YAZARLARIMIZ
Anket

Nuri Kuzugüdenlioğlu
ATATÜRK’Ü ANLAYABİLMEK
ATATÜRK’Ü ANLAYABİLMEK
“İnsan değerini bilmek için insan olmak lazımdır.”
İbni Sina
İnsanları ve olayları değerlendirirken, her aklı başında insanın kabul ettiği bir kural vardır: Olayları geçtiği zaman ve koşullar dikkate alınarak değerlendirme yapılmalıdır. Yoksa hata yapılmasından kurtulunmaz.
“Altın yere düşmekle düşer mi kadrü kıymetten!..” diyen Namık Kemal çok haklıdır.
Altının değerini de ancak alınla uğraşan SARRAF bilir. Yoksa bir semerci değil!..
Gerçekten altın hangi koşulda olursa olsun, isterse çamura batsın, ayarını ve değerini kaybetmez, korur. Ama, geçici olarak, bazen altın olmayan, nice kalp şeyler yalan, dolanla kendini altın kabul ettirirler. Şükür ki bu hal devam etmez, bir zaman sonra böyle sahtekarların altın değil, bir kalp para olduğu anlaşılır. Kendini aslan sanan, tavuskuşu gibi renk renk tüylerle bezenmiş kuşun, tüyleri dökülünce ufacık, zavallı bir tavuk olduğu ortaya çıkar.
Bu tip insanlar ne şandan, ne şereften pay almışlardır. Ne de böyle yüce niteliklere sahip olanların kadrini bilirler. Söz gelimi hayatını öne koyup, silahlı Yunan askerlerinin sancaktarını kurşunlayan Hasan Tahsin veya ağzı köpürerek sözde Müslümanlık taslayan ve İSLAMA uymayan bir ahlaksızlıkla, bağ testeresi ile başı koparılan GENÇ, kahraman Cumhuriyet subayı Kubilay, bir anlam taşır. Namus ve şerefin değerini bunlara sahip olmayan ne bilecek!..
Atatürk bizi insan safına-hakkettiğimiz Şerefli mevkie, çıkarmak için yaptığı DEVRİMLERİ yaparken hayatını, canını, kazandığı bütün zafer ve mevkileri kaybetmeyi göze alarak hareket etmemiş midir? Bunları yaparken Kubilay’ın başını kesen ahlaksız yobazların sayısız olduğunu bilmiyor muydu? Ama, çok sevdiği ULUSUNU uygar yapabilmek için, Dünya ulusları arasında hakkı olan Şerefli yere getirmek için her şeyi göze almalıydı. Aldı da!..
Söz gelimi Atatürk, Türk askerinin cesaretini ve üstün niteliklerini her cephede, hele Çanakkale’de, yakından görmüştü. Tanıktı. Soyundan gelen niteliklerine emsalsiz bir İMANA sahip oluşuna da tanıktı. Kendisi de Allaha inanan, bu inançla hareket eden bir adamdı: “Dinsiz bir millet yaşayamaz!..” dediği halde nice Müslüman olmayıp, sadece Müslüman görünen DİNCİLER (dindarlar değil) ona dinsiz diyebiliyorlar. Yunanların yıkıp, yatkıları yüzlerce camiyi hemen yaptıran adamken ahlaksızca CAMİ yıktıran dinsiz diye adını kirletiyorlar. “Türk gençleri Atalarını tanırlarsa daha büyük işler yapacak güce sahip olurlar” dediği halde aleyhinde bulunmak için “Milleti ecdadından koparmaya çalıştı diyorlardı. Ve daha nice söylenen yalanlar, atılan çamurlar…
Mustafa Kemal kendini millete adamıştı. İdeali büyüktü. Oraya varmak için her şeyi, her özveriyi yapabilirdi. Buna cesareti ve samimiyeti yetiyordu. Halkını eğitecek, çalışkan, üretken, kimseye KUL olmayacak, bilinçli birer Cumhuriyet vatandaşı olacaktı. Aklı ve Bilimi rehber yapan, dünya uluslarıyla yarışabilen şerefli bir millet ortaya çıkacaktı. Ama bunlar çok kolay olmayacaktı. Olsun. O büyük adam, küçük işlerin adamı değildi ki… Geçici bazı yanlış düşünceler, bir gün gelir yerini isabetli hükümlere terk ederdi, elbette.
Atatürk, Türk’ün büyüklüğünü biliyordu. Bunun başka milletlerce de bilinmesini istiyordu ve bunu ispat edecekti. Belki, deyim yerindeyse, yorgan pireli idi ama o, pireyi temizliyordu, yorganı da yakmıyordu. Tarihin bize yüklediği görevleri yükleniyordu ama sadece kendimiz için olanlarını. Ne el için ölmeyi istiyordu, ne de ele uşak olmayı. Atalarımızı çok iyi analiz yapıyor, üstünlüklerimizi ve zayıf taraflarımızı tartıyor, bir daha aynı hataları yapmamak için ne gerekiyorsa onun koşullarını hazırlıyordu. Önceleri belki yadırganacaktı. İyi niyetli eleştiriyi, karşı fikirleri söylemek hoşgörülürdü. Ama, hem dindar görünüp, hem de dini imanı bir yana bırakıp Dinsiz, imansız ona saldırmak!.. Söz gelimi “Yunan Mezalimi…” diye kocaman kitabı yazıp, bize bu vahşetten, kadınlarımızın namusunu bu ahlaksızlıktan kurtaran adamın sadece ADINI kitabın bir yerinde anmayan adam ne Müslüman olur, ne de TÜRK!.. Bunu yapmayan namustan, şereften bahsedebilir mi? Bu mübarek dinimizin asla kabul etmeyeceği bir günahtır.
Atatürk’ü tanımak çok zor değildir. Çünkü onun milletinden sakladığı bir şeyi yoktur. Serveti, şanı, zaferleri, rütbesi ona VIZ!.. gelir. Sadece halkının beslediği sevgisi ve Türk olarak doğması ona yeterdi…
(SÜRECEK)
Tüm Yazıları
- TÜRK DÜNYASINDA BİR ÇINAR DEVRİLDİ -2-
- TÜRK DÜNYASINDA BİR ÇINAR DEVRİLDİ
- MENDERES AİLESİSİNİN ACIKLI SONU VE HALK SEVGİSİ
- HER İKTİDAR İNSANA YATIRIMI ÖNE ALMALIDIR
- NASIL İNSANLAR OLDUK YARABBİ…
- MEHMET AKİF’İ 27 ARALIK’TA ANDIK
- MEHMET AKİF’İ 27 ARALIK’TA ANDIK
- NASIL İNSANLAR OLDUK YARABBİ…
- ÜÇ KOYUNU GÜDEMEYEN DEVLET ADAMI MI OLUR?
- CHP. ATATÜRK’ÜN PARTİSİYDİ, YA YENİ CHP.Yİ KİM KURDU?
- SEÇİMİN GALİBİ KİM? BİLENİNİZ VAR MI?
- BİR ZAMANLAR MAZİYE BAK NE KADAR ŞENDİK???
- DEMEK İNSAN BÖYLE OLUYORMUŞ…
- DİLİMİZİ SEVİYOR MUYUZ?
- 19 MAYIS’IN 92. YILINI KUTLADIK
- YABANCI DİL ÖĞRENMEK BİR ARAÇTIR-HİÇBİR ZAMAN AMAÇ OLAMAZ -2-
- YABANCI DİL SADECE BİR ARAÇ OLMALI ULUSAL BİR AMAÇ OLMAMALIDIR
- UYGARLIK SİMGESİ OLARAK GÖRÜNEN İNGİLİZLERİN ZALİMLİĞİ -2-
- UYGARLIK SİMGESİ GÖRÜLEN İNGİLİZLERİN ZALİMLİĞİ -1-
- CHP’NİN YENİSİ?
- YABANCI HAYRANLIĞI
- LİBYA’YA SALDIRAN HAÇLI KOALİSYONU–2-
- LİBYA’YA SALDIRAN HAÇLILAR -I-
- DAĞLIOĞLU ADINDA BİR ÖĞRETMENİMİZ VARDI
- ÇANAKKALE ZAFERİ
- NE YEDİĞİMİZİ VE NE YEDİRDİKLERİNİ BİLİYOR MUYUZ?
- KADINLARIMIZ VE KADINLAR GÜNÜ
- UMUT ŞU DAĞIN ARDINDA…
- TÜRK OLAN TÜRKÜM DEMEKTEN NİYE GOCUNSUN Kİ…
- HALKIMIZ ÖZGÜRLÜĞE DEĞER VEREBİLİYOR MU?
- TÜRK HALKI ÖZGÜRLÜĞÜ ANLIYOR VE SEVİYOR MU?
- ATATÜRK’E DUYULAN ÖLÇÜSÜZ KİN TÜRK KANI TAŞIYANLARIN OLAMAZ
- YAPILACAK SEÇİM MİLLET İÇİN UMUT OLABİLİR Mİ?
- ATATÜRK’Ü ANLAYABİLMEK (2)
- ATATÜRK’Ü ANLAYABİLMEK
- İNSANLAR NİYE AĞLARLAR?
- GÜLERİZ AĞLANACAK HALİMİZE
- ATATÜRK HİÇ BİR ZAMAN MİLLETİNE YALAN SÖYLEMEMİŞ, ALDATMAMIŞTIR



Adnan SARAL
Celal Bozkurt
Coşkun Karabulut
Nuri Kıvrak
Ömer Faruk Bilgili