarla mümkün olduğunu belirten Atlığ, 'Protein ve kalsiyumdan zengin beslenmek, düzenli ağırlık egzersizleri yapmak, aşırı kahve tüketiminden kaçınmak, D vitamini düzeyini kontrol ettirmek, sigara ve alkolden uzak durmak kemik sağlığını korumaya yardımcı oluyor. Kemik ve kas kütlesini artıran ağırlık egzersizleri, yerçekimine karşı yapılan ip atlama, trambolin gibi egzersizler de kemik yapımını destekliyor' dedi.</p><strong>Menopoz sonrası kemik ölçümü ihmal edilmemeli</strong><p>Özellikle risk grubundaki kişilerin kemik yoğunluğu ölçümü yaptırmasının önemine dikkat çeken Atlığ, 'Özellikle genetik yatkınlığı bulunan kişiler ile menopoz sonrası kadınların düzenli kemik yoğunluğu ölçümü yaptırması erken tanı açısından büyük önem taşıyor. Erken tanı konulduğunda ilaç tedavisi, egzersiz ve yaşam tarzı değişiklikleriyle kırık riski önemli ölçüde azaltılabiliyor' diye konuştu.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.gercekfethiye.com/c/80/1280x720/s/dosya/haber/uzmandan-kemik-erimesi-uyarisi_1786630032_A7CJk5.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Uzmandan 'kemik erimesi' uyarısı: 'Sessiz ilerliyor, ilk kez kırıkla fark edilebiliyor' ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.gercekfethiye.com/c/80/370x208/s/dosya/haber/uzmandan-kemik-erimesi-uyarisi_1786630032_A7CJk5.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Gerçek Fethiye Gazetesi ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Gerçek Fethiye Gazetesi</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Yazın çocukların diş sağlığını korumanın yolları]]></title>
            <link>https://www.gercekfethiye.com/yazin-cocuklarin-dis-sagligini-korumanin-yollari/127390/</link>
            <description><![CDATA[Diş Hekimi Dr. Dt. Melisa Albayrak, yaz tatilinde değişen beslenme düzeninin çocukların ağız ve diş sağlığını olumsuz etkilememesi için önemli önerilerde bulundu. Albayrak, "Çocukların gün boyunca yudum yudum meyve suyu tüketmesi yerine, meyve suyunun mümkün olduğunca öğünlerle birlikte ve sınırlı miktarda tüketilmesi daha doğru bir yaklaşım. Tüketimin ardından su içmek veya ağızda suyu çalkalamak, ağız ortamındaki asitlerin seyrelmesine yardımcı olabilir" dedi.]]></description>
            <guid>https://www.gercekfethiye.com/yazin-cocuklarin-dis-sagligini-korumanin-yollari/127390/</guid>
            <category domain="https://www.gercekfethiye.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Thu, 13 Aug 2026 08:48:01 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Yaz aylarında çocukların dondurma, meyve suyu ve soğuk içecek tüketimi belirgin şekilde artıyor. Ancak diş çürüğü açısından risk yalnızca bu besinlerin tüketilmesinden değil, gün içine sık aralıklarla yayılmasından kaynaklanıyor. Özellikle meyve sularının, ilave şeker içermese dahi doğal meyve şekerleri ve organik asitler nedeniyle diş minesinde mineral kaybına yol açabileceğine dikkat çeken Çocuk Diş Hekimi Dr. Dt. Melisa Albayrak, yaz tatilinde değişen beslenme düzeninin çocukların ağız ve diş sağlığını olumsuz etkilememesi için önemli önerilerde bulundu.</p><strong>'Meyve suyu masum olmayabilir'</strong><p>Çocukların yaz aylarında daha fazla tükettiği meyve sularının, ilave şeker içermese bile diş sağlığı açısından tamamen risksiz kabul edilmediğini belirten Dr. Dt. Melisa Albayrak, 'Meyvelerde doğal olarak bulunan şekerler ve organik asitler, özellikle meyve suyu gün boyunca sık sık tüketildiğinde diş minesinin asit saldırısına daha uzun süre maruz kalmasına neden olabiliyor' dedi.</p><p>Dr. Dt. Albayrak, 'Çocukların gün boyunca yudum yudum meyve suyu tüketmesi yerine, meyve suyunun mümkün olduğunca öğünlerle birlikte ve sınırlı miktarda tüketilmesi daha doğru bir yaklaşım. Tüketimin ardından su içmek veya ağızda suyu çalkalamak, ağız ortamındaki asitlerin seyrelmesine yardımcı olabilir. Çocuklar için en sağlıklı içecek ise her zaman su olmaya devam ediyor' dedi.</p><strong>Dondurma tamamen yasaklanmalı mı?</strong><p>Dondurmanın yaz aylarında çocukların vazgeçilmezleri arasında yer aldığını ancak dondurmanın diş çürüğü açısından tek başına 'yasaklı' bir besin olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Dr. Dt. Albayrak, asıl önemli olanın tüketim sıklığı ve şekli olduğunu söyleyerek şöyle devam etti: 'Dondurmanın ana öğün sonrasında tüketilmesi ve ardından su içilmesi, gün içinde sık sık şekerli atıştırmalık tüketilmesine kıyasla dişler açısından daha düşük risk oluşturabilir. Özellikle yapışkan şekerlemeler veya ağızda uzun süre kalan atıştırmalıklar, diş yüzeylerinin şeker ve asitle daha uzun süre temas etmesine neden olduğu için daha fazla dikkat gerektiriyor' ifadelerini kullandı.</p><strong>'Dondurma sonrası hemen diş fırçalanmamalı'</strong><p>Asitli yiyecek ve içeceklerin ardından diş minesinin geçici olarak daha hassas hale gelebildiğini belirten Dr. Dt. Albayrak, dondurma veya asit içeren yiyecek ve içeceklerin ardından dişlerin hemen fırçalanmaması gerektiğine dikkat çekti.</p><p>Dr. Dt. Albayrak, 'Tüketimin hemen ardından diş fırçalamak yerine, ağız pH&#39;ının yeniden dengelenmesi için yaklaşık 30 dakika beklemek daha uygun bir yaklaşımdır. Bu süreçte su içmek, ağız ortamının nötralize olmasına destek olabilir' dedi.</p><strong>'Tatilde diş fırçalama rutini bozulmamalı'</strong><p>Yaz tatiliyle birlikte çocukların uyku ve beslenme düzenlerinin değişebildiğini, ancak diş bakımının bundan etkilenmemesi gerektiğini vurgulayan Dr. Dt. Melisa Albayrak, 'Tatilde de çocukların günde iki kez, yaşına uygun miktarda flor içeren diş macunu ile dişlerini fırçalaması önem taşıyor. Bunun yanında düzenli diş hekimi kontrollerinin aksatılmaması, oluşabilecek sorunların erken dönemde fark edilmesini ve tedavi edilmesini sağlıyor' dedi.</p><p>Çocukların yaz aylarında dondurma ve meyve suyu gibi yiyecek ve içecekleri tamamen hayatlarından çıkarmalarının gerekmediğini belirten Dr. Dt. Albayrak, tüketim sıklığının azaltılması, öğünlerle sınırlandırılması, sonrasında su tüketilmesi ve düzenli ağız bakımının sürdürülmesinin diş çürüklerinin önlenmesinde önemli rol oynadığını ifade etti.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.gercekfethiye.com/c/80/1280x720/s/dosya/haber/yazin-cocuklarin-dis-sagligini_1786550749_lqaD1r.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Yazın çocukların diş sağlığını korumanın yolları ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.gercekfethiye.com/c/80/370x208/s/dosya/haber/yazin-cocuklarin-dis-sagligini_1786550749_lqaD1r.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Gerçek Fethiye Gazetesi ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Gerçek Fethiye Gazetesi</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA['Buzlu kahveler gizli şeker tuzağı olabilir']]></title>
            <link>https://www.gercekfethiye.com/buzlu-kahveler-gizli-seker-tuzagi-olabilir/127385/</link>
            <description><![CDATA[Yaz aylarında serinlemek amacıyla tüketilen buzlu kahvelerin sanıldığı kadar masum olmayabileceğini belirten Diyetisyen Edanur Usta, "Aromalı şuruplar, krema ve ilave şeker içeren buzlu kahveler, tek bardakta günlük önerilen şeker tüketiminin iki katına ulaşabiliyor. Üstelik bu içecekler suyun yerini tutmuyor" dedi.]]></description>
            <guid>https://www.gercekfethiye.com/buzlu-kahveler-gizli-seker-tuzagi-olabilir/127385/</guid>
            <category domain="https://www.gercekfethiye.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Wed, 12 Aug 2026 21:04:01 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Yaz sıcaklarında serinlemek isteyenlerin ilk tercihleri arasında yer alan buzlu kahveler, doğru içerikle hazırlandığında düşük kalorili ve antioksidan açısından zengin bir seçenek olabiliyor. Edanur Usta, özellikle hazır satılan veya kahve zincirlerinden alınan aromalı buzlu kahvelerin yüksek şeker ve kalori içerikleri nedeniyle dikkatli tüketilmesi gerektiğini söyledi.</p><strong>'Buzlu kahveler her zaman masum değil'</strong><p>Sade kahve, su ve buzdan hazırlanan buzlu kahvelerin düşük kalorili olduğunu dile getiren Dyt. Usta, 'Tüketicilerin en sık yaptığı hata, buzlu kahveyi yalnızca kahve olarak değerlendirmeleridir. Aromalı şuruplar, karamel sosları ve krema ilaveleri içeceğin kalori ve şeker miktarını ciddi oranda artırabiliyor. Özellikle gizli şeker kaynakları göz ardı edilmemelidir' şeklinde konuştu.</p><strong>'Buzlu kahve suyun yerini tutmaz'</strong><p>Kahvenin ana aktif bileşeni olan kafeinin diüretik etki gösterdiğini belirten Dyt. Usta, 'Sıcak havalarda kaybedilen sıvının yerine su yerine kahve tüketmek dehidrasyon riskini artırabilir. Buzlu kahveler serinlik hissi verse de günlük sıvı ihtiyacının temel kaynağı su olmalıdır' ifadelerini kullandı.</p><strong>'Tek bardakta günlük şeker sınırı aşılabiliyor'</strong><p>Hazır satılan buzlu kahvelerin en büyük risklerinden birinin gizli şeker ve doymuş yağ içeriği olduğunu söyleyen Dyt. Usta, 'Kremalı ve aromalı standart bir buzlu kahve 300-500 kalori ile 40-60 gram ilave şeker içerebiliyor. Dünya Sağlık Örgütü günlük ilave şeker tüketiminin yaklaşık 25 gramı geçmemesini öneriyor. Tek bir bardak aromalı buzlu kahveyle bu miktar iki katına ulaşılabiliyor' diye konuştu.</p><strong>'Yaz aylarında mikrobiyolojik risk de artıyor'</strong><p>Süt içeren buzlu kahvelerde hijyen koşullarının büyük önem taşıdığına dikkat çeken Usta, 'Yetersiz soğutulan veya uzun süre oda sıcaklığında bekletilen sütlü kahvelerde gıda zehirlenmesine yol açabilen bakteriler hızla çoğalabilir. Ayrıca düzenli temizlenmeyen buz makineleri de mikrobiyolojik kontaminasyon açısından risk oluşturabilir. Açıkta beklemiş veya soğuk zinciri bozulmuş sütlü içeceklerden kaçınılmalıdır' dedi.</p><strong>'Aromalı kahveler tatlıya dönüşebiliyor'</strong><p>Sade espresso veya cold brew bazlı kahvelerin oldukça düşük kalorili olduğunu kaydeden Dyt. Usta, 'Şurup, krema ve ilave şekerle hazırlanan kahveler ise yüksek glisemik yüke sahip içeceklere dönüşebiliyor. Bu durum kan şekerinde ani dalgalanmalara neden olarak iştahı artırabilir ve uzun vadede insülin direnci ile metabolik sendrom riskini yükseltebilir' açıklamasında bulundu.</p><strong>'Günlük kafein tüketimine dikkat edilmeli'</strong><p>Sağlıklı yetişkinler için günlük güvenli kafein sınırının yaklaşık 400 miligram olduğunu ifade eden Dyt. Usta, 'Gün içerisinde hem sıcak hem de buzlu kahve tüketildiğinde bu sınır farkında olmadan aşılabiliyor. Aşırı kafein tüketimi çarpıntı, hipertansiyon, anksiyete, uykusuzluk ve mide şikyetlerine yol açabilir' dedi.</p><strong>'Bazı kişiler daha dikkatli olmalı'</strong><p>Hamile ve emziren kadınların günlük kafein tüketimini 200 miligram ile sınırlandırması gerektiğini söyleyen Dyt. Usta, hipertansiyon, kalp ritim bozukluğu, reflü ve gastrit gibi sağlık sorunları bulunan kişilerin de buzlu kahve tüketiminde dikkatli olmaları gerektiğini belirtti. Dyt. Usta, çocuklar ve ergenlerde ise özellikle yüksek şeker içeren buzlu kahvelerin kontrollü tüketilmesi gerektiğini vurguladı.</p><strong>'Aç karnına tüketmeyin'</strong><p>Aç karnına tüketilen kafeinli içeceklerin mide asidi salgısını artırabileceğine değinen Dyt. Usta, 'Özellikle reflü, gastrit veya ülser öyküsü bulunan kişilerde mide yanması ve sindirim sistemi şikyetleri görülebilir. Bu yüzden buzlu kahvenin hafif bir öğünden sonra tüketilmesi daha uygun olacaktır' dedi.</p><strong>'Evde hazırlanan buzlu kahveler daha avantajlı'</strong><p>Kilo kontrolü sağlayan kişilerin de doğru içerikle hazırlanmış buzlu kahveleri tüketebileceğini belirten Dyt. Usta, şu bilgileri paylaştı: 'Cold brew veya espresso bazlı sade ya da sütlü kahveler tercih edilebilir. Aromalı şuruplar yerine tarçın veya vanilya özütü gibi doğal aroma vericiler kullanılabilir. Evde hazırlanan kahvelerde içerik tamamen kontrol edilebilirken, hazır ürünlerde etiket okunmalı; glikoz-fruktoz şurubu, karamel sosu, krema ve ilave şeker içeren ürünler mümkün olduğunca sınırlandırılmalıdır.'</p><strong>'Serinlemek için önceliğiniz su olsun'</strong><p>Yaz aylarında serinlemek isteyenlere önerilerde bulunan Dyt. Usta, 'Vücudun sıcak havalarda öncelikli ihtiyacı su dengesini korumaktır. Buzlu kahveler su yerine değil, keyif amaçlı ve doğru içerikle hazırlandığında ara öğün alternatifi olarak değerlendirilmelidir. Günlük sıvı ihtiyacının temel kaynağı ise her zaman su olmalıdır' diyerek sözlerini tamamladı.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.gercekfethiye.com/c/80/1280x720/s/dosya/haber/buzlu-kahveler-gizli-seker-tuz_1786543541_ZrHYO2.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ 'Buzlu kahveler gizli şeker tuzağı olabilir' ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.gercekfethiye.com/c/80/370x208/s/dosya/haber/buzlu-kahveler-gizli-seker-tuz_1786543541_ZrHYO2.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Gerçek Fethiye Gazetesi ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Gerçek Fethiye Gazetesi</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Marmaris İçmeler’de 35 Yıllık Kanalizasyon Hattı Yenileniyor]]></title>
            <link>https://www.gercekfethiye.com/marmaris-icmeler-de-35-yillik-kanalizasyon-hatti-yenileniyor/127353/</link>
            <description><![CDATA[MUSKİ Genel Müdürlüğü ekipleri, Marmaris İçmeler Mahallesi’nde yaklaşık 35 yıllık kanalizasyon hattında, turizm sezonunda artan kullanım nedeniyle yaşanan taşkına karşı yaklaşık 1.000 metrelik hatta acil yenileme çalışması başlattı.]]></description>
            <guid>https://www.gercekfethiye.com/marmaris-icmeler-de-35-yillik-kanalizasyon-hatti-yenileniyor/127353/</guid>
            <category domain="https://www.gercekfethiye.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Wed, 12 Aug 2026 14:48:21 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras&#39;ın, olası kanalizasyon arızalarına anında müdahale edilerek vatandaşların mağduriyet yaşamaması yönündeki talimatları doğrultusunda MUSKİ ekipleri, Marmaris İçmeler Mahallesi&#39;nde yaşanan soruna acil müdahale gerçekleştiriyor. Bu kapsamda yaz aylarındaki turizm yoğunluğu nedeniyle taşkın yaşanan yaklaşık 35 yıllık 1.000 metre uzunluğundaki kanalizasyon hattını daha büyük çaplı hatlarla yeniliyor.</p><strong>35 Yıllık Kanalizasyon Hattı Yenileniyor</strong><p>Marmaris İçmeler Mahallesi&#39;nde yaklaşık 35 yıllık mevcut kanalizasyon hattında, bölgede artan otel ve turizm yoğunluğu nedeniyle taşkın ve geri basma sorunları yaşandı. Yaşanan taşkının ardından bölgeye hızla müdahale eden MUSKİ ekipleri, mevcut terfi istasyonundan çıkan hattın ters meyilli çalışmasından kaynaklanan sorunu gidermek amacıyla yaklaşık 1.000 metre uzunluğunda yeni hat imalatına başladı. Çapı büyütülerek yapılan yeni hattın devreye alınmasıyla birlikte bölgedeki taşkın problemlerinin sona ermesi hedeflenirken, mevcut terfi hattı ile kanalizasyon hattının sahil yoluna taşınmasına yönelik proje için planlama çalışmaları da tamamlanarak ihale aşamasına getirildi. Kış döneminde uygulanması planlanan proje kapsamında mevcut hat devre dışı bırakılarak yeni sistem kurulacak, böylece sahil hattındaki kanalizasyon altyapısı yenilenerek taşkın riski tamamen ortadan kaldırılacak.</p><strong>Yenilenen Hat İçmeler&#39;de Umut Oldu</strong><p>İçmeler Mahallesi sakinlerinden emekli Ali Erdoğan, eski kanalizasyon hattı nedeniyle zaman zaman tıkanıklık, koku yaşadıklarını belirterek, 'MUSKİ ekipleri daha önce de gelip müdahale etti ancak eski hatlardan kaynaklanan sorun tam olarak çözülemiyordu. Şimdi yeni kanalizasyon hattı döşeniyor ve hatlar yenileniyor. Boruların çapı da büyütülüyor. Çalışmalar tamamlandığında bu sıkıntılardan kurtulacağız. Bu sıcakta çalışan MUSKİ emekçilerine teşekkür ediyorum.' dedi.</p><p>İçmeler Mahallesi Muhtarı Ali Demirtaş da yaz döneminde bölgede ciddi yoğunluk yaşandığını ifade ederek, 'Son yıllarda tesis sayısının artmasıyla birlikte mevcut kanalizasyon hattı bu yükü taşımakta zorlanıyor. Sorun MUSKİ&#39;ye iletilir iletilmez hızlı şekilde müdahale başlatıldı. İlk etapta geçici çözüm olarak yeni bir terfi hattı çekiliyor, kış döneminde ise hattın tamamen yenilenmesine yönelik kalıcı proje uygulanacak. Başta Büyükşehir Belediye Başkanımız Ahmet Aras&#39;a, MUSKİ Genel Müdürü Yılmaz Şengül&#39;e ve sahada görev yapan MUSKİ ekiplerine teşekkür ediyorum.' dedi.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.gercekfethiye.com/c/80/1280x720/s/dosya/haber/marmaris-icmeler-de-35-yillik-_1786535299_Wv6T70.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Marmaris İçmeler’de 35 Yıllık Kanalizasyon Hattı Yenileniyor ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.gercekfethiye.com/c/80/370x208/s/dosya/haber/marmaris-icmeler-de-35-yillik-_1786535299_Wv6T70.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Gerçek Fethiye Gazetesi ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Gerçek Fethiye Gazetesi</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Muğla TRSM’nin ruh sağlığı uygulamaları Türkiye’ye örnek oldu]]></title>
            <link>https://www.gercekfethiye.com/mugla-trsm-nin-ruh-sagligi-uygulamalari-turkiye-ye-ornek-oldu/127337/</link>
            <description><![CDATA[Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi Toplum Ruh Sağlığı Merkezi (TRSM) yürütmüş olduğu toplum temelli ruh sağlığı hizmetleri ve yenilikçi klinik uygulamalarıyla ulusal düzeyde 'iyi uygulama örneği' olarak gösterildi.]]></description>
            <guid>https://www.gercekfethiye.com/mugla-trsm-nin-ruh-sagligi-uygulamalari-turkiye-ye-ornek-oldu/127337/</guid>
            <category domain="https://www.gercekfethiye.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Wed, 12 Aug 2026 11:58:54 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Avrupa Birliği ve Dünya Sağlık Örgütü finansmanıyla yürütülen Ruhsal Engelli Bireyler için Sosyal İçerme Projesi kapsamında, Sağlık Bakanlığı ile Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı iş birliğiyle &#39;4. Yıllık Eğitim Ağları Toplantısı&#39; gerçekleştirildi. </p><p>Toplum Ruh Sağlığı Merkezlerinin etkililiğinin değerlendirilmesi, toplum temelli ruh sağlığı hizmetlerinin mevcut durumunun gözden geçirilmesi ve geleceğe yönelik önceliklerin belirlenmesi amacıyla düzenlenen organizasyonda, Türkiye genelindeki 192 TRSM&#39;yi kapsayan ihtiyaç değerlendirmesi sonuçları kamuoyu ve uzmanlarla paylaşıldı. </p><p>Projede 2018 yılından bu yana eğitici olarak görev yapan Dr. Öğr. Üyesi Meltem Derya Şahin ve Hemşire Medine Göçer Işık, toplantıda Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi Toplum Ruh Sağlığı Merkezini temsil etti.</p><p>Şahin ve Işık, merkez bünyesinde sürdürülen toplum temelli ruh sağlığı hizmetlerini ve hayata geçirilen yenilikçi klinik uygulamaları &#39;iyi uygulama örneği&#39; başlığı altında sunarak diğer merkezlere ve katılımcılara detaylarıyla aktardı.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.gercekfethiye.com/c/80/1280x720/s/dosya/haber/mugla-trsm-nin-ruh-sagligi-uyg_1786525132_AfOBg7.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Muğla TRSM’nin ruh sağlığı uygulamaları Türkiye’ye örnek oldu ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.gercekfethiye.com/c/80/370x208/s/dosya/haber/mugla-trsm-nin-ruh-sagligi-uyg_1786525132_AfOBg7.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Gerçek Fethiye Gazetesi ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Gerçek Fethiye Gazetesi</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA['Gebelikte yaz meyvelerini sağlıklı diye sınırsız tüketmeyin']]></title>
            <link>https://www.gercekfethiye.com/gebelikte-yaz-meyvelerini-saglikli-diye-sinirsiz-tuketmeyin/127325/</link>
            <description><![CDATA[Karpuz, kavun, üzüm ve incir gibi yaz meyveleri gebelikte sağlıklı beslenmenin önemli bir parçası olurken, gebelik şekeri olan anne adaylarının meyve tüketiminde porsiyon kontrolüne dikkat etmesi gerekiyor. Doç. Dr. Miraç Özalp, "Gebelik şekeri tanısı alan anne adaylarında amaç meyveyi beslenmeden çıkarmak değil, doğru porsiyonda ve dengeli şekilde tüketmektir" dedi.]]></description>
            <guid>https://www.gercekfethiye.com/gebelikte-yaz-meyvelerini-saglikli-diye-sinirsiz-tuketmeyin/127325/</guid>
            <category domain="https://www.gercekfethiye.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Wed, 12 Aug 2026 08:46:01 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Yaz aylarında meyve tüketiminin artması, gebelik döneminde beslenme konusunda da bazı soruları beraberinde getiriyor. Özellikle karpuz, kavun, üzüm ve incir gibi yaz meyvelerinin gebelikte tüketimi konusunda 'Gebelik şekerim varsa meyve yemeli miyim?' sorusu anne adaylarının merak ettiği konuların başında geliyor. Perinatoloji Uzmanı Doç. Dr. Miraç Özalp, gebelikte meyvenin tamamen kısıtlanmasının doğru olmadığını, ancak gebelik şekeri olan anne adaylarında porsiyon kontrolünün büyük önem taşıdığını belirtti.</p><strong>'Meyve gebelikte yasak değil'</strong><p>Meyvelerin gebelik döneminde vitamin, mineral ve lif içeriğiyle sağlıklı beslenmenin önemli bir parçası olduğunu belirten Doç. Dr. Miraç Özalp, 'Gebelik şekeri tanısı alan anne adaylarının meyveyi tamamen hayatından çıkarması doğru değildir. Burada önemli olan meyvenin yasaklanması değil, miktarının ve tüketim şeklinin doğru planlanmasıdır' dedi.</p><p>'Meyve sağlıklıdır' düşüncesiyle büyük porsiyonlarda ve sık aralıklarla meyve tüketilmesinin kan şekeri kontrolünü zorlaştırabileceğine dikkat çeken Doç. Dr. Özalp, 'Meyveler doğal olarak karbonhidrat içerir. Bu nedenle özellikle gestasyonel diyabeti olan anne adaylarında tüketilen meyvenin miktarı, gün içerisindeki tüketim sıklığı ve toplam karbonhidrat alımı birlikte değerlendirilmelidir' ifadelerini kullandı.</p><strong>'Karpuz ve kavun için de porsiyon önemli'</strong><p>Yaz aylarının en çok tüketilen meyvelerinden karpuz ve kavunun yüksek su içeriği nedeniyle sınırsız tüketilebileceği yönündeki düşüncenin doğru olmadığını belirten Doç. Dr. Miraç Özalp, 'Karpuz ve kavun su açısından zengin meyveler olsa da karbonhidrat içerir. Bu nedenle gebelik şekeri olan bir anne adayının bu meyveleri de porsiyon kontrolü içerisinde tüketmesi gerekir' dedi.</p><p>Üzüm ve incir gibi meyvelerde de porsiyonun özellikle önem taşıdığını ifade eden Doç. Dr. Özalp, anne adaylarının tek seferde büyük miktarlarda meyve tüketmek yerine günlük beslenme planları doğrultusunda uygun porsiyonları tercih etmelerinin daha doğru olduğunu söyledi.</p><strong>'Meyve suyu yerine bütün meyve tercih edilmeli'</strong><p>Gebelik şekeri olan anne adaylarının meyveyi tüketme biçiminin de önemli olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Özalp, 'Meyve suyu yerine bütün meyveyi tercih etmek daha doğru bir yaklaşımdır. Bütün meyvede bulunan lif, meyvenin tüketim şeklinin bir parçasıdır. Bu nedenle meyveyi sıkıp suyunu içmek yerine mümkün olduğunca bütün halinde tüketmek tercih edilmelidir' diye konuştu.</p><p>Bununla birlikte anne adaylarının yalnızca tek bir besine odaklanmak yerine gün boyunca tükettikleri toplam karbonhidrat miktarını ve beslenme düzeninin bütününü dikkate alması gerektiğini belirten Doç. Dr. Özalp, meyve porsiyonlarının her anne adayı için aynı olmayabileceğinin altını çizdi.</p><strong>'Gebelik şekerinde beslenme kişiye özel planlanmalı'</strong><p>Gebelik şekeri olan anne adaylarında beslenme planının kişinin kan şekeri değerleri ve tedavi süreci dikkate alınarak oluşturulması gerektiğini söyleyen Doç. Dr. Miraç Özalp, 'Bir anne adayı için uygun olan meyve porsiyonu, başka bir anne adayı için aynı olmayabilir. Gebelik haftası, günlük beslenme düzeni, kan şekeri ölçümleri ve uygulanan tedavi birlikte değerlendirilmelidir' dedi.</p><p>Gebelik şekerinin kontrol altında tutulmasının anne ve bebeğin sağlığı açısından önemli olduğunu belirten Doç. Dr. Özalp, 'Kontrolsüz yüksek kan şekeri, bebeğin beklenenden fazla büyümesi, doğumla ilişkili bazı komplikasyonlar ve yenidoğan döneminde kan şekeri sorunları gibi risklerle ilişkili olabilir. Bu nedenle gebelik şekeri tanısı alan anne adaylarının kan şekeri kontrollerini ve beslenme düzenlerini ihmal etmemeleri gerekir' ifadelerini kullandı.</p><strong>'Yaz meyvelerinden vazgeçmeye gerek yok'</strong><p>Anne adaylarının gebelik şekeri nedeniyle yaz meyvelerinden tamamen uzak durmasına gerek olmadığını vurgulayan Doç. Dr. Miraç Özalp, sözlerini şöyle tamamladı: 'Gebelik şekerinde iki uç yaklaşım da doğru değildir. &#39;Meyve yememeliyim&#39; düşüncesi kadar &#39;Meyve sağlıklı, istediğim kadar yiyebilirim&#39; düşüncesi de yanlıştır. Önemli olan meyveyi tamamen hayatımızdan çıkarmak değil; uygun porsiyonu belirlemek, tüketim sıklığına dikkat etmek ve meyveyi kişiye özel planlanmış dengeli beslenmenin bir parçası olarak tüketmektir. Yaz meyvelerinin tadını çıkarmak mümkün; yeter ki porsiyon kontrolünü ve kan şekeri takibini göz ardı etmeyelim.'</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.gercekfethiye.com/c/80/1280x720/s/dosya/haber/gebelikte-yaz-meyvelerini-sagl_1786456500_L5dxcv.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ 'Gebelikte yaz meyvelerini sağlıklı diye sınırsız tüketmeyin' ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.gercekfethiye.com/c/80/370x208/s/dosya/haber/gebelikte-yaz-meyvelerini-sagl_1786456500_L5dxcv.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Gerçek Fethiye Gazetesi ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Gerçek Fethiye Gazetesi</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Bodrum Belediyesi'nden sağlıklı beslenme danışmanlığı]]></title>
            <link>https://www.gercekfethiye.com/bodrum-belediyesi-nden-saglikli-beslenme-danismanligi/127309/</link>
            <description><![CDATA[Bodrum Belediyesi Kültür, Sanat ve Sosyal İşler Müdürlüğü ile İşletme İştirakler Müdürlüğü iş birliğiyle vatandaşlara sağlıklı beslenme danışmanlığı hizmeti veriliyor.]]></description>
            <guid>https://www.gercekfethiye.com/bodrum-belediyesi-nden-saglikli-beslenme-danismanligi/127309/</guid>
            <category domain="https://www.gercekfethiye.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Tue, 11 Aug 2026 17:43:57 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Bodrum Belediyesi Kültür, Sanat ve Sosyal İşler Müdürlüğü Sağlık Hizmetleri Bürosundan Fonksiyonel Tıp Diyetisyeni Zeynep Öztürk tarafından her hafta pazartesi günleri Binnaz Karakaya Kapalı Spor Salonu ile Serbay Ilıcak Kültür ve Sanat Kompleksinde 09.00-17.30 saatleri arasında 'Kişiye Özel Beslenme Danışmanlığı, Sağlıklı Kilo Verme ve Alma' konularında danışmanlık veriliyor. </p><p>Danışmanlık hizmetinin ilki 10 Ağustos Pazartesi günü Bodrum Belediyesi Binnaz Karakaya Kapalı Spor Salonunda gerçekleştirildi. Danışanlarla bire bir görüşmelerin yapıldığı uygulamanın ilk gününe Genel Koordinatör Emel Çakaloğlu ile Meclis Üyesi Nil Taşkıran da katıldı. Danışanlarla sağlık geçmişi, beslenme öyküsü, yaşam tarzı, kilo hedefleri konularında sohbetlerin yapıldığı görüşmede vücut analizleri de yapılarak bireyin bütçesine, ev/iş düzenine uygun sürdürülebilir listeler düzenlendi.</p><p>Sağlıklı beslenme danışmanlığı hizmeti, 17 Ağustos Pazartesi günü ise Serbay Ilıcak Kültür ve Sanat Kompleksinde gerçekleştirilecek.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.gercekfethiye.com/c/80/1280x720/s/dosya/haber/bodrum-belediyesi-nden-saglikl_1786459435_D9uvmG.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Bodrum Belediyesi'nden sağlıklı beslenme danışmanlığı ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.gercekfethiye.com/c/80/370x208/s/dosya/haber/bodrum-belediyesi-nden-saglikl_1786459435_D9uvmG.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Gerçek Fethiye Gazetesi ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Gerçek Fethiye Gazetesi</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[MEAH'ta lazerle iki kritik operasyon başarıyla gerçekleştirildi]]></title>
            <link>https://www.gercekfethiye.com/meah-ta-lazerle-iki-kritik-operasyon-basariyla-gerceklestirildi/127300/</link>
            <description><![CDATA[Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi (MEAH) Kulak Burun Boğaz Kliniği ileri medikal lazer teknolojisini kullanarak iki zorlu ve ender görülen operasyona daha imza attı. Gırtlak ve burun bölgesinde tespit edilen kitleler, neştersiz ve dikişsiz yöntemle başarıyla temizlendi.]]></description>
            <guid>https://www.gercekfethiye.com/meah-ta-lazerle-iki-kritik-operasyon-basariyla-gerceklestirildi/127300/</guid>
            <category domain="https://www.gercekfethiye.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Tue, 11 Aug 2026 15:35:15 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Bölgede daha önce ilki gerçekleştirilen lazerli ses teli ameliyatının (lazer kordektomi) ardından MEAH KBB Kliniği, teknolojik altyapısı ve akademik kadrosuyla ileri seviye cerrahi işlemlerine devam ediyor. Kliniğe başvuran iki farklı hastada yapılan tetkiklerde, gırtlak içinde tekrarlayan siğil benzeri kitleler (Larengeal Papillomatosis) ve burun içerisinde son derece nadir rastlanan kötü huylu tümör (Nazal Malign Melanom) tespit edildi.</p><strong>Uzman kadrodan bıçaksız ve kesisiz müdahale</strong><p>Hastalar, Prof. Dr. Harun Üçüncü, Prof. Dr. Sabri Köseoğlu, Dr. Öğr. Üyesi Süreyya Hikmet Kozcu ve Dr. Öğr. Üyesi Kerimcan Çakıcı önderliğindeki uzman ekip tarafından ameliyata alındı. İleri düzey lazer teknolojisinin kullanıldığı operasyonlarda, vücutta hiçbir dış kesi yapılmadan doğrudan ağız ve burun içindeki doğal açıklıklardan kamera yardımıyla girildi. Hastalıklı dokular neştersiz ve dikişsiz olarak tamamen temizlendi.</p><strong>Hastalar kısa sürede günlük yaşamına dönüyor</strong><p>KBB alanında kullanılan medikal lazer teknolojisi, milimetrik hassasiyetle yalnızca tümörlü bölgeye odaklanarak çevredeki sağlıklı dokuların korunmasını sağlıyor. İşlem sırasında damarları mühürleme özelliği sayesinde kanamasız gerçekleşen operasyonlar, dikiş ve açık yara olmaması sebebiyle hastalara minimum ağrı ve düşük enfeksiyon riski sunuyor. Hastalar bu sayede birkaç gün içerisinde günlük yaşantılarına dönebiliyor.</p><p>Kliniğe ilişkin yapılan bilgilendirmede, lazer teknolojisinin sadece ses teli kanserlerinde değil, gırtlağın iyi ve kötü huylu tümörleri ile burun içi nadir kitlesel rahatsızlıklarda da güvenle uygulandığı kaydedildi. Hastane yönetimi ve operasyonu gerçekleştiren hekimler, şifa bulan hastalara geçmiş olsun dileklerini iletti.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.gercekfethiye.com/c/80/1280x720/s/dosya/haber/meah-ta-lazerle-iki-kritik-ope_1786451712_x1MZQU.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ MEAH'ta lazerle iki kritik operasyon başarıyla gerçekleştirildi ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.gercekfethiye.com/c/80/370x208/s/dosya/haber/meah-ta-lazerle-iki-kritik-ope_1786451712_x1MZQU.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Gerçek Fethiye Gazetesi ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Gerçek Fethiye Gazetesi</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Muğla’da 19 yaşındaki Selenay’a başarılı böbrek nakli]]></title>
            <link>https://www.gercekfethiye.com/mugla-da-19-yasindaki-selenay-a-basarili-bobrek-nakli/127265/</link>
            <description><![CDATA[Kronik böbrek yetmezliği nedeniyle 13 yaşından bu yana haftanın üç günü diyaliz tedavisi gören ve organ nakli bekleme listesinde bulunan 19 yaşındaki Selenay, uygun böbreğin bulunmasıyla gerçekleştirilen başarılı nakil ameliyatının ardından sağlığına kavuştu.]]></description>
            <guid>https://www.gercekfethiye.com/mugla-da-19-yasindaki-selenay-a-basarili-bobrek-nakli/127265/</guid>
            <category domain="https://www.gercekfethiye.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Tue, 11 Aug 2026 10:40:44 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Nakil sürecini anlatan Selenay, 'Nakil öncesinde hayatımın büyük bir kısmı diyaliz ünitesinde geçiyordu. Haftada üç gün aldığım diyaliz tedavisi sonrasında kendimi çok yorgun hissediyor ve sürekli dinlenmek istiyordum. Günlük yaşamın en basit ihtiyaçları bile benim için büyük bir çaba gerektiriyordu. </p><p>Çocukluğumdan itibaren geçen bu yıllarda hastalık süreçlerinde ailem her zaman en büyük destekçim oldu. Altı yıldır organ bekleme listesinde kayıtlıydım ve zaman geçtikçe umudum azalmaya başlamıştı. Bir gece hiç beklemediğim anda gelen telefonla hayatım değişti. Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi organ ve doku nakli ekibi tarafından arandığımda yaşadığım heyecanı tarif etmek mümkün değil. Yapılan değerlendirme ve tetkikler sonucunda nakil için uygun bulunduğum söylendi. </p><p>Başarılı geçen operasyon sonrasında adeta yeniden doğmuş gibi hissettim. Şimdi yeni hayatıma umutla ve sevdiklerimle devam ediyor, kontrollerimi düzenli olarak yaptırıyor ve tedavime uyum içinde devam ediyorum. Ameliyatımı gerçekleştiren Prof. Dr. Önder Özcan, Nefroloji uzmanı Prof. Dr. Bülent Huddam olmak üzere tüm organ nakli ekibine ve Organ ve Doku Nakli Koordinatörlerimize teşekkür ediyorum' dedi.</p><p>Organ ve Doku Nakli Merkezi Sorumlusu Prof. Dr. Önder Özcan ise organ bağışının önemine dikkat çekerek şu değerlendirmede bulundu: 'Organ nakli bekleyen hastalarımızın en önemli ihtiyacı umutlarını canlı tutmaları ve hekimlerinin önerdiği tedavi ile takip programlarına eksiksiz uymalarıdır. Nakil sürecinde hastaların sağlık durumlarını korumaları, kontrollerini aksatmamaları ve her an gelebilecek çağrıya hazır olmaları büyük önem taşımaktadır. Her başarılı organ nakli, bir bağışın yeni bir hayata dönüştüğünün en anlamlı göstergesidir. Bu nedenle vatandaşlarımızı organ bağışı konusunda duyarlı olmaya davet ediyoruz. Yapılan her bağış, bir insanın yeniden hayata tutunmasına vesile olmaktadır'</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.gercekfethiye.com/c/80/1280x720/s/dosya/haber/mugla-da-19-yasindaki-selenay-_1786434041_6ytLhW.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Muğla’da 19 yaşındaki Selenay’a başarılı böbrek nakli ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.gercekfethiye.com/c/80/370x208/s/dosya/haber/mugla-da-19-yasindaki-selenay-_1786434041_6ytLhW.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Gerçek Fethiye Gazetesi ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Gerçek Fethiye Gazetesi</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Meme ve yumurtalık kanserinde genetik risk göz ardı edilmemeli]]></title>
            <link>https://www.gercekfethiye.com/meme-ve-yumurtalik-kanserinde-genetik-risk-goz-ardi-edilmemeli/127262/</link>
            <description><![CDATA[Doç. Dr. Alpay Yılmaz, meme ve yumurtalık kanserlerinde genetik mirasın önemine dikkat çekti. Ailesinde meme veya yumurtalık kanseri öyküsü bulunan kişilerin zamanında yaptıracağı genetik testler ve uygulanacak koruyucu yaklaşımlarla kanser gelişme riskinin önemli ölçüde azaltılabileceğini belirten Yılmaz, "Genetik mirasınızı bilmek, yalnızca kendi sağlığınızı değil, çocuklarınızın ve gelecek nesillerin sağlığını korumak için atılabilecek en değerli adımlardan biridir" dedi.]]></description>
            <guid>https://www.gercekfethiye.com/meme-ve-yumurtalik-kanserinde-genetik-risk-goz-ardi-edilmemeli/127262/</guid>
            <category domain="https://www.gercekfethiye.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Tue, 11 Aug 2026 08:36:01 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Jinekolojik Onkoloji Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Alpay Yılmaz, meme ve yumurtalık kanserlerinin çoğunun yaşam boyunca oluşan genetik değişikliklerden kaynaklandığını söyledi. Bazı vakaların ise genetik olduğunu belirten Doç. Dr. Yılmaz, meme kanserlerinin yaklaşık yüzde 5-10&#39;unun, yumurtalık kanserlerinin ise yüzde 15-20&#39;sinin irsi geçiş gösterdiğini kaydetti, bu durumun 'Ailevi Meme ve Yumurtalık Kanseri Sendromu' olarak tanımlandığını ifade etti.</p><strong>Aile öyküsü en önemli ipucu</strong><p>Bu sendromun belirlenmesinde ilk ve en önemli adımın ayrıntılı aile öyküsünün değerlendirilmesi olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Yılmaz, aynı ailede genç yaşta meme kanseri görülmesi, yumurtalık kanseri öyküsünün bulunması, birden fazla aile bireyinde meme kanseri gelişmesi ya da erkeklerde meme kanseri görülmesinin önemli uyarıcı belirtiler arasında yer aldığını söyledi. Bu özellikleri taşıyan kişilerde kan örneği alınarak genetik test yapıldığını belirten Yılmaz, test sonucunun pozitif çıkmasının kişinin kanser olduğu anlamına gelmediğini, ancak yaşam boyu kanser geliştirme riskinin arttığını gösterdiğini kaydetti. Yılmaz, bu nedenle genetik test öncesinde ve sonrasında genetik danışmanlık hizmeti alınmasının büyük önem taşıdığını dile getirdi.</p><strong>Yakın akrabalar da değerlendirilmeli</strong><p>Genetik mutasyon saptanan bireylerin yakın akrabalarında da aynı mutasyonu taşıma olasılığının yüksek olduğuna dikkat çeken Doç. Dr. Yılmaz, bu nedenle uygun aile bireylerinin de genetik değerlendirmeden geçirilmesinin önerildiğini söyledi. Ailevi Meme ve Yumurtalık Kanseri Sendromu&#39;nun en sık nedeninin BRCA1 ve BRCA2 genlerindeki genetik mutasyonlar olduğunu belirten Yılmaz, günümüzde kullanılan çoklu gen panelleri sayesinde yalnızca bu iki genin değil, kanser riskini artırabilecek diğer genlerin de aynı anda değerlendirilebildiğini ifade etti.</p><strong>BRCA mutasyonu riski artırıyor</strong><p>Doç. Dr. Alpay Yılmaz, 'BRCA1 mutasyonu taşıyan kadınlarda yaşam boyu meme kanseri gelişme riski yaklaşık yüzde 60-80, yumurtalık kanseri riskinin ise yüzde 35-60 arasında değişiyor. BRCA2 mutasyonu taşıyan kadınlarda ise meme kanseri riski yüzde 55-75, yumurtalık kanseri riski yüzde 10-25 oranında. BRCA1 mutasyonu taşıyan kişilerde meme kanseri riski özellikle 30 yaşından sonra, yumurtalık kanseri riski ise 35-40 yaşlarından itibaren belirgin şekilde artıyor. BRCA2 mutasyonunda ise meme kanseri riski daha çok 40 yaşından sonra, yumurtalık kanseri riski ise 45-50 yaşlarından itibaren yükseliyor' diye konuştu.<br>Yılmaz ayrıca özellikle BRCA2 mutasyonu taşıyan kişilerde ileri yaşlarda pankreas, prostat ve erkek meme kanseri gibi bazı kanser türlerinin görülme riskinin de arttığını söyledi.</p><strong>Kişiye özel takip ve koruyucu tedaviler uygulanıyor</strong><p>Doç. Dr. Yılmaz, genetik test sonucu pozitif çıkan kişiler için kişiye özel takip programları hazırlandığını belirterek, konuşmasını şöyle sürdürdü:<br>'Daha erken yaşlarda ve daha sık meme görüntülemeleri yapılıyor, gerekli durumlarda yumurtalıklar düzenli olarak değerlendiriliyor ve kanser riskini azaltmaya yönelik koruyucu tedaviler planlanıyor. Çocuk sahibi olma planını tamamlayan kadınlarda uygun yaşta yumurtalıklar ve tüplerin koruyucu amaçla alınması yumurtalık kanseri riskini önemli ölçüde azaltıyor. Buna rağmen nadiren de olsa karın zarından kaynaklanan primer periton kanseri gelişebileceği için düzenli kontrollerin sürdürülmesi gerekir. Uygun hastalara koruyucu meme cerrahisi de önerilebiliyor. Tüm bu kararların hastanın yaşı, çocuk sahibi olma planı, genel sağlık durumu ve beklentileri göz önünde bulundurularak ilgili uzmanlarla birlikte verilmesi gerekir.'</p><strong>Gelecek nesilleri de koruyabilirsiniz</strong><p>Öte yandan, ailesinde meme veya yumurtalık kanseri öyküsü bulunan kişilerin vakit kaybetmeden uzman görüşü alması gerektiğini vurgulayan Doç. Dr. Alpay Yılmaz, sözlerini şöyle tamamladı:<br>'Ailenizde meme veya yumurtalık kanseri öyküsü varsa zamanında yapılacak genetik testler ve uygun koruyucu yaklaşımlar sayesinde kanser gelişme riski önemli ölçüde azaltılabilir. Genetik mirasınızı bilmek, yalnızca kendi sağlığınızı değil, çocuklarınızın ve gelecek nesillerin sağlığını korumak için atılabilecek en değerli adımlardan biridir.'</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.gercekfethiye.com/c/80/1280x720/s/dosya/haber/meme-ve-yumurtalik-kanserinde-_1786368165_ImJ59j.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Meme ve yumurtalık kanserinde genetik risk göz ardı edilmemeli ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.gercekfethiye.com/c/80/370x208/s/dosya/haber/meme-ve-yumurtalik-kanserinde-_1786368165_ImJ59j.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Gerçek Fethiye Gazetesi ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Gerçek Fethiye Gazetesi</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[MSKÜ’nün sağlık taramasında tespit edildi: Başarılı operasyonla sağlığına kavuştu]]></title>
            <link>https://www.gercekfethiye.com/msku-nun-saglik-taramasinda-tespit-edildi-basarili-operasyonla-sagligina-kavustu/127244/</link>
            <description><![CDATA[MSKÜ’nün "Birlikte Gelişim Programı" kapsamında Menteşe’nin Gazeller Mahallesi’nde öğrencilere yönelik yapılan sağlık taramasında ameliyatlık durumu tespit edilen bir öğrenci daha tedavi edildi.]]></description>
            <guid>https://www.gercekfethiye.com/msku-nun-saglik-taramasinda-tespit-edildi-basarili-operasyonla-sagligina-kavustu/127244/</guid>
            <category domain="https://www.gercekfethiye.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Mon, 10 Aug 2026 15:05:23 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi (MSKÜ), kırsal mahallelere yönelik gerçekleştirdiği 'Birlikte Gelişim Programı' kapsamında Menteşe&#39;nin Gazeller Mahallesi&#39;nde öğrenci ve velilerle bir araya gelerek, sağlık kontrolü gerçekleştirmişti.</p><p>Program kapsamında Tıp Fakültesi tarafından öğrencilere yönelik yapılan genel sağlık taramasında 1 öğrencinin ameliyatlık durumu tespit edilmiş, gerekli işlemler başlatılmıştı.<br>Gelişen sürecin ardından 8 yaşındaki öğrenci, kasık bölgesinden ameliyat olarak sağlığına kavuştu.</p><p>Öğrencinin sol testisinin torbasında bulunmadığı, okulda gerçekleştirilen genel fizik muayene sırasında tespit edildi. Bunun üzerine hastaya Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi Çocuk Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Muhammed Kurt tarafından cerrahi operasyon uygulandı. Başarılı geçen operasyonla sol testis yeniden torbasına indirilerek uygun pozisyonda sabitlendi.</p><p>Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Süleyman Cüneyt Karakuş, testislerin normal gelişiminin sağlanması ve ilerleyen dönemlerde ortaya çıkabilecek sağlık sorunlarının önlenmesi açısından düzenli kontrollerin önem taşıdığını belirtti.</p><p>Erken teşhisin önemine vurgu yapan Dekan Prof. Dr. Süleyman Cüneyt Karakuş, 'Üniversite olarak başlattığımız bu program kapsamında kırsal mahallelerdeki çocuklarımıza sağlık taraması uygulamalarımız oluyor. Bu kapsamda Dokuzçam, Çıtlık ve Gazeller Mahallerimizde öğrencilerimizi muayene etmiştik. Daha önce Dokuzçam Mahallesi&#39;nden bir öğrencimizi ameliyat etmiştik. Şimdi de Gazeller Mahallesi&#39;nde benzer bir durumla karşılaştık. Bu noktada erken teşhis çok önemli. Akabinde hemen harekete geçtik ve süreci takip ettik. Çocuğumuzun ameliyatı başarılı geçti. Özellikle daha önce testisle ilgili cerrahi operasyon geçirmiş çocukların, ilerleyen yıllarda da belirli aralıklarla kontrol edilmesi gerekiyor. Bu hastamızı da operasyon sonrasında düzenli aralıklarla muayene ederek takip edeceğiz' dedi.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.gercekfethiye.com/c/80/1280x720/s/dosya/haber/msku-nun-saglik-taramasinda-te_1786363521_5KWmF9.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ MSKÜ’nün sağlık taramasında tespit edildi: Başarılı operasyonla sağlığına kavuştu ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.gercekfethiye.com/c/80/370x208/s/dosya/haber/msku-nun-saglik-taramasinda-te_1786363521_5KWmF9.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Gerçek Fethiye Gazetesi ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Gerçek Fethiye Gazetesi</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Muğla’da turunçgil üretiminde biyolojik mücadele çalışmaları sürüyor]]></title>
            <link>https://www.gercekfethiye.com/mugla-da-turuncgil-uretiminde-biyolojik-mucadele-calismalari-suruyor/127234/</link>
            <description><![CDATA[Muğla’da turunçgil üretim alanlarında doğal dengeyi korumaya ve zararlı popülasyonlarını kontrol altında tutmaya yönelik biyotop odaklı sürdürülebilir mücadele çalışmaları devam ediyor.]]></description>
            <guid>https://www.gercekfethiye.com/mugla-da-turuncgil-uretiminde-biyolojik-mucadele-calismalari-suruyor/127234/</guid>
            <category domain="https://www.gercekfethiye.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Mon, 10 Aug 2026 13:23:02 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Tarım ve Orman Bakan Danışmanı Muharrem Selçuk, BATEM Müdür Yardımcısı Ali Öztop ve turunçgil üreticilerinin katılımıyla, turunçgil üretim alanlarında yürütülen biyotop odaklı sürdürülebilir mücadele çalışmaları kapsamında saha incelemeleri gerçekleştirildi.<br>Gerçekleştirilen incelemelerde, turunçgil üretim alanlarında uygulanan biyolojik mücadele çalışmaları değerlendirilirken, zararlı organizmaların takibine yönelik yürütülen survey (sürvey) faaliyetleri de yerinde incelendi.</p><p>Doğal dengeyi korumayı ve kimyasal mücadeleye alternatif yöntemleri desteklemeyi amaçlayan çalışmalar kapsamında, biyolojik mücadele ajanlarının salımı gerçekleştirilirken, zararlı popülasyonlarının gelişimi düzenli olarak takip ediliyor.</p><p>Muğla Tarım ve Orman İl Müdürlüğü yetkilileri, sürdürülebilir tarımın geliştirilmesi ve çevre dostu üretim yöntemlerinin yaygınlaştırılması amacıyla çalışmaların üreticilerle iş birliği içerisinde kararlılıkla sürdürüldüğünü belirtti.</p><p>Yürütülen biyolojik mücadele ve survey çalışmalarıyla hem turunçgil üretiminde verim ve kalite kayıplarının önüne geçilmesi hem de doğal ekosistemin korunarak sürdürülebilir üretimin desteklenmesi hedefleniyor.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.gercekfethiye.com/c/80/1280x720/s/dosya/haber/mugla-da-turuncgil-uretiminde-_1786357380_AG7c1I.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Muğla’da turunçgil üretiminde biyolojik mücadele çalışmaları sürüyor ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.gercekfethiye.com/c/80/370x208/s/dosya/haber/mugla-da-turuncgil-uretiminde-_1786357380_AG7c1I.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Gerçek Fethiye Gazetesi ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Gerçek Fethiye Gazetesi</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Muğla'da iç hastalıkları kliniğinin 47. uzmanı belli oldu]]></title>
            <link>https://www.gercekfethiye.com/mugla-da-ic-hastaliklari-kliniginin-47-uzmani-belli-oldu/127225/</link>
            <description><![CDATA[Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde uzmanlık eğitimini tamamlayan Araştırma Görevlisi Dr. Ramazan Erkoç, ihtisas sınavını başarıyla geçerek İç Hastalıkları Kliniği'nin 47. uzmanı oldu.]]></description>
            <guid>https://www.gercekfethiye.com/mugla-da-ic-hastaliklari-kliniginin-47-uzmani-belli-oldu/127225/</guid>
            <category domain="https://www.gercekfethiye.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Mon, 10 Aug 2026 11:00:51 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi&#39;nde İç Hastalıkları Anabilim Dalında uzmanlık eğitimini sürdüren Araştırma Görevlisi Dr. Ramazan Erkoç, girdiği ihtisas sınavını başarıyla vererek İç Hastalıkları Kliniği&#39;nin 47. uzmanı oldu. </p><p>Edinilen bilgiye göre, Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi&#39;nde uzmanlık eğitimini tamamlayan Dr. Ramazan Erkoç, ihtisas süresi sonunda girdiği uzmanlık sınavını başarıyla geçti. Dr. Erkoç, Dr. Öğretim Üyesi Dilek Gibyeli Genek danışmanlığında hazırladığı 'Otozomal Dominant Polikistik Böbrek Hastalarında Epikardiyal Yağ Doku Ve Obezite İlişkisi' konulu tez sunumunu da başarıyla tamamlayarak hastaneden uzman hekim unvanını almaya hak kazanan 336. araştırma görevlisi hekim oldu. </p><p>Tıp dünyasının farklı alanlarından akademisyenlerin yer aldığı uzmanlık sınav jürisinde, Tıbbi Onkoloji Bilim Dalı&#39;ndan Prof. Dr. Özgür Tanrıverdi, Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Bilim Dalı&#39;ndan Prof. Dr. Neşe Çınar, Gastroenteroloji Bilim Dalı&#39;ndan Prof. Dr. Burak Özşeker, İç Hastalıkları Anabilim Dalı&#39;ndan Dr. Öğr. Üyesi İsmail Kırlı ve Nefroloji Bilim Dalı&#39;ndan Dr. Öğr. Üyesi Dilek Gibyeli Genek görev yaptı. Başarıyla tamamlanan sınavın ardından Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi yönetimi yayımladığı mesajla Dr. Ramazan Erkoç&#39;u tebrik ederek, yeni görevinde ve meslek hayatında başarılar diledi.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.gercekfethiye.com/c/80/1280x720/s/dosya/haber/mugla-da-ic-hastaliklari-klini_1786348849_3vFVj4.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Muğla'da iç hastalıkları kliniğinin 47. uzmanı belli oldu ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.gercekfethiye.com/c/80/370x208/s/dosya/haber/mugla-da-ic-hastaliklari-klini_1786348849_3vFVj4.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Gerçek Fethiye Gazetesi ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Gerçek Fethiye Gazetesi</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Yaşlanan nüfusun gizli tehlikesi]]></title>
            <link>https://www.gercekfethiye.com/yaslanan-nufusun-gizli-tehlikesi/127210/</link>
            <description><![CDATA[Dünyada ve Türkiye'de hayat süresinin uzamasıyla birlikte yaşlı nüfus hızla artıyor. Bu durum, osteoporoz ve buna bağlı gelişen kırıkları önemli bir sağlık sorunu haline getiriyor.]]></description>
            <guid>https://www.gercekfethiye.com/yaslanan-nufusun-gizli-tehlikesi/127210/</guid>
            <category domain="https://www.gercekfethiye.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Mon, 10 Aug 2026 08:38:02 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Ortopedi Uzmanı Op. Dr. Uğurcan Süner, osteoporozun yalnızca kemikleri değil, kişinin hareket kabiliyetini, yaşam kalitesini ve yaşam süresini de etkileyebilen önemli bir hastalık olduğuna dikkat çekti. Osteoporoza bağlı kırık riskinin özellikle ileri yaşlarda arttığını belirten Op. Dr. Uğurcan Süner, 'Osteoporotik kırıkların yaşam boyu riski kadınlarda yaklaşık yüzde 50, erkeklerde ise yüzde 20 civarındadır. Özellikle kalça kırıkları ileri yaşlarda ciddi sağlık sorunlarına ve yaşam kaybına yol açabilmektedir. Bu nedenle amacımız yalnızca oluşan kırığı tedavi etmek değil, yeni kırıkların gelişmesini de önlemektir' dedi.</p><p>D vitamini kemik ve kas sağlığı açısından önemli bir role sahiptir. Eksikliği kemik sağlığını olumsuz etkileyebilir, kas güçsüzlüğüne ve düşme riskinin artmasına katkıda bulunabilir. Kırık nedeniyle hastaneye başvuran hastalarda D vitamini eksikliğinin oldukça sık görüldüğünü belirten Süner, özellikle ileri yaştaki bireylerde kemik sağlığının ve D vitamini düzeylerinin değerlendirilmesinin önemli olduğunu vurguladı.</p><p>Osteoporoz tedavisinde toplumdaki en önemli yanılgılardan birinin yalnızca D vitamini ve kalsiyum takviyesi kullanmanın yeterli olduğunun düşünülmesi olduğunu belirten Süner, şöyle devam etti:</p><p>'D vitamini ve kalsiyum kemik sağlığı için önemlidir ancak osteoporozu olan veya kırık riski yüksek kişilerde tek başına yeterli olmayabilir. Hastanın yaşı, kemik yoğunluğu, daha önce kırık geçirip geçirmediği ve diğer risk faktörleri değerlendirilerek kişiye özel bir tedavi planı oluşturulmalıdır.'</p><p>Kalça kırığı geçiren bir hastada ameliyatın tedavinin yalnızca bir aşaması olduğunu vurgulayan Süner, kırık sonrasında osteoporozun da mutlaka değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Süner, 'Kalça kırığı geçiren hastalar yeni bir kırık açısından yüksek risk altındadır. Bu nedenle ameliyat sonrasında osteoporoz tedavisinin planlanması, düşme riskinin azaltılması ve hastanın düzenli olarak takip edilmesi büyük önem taşır.' diye konuştu.</p><p>Op. Dr. Uğurcan Süner, 'Osteoporotik kırıklarda başarı yalnızca kırığın ameliyatla düzeltilmesi değildir. Asıl hedef hastanın yeniden kırık geçirmesini önlemek, hareketliliğini korumak ve yaşam kalitesini mümkün olduğunca sürdürmesini sağlamaktır. Özellikle ileri yaştaki bireylerde osteoporozun erken tanınması ve uygun şekilde tedavi edilmesi bu nedenle büyük önem taşımaktadır' dedi.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.gercekfethiye.com/c/80/1280x720/s/dosya/haber/yaslanan-nufusun-gizli-tehlike_1786285055_Vba5fq.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Yaşlanan nüfusun gizli tehlikesi ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.gercekfethiye.com/c/80/370x208/s/dosya/haber/yaslanan-nufusun-gizli-tehlike_1786285055_Vba5fq.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Gerçek Fethiye Gazetesi ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Gerçek Fethiye Gazetesi</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Muğla’da ‘Yeni Hastalıktan Ari İşletme Modeli’ toplantısı düzenlendi]]></title>
            <link>https://www.gercekfethiye.com/mugla-da-yeni-hastaliktan-ari-isletme-modeli-toplantisi-duzenlendi/127167/</link>
            <description><![CDATA[Hayvancılıkta biyogüvenliğin artırılması ve sürdürülebilir üretimin desteklenmesi amacıyla 24 Temmuz 2026 tarihinde yürürlüğe giren yeni mevzuata ilişkin bilgilendirme toplantısı, Muğla İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ev sahipliğinde gerçekleştirildi.]]></description>
            <guid>https://www.gercekfethiye.com/mugla-da-yeni-hastaliktan-ari-isletme-modeli-toplantisi-duzenlendi/127167/</guid>
            <category domain="https://www.gercekfethiye.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Sun, 09 Aug 2026 11:53:44 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Tarım ve Orman Bakanlığı Hayvan Sağlığı ve Epidemiyoloji Daire Başkanı Hüseyin Eş, Bakanlık uzmanları, Muğla genelindeki İl ve İlçe Tarım ve Orman Müdürlüklerinde görev yapan teknik personel ile yetiştiricilerin katıldığı toplantıda, yeni mevzuat kapsamında uygulanacak süreçler ele alındı.</p><p>Toplantıda, 'Saha Hazırlığı ve Biyogüvenlik' başlığı altında işletmelerde uygulanması gereken biyogüvenlik tedbirleri, saha hazırlığına ilişkin uygulama adımları, teknik detaylar ve süreç yönetimi hakkında katılımcılara bilgi verildi.</p><p>'Ari Statü ve Üretici Yükümlülükleri' başlığında ise işletmelerin hastalıktan ari statüye geçiş süreçleri, mevzuat kapsamında belirlenen kriterler ve yetiştiricilerin yerine getirmesi gereken yükümlülükler anlatıldı. Toplantıda yetiştiriciler ve teknik personel tarafından yöneltilen sorular, Bakanlık uzmanları tarafından yanıtlandı.</p><p>Hayvan sağlığının korunması, biyogüvenlik uygulamalarının güçlendirilmesi ve sürdürülebilir hayvansal üretimin desteklenmesi amacıyla hayata geçirilen 'Yeni Hastalıktan Ari İşletme Modeli' kapsamında düzenlenen toplantıda, yeni mevzuatın sahada etkin ve doğru şekilde uygulanmasına yönelik değerlendirmelerde bulunuldu. Yetkililer, yeni uygulama ile işletmelerde biyogüvenlik standartlarının yükseltilmesi, hayvan hastalıklarıyla mücadelenin güçlendirilmesi ve sürdürülebilir hayvansal üretimin desteklenmesinin hedeflendiğini belirtti.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.gercekfethiye.com/c/80/1280x720/s/dosya/haber/mugla-da-yeni-hastaliktan-ari-_1786265622_MiyqJ9.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Muğla’da ‘Yeni Hastalıktan Ari İşletme Modeli’ toplantısı düzenlendi ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.gercekfethiye.com/c/80/370x208/s/dosya/haber/mugla-da-yeni-hastaliktan-ari-_1786265622_MiyqJ9.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Gerçek Fethiye Gazetesi ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Gerçek Fethiye Gazetesi</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Ekran bağımlılığına karşı 'bağımlılık yapmayan telefon' tavsiyesi]]></title>
            <link>https://www.gercekfethiye.com/ekran-bagimliligina-karsi-bagimlilik-yapmayan-telefon-tavsiyesi/127157/</link>
            <description><![CDATA[Ekran bağımlılığının çocuk ve gençlerde dikkat, uyku ve psikolojik problemlere yol açabildiğine dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Hüseyin Haydar Kutlu, bağımlılık yapan uygulamaların kısıtlandığı, üretken uygulamaların yer aldığı yeni bir telefon segmenti üretilmesini tavsiye etti.]]></description>
            <guid>https://www.gercekfethiye.com/ekran-bagimliligina-karsi-bagimlilik-yapmayan-telefon-tavsiyesi/127157/</guid>
            <category domain="https://www.gercekfethiye.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Sun, 09 Aug 2026 08:40:01 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Akıllı telefonların hayatın vazgeçilmez bir parçası haline gelmesiyle birlikte ekran kullanımına ilişkin tartışmalar da yeniden gündeme geldi. Dr. Öğr. Üyesi Hüseyin Haydar Kutlu, özellikle çocuk ve gençlerde uzun süreli ekran kullanımının odaklanma süresini kısaltabildiğini, uyku problemleri ile depresyona yol açabildiğini belirtti. Kutlu, ekran bağımlılığıyla mücadele için akıllı telefon ile tuşlu telefon arasında yeni bir alternatif geliştirilmesi çağrısında bulundu.</p><strong>&#39;&#39;Gençlerde ekran süresi 6-7 saate kadar çıkıyor&#39;&#39;</strong><p>Türkiye&#39;de günlük ekran süresinin ortalama 5 saat civarında olduğunu, gençlerde ise bu sürenin 6-7 saate kadar çıktığını aktaran Kutlu, özellikle gelişimini tamamlamamış ergen beyninin yoğun ekran kullanımından olumsuz etkilenebileceğini belirtti. Kutlu, 'Henüz olgunlaşmamış bir ergen beyni çok fazla ekrana baktığında beynin bazı kısımlarında tahribat oluşuyor' dedi.</p><p>Ekran bağımlılığının çocukların gelişimi, uyku düzeni ve psikolojik durumları üzerinde de etkili olabildiğine dikkat çeken Kutlu, &#39;&#39;Küçük yaşlarda yoğun ekran kullanımı odaklanma süresini kısaltıyor, ergenlerde ise uyku problemlerini, duygusal problemleri artıyor. Depresyona yatkınlık oluşturabiliyor. Ekran bağımlılığı çocukların genel ve akademik hayatlarına doğrudan zarar veriyor' dedi.</p><strong>&#39;&#39;Oyun ve sosyal medya bağımlılığı artıyor&#39;&#39;</strong><p>Ekran kullanımındaki bağımlılığın farklı alanlarda ortaya çıktığını aktaran Kutlu, oyun ve sosyal medya bağımlılığındaki artışa dikkat çekti. Kutlu, 'Erkeklerde oyun bağımlılığı artarken kız çocuklarında da sosyal medya uygulamalarına bağımlılıkta artış var' diye konuştu.</p><strong>&#39;&#39;0-6 yaş çocukları ekrandan uzak tutmalıyız&#39;&#39;</strong><p>Çocukların ekrandan uzaklaştırılması için ailelerin alternatif faaliyetler oluşturması gerektiğini vurgulayan Kutlu, 'Çocuklarımızı ekrandan uzak tutmamız gerekiyor, çocuklara ekran yerine alternatifler sunmak gerekiyor. Özellikle 0-6 yaş arasında çocuklarımızı ekrandan uzak tutmalıyız' uyarısında bulundu.</p><p>Ekran bağımlılığıyla mücadelede akıllı telefonların tamamen terk edilmesi yerine farklı bir telefon segmenti oluşturulmasını öneren Kutlu, tuşlu telefon ile akıllı telefon arasında bir alternatif geliştirilebileceğini söyledi. Kutlu, 'Akıllı telefonlar ile tuşlu telefonların arasında yeni bir segmentte telefon üretilirse ekran bağımlılığı sıkıntıları çözülebilir' ifadelerini kullandı.</p><strong>&#39;&#39;Bağımlılık yapmayan telefon tavsiyesi binlerce kişi tarafından desteklendi&#39;&#39;</strong><p>Tavsiye edilen telefon modelinde günlük yaşamda ihtiyaç duyulan uygulamaların bulunabileceğini belirten Kutlu, 'Banka uygulaması, navigasyon, kamera gibi uygulamaların olduğu, bağımlılık oluşturmayan telefonlar üretilmeli' çağrısında bulundu. Sosyal medyada yaptığı çağrının kısa sürede karşılık bulduğunu aktaran Kutlu, 'Günler içinde binlerce insan bu fikri destekledi' dedi.</p><p>Türkiye&#39;de bu alanda yerli ve milli bir telefon geliştirilebileceğini ifade eden Kutlu, böyle bir ürünün özellikle ebeveynlerin çocuklarını ekran bağımlılığından korumasına yönelik önemli bir alternatif olabileceğini belirtti. Kutlu, 'Bağımlılık yapmayan, zararlı uygulamaların kısıtlandığı bir segmentte telefon üretilirse bunun bir karşılığı olacaktır' ifadelerini kullandı.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.gercekfethiye.com/c/80/1280x720/s/dosya/haber/ekran-bagimliligina-karsi-bagi_1786194820_JQNWAU.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Ekran bağımlılığına karşı 'bağımlılık yapmayan telefon' tavsiyesi ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.gercekfethiye.com/c/80/370x208/s/dosya/haber/ekran-bagimliligina-karsi-bagi_1786194820_JQNWAU.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Gerçek Fethiye Gazetesi ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Gerçek Fethiye Gazetesi</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[MUSKİ Genel Müdürü Şengül Bodrum’un su sorununu çözecek yatırımları inceledi]]></title>
            <link>https://www.gercekfethiye.com/muski-genel-muduru-sengul-bodrum-un-su-sorununu-cozecek-yatirimlari-inceledi/127126/</link>
            <description><![CDATA[Muğla Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi (MUSKİ) Genel Müdürü Yılmaz Şengül, Bodrum’da yapımı devam Torba ana depo hattını ayıran tesis ve Turgutreis’te eden denizden su arıtma (Reverse Ozmas) tesislerinde incelemelerde bulundu.]]></description>
            <guid>https://www.gercekfethiye.com/muski-genel-muduru-sengul-bodrum-un-su-sorununu-cozecek-yatirimlari-inceledi/127126/</guid>
            <category domain="https://www.gercekfethiye.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Sat, 08 Aug 2026 12:55:58 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras tarafından Bodrum tarihinin en büyük yatırımlarının hayata geçirildiğini, bu dönemde Yarımada&#39;nın yıllar süren su sıkıntısı çözüle kavuşturulacağını açıklayan MUSKİ Genel Müdürü, Bodrum&#39;da devam eden altyı çalışmalarının aralıksız olarak sürdüğünü açıkladı.</p><p>MUSKİ Genel Müdürü Yılmaz Şengül, 'Bodrum&#39;da tamamlanan ana isale hatlarının yenileme çalışmalarını, Torba Ana Depo hattını üç ayrı bölgeye (Kuzey, Güney ve merkez) ayırma projesini ve Turgutreis&#39;te yapımı devam eden Reverse Ozmos (denizden su arıtma) Tesisi yapım çalışmalarını yerinde inceledik. Su sorunlarıyla gündeme gelen Bodrum&#39;u tekrar dünyanın en önemli turizm merkezlerinden biri haline getirmek, yerleşik halkımıza en iyi hizmeti vermek ve misafirlerimizi en iyi şekilde ağırlamak adına Bodrum&#39;da ki altyapı çalışmalarımıza kesintisiz şekilde devam edeceğiz' dedi.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.gercekfethiye.com/c/80/1280x720/s/dosya/haber/muski-genel-muduru-sengul-bodr_1786182956_JIuyTz.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ MUSKİ Genel Müdürü Şengül Bodrum’un su sorununu çözecek yatırımları inceledi ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.gercekfethiye.com/c/80/370x208/s/dosya/haber/muski-genel-muduru-sengul-bodr_1786182956_JIuyTz.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Gerçek Fethiye Gazetesi ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Gerçek Fethiye Gazetesi</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Uzmanlardan diyabet hastalarına yaz uyarısı: 'Kan şekeri ölçüm sıklığını artırın']]></title>
            <link>https://www.gercekfethiye.com/uzmanlardan-diyabet-hastalarina-yaz-uyarisi-kan-sekeri-olcum-sikligini-artirin/127106/</link>
            <description><![CDATA[Yaz aylarında artan hava sıcaklıkları, diyabetli bireylerde yalnızca susuzluk riskini artırmıyor; kan şekeri düzeylerinde beklenmedik dalgalanmalara da neden olabiliyor. Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Demet Yetkin, sıcak havalarda hem hipoglisemi hem de hiperglisemi riskinin artabileceğine dikkat çekerek, diyabetli bireylerin yaz döneminde kan şekeri takibini daha sık yapmaları ve sıvı tüketimine özen göstermeleri gerektiğini söyledi.]]></description>
            <guid>https://www.gercekfethiye.com/uzmanlardan-diyabet-hastalarina-yaz-uyarisi-kan-sekeri-olcum-sikligini-artirin/127106/</guid>
            <category domain="https://www.gercekfethiye.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Sat, 08 Aug 2026 08:34:02 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Yaz mevsiminin diyabet yönetiminde daha dikkatli olunması gereken dönemlerden biri olduğunu belirten Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Demet Yetkin, yüksek sıcaklıkların vücutta meydana getirdiği değişikliklerin kan şekeri kontrolünü doğrudan etkileyebileceğini ifade etti.</p><strong>'Sıcak hava kan şekerini beklenmedik şekilde etkileyebilir'</strong><p>Prof. Dr. Demet Yetkin, '2026 yılında Diabetes Care dergisinde yayımlanan geniş kapsamlı bir çalışmada, tip 1 diyabetli bireylerde hava sıcaklığı arttıkça hipoglisemi yani kan şekeri düşüklüğü riskinin de arttığı gösterildi. Bu durum, sıcak havanın herkeste otomatik olarak kan şekerini düşürdüğü anlamına gelmez. Ancak özellikle insülin kullanan hastalarda yaz aylarında kan şekeri takibinin daha dikkatli yapılması gerektiğini ortaya koymaktadır' dedi.</p><strong>'Hem düşük hem de yüksek kan şekeri görülebilir'</strong><p>Sıcak havalarda cilt damarlarının genişlemesi nedeniyle insülinin bazı kişilerde daha hızlı emilebildiğini belirten Prof. Dr. Yetkin, yaz aylarında yürüyüş, yüzme ve diğer fiziksel aktivitelerin artmasının da kan şekerini düşürücü etkiyi güçlendirebildiğini söyledi. Yetkin, 'Öte yandan yeterli sıvı tüketilmediğinde gelişen susuzluk, kan şekerinin yükselmesine neden olabilir. Bu nedenle yaz aylarında yalnızca hipoglisemi değil, hiperglisemi riski de göz önünde bulundurulmalıdır. Diyabetli bireyler kan şekeri ölçümlerini sıcak havalarda normalden daha sık yapmalıdır' dedi.</p><strong>'Belirtiler sıcak çarpmasıyla karışabiliyor'</strong><p>Terleme, halsizlik, baş dönmesi ve çarpıntı gibi belirtilerin hem sıcak çarpmasında hem de hipoglisemide görülebileceğini vurgulayan Prof. Dr. Demet Yetkin, 'Kendinizi kötü hissettiğinizde belirtilerin nedenini tahmin etmeye çalışmak yerine mutlaka kan şekerinizi ölçün. Erken yapılan ölçüm, doğru müdahale açısından hayati önem taşır' ifadelerini kullandı.</p><strong>'İnsülin dozunu kendi başınıza değiştirmeyin'</strong><p>Yaz aylarında kan şekeri değerlerinde değişiklik görülmesinin tedavinin bireysel olarak değiştirilmesi gerektiği anlamına gelmediğini belirten Prof. Dr. Yetkin, 'Tekrarlayan hipoglisemi atakları yaşayan hastaların tedavileri mutlaka hekim tarafından yeniden değerlendirilmelidir. Özellikle tip 1 diyabetli bireyler bazal insülinlerini kesinlikle kendi başlarına kesmemelidir' diye konuştu.</p><strong>'İnsülini sıcaktan koruyun'</strong><p>İnsülinlerin uygun koşullarda saklanmasının tedavinin etkinliği açısından büyük önem taşıdığını ifade eden Prof. Dr. Demet Yetkin, 'İnsülinler doğrudan güneş altında, park halindeki araçlarda veya yüksek sıcaklığa maruz kalan ortamlarda bırakılmamalıdır. Aşırı sıcak ilacın etkinliğini azaltabilir. Özellikle seyahatlerde insülinlerin yalıtımlı taşıma çantalarında muhafaza edilmesi önerilir' dedi.</p><strong>Yaz aylarında diyabet hastaları nelere dikkat etmeli?</strong><p>Prof. Dr. Demet Yetkin, yaz aylarında diyabet yönetimi için şu önerilerde bulundu: 'Gün boyunca yeterli miktarda su tüketin. Kan şekerinizi sıcak günlerde normalden daha sık kontrol edin. Uzun yürüyüş veya egzersiz sırasında yanınızda hızlı etkili karbonhidrat bulundurun. Öğün atlamayın. İnsülin ve diyabet malzemelerinizi aşırı sıcaktan koruyun. Tekrarlayan hipoglisemi veya yüksek kan şekeri durumunda mutlaka hekiminize başvurun.'</p><p>Yaz mevsiminin doğru önlemler alındığında diyabetli bireyler için güvenle geçirilebileceğini vurgulayan Prof. Dr. Demet Yetkin, 'Düzenli glukoz takibi, yeterli sıvı tüketimi ve ilaçların doğru koşullarda saklanması gibi basit önlemler sayesinde yaz aylarını sağlıklı ve güvenli geçirmek mümkündür' diyerek sözlerini tamamladı.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.gercekfethiye.com/c/80/1280x720/s/dosya/haber/uzmanlardan-diyabet-hastalarin_1786108948_eapI1o.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Uzmanlardan diyabet hastalarına yaz uyarısı: 'Kan şekeri ölçüm sıklığını artırın' ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.gercekfethiye.com/c/80/370x208/s/dosya/haber/uzmanlardan-diyabet-hastalarin_1786108948_eapI1o.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Gerçek Fethiye Gazetesi ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Gerçek Fethiye Gazetesi</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Yatağan'da Dünya Emzirme Haftası etkinliklerle kutlandı]]></title>
            <link>https://www.gercekfethiye.com/yatagan-da-dunya-emzirme-haftasi-etkinliklerle-kutlandi/127077/</link>
            <description><![CDATA[Yatağan İlçe Sağlık Müdürlüğü, 1-7 Ağustos Dünya Emzirme Haftası kapsamında düzenlediği etkinliklerle anne sütünün önemine dikkat çekti. Hafta boyunca gerçekleştirilen bilgilendirme çalışmalarıyla, anne sütüyle beslenmenin bebek ve anne sağlığı üzerindeki olumlu etkileri vatandaşlarla paylaşıldı.]]></description>
            <guid>https://www.gercekfethiye.com/yatagan-da-dunya-emzirme-haftasi-etkinliklerle-kutlandi/127077/</guid>
            <category domain="https://www.gercekfethiye.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Fri, 07 Aug 2026 14:15:21 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>İlçe Sağlık Müdürlüğü&#39;nden yapılan açıklamada, anne sütünün bebeklerin ilk 6 ay boyunca ihtiyaç duyduğu tüm besinleri tek başına karşıladığı, kolay sindirilebildiği ve enfeksiyonlara karşı güçlü koruma sağladığı vurgulandı. </p><p>Açıklamada, bebeklerin doğumdan hemen sonra emzirilmeye başlanmasının, ilk 6 ay yalnızca anne sütüyle beslenmesinin ve emzirmenin uygun ek gıdalarla birlikte 2 yaş ve sonrasına kadar sürdürülmesinin hem çocuk hem de anne sağlığı açısından büyük önem taşıdığı belirtildi.</p><p>Yetkililer, anne sütünün bebeğin bağışıklık sistemini güçlendirdiğini, sağlıklı büyüme ve gelişimi desteklediğini, emzirmenin ise annelerde bazı kanser türleri ve çeşitli sağlık sorunlarının görülme riskini azalttığını ifade ederek tüm anneleri emzirmeye teşvik etti.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.gercekfethiye.com/c/80/1280x720/s/dosya/haber/yatagan-da-dunya-emzirme-hafta_1786101319_a4molH.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Yatağan'da Dünya Emzirme Haftası etkinliklerle kutlandı ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.gercekfethiye.com/c/80/370x208/s/dosya/haber/yatagan-da-dunya-emzirme-hafta_1786101319_a4molH.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Gerçek Fethiye Gazetesi ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Gerçek Fethiye Gazetesi</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Muğla’da 42 işletmeye 1 milyon 514 bin TL ceza]]></title>
            <link>https://www.gercekfethiye.com/mugla-da-42-isletmeye-1-milyon-514-bin-tl-ceza/127054/</link>
            <description><![CDATA[Muğla İl Tarım ve Orman Müdürlüğü Gıda ve Yem Şube Müdürlüğü ekiplerince 2026 yılı Temmuz ayında il genelinde gerçekleştirilen gıda denetimlerinde toplam 2 bin 20 resmi denetim yapıldı. Denetimlerde mevzuata aykırılık tespit edilen 42 işletmeye toplam 1 milyon 514 bin 385 TL idari para cezası uygulandı.]]></description>
            <guid>https://www.gercekfethiye.com/mugla-da-42-isletmeye-1-milyon-514-bin-tl-ceza/127054/</guid>
            <category domain="https://www.gercekfethiye.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Fri, 07 Aug 2026 10:51:22 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Muğla İl Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından yürütülen denetimlerde, vatandaşların güvenilir gıdaya ulaşmasının sağlanması amacıyla işletmeler titizlikle kontrol edildi. Denetimlerde hijyen şartları, son tüketim tarihleri, ürünlerin izlenebilirliği, işletmelerin kayıtlı faaliyet durumu, etiket uygunluğu, personel hijyen belgeleri ile gıda güvenliğine ilişkin diğer kriterler incelendi.</p><p>Gıda ve Yem Şube Müdürlüğü ekiplerince gerçekleştirilen denetimlerde, Hijyen kurallarını ihlal eden 8 işletmeye 422 bin 408 lira, bozulmuş gıda, son kullanım tarihi geçmiş gıda satışı yapan 13 işletmeye 342 bin 680 TL, izlenebilirlik konusunda 4 işletmeye 211 bin 204 TL, kayıtsız faaliyet konusunda 8 işletmeye 210 bin 880 TL, çalıştırılması zorunlu personel ihlali nedeniyle 2 işletmeye 158 bin 448 TL, çalışanların hijyen belgesi olmaması kuralı ihlal eden 5 işletmeye 89 bin 604 TL, etiket uygunsuzluğu nedeniyle bir işletmeye 52 bin 801 TL ve pestisit kalıntısı bulunan bir işletmeye de 26 bin 360 TL ceza uygulandı.</p><p>İl Tarım ve Orman Müdürlüğü yetkilileri, gıda güvenilirliğinin sağlanması ve tüketici sağlığının korunmasına yönelik denetimlerin aralıksız devam edeceğini belirtti.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.gercekfethiye.com/c/80/1280x720/s/dosya/haber/mugla-da-42-isletmeye-1-milyon_1786089080_r54Bzi.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Muğla’da 42 işletmeye 1 milyon 514 bin TL ceza ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.gercekfethiye.com/c/80/370x208/s/dosya/haber/mugla-da-42-isletmeye-1-milyon_1786089080_r54Bzi.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Gerçek Fethiye Gazetesi ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Gerçek Fethiye Gazetesi</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[MUSKİ'den Çetibeli Mahallesi'nde İçme Suyu Hattı Yenileme Çalışması]]></title>
            <link>https://www.gercekfethiye.com/muski-den-cetibeli-mahallesi-nde-icme-suyu-hatti-yenileme-calismasi/127051/</link>
            <description><![CDATA[Muğla Büyükşehir belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi (MUSKİ) Genel Müdürlüğü ekipleri, Muğla genelinde yürüttüğü eski su isale hatlarının yenilenmesi çalışmalarını Marmaris Çetibeli Mahallesinde devam ettiriyor. Çetibeli Mahallesine kaynak su sağlayan yaklaşık 2 bin 500 metrelik hat yenilenerek mahalle daha fazla su akışı sağlanacak.]]></description>
            <guid>https://www.gercekfethiye.com/muski-den-cetibeli-mahallesi-nde-icme-suyu-hatti-yenileme-calismasi/127051/</guid>
            <category domain="https://www.gercekfethiye.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Fri, 07 Aug 2026 10:22:16 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>MUSKİ Genel Müdürlüğünden yapılan açıklamada, 'Marmaris Çetibeli Mahallesi&#39;nde başlattığımız çalışma kapsamında, mahallemizin içme suyunu sağlayan kaynak hattının yaklaşık 2 bin 500 metrelik bölümünü yenileyerek mahallemize daha fazla içme suyu ulaştırıyoruz. </p><p>Büyükşehir Belediye Başkanımız Ahmet Aras&#39;ın içme suyu hatlarının yenilenmesi yönündeki talimatları doğrultusunda, vatandaşlarımıza kesintisiz içme suyu sağlamak için ilimiz genelinde altyapı çalışmalarımıza aralıksız devam ediyoruz' dedi.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.gercekfethiye.com/c/80/1280x720/s/dosya/haber/muski-den-cetibeli-mahallesi-n_1786087333_2k4XBH.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ MUSKİ'den Çetibeli Mahallesi'nde İçme Suyu Hattı Yenileme Çalışması ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.gercekfethiye.com/c/80/370x208/s/dosya/haber/muski-den-cetibeli-mahallesi-n_1786087333_2k4XBH.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Gerçek Fethiye Gazetesi ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Gerçek Fethiye Gazetesi</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA['Karaciğerim yağlı' demeyin, önlemini alın]]></title>
            <link>https://www.gercekfethiye.com/karacigerim-yagli-demeyin-onlemini-alin/127046/</link>
            <description><![CDATA[Karaciğer yağlanması, günümüzde hareketsiz yaşam ve sağlıksız beslenmenin yaygınlaşmasıyla birlikte en sık görülen hastalıklardan biri haline geldi. İç Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Esra Çokiçli, çoğu zaman önemsenmeyen karaciğer yağlanmasının tedavi edilmediğinde siroza kadar ilerleyebileceğini belirterek, bilinçsiz kullanılan bitkisel ürünlerin ise karaciğere faydadan çok zarar verebileceği uyarısında bulundu.]]></description>
            <guid>https://www.gercekfethiye.com/karacigerim-yagli-demeyin-onlemini-alin/127046/</guid>
            <category domain="https://www.gercekfethiye.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Fri, 07 Aug 2026 08:20:02 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>'Karaciğerimde yağlanma var' cümlesi artık polikliniklerde en sık duyulan şikyetlerden biri haline geldi.  İç Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Esra Çokiçli, insülin direnci, fazla kilo ve hareketsiz yaşamla yakından ilişkili olan karaciğer yağlanmasının sanıldığı kadar masum olmadığını belirterek, erken tanı ve kontrollü kilo kaybının tedavide en önemli basamak olduğunu söyledi.</p><strong>Karaciğer yağlanması siroza kadar ilerleyebilir</strong><p>Karaciğer yağlanmasının toplumda giderek yaygınlaştığını belirten Doç. Dr. Esra Çokiçli, 'Karaciğer yağlanması insülin direnci, hareketsiz yaşam, sağlıksız beslenme ve fazla kiloyla doğrudan ilişkili önemli bir sağlık sorunudur. Özellikle göbek çevresindeki yağlanmanın artmasıyla birlikte karaciğerde de yağ birikimi başlıyor. Sanılanın aksine bu durum masum değildir ve tedavi edilmediğinde siroza kadar ilerleyebilir' dedi.</p><strong>Kontrollü kilo vermek önemli</strong><p>Karaciğer yağlanmasının en etkili tedavisinin yaşam tarzı değişikliği olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Çokiçli, 'Bilimsel olarak karaciğer yağlanmasının en etkili tedavisi kontrollü kilo vermektir. Ancak burada önemli olan hızlı kilo kaybı değil, dengeli beslenmeyle yavaş ve sağlıklı şekilde kilo vermektir. Hızlı kilo vermek de karaciğer üzerinde olumsuz etkilere neden olabilir. Gerektiğinde karaciğer hücrelerini destekleyen bazı tedaviler uygulanabilir' diye konuştu.</p><strong>Bilinçsiz bitkisel ürün kullanmayın</strong><p>Karaciğer yağlanmasına iyi geldiği iddiasıyla satılan ürünlere karşı dikkatli olunması gerektiğini belirten Doç. Dr. Çokiçli, 'Özellikle aktarlardan temin edilen ve karaciğer yağlanmasına iyi geldiği söylenen bitkisel ürünler kontrolsüz kullanıldığında ciddi karaciğer hasarına, hatta karaciğer yetmezliğine kadar gidebilen sonuçlara neden olabilir. Bu nedenle hiçbir takviye veya bitkisel ürün hekim önerisi olmadan kullanılmamalıdır' ifadelerini kullandı.</p><strong>Erken tanı için düzenli kontrol şart</strong><p>Karaciğer yağlanmasının ultrasonla büyük oranda tespit edilebildiğini ifade eden Doç. Dr. Çokiçli, 'Tanıda ultrason önemli bir yere sahip. Gerekli görülen hastalarda ise FibroScan veya manyetik rezonans gibi ileri görüntüleme yöntemlerinden yararlanıyoruz. Tanı konulan hastaların belirli aralıklarla takip edilmesi, tedaviye verilen yanıtın değerlendirilmesi ve hastalığın ilerlemesinin önlenmesi açısından büyük önem taşıyor' diye konuştu.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.gercekfethiye.com/c/80/1280x720/s/dosya/haber/karacigerim-yagli-demeyin-onle_1786022083_CkAyo5.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ 'Karaciğerim yağlı' demeyin, önlemini alın ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.gercekfethiye.com/c/80/370x208/s/dosya/haber/karacigerim-yagli-demeyin-onle_1786022083_CkAyo5.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Gerçek Fethiye Gazetesi ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Gerçek Fethiye Gazetesi</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Yaz aylarında su tüketimi, dengeli beslenme ve fiziksel aktivitelere dikkat]]></title>
            <link>https://www.gercekfethiye.com/yaz-aylarinda-su-tuketimi-dengeli-beslenme-ve-fiziksel-aktivitelere-dikkat/127039/</link>
            <description><![CDATA[Artan sıcaklar nedeniyle yaz mevsiminde beslenmeye dikkat edilmesi gerektiğini söyleyen uzmanlar, su içilmesi, dengeli beslenilmesi ve fiziksel aktiviteler yapılması gerektiğini belirtti.]]></description>
            <guid>https://www.gercekfethiye.com/yaz-aylarinda-su-tuketimi-dengeli-beslenme-ve-fiziksel-aktivitelere-dikkat/127039/</guid>
            <category domain="https://www.gercekfethiye.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Thu, 06 Aug 2026 21:34:02 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Yaz aylarında sağlıklı beslenme ve yeterli su tüketiminin büyük önem taşıdığına dikkat çeken  Beslenme ve Diyetetik Uzmanı Dyt. Merve Sena Nazlı, gün içinde yeterli miktarda su içilmesini, et ve balık gibi protein kaynaklarının dengeli şekilde tüketilmesini, fiziksel aktivitenin ihmal edilmemesini tavsiye etti. </p><p>Artan sıcaklarla beraber iştahın kapandığını ama daha çok fresh yiyecek ve içecekler tüketilmek istendiğini belirten Nazlı, 'Bunlar neler oluyor? Asitli gazlı içecekler, şekerli içecekler, soğuk kahveler, dondurma ya da sürekli bir atıştırma ihtiyacında oluyoruz. Bu da uzun vadede maalesef aldığımız kaloriyi arttırıp, kilo artışına yol açabiliyor. Burada beslenme bizim açımızdan çok çok kıymetli. Neye dikkat edeceğiz? Öncelikle su tüketimimiz bizim açımızdan çok önemli. Terle beraber sıvı kaybımız çok fazla oluyor. </p><p>Sıvı kaybımıza ek olarak sadece su kaybı değil, aynı zamanda vücudumuzdaki mineraller, sodyum, potasyum, magnezyum da azalıyor. Bu yüzden suda ölçümüz günlük 10-12 bardak kadar olsun ve günlük mutlaka maden suları içmeye dikkat edelim. Özellikle sade maden suyunu gün içerisinde yayabilirsiniz. Günlük bir şişe yeterli olacaktır bizim açımızdan. Bunu isterseniz içtiğiniz bir şişenin içerisine koyabilirsiniz ya da direkt kendisini de içebilirsiniz. Bunun dışında beslenmede dikkat edeceğimiz şeyler protein alımımızı azaltmayalım. Burada ne tüketebiliriz? Izgara grupları, et grubu olabilir, balık mutlaka tercih edebiliriz ve artık yaz aylarıyla beraber mevsim salatalarını bol miktarda tüketelim. Yemeklerimizin yanında bol miktarda yapacağımız sebze grupları, fırında ya da buharda pişirdiğimiz sebzeleri de ilave etmeye çalışalım' dedi.</p><p>Dyt. Merve Sena Nazlı şöyle devam etti: 'Yaz aylarında soğuk içecekler içmek istediğimiz zaman şekerli içecekler tüketmek yerine evde kendi yapacağımız smoothieler olabilir. Sütümüzün içerisine meyve koyup blenderden geçirebiliriz. Evde kendi dondurmamızı kendimiz hazırlayabiliriz. Meyveyi püre haline getirip yoğurtla karıştırıp, hatta istersek bal koyup tatlandırarak dondurup daha sağlıklı alternatifler tercih edebiliriz. Yemek kısmımızda bunlara dikkat ederken, fiziksel aktiviteyi de ihmal etmememiz gerekiyor. Özellikle yaz akşamlarında mutlaka yürüyüşler ilave edebiliriz. Yüzme şansımız varsa mutlaka yüzelim. En azından yaz aylarında fiziksel aktivitemizi de arttırarak değerlendirelim. Soğuk bir şeyler tüketmek istediğimiz zaman meyve tüketimini de abartıyoruz. Meyvedir nasıl olsa sağlıklıdır diye düşünüp fazla miktarda tükettiğimizde bu da yağlanmalara yol açıyor. Çünkü meyvenin de kendi şekeri var. Günlük 2-3 porsiyon meyve tüketebiliriz ama bunu daha çok gün içerisinde tüketmeye çalışalım. Akşam yemek sonrasında çok yoğun miktarda meyve tabakları yapmamaya çalışalım. Yaz aylarında yine aynı zamanda mangal tüketimimiz de artıyor. Burada tabii ki mangal tüketebiliriz, sadece burada porsiyon kontrolümüze dikkat edelim. Ve yanında soğuk bir şey içmek istediğimiz zaman ayran ya da daha doğal probiyotik olması açısından şalgam suları da tercih edilebilir' diye konuştu.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.gercekfethiye.com/c/80/1280x720/s/dosya/haber/yaz-aylarinda-su-tuketimi-deng_1786021590_X7Cq43.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Yaz aylarında su tüketimi, dengeli beslenme ve fiziksel aktivitelere dikkat ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.gercekfethiye.com/c/80/370x208/s/dosya/haber/yaz-aylarinda-su-tuketimi-deng_1786021590_X7Cq43.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Gerçek Fethiye Gazetesi ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Gerçek Fethiye Gazetesi</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Sıcak hava dalgaları beyin sağlığını da tehdit ediyor]]></title>
            <link>https://www.gercekfethiye.com/sicak-hava-dalgalari-beyin-sagligini-da-tehdit-ediyor/126979/</link>
            <description><![CDATA[Yüksek hava sıcaklıklarının yalnızca fiziksel performansı değil, beyin sağlığını da olumsuz etkilediğini belirten Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Belma Doğan Güngen, "Sıcak havalarda gelişen sıvı ve elektrolit kaybı, beyin fonksiyonlarını olumsuz etkileyebilir. Baş ağrısı, dikkat dağınıklığı, kafa karışıklığı ve bayılma gibi belirtiler görülebilir. İleri vakalarda ise sıcak çarpması kalıcı beyin hasarına hatta komaya neden olabilir" dedi.]]></description>
            <guid>https://www.gercekfethiye.com/sicak-hava-dalgalari-beyin-sagligini-da-tehdit-ediyor/126979/</guid>
            <category domain="https://www.gercekfethiye.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Thu, 06 Aug 2026 07:30:01 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Yaz aylarında etkisini artıran sıcak hava dalgaları, yalnızca kalp ve damar sistemini değil beyni de ciddi şekilde etkiliyor. Vücut sıcaklığının yükselmesiyle birlikte beyin, ısı dengesini koruyabilmek için yoğun bir mücadele verirken, sıvı ve elektrolit kaybı sinir sistemi üzerinde önemli değişikliklere yol açabiliyor. İstinye Üniversitesi Liv Hospital Bahçeşehir Nöroloji Kliniği&#39;nden Prof. Dr. Belma Doğan Güngen, aşırı sıcakların beyin sağlığı üzerindeki etkileri ve alınması gereken önlemler hakkında bilgi verdi.</p><strong>'Yüksek sıcaklıklar beyni biyolojik strese sokuyor'</strong><p>Yüksek sıcaklıklarda vücudun öncelikle ısıyı düşürmek için damarları genişlettiğini ve terlemeyi artırdığına değinen Prof. Dr. Güngen, 'Bu süreçte ciddi sıvı ve elektrolit kaybı yaşanır. Beyin ise vücut sıcaklığını sabit tutabilmek için yoğun şekilde çalışır. Ancak vücut ısısı kontrol altına alınamazsa sinir hücreleri biyolojik strese girer, beyni koruyan kan-beyin bariyerinde bozulma meydana gelebilir. Bu durum kafa karışıklığı, baş dönmesi, halsizlik ve bayılmaya yol açabilir. Müdahale edilmediğinde ise kalıcı beyin hasarı veya koma gelişebilir' diye konuştu.</p><strong>'Sıcak havalarda migren atakları artabiliyor'</strong><p>Sıcak havaların baş ağrısı ve migreni tetikleyebildiğini ifade eden Prof. Dr. Güngen, 'Artan sıcaklık beyin damarlarında genişlemeye neden olurken, terlemeye bağlı gelişen sıvı ve elektrolit kaybı da baş ağrısını tetikleyebilir. Migren hastalarının beyni çevresel değişikliklere daha duyarlıdır. Ayrıca yaz aylarında uyku kalitesinin bozulması da migren ataklarının daha sık görülmesine neden olabilir' dedi.</p><strong>'Bilişsel performans düşüyor'</strong><p>Vücut sıcaklığındaki artışın beyin fonksiyonlarını doğrudan etkilediğine dikkat çeken Prof. Dr. Güngen, 'Yüksek sıcaklık sinir hücreleri arasındaki iletişimi yavaşlatabilir. Hafıza, dikkat ve algı süreçlerinde yavaşlama görülebilir. Hareketlerde yavaşlama, aşırı yorgunluk, huzursuzluk ve sinirlilik de sıcak havalarda sık karşılaşılan belirtiler arasında yer alır' ifadelerini kullandı.</p><strong>'Sıcak çarpması kalıcı hasar bırakabilir'</strong><p>Sıcak çarpmasının tıbbi açıdan acil müdahale gerektiren bir tablo olduğunu kaydeden Prof. Dr. Güngen, 'Vücut sıcaklığının 40 derecenin üzerine çıkmasıyla birlikte beyin artık kendini koruyamaz hale gelir. Sinir hücrelerinin yapısı bozulabilir, beyin ödemi gelişebilir ve kalıcı nörolojik hasarlar ortaya çıkabilir. Bu nedenle sıcak çarpması belirtileri ciddiye alınmalıdır' diye konuştu.</p><strong>'Susuzluk dikkat ve hafızayı olumsuz etkiliyor'</strong><p>Dehidratasyonun beyin fonksiyonlarını yavaşlattığını belirten Prof. Dr. Güngen, 'Susuz kalan beyinde hücreler büzüşür ve hücreler arasındaki iletişim zayıflar. Ayrıca vücut stres hormonu olan kortizolü daha fazla salgılar. Bu durum öğrenme, hafıza ve dikkat üzerinde olumsuz etkilere neden olur. Kişilerde odaklanma güçlüğü ve halk arasında &#39;beyin sisi&#39; olarak tanımlanan zihinsel yorgunluk görülebilir' dedi.</p><strong>'Nörolojik hastalığı olanlar daha dikkatli olmalı'</strong><p>Sıcak havaların özellikle nörolojik hastalığı bulunan kişiler için daha büyük risk oluşturduğunu söyleyen Prof. Dr. Güngen, 'Epilepsi hastalarında nöbet sıklığı artabilir. İnme öyküsü bulunan kişilerde tansiyon dengesinin bozulması yeni bir inme riskini artırabilir. Demans, Parkinson ve diğer nörolojik hastalıklarda ise kafa karışıklığı, huzursuzluk ve bilişsel bozulmalar daha belirgin hale gelebilir' ifadelerini kullandı.</p><strong>'Uyku bozukluğu da beyni olumsuz etkiliyor'</strong><p>Yaz aylarında sıcak nedeniyle uyku kalitesinin bozulmasının beyin sağlığını da etkilediğini dile getiren Prof. Dr. Güngen, 'Beyin gün içerisinde oluşan zararlı atıkları derin uyku sırasında temizler. Yetersiz uyku bu süreci olumsuz etkiler. Bunun sonucunda ertesi gün baş ağrısı, dikkat azalması, unutkanlık, zihinsel yorgunluk ve duygu durum değişiklikleri görülebilir' diye konuştu.</p><strong>'Çocuklar ve yaşlılar daha fazla risk altında'</strong><p>Çocuklar ve yaşlıların sıcak havanın beyin üzerindeki etkilerine karşı daha hassas olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Güngen, 'Yaşlılarda vücut ısısını düzenleyen mekanizmalar zayıflarken, çocuklarda ise terleme sistemi tam olarak gelişmediği için vücut sıcaklığı daha hızlı yükselir. Bu nedenle her iki yaş grubunda da sıcak çarpması ve nörolojik etkiler daha sık görülebilir' dedi.</p><strong>'Beyni korumak için basit önlemler alınmalı'</strong><p>Beyin sağlığını korumak için özellikle sıcak saatlerde dışarı çıkılmaması gerektiğini belirten Prof. Dr. Güngen, '11.00-16.00 saatleri arasında güneşe maruz kalınmamalı, bol su tüketilmeli, açık renkli kıyafetler ve şapka tercih edilmelidir. Çok sıcak bir ortamdan aşırı soğuk klimalı ortamlara ani geçişlerden kaçınılmalıdır. Özellikle çocuklar, yaşlılar ve kronik hastalığı bulunan kişiler sıcak havalarda daha dikkatli olmalıdır' diyerek sözlerini tamamladı.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.gercekfethiye.com/c/80/1280x720/s/dosya/haber/sicak-hava-dalgalari-beyin-sag_1785936977_Xk8rMl.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Sıcak hava dalgaları beyin sağlığını da tehdit ediyor ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.gercekfethiye.com/c/80/370x208/s/dosya/haber/sicak-hava-dalgalari-beyin-sag_1785936977_Xk8rMl.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Gerçek Fethiye Gazetesi ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Gerçek Fethiye Gazetesi</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Havuz kenarında hayat kurtaran 9 güvenlik kuralı]]></title>
            <link>https://www.gercekfethiye.com/havuz-kenarinda-hayat-kurtaran-9-guvenlik-kurali/126913/</link>
            <description><![CDATA[Yaz tatilinde deniz, havuz ve su parklarında yaşanabilecek kazalara dikkat çeken Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü Çocuk Nörolojisi Uzmanı Prof. Dr. Yavuz Gürer, özellikle kafa ve omurga travmalarının çocuklarda kalıcı nörolojik hasarlara neden olabileceğini belirterek ailelerin yaz tatilinde dikkat etmesi gereken önemli noktalar hakkında bilgi verdi.]]></description>
            <guid>https://www.gercekfethiye.com/havuz-kenarinda-hayat-kurtaran-9-guvenlik-kurali/126913/</guid>
            <category domain="https://www.gercekfethiye.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Wed, 05 Aug 2026 08:34:01 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Yaz döneminde özellikle havuz ve deniz çevresinde yaşanan kazalar arasında havuz kenarından düşme, kaydırakların yanlış kullanımı, sığ suya atlama, sert zemine çarpma ve diğer kişilerle çarpışmaya bağlı kafa, beyin ve omurga travmaları öne çıkıyor.</p><p> Kaygan zeminlerde meydana gelen düşmeler, merdiven kazaları, kırık seramiklere bağlı kesiler, kemik kırıkları ve burkulmalar da sık karşılaşılan yaralanmalar arasında yer alıyor. Bunun yanı sıra su yutma, yüzme bilmemeye bağlı boğulma ve yarı boğulma vakaları, havuz kaynaklı enfeksiyonlar, güneş yanıkları ve havuz kimyasallarına aşırı maruziyet de yaz aylarında dikkat edilmesi gereken sağlık sorunları arasında bulunuyor.</p><p>Çocukların suyun içinde ve çevresinde bulunduğu her an aktif şekilde gözetim altında tutulmasının büyük önem taşıdığını belirten Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü Çocuk Nörolojisi Uzmanı Prof. Dr. Yavuz Gürer, telefonla ilgilenmek, kitap okumak, yemek yemek ya da başka bir çocukla ilgilenmek gibi dikkat dağıtıcı durumların birkaç saniyelik ihmalin bile ciddi sonuçlara yol açmasına neden olabileceğini söyledi. Boğulma vakalarının önemli bir kısmının sessiz gerçekleştiğine dikkat çeken Gürer, çocukların yalnızca uzaktan izlenmesinin yeterli olmadığını, ebeveynlerin veya sorumlu yetişkinlerin sürekli olarak çocukları gözlemlemesinin hayati önem taşıdığını ifade etti.</p><p>Birden fazla yetişkinin bulunduğu ortamlarda belirli sürelerle yalnızca çocukları takip etmekle görevli bir kişinin &#39;Su Gözlemcisi&#39; olarak belirlenmesinin güvenliği önemli ölçüde artırdığını belirten Gürer, böylece gözetim sorumluluğunun netleştiğini, dikkat dağınıklığının önüne geçildiğini ve özellikle kalabalık havuz ile plaj ortamlarında risklerin erken fark edilerek kazaların önlenmesine katkı sağlandığını kaydetti.</p><p>Çocuklara küçük yaşlardan itibaren tek başına suya girmemelerinin öğretilmesi gerektiğini vurgulayan Gürer, deneyimli yüzücüler için bile bir yetişkinin veya yüzme arkadaşının eşlik etmesinin güvenlik açısından önem taşıdığını ifade etti. Tekne gezileri, açık deniz aktiviteleri ve su sporlarında ise çocuğun yaşına ve kilosuna uygun, onaylı can yeleklerinin kullanılmasının ihmal edilmemesi gerektiğini belirtti.</p><p>Havuz güvenliğinin ihmal edilmemesi gerektiğini dile getiren Gürer, çocuklara havuz giderlerinden ve emme sistemlerinden uzak durmalarının öğretilmesi gerektiğini söyledi. Havuz çevresinde güvenlik çiti, kilitli kapı ve kontrollü giriş gibi fiziksel önlemlerin bulunmasının küçük çocukların havuza kontrolsüz şekilde ulaşmasını önlediğini ifade eden Gürer, çocuğun kısa süreliğine gözden kaybolması durumunda ilk kontrol edilmesi gereken yerin havuz olduğunu hatırlattı.</p><p>Küçük çocukların çok az miktardaki suda bile boğulma riski yaşayabileceğine dikkat çeken Gürer, küvet, jakuzi, süs havuzu, şişme havuz ve su dolu kovalar gibi alanlarda çocukların kesinlikle yalnız bırakılmaması gerektiğini belirtti. Ev ortamında yaşanan boğulma vakalarının önemli bir kısmının bu tür alanlarda meydana geldiğini ifade eden Gürer, deniz ve havuzlarda hem ebeveynlerin hem de çocukların tüm güvenlik kurallarına uymasının boğulma riskini en aza indireceğini söyledi.</p><p>Güvenli bir tatil için özellikle su kaydıraklarında uyulması gereken kuralları da sıralayan Gürer, kaydırak girişindeki uyarı levhaları ve kullanım kurallarının mutlaka okunması, yaş, boy ve kilo sınırlarına uygun kaydırakların tercih edilmesi, sıra düzenine uyulması, görevlinin izin verdiği zaman kayılması, riskli pozisyonlarda kayılmaması, kaydırak üzerinde durulmaması veya geriye çıkılmaması, küçük çocukların kaydırakları tek başına kullanmaması, iniş alanının hızlı şekilde terk edilmesi ve çocukların tehlikeli hareketlere teşvik edilmemesi gerektiğini ifade etti.</p><p>Havuz veya deniz kazaları sonrasında kafa ve omurga yaralanmalarının her zaman ciddiyetle değerlendirilmesi gerektiğini belirten Gürer, bilinç kaybı, şiddetli veya giderek artan baş ağrısı, tekrarlayan kusma, aşırı uyku hali, bayılma, nöbet geçirme, denge kaybı, konuşma bozukluğu, kol veya bacaklarda güçsüzlük ya da uyuşma, görme bozukluğu ile boyun ağrısı ve boyun hareketlerinde kısıtlılık gibi belirtilerden birinin görülmesi halinde vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini söyledi.</p><p>İlk değerlendirmenin ardından gerekli görülen durumlarda çocuğun çocuk nörolojisi uzmanı tarafından muayene edilmesinin beyin ve sinir sistemiyle ilgili muhtemel sorunların erken tanı ve tedavisi açısından büyük önem taşıdığını belirten Gürer, herhangi bir belirti görülmese bile kafa veya omurgaya alınan şiddetli darbeler sonrasında çocuğun mutlaka hekim tarafından değerlendirilmesi gerektiğini kaydetti.</p><p>Yaz tatilinin güzel hatıralarla hatırlanması için çocuk güvenliğinin her zaman ön planda tutulması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Yavuz Gürer, basit gibi görünen önlemlerin ciddi yaralanmaların, kalıcı nörolojik hasarların ve boğulma gibi hayati risk taşıyan durumların önlenmesinde büyük rol oynadığını belirterek, çocukların yaşına uygun güvenlik kurallarının uygulanması, ailelerin bilinçli davranması ve muhtemel risklere karşı hazırlıklı olması sayesinde yaz tatilinin hem eğlenceli hem de sağlıklı geçirilebileceğini sözlerine ekledi.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.gercekfethiye.com/c/80/1280x720/s/dosya/haber/havuz-kenarinda-hayat-kurtaran_1785849772_ve1Njm.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Havuz kenarında hayat kurtaran 9 güvenlik kuralı ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.gercekfethiye.com/c/80/370x208/s/dosya/haber/havuz-kenarinda-hayat-kurtaran_1785849772_ve1Njm.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Gerçek Fethiye Gazetesi ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Gerçek Fethiye Gazetesi</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Yoğun Egzersiz Yapanlara Elektrolit Desteği Uyarısı]]></title>
            <link>https://www.gercekfethiye.com/yogun-egzersiz-yapanlara-elektrolit-destegi-uyarisi/126906/</link>
            <description><![CDATA[Yaz aylarında artan hava sıcaklıkları ve yoğun egzersizle birlikte vücudun sadece sıvı değil, hayati öneme sahip mineralleri de kaybettiğine dikkat çeken Beslenme ve Diyet Uzmanı Tuğçe Sütçüoğlu, özellikle uzun süre egzersiz yapanlar, yoğun terleyenler ile ishal ve kusma gibi rahatsızlıklar yaşayan kişilerde elektrolit dengesinin bozulabileceğini belirterek, "Sadece su içmek her zaman yeterli olmayabilir. Kaybedilen elektrolitlerin de yerine konulması gerekir" dedi.]]></description>
            <guid>https://www.gercekfethiye.com/yogun-egzersiz-yapanlara-elektrolit-destegi-uyarisi/126906/</guid>
            <category domain="https://www.gercekfethiye.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Tue, 04 Aug 2026 20:32:01 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Yaz aylarında sıcak havalarda ve yoğun egzersiz sırasında aşırı terleme nedeniyle hem su hem de sodyum ve potasyum gibi önemli minerallerin kaybedildiğini ifade eden Beslenme ve Diyet Uzmanı Tuğçe Sütçüoğlu, elektrolit kaybının en sık yoğun fiziksel aktivite sırasında görüldüğünü söyledi.</p><p>Pek çok kişinin egzersiz sonrası toparlanmak için bol su tüketmenin yeterli olduğunu düşündüğünü belirten Sütçüoğlu, 'Oysa çok fazla su içip tuz alımını ihmal etmek, kandaki sodyum düzeyinin seyrelmesine neden olabilir. Hiponatremi adı verilen bu tablo baş ağrısı, yorgunluk, mide bulantısı, kusma, kas güçsüzlüğü ve kramplarla kendini gösterebilir' ifadelerini kullandı.</p><strong>Bir saati aşan egzersizlerde elektrolit desteği önemli</strong><p>Sıcak havalarda yapılan yoğun fiziksel aktivitelerde yalnızca sıvının değil, elektrolitlerin de yerine konulmasının önem taşıdığını vurgulayan Sütçüoğlu, 'Genel bir kural olarak bir saatten uzun süren yoğun egzersizlerde veya sıcak havalarda yapılan aktivitelerde sadece kaybedilen sıvının değil, elektrolitlerin de yerine konulması gerekir. Kusma, ishal ve yüksek ateş gibi durumlarda da elektrolit dengesi bozulabilir. Bu tür durumlarda potasyumdan zengin meyve suları ve tuz içeren çorbalar sıvı-elektrolit dengesinin yeniden sağlanmasına yardımcı olabilir. Bir litre suya yaklaşık dörtte bir çay kaşığı kadar tuz eklenebilir. Hazırlanan karışımın tadı hafif olmalı, aşırı tuzlu olmamalıdır' dedi.</p><strong>Yoğun terleme sonrası sadece su yeterli olmayabilir</strong><p>Elektrolit ihtiyacının kişiden kişiye değişebileceğine dikkat çeken Sütçüoğlu, 'Susadığınızda su içmek önemli ancak yoğun terleme sonrası yalnızca su tüketmek yeterli olmayabilir. Özellikle çok terledikten sonra tuzlu bir atıştırmalık tüketmek, kaybedilen sodyumun yerine konmasına katkı sağlayabilir. Peynir gibi tuz içeren besinler sodyum ihtiyacının karşılanmasına destek olur. Avokado, muz, somon ve hindistan cevizi suyu gibi besinler ise potasyum açısından zengindir' diye konuştu.</p><strong>Belirtiler ihmal edilmemeli</strong><p>Yaz aylarında yoğun egzersiz yapanlar, açık havada çalışanlar ve uzun süre güneş altında kalan kişilerin halsizlik, kas krampları, baş ağrısı ve koyu renkli idrar gibi belirtileri dikkate alması gerektiğini belirten Sütçüoğlu, 'Bu belirtiler vücudun sıvı ve elektrolit dengesinin bozulduğuna işaret ediyor olabilir. Şikayetlerin devam etmesi durumunda mutlaka bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır' dedi.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.gercekfethiye.com/c/80/1280x720/s/dosya/haber/yogun-egzersiz-yapanlara-elekt_1785849385_FKtQ3G.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Yoğun Egzersiz Yapanlara Elektrolit Desteği Uyarısı ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.gercekfethiye.com/c/80/370x208/s/dosya/haber/yogun-egzersiz-yapanlara-elekt_1785849385_FKtQ3G.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Gerçek Fethiye Gazetesi ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Gerçek Fethiye Gazetesi</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA['Kan Ver, Umut Ol': Kızılay'dan Fethiye Taşyaka'da bağış kampanyası]]></title>
            <link>https://www.gercekfethiye.com/kan-ver-umut-ol-kizilay-dan-fethiye-tasyaka-da-bagis-kampanyasi/126901/</link>
            <description><![CDATA[Türk Kızılay Fethiye Şubesi, Taşyaka Mahallesi Trafik Eğitim Parkı’nda kan bağışı etkinliği düzenledi. Saat 23.00’e kadar devam edecek etkinlikte kan bağışında bulunan vatandaşlara çeşitli hediyeler verilirken, Kızılay Fethiye Şube Uzman Yardımcısı Arif Koçyiğit tüm Fethiyelileri kan bağışına davet etti.]]></description>
            <guid>https://www.gercekfethiye.com/kan-ver-umut-ol-kizilay-dan-fethiye-tasyaka-da-bagis-kampanyasi/126901/</guid>
            <category domain="https://www.gercekfethiye.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Tue, 04 Aug 2026 17:47:48 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Türk Kızılay Fethiye Şubesi, kan stoklarına katkı sağlamak ve gönüllü kan bağışını artırmak amacıyla Taşyaka Mahallesi Trafik Eğitim Parkı&#39;nda kan bağışı etkinliği düzenledi. Taşyaka Mahalle Muhtar Tufan Okşaş&#39;ın desteğiyle gerçekleştirilen organizasyonda Kızılay ekipleri saat 16.00 itibariyle vatandaşlardan kan bağışı kabul etmeye başladı. </p><p>Etkinlikle ilgili açıklamalarda bulunan Kızılay Fethiye Şube Uzman Yardımcısı Arif Koçyiğit kan bağışının hayat kurtaran bir sorumluluk olduğuna dikkat çekerek, 'Bugün Taşyaka Mahallesi Trafik Eğitim Parkı&#39;nda Taşyaka Mahalle Muhtarımız Tufan Okşaş ile birlikte organize ettiğimiz kan bağışı etkinliğimiz var. Ekiplerimiz saat 16.00&#39;da çalışmalarına başladı ve saat 23.00&#39;e kadar burada vatandaşlarımızın bağışlarını kabul edecek' dedi.</p><p>Kan bağışına teşvik amacıyla bağışçılar için çeşitli hediyeler hazırladıklarını belirten Koçyiğit, etkinlik kapsamında kan veren vatandaşlara termos çanta ve termos hediye edileceğini ifade etti.</p><p>Koçyiğit, tüm vatandaşlara çağrıda bulunarak, 'Bir ünite kan, birden fazla insanın yaşamına umut olabiliyor. Tüm duyarlı hemşehrilerimizi Taşyaka Mahallesi Trafik Eğitim Parkı&#39;na gelerek kan bağışında bulunmaya davet ediyoruz' diye konuştu.<br>Gece saat 23.00&#39;e kadar devam edecek kan bağışı etkinliğinde, sağlığı elveren 18-65 yaş arasındaki gönüllü vatandaşlar kan bağışında bulunabilecek. Türk Kızılay ekipleri, bağış süreci boyunca vatandaşlara gerekli bilgilendirmeleri yapmayı sürdürecek.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.gercekfethiye.com/c/80/1280x720/s/dosya/haber/kan-ver-umut-ol-kizilay-dan-fe_1785854866_f12nwu.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ 'Kan Ver, Umut Ol': Kızılay'dan Fethiye Taşyaka'da bağış kampanyası ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.gercekfethiye.com/c/80/370x208/s/dosya/haber/kan-ver-umut-ol-kizilay-dan-fe_1785854866_f12nwu.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Gerçek Fethiye Gazetesi ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Gerçek Fethiye Gazetesi</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Muğla'nın en büyük palyatif bakım merkezi Marmaris'te hizmete açıldı]]></title>
            <link>https://www.gercekfethiye.com/mugla-nin-en-buyuk-palyatif-bakim-merkezi-marmaris-te-hizmete-acildi/126899/</link>
            <description><![CDATA[Marmaris Devlet Hastanesi'nde 21 yataklı yeni palyatif bakım servisinin açılmasıyla toplam kapasite 31 yatağa yükselirken, Muğla'nın en büyük palyatif bakım merkezi haline gelen hastane, Marmaris'in yanı sıra Datça ve ihtiyaç halinde il genelinden gelecek hastalara da hizmet verecek.]]></description>
            <guid>https://www.gercekfethiye.com/mugla-nin-en-buyuk-palyatif-bakim-merkezi-marmaris-te-hizmete-acildi/126899/</guid>
            <category domain="https://www.gercekfethiye.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Tue, 04 Aug 2026 17:17:35 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Muğla&#39;nın en büyük palyatif bakım merkezi Marmaris Devlet Hastanesi&#39;nde hizmete açıldı. Daha önce 10 yatak kapasiteli palyatif bakım servisi bulunan hastaneye, Marmaris Ticaret Odası&#39;nın katkılarıyla 21 yataklı yeni bir servis daha kazandırıldı. </p><p>Böylece toplam yatak kapasitesi 31&#39;e yükselen Marmaris Devlet Hastanesi, Muğla&#39;nın en büyük palyatif bakım merkezine sahip sağlık kuruluşu oldu. Yeni servisin açılışına Marmaris Kaymakamı Nurullah Kaya, Marmaris Ticaret Odası Başkanı Mutlu Ayhan, Marmaris Ticaret Odası Meclis Başkanı Zekiye İplikçi, İlçe Sağlık Müdürü Dr. İmran İnce, Başhekim Uz. Dr. Oğuzhan Erciyes, hastane yönetimi ve Marmaris Ticaret Odası yönetim kurulu üyeleri katıldı. </p><p>Yeni oluşturulan palyatif bakım servislerinde iki uzman hekim ile dört hemşire görev yapıyor ihtiyaç durumunda sayının aratacağı belirtildi. Hasta ve hasta yakınlarının ihtiyaçları düşünülerek tasarlanan merkezde, dinlenme alanlarının yanı sıra psikolojik destek ve manevi destek birimleri de hizmet vermekte.</p><strong>'Muğla&#39;nın ihtiyaçlarını da karşılayacağız'</strong><p>Açılışta konuşan Marmaris Kaymakamı Nurullah Kaya, geçen yıl açılan ilk palyatif bakım servisinin ardından bugün ikinci önemli yatırımın hayata geçirildiğini belirterek, 'Geçtiğimiz yıl ilk palyatif bakım servisimizin açılışını gerçekleştirmiş, ilk hastalarımızı ziyaret ederek memnuniyetlerine tanıklık etmiştik. Bugün ise hastanemizin yatak kapasitesini 21 artırarak toplam 31 yatağa ulaştırıyoruz. Böylece yalnızca Marmaris&#39;in değil, Datça&#39;nın ve ihtiyaç halinde Muğla&#39;nın da taleplerini karşılayabilecek önemli bir sağlık hizmetini hayata geçiriyoruz' dedi. Marmaris Devlet Hastanesi&#39;nin her geçen gün sağlık hizmeti kalitesini artırdığını ifade eden Kaya, doktor, hemşire ve yardımcı personel sayısındaki artışın hizmet kalitesine doğrudan yansıdığını söyledi.</p><p>Projeye katkı sunan Marmaris Ticaret Odası&#39;na teşekkür eden Kaymakam Kaya; 'Şehrimizin ihtiyaç duyduğu her anda sorumluluk alan Marmaris Ticaret Odamız örnek bir dayanışma sergiliyor. Bu hizmetin ilçemize kazandırılmasına katkı sunan başta Sağlık Bakanlığımız olmak üzere milletvekillerimize, Valiliğimize, hastane yönetimimize ve emeği geçen herkese teşekkür ediyorum' diye konuştu.</p><strong>'Tüm ihtiyaçlar Ticaret Odası tarafından karşılandı'</strong><p>Marmaris Ticaret Odası Başkanı Mutlu Ayhan ise kurumlar arası dayanışmanın önemine dikkat çekerek, yeni servisin tüm ihtiyaçlarının Marmaris Ticaret Odası tarafından karşılandığını söyledi. Ayhan, 'İhtiyacımız olan şey kurumlar arasındaki dayanışma kültürünü yaşatabilmek. Bu projede de bunun en güzel örneğini gördük. Yeni oluşturulan bölümün tüm ihtiyaçları Marmaris Ticaret Odamız tarafından karşılandı. Sağlık Müdürlüğümüze, hastane yönetimimize ve katkı sunan herkese teşekkür ediyoruz. Temennimiz, bu merkezin ihtiyaç duyulduğunda vatandaşlarımıza en iyi hizmeti sunmasıdır' ifadelerini kullandı. Başkan Ayhan açılışın ardından palyatif servisinde tedavi gören hastaları da ziyaret ederek geçmiş olsun dileklerinde bulundu.</p><strong>'Amacımız hastaları ev yaşamına hazırlamak'</strong><p>Marmaris Devlet Hastanesi Palyatif Bakım Servisi Sorumlu Hemşiresi Pınar Tekin de palyatif bakımın yalnızca tedavi değil, yaşam kalitesini artırmayı hedefleyen bütüncül bir hizmet olduğunu söyledi. Palyatif servislerde ağırlıklı olarak kanser hastaları, terminal dönem hastaları ve uzun süre yoğun bakım tedavisi gören hastalara hizmet verdiklerini belirten Tekin, 'Temel amacımız hastaları ev yaşamına hazırlamak. Hastalarımızın bu süreci mümkün olduğunca huzurlu, konforlu ve ağrısız geçirmelerini sağlamaya çalışıyoruz' dedi.</p><p>Yoğun bakım sonrası doğrudan eve gönderilmesi mümkün olmayan hastaların palyatif bakım servislerinde tedavi edildiğini anlatan Tekin, 'Burada hastalarımızı ev ortamına hazırlıyor, hasta yakınlarına bakım eğitimi veriyor ve evde yaşamlarını daha rahat sürdürebilmeleri için destek oluyoruz. Aynı zamanda yoğun bakımlardaki yatış sürelerini azaltarak diğer hastalar için de yer açılmasına katkı sağlıyoruz' diye konuştu.</p><p>Palyatif servise yoğun talep olduğunu belirten Tekin, hizmetlerin randevu sistemiyle yürütüldüğünü ifade ederek, 'Solunum cihazına bağlı hastalarımız da var, tedavisini tamamlayıp yürüyerek evine gönderdiğimiz hastalarımız da var. Özellikle yoğun bakımdan çıkan hastalar ile son dönem kanser hastalarının ağrı kontrolü ve semptom yönetimini sağlayarak hem hastalara hem de ailelerine destek oluyoruz' dedi.</p><p>Yeni yatırımla birlikte Marmaris Devlet Hastanesi, 31 yatak kapasitesiyle Muğla&#39;nın en büyük palyatif bakım merkezi olarak hizmet vermeye başlarken hem Marmaris hem de çevre ilçelerden gelecek hastalara önemli katkı sağlaması hedeflendiği belirtildi.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.gercekfethiye.com/c/80/1280x720/s/dosya/haber/mugla-nin-en-buyuk-palyatif-ba_1785853053_PsJDVo.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Muğla'nın en büyük palyatif bakım merkezi Marmaris'te hizmete açıldı ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.gercekfethiye.com/c/80/370x208/s/dosya/haber/mugla-nin-en-buyuk-palyatif-ba_1785853053_PsJDVo.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Gerçek Fethiye Gazetesi ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Gerçek Fethiye Gazetesi</dc:creator>
        </item>
    </channel>
</rss>