YAZARLARIMIZ
Anket

Ömer Faruk Bilgili
AİLEDE DEVAMLILIK
AİLEDE DEVAMLILIK
Bizleri canlılar içersinde insan, insanlar içersinde Müslüman olarak yaratan Allah’a şükrederek yazımıza başlıyorum. Yüce yaratıcımız, biz insanoğlunu diğer varlıklardan üstün kılmış, farklı cinslerin bir araya gelerek sevgi ve saygı temeline dayalı nikah akdiyle perçinlenmiş huzurlu aileler kurmamızı bize emretmiştir. Kur’an-ı Kerim’de, “İçinizden kendileriyle huzura kavuşacağınız eşler yaratıp, aranızda sevgi ve rahmet var etmesi, Allah’ın (varlığının ve kudretinin) delillerindendir. Şüphesiz bunda düşünen bir toplum için dersler vardır.”(Rûm,21.)
Bir toplumu oluşturan en temel yapı ailedir. Ailenin huzur ve mutluluğu, ailelerin oluşturduğu toplumun huzur ve mutluluğu demektir. Aile mutluluğunun sağlanması ise, eşlerin ve diğer aile fertlerinin birbirlerine sevgi, saygı ve hoşgörü çerçevesinde davranmalarına bağlıdır.
Acısıyla, tatlısıyla bir ömür boyu beraber hayat sürecek eşlerin dostluğa, karşılıklı sevgi ve saygıya herkesten daha çok ihtiyaçları olduğu açıktır. Yadsınmaz bu gerçeğe rağmen, geçmişte olduğu gibi günümüzde de ailevî huzursuzluklar toplumun önemli bir problemini oluşturmaktadır. Ve gün geçtikçe adeta birbirinden etkilenircesine olumsuzluklar ve geçimsizlikler kartopu halinden çıkıp, çığ haline gelmiş durumdadır.
Sevgi, saygı ve anlayış eksikliğinden geçimsizlik, geçimsizlikten ise kötü davranış ve şiddet kaçınılmaz olmaktadır. İçinde yaşadığımız yeryüzünde hemen herkesin diğerinde hoşlanmayacağı bir huy bulunabilir. Kur’ani ifadeyle şer zannettiğimiz bir şeyde hayır, hayır zannettiğimiz bir şeyde şer bulunabilir. Bizler sadece hoşlanılmayan huyları ön plana çıkararak huzursuzluğa sebebiyet verme yerine “Yaratılanı hoş gör Yaratandan ötürü” anlayışı ile başta aile fertlerimize ve diğer insanlara karşı hoşgörülü olmalıyız. Bu anlayış tarzını hayat felsefesi haline getirdiğimizde hallolmayacak hiçbir problem kalmayacaktır.
Ailede eşler birbirlerine Allah’ın bir lütfu olarak bakarak her türlü geçimsizliği baştan reddetmelidirler. Geçimsizlik için sebep arama yerine, geçim için sebepler aranmalıdır. Zira çevremizde olumlu olanların sayısı her zaman olumlulardan kıyaslanmayacak derecede fazladır. Buna rağmen evliliğin devam etmesi mümkün olmayan durumlarda dinimiz, boşanmayı meşru kabul etmiştir. Ancak Sevgili Peygamberimiz, boşanmayı “Allah katında en sevilmeyen helâl olarak”(Ebû Dâvud, “Talâk”, 3.) nitelendirmiştir.
İfadesi bile insana zor gelen boşanma sadece ayrılan eşleri ilgilendirmemekte, aynı zamanda eşlerin ailelerini ve anne-babadan sevgisinden kopuk bir hayata mahkûm olan çocuklarını da derinden yaralamakta ve etkilemektedir. Sevgiden mahrum olarak yetişen bu çocuklar ileride geçimsizliğe namzet olabilmekte, toplum için potansiyel problem teşkil oluşturmaktadır.
Boşanmanın yükünü en fazla onlar çekmektedirler. Şüphesiz bir çocuk fiziksel ve psikolojik gelişimini en güzel şekilde ailesinin içinde tamamlar. O, hem annenin hem de babanın ilgisine, sevgisine, şefkatine son derece muhtaçtır. Çocuğun ruhsal ve zihinsel açıdan sağlıklı gelişimi, her şeyden önce sıcak bir aile yuvasına sahip olmasına bağlıdır. Toplumda problem teşkil eden çocukların genelini, ayrılan ana-babaların çocuklarının olduğunu söylersek, sanırım yanılmış olmalıyız. Parçalanmış aile çocuklarında uyum ve davranış sorunları ortaya çıkabilmekte, eğitimleri yarım kalmakta, kimi zaman sokağa ve suç ortamına itilmekte, uyuşturucuya ve zararlı alışkanlıklara yönelme gibi durumlar kaçınılmaz olabilmektedir.
İçinde bulunduğumuz çağda en değerli değerlerimizden biri olan aileyi oluşturan eşler, bunun bilincinde olarak toplumda yerlerini almalıdırlar. İstikbalde müreffeh bir toplumun anahtarının ellerinde olduğu bilinciyle hareketle. Zira ben iyi olduğumda çevrem, çevrem iyi olduğunda toplum, toplum iyi olduğunda millet, millet iyi olduğunda da bütün insanlık iyi olacaktır.
O halde hep beraber el ele verip kötülük ve geçimsizlikleri silip süpürelim. Çevremizde geçimsizliğini hissettiğimiz kardeşlerimiz varsa, ellerinden tutma büyüklüğünü gösterelim.Zira bu husus bir mü’min olarak yapmamız gereken hususlardandır. İnsanların konuşarak anlaşabileceklerini insanlara öğretelim. Bardağın dolu tarafı görülürse,huzur ve mutluluğun yanımızda olduğunu herkese öğretelim.
Allah ailelerimizdeki huzur ve saadeti daim etsin.Her türlü geçimsizliği aile yuvalarımızdan uzak tutsun.Hanelerimize,ömürlerimize,rızkımıza bolluk ve bereket versin.
Tüm Yazıları
- TATİLDE CAMİ-ÇOCUK VE KUR’AN BULUŞMASI
- BİRLİK-BERABERLİK ÜZERİNE
- GENÇLİK
- AİLEDE DEVAMLILIK
- TRAFİK KAZALARI VE İÇKİ
- ADAB-I MUAŞERET
- Çanakkale Şehitlerine
- İSTİKLAL MARŞI – MEHMET AKİF ERSOY
- İÇKİ BÜTÜN KÖTÜLÜKLERİN ANASIDIR
- DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI
- MEVLİD KANDİLİ
- VEDA HUTBESİ
- SELAMLAŞMA
- YAPILAN İYİLİKLERİ BAŞA KAKMA
- HAMD VE ŞÜKÜR
- HAK VE SABIRDA ÖĞÜTLEŞME
- ZAMAN BİLİNCİ
- CUMHURİYET FAZİLETTİR
- HUZURUN YERİ, AİLE
- 1-7 EKİM CAMİLER VE DİN GÖREVLİLERİ HAFTASI



Adnan SARAL
Celal Bozkurt
Coşkun Karabulut
Nuri Kıvrak
Nuri Kuzugüdenlioğlu