YAZARLARIMIZ
Anket

Ömer Faruk Bilgili
HAMD VE ŞÜKÜR
HAMD VE ŞÜKÜR
İnsanın yaratılış gaye ve hikmetlerinden en önemlisi, insan olmanın gereklerini yerine getirebilmektir. Bunun en güzel ifade tarzlarından birisi de, Allah’ın verdiği nimetler için hamd ve şükür görevini yerine getirmeye çalışmaktır.
Övmek, yüceltmek gibi manalara gelen hamd, kendilerine ikram ettiği maddî ve manevî nimetler için, insanların Allah’a şükranlarını ve minnettarlıklarını arz etmesi demektir. Kur’an-ı Kerim’de Yüce Rabbimiz:
“Bizi buna (cennete) eriştiren Allah’a hamdolsun. Şayet Allah bizi doğruya iletmeseydi, bizler doğruyu bulamazdık.”( A’râf,43.)
Kutsal kitabımızın ilk sûresi olan Fatiha’nın, “Hamd, âlemlerin Rabbi Allah’a mahsustur” mealindeki ayet ile başlaması, Rabbi ile kulu arasında, hamd ile şükrün, manevî bir bağ olduğunu göstermektedir. Zira hamd, herhangi bir nimetten dolayı (ele geçsin-geçmesin) nimetin sahibine olan bağlılığı izhar etme, ya rabbi versen de, vermesen de bu benim için hayırlıdır, diyebilmedir. Şükür ise, nimet ele geçtiğinde edinilen menfaatten dolayı teşekkür etme kabilindendir. Dolayısıyla hamd, şükürden daha kapsamlıdır.
Fatiha suresinin, “O, Rahman’dır. Rahim’dir. Mükâfat ve ceza gününün sahibidir” mealindeki 3. ve 4. ayetleri ise, Yüce Allah’ın rahmetine sığınmamızın ve hesap günü için hazırlıklı olmamızın gerekliliğini bize hatırlatır.
Kur’an-ı Kerim’in özeti olarak nitelendirilen ve Âlemlerin Rabbi Allah’a hamd ile başlayan Fatiha sûresinin, “Allah’ım, ancak sana kulluk eder ve ancak senden yardım dileriz. Bizi doğru yola, nimet verdiğin kimselerin yoluna ilet. Gazaba uğramışların ve şaşırmışların yoluna değil” mealindeki son ayetlerinde, sadece Allah’a ibadet edileceği, yardım ve hidayetin yalnız Allah’tan isteneceği kesin olarak belirtilmekte ve tevhîd inancından sapılmaması için dua edilmesi gerektiği, çok vecîz bir üslûp ile vurgulanmaktadır. Zira dua ibadetin özü ve kişinin kötülüklere karşı en büyük silahıdır.
Ayetlerden de anlaşılacağı üzere, Yaratan ile yaratılanlar arasında hamd, büyük bir manevî bağdır. İsrâ sûresinin 44. ayetinde, “O’nu hamd ile tesbih etmeyen hiçbir şey yoktur, fakat siz onların tesbihini anlayamazsınız”( İsrâ,44) buyurulmakta ve Kur’an-ı Kerim’in, kırktan fazla ayetinde, Yaratıcı ile yaratılmışlar arasında hamd ve şükür alakası bulunduğu açıklanmaktadır. Allah-kul ilişkisi insanı kötülüklerden koruyacak ve insanı her zaman iyilik üzere sabit tutacaktır.
İnsanın üzerine düşen, Yüce Allah’ın verdiği nimetlerden dolayı vicdanında, bir minnettarlık ve şükran hissinin uyanması gerektiğidir. Bu hissin ifadesi olan hamd ve şükür, hem söz, hem davranış, hem de fiilî olarak yerine getirilmelidir.
Sonuç olarak sevgili Peygamberimiz, “Her şeyin bir zekâtı vardır, bedenin zekâtı
da oruçtur”( İbn Mâce, “Sıyâm”,44.) buyurarak, her nimetin söz ve fiille yapılan bir şükrü, bir zekâtı olduğuna işaret etmişlerdir. O hâlde, Allah’ın verdiği nimetlere şükür için sadece, “Çok şükür, hamdolsun” demek yeterli değildir. Çünkü sözle yapılan hamd ve şükrün fiilen de yapılması ve ispat edilmesi gerekir.
“Biz onların göğüslerinde kinden ne varsa çekip almışız Altlarından ırmaklar akar Derler ki: "Bizi buna ulaştıran Allah'a hamd olsun Eğer Allah bize hidayet vermeseydi biz doğruya ermeyecektik Andolsun, Rabbimizin elçileri hak ile geldiler " Onlara: "İşte bu, yaptıklarınıza karşılık olarak mirasçı kılındığınız cennettir" diye seslenilecek (Araf,43)
Sen Rabbini hamd ile tesbih et ve secde edenlerden ol (Hıcr,98)
Tüm Yazıları
- TATİLDE CAMİ-ÇOCUK VE KUR’AN BULUŞMASI
- BİRLİK-BERABERLİK ÜZERİNE
- GENÇLİK
- AİLEDE DEVAMLILIK
- TRAFİK KAZALARI VE İÇKİ
- ADAB-I MUAŞERET
- Çanakkale Şehitlerine
- İSTİKLAL MARŞI – MEHMET AKİF ERSOY
- İÇKİ BÜTÜN KÖTÜLÜKLERİN ANASIDIR
- DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI
- MEVLİD KANDİLİ
- VEDA HUTBESİ
- SELAMLAŞMA
- YAPILAN İYİLİKLERİ BAŞA KAKMA
- HAMD VE ŞÜKÜR
- HAK VE SABIRDA ÖĞÜTLEŞME
- ZAMAN BİLİNCİ
- CUMHURİYET FAZİLETTİR
- HUZURUN YERİ, AİLE
- 1-7 EKİM CAMİLER VE DİN GÖREVLİLERİ HAFTASI



Adnan SARAL
Celal Bozkurt
Coşkun Karabulut
Nuri Kıvrak
Nuri Kuzugüdenlioğlu