YAZARLARIMIZ
Anket

YAPILAN İYİLİKLERİ BAŞA KAKMA
İyilik yapmak, güler yüzlü olmak, sadaka vermek, ihsan ve ikramda bulunmak, hayır hasenat yapmak, ihtiyaç sahiplerini ve düşkünleri görüp gözetmek,yardıma muhtaç olanların yardımına koşmak takdirle karşılanacak güzel ve faydalı davranışlardandır.
İmanı gönlünde yeşertmiş ve canlı tutan inanan insanlar da, Allah'ın kendilerine ikram ettiği nimetlerden başkalarını yararlandırmaktan son derece zevk alırlar.Mutlu ettikleri insan nisbetinde mutlu olacaklarını bilirler. Ancak az da olsa, bazan yaptıkları iyilikleri, yüze vuran, gönül kıran, başa kakan ve yaptıklarını bir türlü unutamayan, vakitli-vakitsiz dile getirmekten, ilân etmekten çekinmeyenler hatta bundan zevk alanlar bile olabilir.
Yukaradaki, başlık aslen bir müminle asla yan yana bulunmaması gereken bir özelliktir.Mü’mine yakışan iman güzelliklerini her zaman en iyi bir şekilde sergilemektir.İçindeki güzellikleri dışarıya aksettirebilmektir.Sadaka vermedeki “sağ elin verdiğini sol elin bilmemesi” prensibi de buradan kaynaklanmaktadır. Konuyla ilgili olarak Allah-u Teala bir ayet-i Kerimesi’nde şöyle buyurmaktadır:
"Ey iman edenler! Başa kakmak ve incitmek suretiyle yaptığınız iyilikleri boşa çıkarmayın!"(Bakara -264)
"Ey iman edenler! Allah'a ve âhiret gününe inanmadığı halde malını gösteriş için harcayan kimse gibi, başa kakmak ve eziyet etmek suretiyle yaptığınız hayırlarınızı boşa çıkarmayın. Böylesinin durumu, üzerinde biraz toprak bulunan düz kayaya benzer ki, sağanak bir yağmur isabet etmiş de onu çıplak, pürüzsüz bir kaya haline getirivermiştir. Bunlar kazandıklarından hiç bir şey elde edemezler.."
Elindeki mal ve mülkünü ve öteki imkânlarını Allah için, Allah'ın rızâsını kazanmak maksadıyla harcayanlar ve tabiî yaptıkları bağışları asla başa kakmayan, yüze vurmayan ve böylece gönül kırmayanlar elbette karşılıksız bırakılmayacaklardır. Allah Teâlâ, hâlis bir niyetle yapılmış iyilikleri karşılıksız bırakmaz. İyilikleri bekleyen en büyük tehlike, onları yapanların, yaptıklarını yüze vurmak, başa kakmak veya verdiğini hissettirmek suretiyle boşa çıkarmalarıdır. Allah Teâlâ, böyle bir yanlışlık yapmayanlar için büyük mükâfatlar vâdetmektedir.
"Mallarını Allah yolunda harcayıp da arkasından başa kakmayan ve gönül kırmayanlar için Allah katında mükâfatlar vardır."(Bakara-262)
Bu müjde, yapılan bağış ve iyiliklerin, Allah'ın vereceği mükâfata havâle edilmesini teşvik etmek demektir. Kullar bilmese, takdir etmese bile yapılan iyiliği yaratıcı mutlak surette bilir. Herhangi bir işi yapmadaki ana felsefemiz “Yap bir iyilik at denize, balık bilmezse halık(yaratıcı) bilir” olmalıdır.Bunu yapabildiğimiz ölçüde toplumda karşılıklı güven,sevgi ve saygı duygularının zirveye ulaştığını göreceğiz.
Yaptığımız ibadetlerde de aynı durum sözkonusu olabilir.İbadetleri, sanki rabbimize iyilik yapıyormuş edasıyla yapmak, onları yerine getirirken üksünmek,yaptıklarımızla her yerde övünmek,onu sürekli dillendirmek dikkat edilmesi gereken hususlardandır.
Ebu Zerr’in bize bildirdiğine göre Peygamber Efendimiz (SAV)şöyle buyurdu:
"Üç sınıf insan vardır ki kıyamet günü Allah, onlarla konuşmaz, yüzlerine bakmaz, onları temize çıkarmaz. Hem de onlar için can yakıcı bir azab vardır." Dedi ve bu cümleyi üç kere tekrarladı.
Ebû Zer:
- Bu kimseler tam bir mahrumiyete ve hüsrana uğramışlar. Bunlar kimlerdir, Ey Allah'ın Resûlü? diye sordu.Peygamber (SAV):
1- Elbisesini kibirle yerlerde sürüyen,
2- Yaptığı iyiliği başa kakan,
3- Yalan yere yemin ederek ticaret malını iyi bir fiyatla satmaya çalışandır".(Müslim, Îmân 171)
Herkesin rahmet ve mağfirete en çok ihtiyaç duyacağı kıyamet gününde, ilâhî lutuf, yardım, rahmet ve mağfiretten mahrum kalacak olan insanlar, aslında dünyanın ve âhiretin en büyük zararına uğramış demektir. O günün yegâne mâlik ve sahibinin yüzlerine rahmet nazarıyla bakmayacağı, kendileriyle konuşup iltifat etmeyeceği ve günahlarını bağışlamak suretiyle kendilerini temize çıkarmayacağı insanlar, başka kime ve nereye baş vurabileceklerdir?
Günlük hayatımızı bu bilinçle devam ettirdiğimizde, yarınlar bizim için daha mutlu ve umutlu olacaktır. Yaratılmışlara şevkat ve merhamet sınırları içersinde muamele edelim. Unutmayalım ki, yer eline merhametle yaklaştığımız sürece gök ehli bize merhametle muamele edecektir.
- TATİLDE CAMİ-ÇOCUK VE KUR’AN BULUŞMASI
- BİRLİK-BERABERLİK ÜZERİNE
- GENÇLİK
- AİLEDE DEVAMLILIK
- TRAFİK KAZALARI VE İÇKİ
- ADAB-I MUAŞERET
- Çanakkale Şehitlerine
- İSTİKLAL MARŞI – MEHMET AKİF ERSOY
- İÇKİ BÜTÜN KÖTÜLÜKLERİN ANASIDIR
- DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI
- MEVLİD KANDİLİ
- VEDA HUTBESİ
- SELAMLAŞMA
- YAPILAN İYİLİKLERİ BAŞA KAKMA
- HAMD VE ŞÜKÜR
- HAK VE SABIRDA ÖĞÜTLEŞME
- ZAMAN BİLİNCİ
- CUMHURİYET FAZİLETTİR
- HUZURUN YERİ, AİLE
- 1-7 EKİM CAMİLER VE DİN GÖREVLİLERİ HAFTASI



Adnan SARAL
Celal Bozkurt
Coşkun Karabulut
Nuri Kıvrak
Nuri Kuzugüdenlioğlu