YAZARLARIMIZ
Anket
Akın Tezel
Siyasi Nezaket
Siyasi Nezaket
Siyasi sorunların silahla çözüldüğü yıllarda bile savaşan taraflar savaşmadan önce bir ritüel haline gelmiş hareketlerle birbirlerini karşılarlardı. Örneğin savaşçılar sıra sıra dizilir ellerinde ki kılıç, balta vesair savaş aletleriyle çeşitli hareketler yaparak bunu karşı tarafın görmesini sağlarlardı.
Ortaçağ sonrası Rönesans Avrupasında kibar beyler düello edecekleri zaman birbirlerinin suratına eldivenlerini fırlatırlar, düello başlarken el sıkışmayı hiç unutmazlardı.
Daha sonra siyasi sorunlar demokratik yollarla çözülmeye başlandı. Ülkedeki çeşitli sınıfların temsilcisi olan siyasi partiler meclislerde karşılaştılar, tartıştılar. Zaman içinde insanlar o kadar birbirleriyle kaynaştı ki değişik çıkarları olan insanlar aynı mekanda, aynı iş yerinde ve hatta aynı aile içinde birlikte bulunmak zorunda kaldılar.
Birlikte yaşayabilmeyi mümkün kılmak için siyasi ortamlar dışında kimliklerini unuttular, ancak siyasi ortamlara geldiklerinde farklılaştılar.
Türkiye’nin bir ölçüde siyasi olgunluğa kavuşması İkinci Dünya Savaşından sonra çok partili hayata geçilmesiyle olmuştur. Cumhuriyetin kurucu partisi CHP içinden Demokrat Parti çıkmış ve bu parti 1950 yılında iktidara gelmiştir. 1950’den sonra geçen on yıllık süre içinde her iki parti milletvekilleri mecliste sert tartışmalara girmişler, ancak meclis dışına çıktıklarında aralarında hiçbir tartışma cereyan etmemiş gibi ortak yaşamlarına devam etmişlerdir. Bunun en somut örneği siyasilerin devam ettiği eski adı Cercle D’Orient olan Büyük Kulup’te görülebilirdi. CHP ve DP’nin neredeyse eşit sayıda üyte sayısına sahip olduğu bu kulüpte ülke sorunları tartışılır, bir kısım insanlar iş bağlantılarını burada yapar, bir kısmı başka yerde yasak olan kumar oyununu burada oynar, bir kısmı da yiyip içip eğlenirdi.
Ara sıra şöyle konuşmalar duymak mümkündü:
-Azizim, dünkü meclis konuşmanızda beni perişan ettiniz. Sizi tebrik ederim. Ama beis yok. Siz zaten bir zamanlar benim rahle-i tedrisimden geçmiştiniz.
-Estağfurlah efendim. Ben bir zamanlar bana vermiş olduğunuz siyaset dersleri için size ziyadesiyle müteşekkirim. En derin hissiyatı kalbiyemle söylemeliyim ki sizi rencide etmek gibi bir maksadım yoktu.
Ama sonra 27 Maytıs oldu, meclis kapandı. Bir grup kulüp üyesi hapse gitti, diğer kibar beyefendiler de onların arkasından bakmakla yetindiler.
Aradan çok zaman geçti. Günümüzde siyasi parti milletvekillerinin aynı çatı altında eğlenmeleri mümkün görülmüyor. Bir zamanlar hepsi aynı sokağın insanlarıydı, ama değişik fikirleri savunuyorlardı. Şimdi her sokak kendi adamını meclise önderdi. Değişik yaşam biçimleri, değişik ortamlar mecliste temsil edilir oldu.
Bu farklılık siyasi parti liderlerinin selamlaşmasına da yansıyor, Bazen selamlaşıyorlar, bazan birbirlerini görmezden geliyorlar, aralarında konuştukları zaman da eminim ki siyaseti hiç gündeme getirmiyorlardır. Doğrusu da budur. Demokrasi bir pazarlık rejimidir. Herkes için tek doğru olsaydı zaten herkes aynı partide buluşurdu.
Parti yöneticilerinin siyaseti gündeme sokmadan birlikte yaşama tavrını yönetim dışındakilerin de benimsemesi gerekiyor. Bir iş yerinde, bir toplulukta belirli bir siyasi partide görev almış, onu bilinçli olan savunan kişiler olabilir. Aynı toplulukta karşıt siyasi akım mensupları da yer alabilir. Bu grupların siyaseti gündeme getirerek bir tartışmaya girmesi boş bir çabadır. Zaman kaybından başka işe yaramaz.
Örneğin iktidar partisine yakın kimseler Kemal Kılıçdaroğlu’nun konuşmayı beceremeyen, dünya meselelerinden bihaber, biraz da donuk zekalı bir kişi olduğu temasını siyaseten işlemektedirler. Öte yandan muhalefet taraftarları Başbakan’ın terörle savaşmak istemediği, işinin gücünün kendini Araplara beğendirmek olduğu temasını işlerler. Bunların ikisi de doğru değildir. Ne Kılıçdaroğlu söylendiği şekilde yarım akıllı, ne de Başbakan beğenilme manyağıdır. Kamu oyunu etkilemek için slogan mahiyetinde işlenen bu temaların aklı başında insanlar arasında gündeme getirilmesi son derece yanlıştır.
Ama yine de bazen bir arkadaşımız kulağımıza fısıldıyor “Kemal Bey’i dinle, bak neler saçmalayacak”, ya da bir başkası “Tayyibe bak, şehitler dökülürken o bilmem hangi ülkede nutuk atıyor”. İşte ben bu işlerden hoşlanmıyorum.
Tüm Yazıları
- Bu Gidişle Kayık İskelesi Zor Yapılır
- Veda Hutbesi
- Teknoloji Nereye Kadar?
- Taş Atan Çocukları Ne Yapmalı
- Karaçulha’ya Yeni Pazaryeri
- Kentsel Dönüşüm Nedir?
- Oylama Ne Zaman Yapılır?
- Muhalefet Türleri
- Siyasi Nezaket
- Kış Geliyor, PKK İnine, BDP Meclise
- Bir Babayiğit Aranıyor
- Toplu Konut
- ANIZ YAKMAK TOPRAĞA İHANETTİR
- Sayın Vekillerimize Başarılar Dileriz
- Kapatıyoruz… Türkiye’nin En Büyük(!) Perakende Mağazalar Zinciri
- Akan Su Yolunu Bulur
- “Ak Parti’ye Oy Verin Ama Anayasayı Değiştirecek Kadar Değil”
- Hayvancılık Öldü Mü?
- “Allah Beni Muhalefet Milletvekili Yapmasın”
- Kılıçdaroğlu Doğru Söylüyor
- İşini Bilen Adam
- Ali Boğa Niçin Yörük Kıyafeti Giyiyor?
- Yetkililer Neden Konuşmaz
- Yusuf Çaylı Nereye ?
- 1 Mayısı Karıştıramayız, Bari YGS’ ye Parmak Atalım
- Değirmenin Suyu Nereden Gelecek
- Bu Kadar da Tesadüf Olmaz
- Yayla Yolu Yeniden
- Üzümlü’de Neler Oldu?
- Müddei İddiasını İspat İle Mükelleftir
- Korkularla Yaşamak
- Eğitim Çıkmazımız
- Fethiyeli İş Adamları Dünyaya Açılıyor
- MHP’de Adaylık Yarışı
- Desteksiz Atışlar
- İlle de Nükleer Enerji
- SIRA DIŞI ADAYLAR, SIRADAN ADAYLAR
- Düğünler, Düğünlerimiz
- DEZENFORMASYON
- Siz Olsanız Ne Yapardınız?
- Başbakan Erbakan! Şakadan!
- Hollanda’yı Fethiye’ye Getirdik
- Çevrenin En Büyük Düşmanı Yine Bir Kısım Çevreciler
- Mahalle Baskısı
- Siyaset Medya Etkileşimi
- Beleş Yaşamak
- Hastaneler Niçin Kalabalık
- Seçim Yaklaşıyor, Hayat Duracak Mı?
- Yine Plansız, Projesiz İşler Yapılıyor
- Eren Dağı Kayak Merkezi Açıldı
- Olağan Şüpheliler
- Kaçak İnşaatlar ve Çözüm Yolları
- İki Olay, İki Mesaj
- Dalları Limon Bastı
- Fethiye’de Üniversite
- Partilerin Aday Belirlemesinde Hemşehrilik Unsurunun Katkısı
- Hırsızlara Ne Yapmalı
- Yeni Yılda Siyasi Partileri Bekleyen Tehlike: Popülizm
- Çevre Savurganlığı
- Yeni Muhalefet Taktikleri



Adnan SARAL
Celal Bozkurt
Coşkun Karabulut
Nuri Kıvrak
Nuri Kuzugüdenlioğlu
Ömer Faruk Bilgili