YAZARLARIMIZ
Anket
Eğitim Çıkmazımız
Okullarımızda İngilizce dil eğitiminin başarısız olması nedeniyle Milli Eğitim Bakanlığımız bir karar alarak ABD’den kırık bin adet İngilizce öğretmeni getirmeğe karar verdi. Bu karar haklı tepkilere neden oldu. Anlaşılan bakanlık şöyle düşünüyor : “Biz bu işi becermedik, bari dışarıdan adam getirelim de onlar yapsın bu işi”.
Bu konuda Sayın Mesut Koç da benzer eleştirileri ileri sürdüğü bir yazı yazmış. Görüşlerine büyük ölçüde katılıyorum. Acaba hata öğretmenlerde mi? Yoksa müfredat veya sistemde mi bir hata var? Belki de Türk insanının lisan öğrenme yeteneği biraz zayıf. Bütün bunlar geniş kapsamlı bir tartışmaya açılıp sonuçlandırılmadan acele verilen bir kararla biz bu işi beceremedik demek pek doğru bir düşünce tarzı değil gibi geliyor bana.
Aslında Mesut Hoca olaya biraz ilkesel açıdan yaklaşmış, pek fazla ayrıntılara girmemiş. Yabancı dil eğitimi benim de uzmanlık alanım olmadığından bu konuda fazla bir söz söyleme hakkım olmaz. Ancak birkaç gözlemimi aktaracağım. Bazen lise öğrencilerine İngilizce sorular soruyorum. O konuları mutlaka bir şekilde öğrendiklerini biliyorum. Gençler genellikle soruyu anlıyor ve bana hemen tercüme ediyor. Arkadaş ben tercümesini istemiyorum, bana İngilizce olarak cevap ver dediğimde tutulup kalıyorlar. Anlaşılan karşılıklı konuşma pratikleri pek fazla gelişmemiş. Buna karşılık Debboy semtinde turist kovalayan bazı gençleri görüyorum, aralarında turistleri kaleye çıkarıp Fethiye manzarası seyrettirdikten sonra yüklü bahşiş alan yaşlı başlı adamlar da var. Bunlar hiç çekinmiyorlar, turiste yaklaştıklarında yarı İngilizce yarı Almanca yarı Türkçe bir karışımla vaziyeti idare ediyorlar. Ve zaman içinde o lisanları daha düzgün olarak konuşmayı öğreniyorlar. Aynı olay benim de başımdan geçtiği için hafızama kazınmış. Ben bundan otuz beş yıl kadar önce Almanya’da yaklaşık bir gün süreyle polis nezaretinde kaldım. Orada zorunlu olarak öğrendiğim birkaç temel cümleyi hala hatırımda tutuyorum.
Buradan şu sonuç çıkıyor. Bir lisanı öğrenebilmek için onu konuşmak zorunda kalmanız gerekiyor. Çevrenizde dilinizi bilen olmayınca ne yapacaksınız? İster istemez karşınızdakinin konuşmalarından bir şeyler kapmaya çalışacaksınız. İşte bizim okullarımızdaki İngilizce öğretmenleri Türk olduklarından öğrenciyle Türkçe konuşuyor, böylece İngilizce dersi sınavda çıkacak soruların ezberlendiği bir angarya olmaktan öteye geçemiyor. Belki de bakanlık bu düşünceyle yabancı öğretmen getirmek fikrine sahip oldu. Bana kalırsa bir açıdan doğru fakat yetersiz bir yaklaşım olarak görüyorum.
Özel bir yöntem gerektiren yabancı dil eğitimini bir kenara bırakırsak, eğitimde esas sorun ihtiyaç duyulan alanlarda gereken sayıda eleman bulunmayışı, buna karşılık ihtiyaç olmayan alanlarda gereğinden fazla eleman bulunması olarak görülmekte. Sanayide çalışacak insan bulmak gitgide zorlaşıyor. Şimdi her ile bir üniversite açılmasıyla birlikte üniversite mezunu olmanın giderek kolaylaşması üniversiteye olan talebi artırıyor. Gençler elime takımları alıp dirseğime kadar yağlanmaktansa kaloriferli bir odada oturup akşama kadar yazıp çizerim diye düşünüyorlar. Bu da felaketin başlangıcı oluyor tabi. Koskoca Fethiye’de bilgisayar donanımından anlayan, bu konuda yeterli eğitim almış kaç kişi var acaba. Hatta Türkiye çapında bilgisayar donanımı konusunda eğitim verebilecek kaç öğretmen bulabilirsiniz diye sorabilirim ben. Bir Fethiye Devlet Hastanesinde iç hastalıkları uzmanı günde altmış kişiye bakmak zorunda kalır ve bu sürenin yarısında da bürokratik işlemlerle uğramak durumunda olursa sağlık sorunumuz ne derece çözülmüş olur. Acaba filanca yerde falanca yüksek okulu açarken oradan yetiştireceğimiz insanlara ihtiyaç var mıdır diye düşündük mü? Yoksa aslında tıp fakültesi açsak doğru olur ama, bina yetersiz, hocalar da burası uzak diye gelmiyor, bari veteriner fakültesi açalım, bu arada seçimler öncesi seçmenin oyunu kaparız diye mi düşündük. Bu okulun mezunları işsiz kalırsa onun da kolayı var. Bir yasa çıkarırız, “ Bundan böyle her kasap dükkanı bir veteriner istihdam etmek zorundadır” der vaziyeti kurtarırız.
Aslında teknik eleman konusunda olsun, yüksek öğrenim konusunda olsun arz talep dengesini sağlamak bire bir olmasa bile oldukça kolay. Ancak bunun için devletin bütün birimlerinin işbirliği içinde planlı bir çalışma yapması gerekir. Biz ne yazık ki son on, on beş yılımızı bu konuda boşa harcadık. Yüksek öğrenimin başına çöreklenenlerin tek amacı İmam Hatip mezunlarının ve Müslümanların yüksek öğrenim görmelerini engellemek olunca bu gibi konular gündeme gelmedi. Birileri getirmeye çalışsa bile bu sefer yargı tarafından durduruldular. Sonunda da bir tarafta işsiz üniversite mezunları, öte yanda yetişmiş tıp personeli bekleyen hastaneler, teknik eleman yokluğu yüzünden kepenk kapatmak zorunda kalan işletmelerle dolu garip bir ülke olup çıktık. Elbet bir çare bulunur inşallah.
- Bu Gidişle Kayık İskelesi Zor Yapılır
- Veda Hutbesi
- Teknoloji Nereye Kadar?
- Taş Atan Çocukları Ne Yapmalı
- Karaçulha’ya Yeni Pazaryeri
- Kentsel Dönüşüm Nedir?
- Oylama Ne Zaman Yapılır?
- Muhalefet Türleri
- Siyasi Nezaket
- Kış Geliyor, PKK İnine, BDP Meclise
- Bir Babayiğit Aranıyor
- Toplu Konut
- ANIZ YAKMAK TOPRAĞA İHANETTİR
- Sayın Vekillerimize Başarılar Dileriz
- Kapatıyoruz… Türkiye’nin En Büyük(!) Perakende Mağazalar Zinciri
- Akan Su Yolunu Bulur
- “Ak Parti’ye Oy Verin Ama Anayasayı Değiştirecek Kadar Değil”
- Hayvancılık Öldü Mü?
- “Allah Beni Muhalefet Milletvekili Yapmasın”
- Kılıçdaroğlu Doğru Söylüyor
- İşini Bilen Adam
- Ali Boğa Niçin Yörük Kıyafeti Giyiyor?
- Yetkililer Neden Konuşmaz
- Yusuf Çaylı Nereye ?
- 1 Mayısı Karıştıramayız, Bari YGS’ ye Parmak Atalım
- Değirmenin Suyu Nereden Gelecek
- Bu Kadar da Tesadüf Olmaz
- Yayla Yolu Yeniden
- Üzümlü’de Neler Oldu?
- Müddei İddiasını İspat İle Mükelleftir
- Korkularla Yaşamak
- Eğitim Çıkmazımız
- Fethiyeli İş Adamları Dünyaya Açılıyor
- MHP’de Adaylık Yarışı
- Desteksiz Atışlar
- İlle de Nükleer Enerji
- SIRA DIŞI ADAYLAR, SIRADAN ADAYLAR
- Düğünler, Düğünlerimiz
- DEZENFORMASYON
- Siz Olsanız Ne Yapardınız?
- Başbakan Erbakan! Şakadan!
- Hollanda’yı Fethiye’ye Getirdik
- Çevrenin En Büyük Düşmanı Yine Bir Kısım Çevreciler
- Mahalle Baskısı
- Siyaset Medya Etkileşimi
- Beleş Yaşamak
- Hastaneler Niçin Kalabalık
- Seçim Yaklaşıyor, Hayat Duracak Mı?
- Yine Plansız, Projesiz İşler Yapılıyor
- Eren Dağı Kayak Merkezi Açıldı
- Olağan Şüpheliler
- Kaçak İnşaatlar ve Çözüm Yolları
- İki Olay, İki Mesaj
- Dalları Limon Bastı
- Fethiye’de Üniversite
- Partilerin Aday Belirlemesinde Hemşehrilik Unsurunun Katkısı
- Hırsızlara Ne Yapmalı
- Yeni Yılda Siyasi Partileri Bekleyen Tehlike: Popülizm
- Çevre Savurganlığı
- Yeni Muhalefet Taktikleri



Adnan SARAL
Celal Bozkurt
Coşkun Karabulut
Nuri Kıvrak
Nuri Kuzugüdenlioğlu
Ömer Faruk Bilgili