YAZARLARIMIZ
Anket
Akın Tezel
Taş Atan Çocukları Ne Yapmalı
Taş Atan Çocukları Ne Yapmalı
Terör örgütü devletle her cephede savaşırken yeni bir suçlu türünün doğmasına da neden oldu: Taş atan çocuklar.
Yaşları on üç ön dört ile on sekiz arasında değişen kırk elli kişilik gençlik grupları beraberlerinde getirdikleri taşları önce gelişigüzel dükkân vitrinlerine, taşıt araçlarına atıyorlar. Güvenlik güçleri kendilerine müdahale edince de taşlar bu sefer onların üzerine yağıyor. Bazen eldeki taşlar tükeniyor, o zaman kaldırım taşları imdada yetişiyor. Zaten polisle ilk çatışmadan sonra grup dağılıyor. Polis yakalayabildiklerini götürüyor, savcılığa teslim ediyor. Çoğu ise ortadan kayboluyor. Savcılığa verilenlerin de büyük bir kısmı delil yetersizliği gibi nedenlerle serbest kalıyor.
Bu gençler bir dahaki eylemde biraz daha tecrübe kazanmış olarak yine karşımıza çıkıyor. Sokak eylemlerinde başarılı olan bir kısmı ise terfi ederek Molotof kokteyli atmak üzere görevlendiriliyor.
Taş atan çocuklara terör örgütünün ilk öğretim okulu olarak bakmak gerekiyor. Gerçi bunların çoğunun yaşı nüfusa geç yazıldığından dolayı on sekizden büyük ama biz yine ilk öğretim öğrencisi diyelim. Bu çocuklar önce evlerinde ve veya arkadaş çevrelerinde devlete ve manevi değerlere düşman birer birey olarak yetiştiriliyor, sonra da düşmanla savaşmak için sokağa salınıyor. Düşmanla savaşmanın ilk aşaması da düşmana ait mal mülkün tahrip edilmesi. İkinci aşama güvenlik kuvvetleriyle çatışma. Polisle çatışıp büyük bir olasılıkla kazasız belasız eylemini tamamlayan genç bir güven kazanıyor. Devletin silahlı gücüyle çatışmış ve galip gelmiştir. Bu iş birkaç kere tekrarlandıktan sonra sıra orta öğretime, yani dağda eğitim almaya geliyor. Seçilmiş kişiler yurt dışına çıkarılarak silahlı eğitim almaya başlıyor. Kimi Kalaşnikof kullanmasını öğreniyor, kimi bombacılık eğitimi alıyor. Eğitimin son aşaması da belli, uygulama, yani güvenlik güçlerine silahlı saldırı veya bir yerlere bomba yerleştirilmesi.
Başta Türkiye’nin zayıf bir Orta Doğu ülkesi olarak kalmasını isteyen bir kısım yabancı güçler ile içimizdeki bazı romantik solcular ve bunlara ek olarak hükümeti ne şekilde olursa olsun yıpratmak amacıyla hareket eden bir kısım muhalefet güvenlik güçlerinin taş atan çocuklara davranışını çok aşırı buluyorlar. Neredeyse “Ah evladım, bu soğukta ellerininiz de üşümüş. Biraz gidip dinlenin, ısının. Sonra yine gelir taş atmaya devam edersiniz “ diyecekler. Utanmasalar şunu da ilave edecekler “Sizi buraya gönderen amcalarınıza söyleyin, biraz daha gayret. Siz bir taraftan, biz bir taraftan şu Tayyip’ten kurtulmanın yoluna bakalım”.
Gerçekte taş atan çocuklara nasıl davranılması gerektiği çok tartışılması gereken bir konu. Bunlara üç sene beş sene gibi çok uzun süreli cezalar verseniz bu mümkün değil. Bir iki ay bir yerlerde tutsanız çıktıktan sonra daha da bilenmiş olacaklar. Hapishaneler çoğu kimse için bir suç okuludur. Orada kendiniz gibi başka suçlularla birlikte kaldığınız süre içinde yeni arkadaşlıklar edinir, sanatınızı daha da geliştirmiş olursunuz. Çıkınca da patlamaya hazır bir bomba gibi olmuşsunuzdur.
O halde önemli olan bu çocukları cezalandırmak değil terör örgütünün pençesinden kurtarmaktır. Bunun için de sırf bu amaca yönelik ıslah evleri kurulmalı ve yapılacak yasal düzenlemelerle bu çocukların buralarda uzman eğitimciler tarafından içlerine salınan zehirden temizlenmesi sağlanmalıdır. İşbirliğine yanaşıyorsa aileleri de bu çalışmaya katılmalıdır. Bunun ayrıntılarını tartışmak bizim konumuzun dışında, eğitimcilerin işidir.
Yalnız altını çizerek söyleyebileceğimiz bir şey var, ideolojik görüşümüz bu çocuklarınkiyle taban tabana zıt olduğu halde sırf hükümete muhalefet etmek için bu çocukları güvenlik güçlerine karşı koruyor görünmek onlara yapabileceğimiz en büyük kötülüktür.
Tüm Yazıları
- Bu Gidişle Kayık İskelesi Zor Yapılır
- Veda Hutbesi
- Teknoloji Nereye Kadar?
- Taş Atan Çocukları Ne Yapmalı
- Karaçulha’ya Yeni Pazaryeri
- Kentsel Dönüşüm Nedir?
- Oylama Ne Zaman Yapılır?
- Muhalefet Türleri
- Siyasi Nezaket
- Kış Geliyor, PKK İnine, BDP Meclise
- Bir Babayiğit Aranıyor
- Toplu Konut
- ANIZ YAKMAK TOPRAĞA İHANETTİR
- Sayın Vekillerimize Başarılar Dileriz
- Kapatıyoruz… Türkiye’nin En Büyük(!) Perakende Mağazalar Zinciri
- Akan Su Yolunu Bulur
- “Ak Parti’ye Oy Verin Ama Anayasayı Değiştirecek Kadar Değil”
- Hayvancılık Öldü Mü?
- “Allah Beni Muhalefet Milletvekili Yapmasın”
- Kılıçdaroğlu Doğru Söylüyor
- İşini Bilen Adam
- Ali Boğa Niçin Yörük Kıyafeti Giyiyor?
- Yetkililer Neden Konuşmaz
- Yusuf Çaylı Nereye ?
- 1 Mayısı Karıştıramayız, Bari YGS’ ye Parmak Atalım
- Değirmenin Suyu Nereden Gelecek
- Bu Kadar da Tesadüf Olmaz
- Yayla Yolu Yeniden
- Üzümlü’de Neler Oldu?
- Müddei İddiasını İspat İle Mükelleftir
- Korkularla Yaşamak
- Eğitim Çıkmazımız
- Fethiyeli İş Adamları Dünyaya Açılıyor
- MHP’de Adaylık Yarışı
- Desteksiz Atışlar
- İlle de Nükleer Enerji
- SIRA DIŞI ADAYLAR, SIRADAN ADAYLAR
- Düğünler, Düğünlerimiz
- DEZENFORMASYON
- Siz Olsanız Ne Yapardınız?
- Başbakan Erbakan! Şakadan!
- Hollanda’yı Fethiye’ye Getirdik
- Çevrenin En Büyük Düşmanı Yine Bir Kısım Çevreciler
- Mahalle Baskısı
- Siyaset Medya Etkileşimi
- Beleş Yaşamak
- Hastaneler Niçin Kalabalık
- Seçim Yaklaşıyor, Hayat Duracak Mı?
- Yine Plansız, Projesiz İşler Yapılıyor
- Eren Dağı Kayak Merkezi Açıldı
- Olağan Şüpheliler
- Kaçak İnşaatlar ve Çözüm Yolları
- İki Olay, İki Mesaj
- Dalları Limon Bastı
- Fethiye’de Üniversite
- Partilerin Aday Belirlemesinde Hemşehrilik Unsurunun Katkısı
- Hırsızlara Ne Yapmalı
- Yeni Yılda Siyasi Partileri Bekleyen Tehlike: Popülizm
- Çevre Savurganlığı
- Yeni Muhalefet Taktikleri



Adnan SARAL
Celal Bozkurt
Coşkun Karabulut
Nuri Kıvrak
Nuri Kuzugüdenlioğlu
Ömer Faruk Bilgili